Çiftçilik yapan Naci Hassun El Kasravi “Umudumuz bu rejimin biran önce devrilmesidir” diyor.
Naci Hassun El Kasravi: Suriye İdlib İli, Kille Köyü’ndenim. 55 yaşındayım. 6 çocuk babasıyım. Yıllardan beri çiftçilik yapıyorum. Traktörüm, kamyonetim, her türlü arazi aracım var. İnsanlar göç etmeye başlayınca onların arazilerini aldım. Göç edenler arazilerini ekmemi ve mahsul zamanında ne kadar kar verirsem kabul edeceklerini söylediler. Yetişkin iki oğlumla arazileri sürdük, hububat ekimine başladık. Ama helikopterler üzerimize uçuyor ve bize taciz atışı yapıyorlardı. Kendi ülkemizde, kendi ordumuz tarafından çiftçilik yapmamız, boş arazileri sürmemiz, gıda üretmemiz engelleniyordu. Bir yandan korku bir yandan araçları çalıştırmak için mazot bulamama. Arazileri ekemedik.
ORSAM: Suriye’de iç savaş öncesi hayatınızı, iç savaşta yaşadıklarınızı ve sizi Türkiye’ye getiren nedenleri anlatır mısınız?
Naci Hassun El Kasravi: Çocuklarım korkuyorlardı. Odunla ekmek pişiriyor, jeneratör ile elektrik üretiyorduk. Benzin ve mazotta karaborsa olunca sadece kişisel ihtiyaçlarımızı alarak Türkiye’ye geldik. Biz çiftçiyiz. Burada yapabileceğimiz bir iş yok. Bazı arazi sahipleri bizleri birkaç gün çalıştırdı. Ancak verdikleri yevmiye ihtiyaçlarımızı karşılamıyordu. 4 odalı bir evde çocuklarım, gelinlerim ve torunlarımla toplam 13 kişi kalıyoruz. Yılbaşı geldi biz daha soba kuramadık. Evimizde doğru dürüst halı, kilim yok. İnce örtülerle, eski battaniyelerle döşedik evi. Zaman zaman elektrik sobası yaksak da Türkiye’de elektrik pahalı olduğundan sürekli kullanamıyoruz. Çeşitli işlerde ırgatlık yapıyoruz. İkinci el eşyalar üzerinde çalışmaya başladık. Ancak bu işi yapan çok olduğundan bir getirisi olmuyor. Zaman zaman çocuklarımla hududu geçiyor ve Suriye’ye gidiyoruz. Evimizde kalan eşyaları getiriyoruz. Terk edilmiş evlerden de ihtiyaç malzemeleri alıyoruz. Gündüz kalabalık oluştuğunda hemen bombardıman başlıyor. Ancak gece karalıkta gidip gelebiliyoruz. Gıdamız yetersiz, soğuktan korunacak giysilerimiz yok. Umudumuz bu rejimin biran önce devrilmesidir. Yoksa fakir ve açıkta kalan tüm Suriyeliler gibi bizlerde sefaletten ve yoksulluktan öleceğiz.
* Bu söyleşi, 27 Aralık 2012 tarihinde Feyyat Özyazar tarafından Hatay’ın Reyhanlı ilçesinde gerçekleştirilmiştir.