Arama Yapın

Aramak istediğiniz kelimeyi yazın

Koordinatörlükler

SUUDİ ARABİSTAN QASSİM ÜNİVERSİTESİ’NİN İLAHİYAT FAKÜLTESİNDE İSLAM KÜLTÜRÜ BÖLÜMÜ YRD. DOÇ. DR. MUHAMMED SELCİ İLE YAPILAN RÖPORTAJ

ORSAM: Sayın Muhammed Selci, kendinizi tanıtabilir misiniz?
 
Muhammed SELCİ: Suudi Arabistan’da Qassim Üniversitesi’nin İlahiyat Fakültesinde İslam Kültürü Bölümü’nde çalışıyorum. Aslen Ürdün’ün Aculun şehri kökenliyim. Lisansımı Ürdün Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nde yaptım. Doktoramı Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nde bitirdim. 2007 yılında Marmara Üniversitesi’nden mezun oldum. Ürdün’e döndüm ve sonra Qassim Üniversitesi’nde Yardımcı Doçent olarak İslam Kültürü Bölümü’nde çalışmaya başladım.
 
ORSAM: Tarık Abdülcelil ile birlikte Prof. Dr. Ahmet Davutoğlu’nun “Stratejik Derinlik” isimli eserini Arapçaya tercüme ettiniz. Neden bu kitabı Arapçaya tercüme etmek ihtiyacı duydunuz?
 
Muhammed SELCİ: Arap ülkelerinden Türkiye’ye okumaya gelen öğrenciler genellikle fen bilimlerini seçiyorlar. İlahiyat ve edebiyat bölümlerinde ise öğrenci sayısı çok azdır. “Stratejik Derinlik” gibi önemli kitapları tercüme etmek için bir kişi Arapça bilmeli ve Türkçesi iyi de bir seviyede olmalıdır. Benden önce birkaç kişi bu kitabın tercümesine başlamışlardı. Ama, başlayanlar aslen Türktü. Türkçeyi iyi biliyorlar ama Arapçaları biraz zayıftı. Tercümeyi teklif eden El-Cezire yayınevi tercümeler zayıf olduğu için kabul etmedi. El-Cezire merkezinde çalışan Dr. Burhan Köroğlu kitabı çevirmemi teklif etti. Yüksek lisansımı Türkiye’de yapmış olmamdan ve Türkçe bilmemden dolayı bu kişilerden daha uygun bir kişi olabilirdim. Sonra Burhan hocayla birlikte tercümelere başladım. Tercümeleri ben yapıyordum, Burhan hoca kontrol ediyordu. Çünkü, Burhan hocanın hem Arapçası hem Türkçesi oldukça iyidir. Kitap tercüme ederken en önemli şeylerden biri budur. Tercümeyi yapan kişinin nasıl Türkçesi güçlüyse Arapçasının da oldukça güçlü olması gerekir. Bilindiği üzere, Stratejik Derinlik kitabının dili oldukça ağırdır. Tercüme ederken cümlelerin Arapçada da aynı seviyede olması lazım. Bundan dolayı tercümenin çok yavaş ve dikkatli bir şekilde yapılması gerekir. Bu nedenle tercüme iki buçuk sene sürdü.
 
ORSAM: Yayınlandıktan sonra Arap dünyasında Stratejik Derinlik ile ilgili nasıl tepkiler aldınız?
 
Muhammed SELCİ: Stratejik Derinlik Arapça yayınlanmadan önce, Arap akademisyenler veya Türk siyaseti ile ilgilenen kişiler, Stratejik Derinlik kitabını nasıl alabiliriz, okuyabiliriz diye bana sıklıkla soruyorlardı. Türkiye’de çok önemli olan bu kitap, diğer ülkelerde de gereken öneme sahiptir. Zaten Ahmet Davutoğlu bir bilim adamı ve strateji uzmanı olarak meşhur bir insandır. Özellikle AK Parti iktidarından beri daha da tanınır olmuştur. En önemlisi, Ahmet Hocanın yazdığı fikirler ve gerekçeler birkaç sene sonra karşımıza çıkmıştır. Kitabın belli bir bölümünde Arap ülkelerindeki Şeriat konusunda birkaç şey yazmıştır. Libya, Tunus, Mısır gibi ülkeler halkın ihtiyaçlarını karşılamak için yeni yöntemler geliştirmezse, bu ülkelerde bir değişim ve istikrarsızlık olacağını yazmıştır ve hocanın söylediklerinin doğru olduğu ortaya çıkmıştır. Türkiye-İsrail ilişkilerine dair tahminler de kitapta bulunmaktadır.
 
ORSAM: Arap Baharı’nın ortaya çıkardığı değişimleri bölgede nasıl görüyorsunuz?
 
Muhammed SELCİ: Bence, Arap Baharı geçmişte yaşananlar dikkate alındığında oldukça doğal bir sonuçtur. Arap Baharı olmadan önce, Arap ülkelerinde iç savaşlar, İsrail ve Filistin meselesi ile ilgili sıkıntılar, iktisadi meseleler ve halkın devletten talebi ve devletin buna cevap vermemesi gibi durumlar, var olan rejimlerin hürriyet, adalet ve özgürlük meselelerinde geride kalması durumlarının tümü Arap Baharı denilen olaylara neden olmuştur. Mısır, Tunus, Libya ve Yemen gibi ülkelerde Arap Baharı’ndan önce ciddi sıkıntılar yaşanıyordu. Mesela, din özgürlüğü konusunda Tunus’ta sıkıntılar yaşandı. Mısır’da ise iktisadi açıdan sıkıntılar vardı. Rejimler, halkların ihtiyaçlarına cevap veremiyordu.
 
ORSAM: Türkiye ile Arap ülkeleri arasındaki yakınlaşmayı nasıl arttırabiliriz? Neler aksıyor, neler iyi gidiyor ve neler yapmak lazım?
 
Muhammed SELCİ: Türkiye, Arap ülkeleri ile aynı medeniyet çerçevesinde yaşıyor. Çünkü Türkiye ve Arap ülkeleri ile aynı dine bağlı insanlardan oluşuyor. Artık milliyetçi devlet kavramı bitiyor. Özellikle Arap ülkelerinde bu durum tamamen bitmiş durumda. En büyük Arap milliyetçilerden biri olan Irak bitti. Suriye’de de durum böyle. Çünkü, İran ile çok yoğun ilişkiler içinde. Bundan dolayı Suriye’ye Arap milliyetçisi demek mantıksız olur. Arap veya Türk milliyetçilikleri de yavaş yavaş bitiyor. Bizim bağlarımız bundan sonra, medeniyet, kültür ve ümmet çerçevesinde olacaktır. Kültürümüz İslam kültürü ve bu kültürün içinde sadece Müslümanlar değil diğer dinlere mensup insanlar da yaşar. İslam kültürü, dini devlet ya da şiddete dayalı din devleti demek değildir. Din ve siyaset arasında yeni bir yaklaşımın olacağı bir medeniyet ortaya çıkacaktır. Bu yaklaşımın modeli ise Türkiye’dir. Arap ülkelerinde oluşan yeni rejimler, din ve devlet ilişkisi ile ilgili ve İslam kültürü veya medeniyet ile ilgili durumlarda model olarak Türkiye’yi alabilirler. Arap ülkelerinin Türkiye’den aldığı bu model nihayette iyi sonuç verecektir. Öncelikle ideolojik çatışmalar bitecek. Çünkü, din ve devlet ilişkisi tüm ülkelerde aynı düzeyde olacak. Eskiden farklı milletlerden olan kişiler çatışıyorlardı. Fakat, şu anda millet düzeyinde çatışma olmuyor. Geriye din kalıyor. Eğer din ve devlet arasındaki ilişkiyi yeni bir model olarak oluşturabilirsek çatışmalar sona erecek ve yardımlaşma olacak.
 
ORSAM: İslam ülkelerinin yakınlaşması nasıl olacak? Sınırları eritebilecek miyiz? Şimdi büyüyen bir çatışma alanını görüyoruz. İran, Irak, Suriye ve diğer ülkelerde kargaşalar yaşanıyor. Bunlar nasıl sona erecektir?
 
Muhammed SELCİ: Bu ülkelerde siyasi iradenin bahsettiğim yönde tam olması gerekir. Ülkelerin kendi çıkarları ile diğer ülkelerin çıkarları çelişmektedir. Bu çelişkiler, büyük ülkelerin de istediği biçimde oluşursa, bu ülkeler arasında çatışmalara neden olmaktadır. Eğer ülkelerde müstakil bir siyasi irade oluşturulursa ülkeler kendi çıkarları için çalışacak. Her ülke de kendi istikbalini düşünecektir. Çatışmaların çözümü konusunda fikirler üreteceklerdir. Eğer bu ülkeler dünya siyaset çerçevesi içinde çalışırsa, bu çalışmalar sadece büyük güçler için gerçekleşecek.
 
ORSAM: Türkiye neden bir model ülke olarak ortaya çıkmaktadır?
 
Muhammed SELCİ: Bunun nedeni, Türkiye’de demokratik seçimlerin olmasıdır. Onun için liderler halk adına konuşabiliyorlar. Diğer ülkelerde ise liderler kendi kendilerine karar veriyorlar veya diğer ülkelerin koyduğu kurallara göre çalışıyorlar. Ama, demokratik ülkelerde cumhurbaşkanı veya başbakan halkın isteklerine cevap verebiliyor ve siyasi irade müstakil oluyor. Bu nedenle, müstakil siyasi iradeye ulaşmak için halkın istediklerinin tam olarak gerçekleşmesi lazım. Rejimlerin demokratik olması ve liderlerin halktan seçilmesi gerekmektedir. Bize dışarıdan gelen ideolojiler bu bölgede ve İslam ülkelerindeki çıkarlarına zarar vermektedirler.
 
 
 
*Bu röportaj ORSAM Başkanı Hasan Kanbolat tarafından Şubat 2012'de Riyad'ta yapılmıştır.

Başlıklar

Bu Yazıyı Paylaşın
Yazdır

Benzer Yayınlar