Arama Yapın

Aramak istediğiniz kelimeyi yazın

Koordinatörlükler

Tesfay Alemseged: “Rönesans Barajı’nın Yapımına İlişkin Güvenlik ve Teknik Detaylarla İlgili Mısır ve Sudan ile İkili İlişkiler Düzeyinde Nil Havzası

ORSAM:  Kendinizden bahseder misiniz?
 
TESFAY ALEMSEGED: Adım Tesfay Alemseged ve bir buçuk yıldır çalışmalarını sürdürmekte olan Etiyopya Su Kaynakları Enstitüsü'nde çalışıyorum. Akademik çevrenin farklı bölümlerindeki sorunların, çok parçalı şekilde işleyen su sektörü ve su tarım ortamı ile ilişkili olduğu; dolayısıyla da akademik kurumların toplumla entegrasyonunun oldukça zayıf olduğu kanısındayım. Bu ise enstitünün kurum dışı bağlantı program koordinatörü olarak benim işimin bir parçası. Entegre müdahalelerin bu bölünmüşlüğü yüzünden özellikle tarım sektörü bir dizi kuraklık sorunundan mustariptir. Gıda güvencesizliği da büyük bir sorun teşkil etmekte ve hükümet ise araştırma ve işletim merkezleri de dahil olmak üzere tüm tarafların uygulama kapasitesini oluşturmak için bir temel strateji olarak çalışmaktadır; böylelikle söz konusu merkezler temeldeki asıl topluluk sorunları üzerine eğilebileceklerdir. Etiyopya'daki mevcut dönüşüm planına baktığımızda, ekonomi ve eğitim alanlarında bazı iyi göstergelerle karşılaşırız. Su sektörü, hâlâ başlangıç evresinde olan önemli sektörlerden biridir. Hükümet üst düzeyde söz konusu meseleye ilişkin çalışmalarını sürdüreceğine dair taahhütte bulunurken, aynı zamanda su sektörüne dayanan hidroenerji üretimi ve güvenlik konusuna da odaklanmaktadır, ancak bölümlere ayrılmış olunması hâlâ kaygı veren bir durumdur. Su politikasında bu çeşit bir eğitim, komşularımızla ve Nil nehri ile entegrasyonun yanı sıra ulusal düzeydeki uygulama faaliyetlerinde de kolaylık sağlamaktadır. Çok uzun zamandır çeşitli uluslararası kurumlardan herhangi bir destek alınmamasına rağmen, özellikle son sekiz yıldır olmak üzere ülkedeki ciddi ekonomik gelişmelerin ardından hükümet yeni çalışmalar yapmak üzere girişimde bulunmuştur. Kendi çabalarımızla bu işin altından kalkabileceğimize inanıyorum ve her vatandaş da bu konuda katkı sağlayacağına ilişkin bağlılığını göstermiştir. Örneğin devlet memurları, aylık asgari maaşlarından feragat etmişlerdir, bu durum ise bizim kapasitemizde çalışma olarak görülmektedir ve böylece ekonomik büyümeyi gerçekleştirebiliriz, buna Büyük Rönesans Barajı diyoruz. Söz konusu baraj yerel kapasiteye dayanarak gerçekleştirilecektir ve hatta bu durum ülkede bir bütünlük, bir fikir bütünlüğü yaratmaktadır. Bildiğiniz gibi Etiyopya, birçok farklı milletten topluluklara ev sahipliği yapmaktadır. Ekonomik büyümenin özellikle temel nokta olan su konusuna odaklanması, farklı gruplardaki her kesim için ortak bir anlayıştır. Dolayısıyla gücün içten geldiğine inanıyoruz ve Sudan, Mısır, Kenya da dahil olmak üzere kıyıdaşlarımız olan ortaklarımızı da buna ekleyebiliriz. Ortak kıyıdaşlarımız var şu an birlikte çalışmalarımızı sürdürmekteyiz. Görüşmelere ve birbirimizi dinlemeye başladık ve bu nedenle de devam etmekte olan Rönesans Barajı'nın yapımına ilişkin güvenlik ve teknik detaylarla ilgili Mısır ve Sudan ile ikili ilişkiler düzeyinde Nil havzası Girişimi (NBI) oldukça iyi bir şekilde devam ediyor.
 
ORSAM: Nil Havzasına ilişkin 2010 Çerçeve Anlaşması ile ilgili neler söyleyebilirsiniz?
 
TESFAY ALEMSEGED: Hâlihazırda çok sayıda devlet bu anlaşmayı imzalamıştır. Henüz imzalamamış olan ve imzalaması beklenen iki ülke ise sadece Mısır ve Sudan'dır. Bu ise, kıyıdaş ülkeler arasında ortaklık potansiyellerini keşfetmek üzere ortak bir vizyon ve ortak bir anlayış yaratmak için büyük bir adımdır.   
 
Aynı zamanda Nil, ortak kaynağa bağımlı olan bir aile olarak toplumlar ve topluluklar içinde kendi etkileşimini yaratmış olan, dünyanın büyük bir nehridir. Bölünmüşlüğü sürdürmek ve ulusal çıkarları ayırmak yerine birlikte çalışıp birlikte refaha erişmemiz gerektiğine inanıyoruz.
 
ORSAM: Büyük Rönesans Barajına ilişkin herhangi bir su tüketim planı var mı?
 
TESFAY ALEMSEGED: Büyük Rönesans Barajı oldukça büyük bir plan ve öncelikli amacı ise hidroenerji üretimi. Ancak bu, Etiyopya'nın elde edilecek suyu tarımsal amaçlı kullanamayacağı anlamına da gelmiyor. Ne var ki, Nil nehrinin suyu dar boğazlardan geçtiği için bölgenin topografyası birtakım engeller oluşturabilir. Ancak şu da var ki, on bir adet nehrimiz var ve Nil nehri bunlardan sadece biri. Ayrıca söz konusu nehir Etiyopya'nın orta kısmını kaplarken, sulama için büyük potansiyeli olan başka nehirlerimiz de bulunmaktadır. Etiyopya büyük bir sulama programı girişiminde bulunmaktadır.        
 
Yağmur suyundan elde edilen sulama sisteminden sulamalı tarım sistemine yapılacak bir değişimle tarım sektörümüzde bir dönüşüme imza atabileceğimizi düşünüyoruz, zira yağmur suyundan elde edilen sulama sistemi, nüfusun büyük oranda artması ve çevre koşullarının da değişime uğraması gibi sebeplerden artık işlerliğini yitirmiş durumdadır. Yüksek alanlarda ve dağlık arazilerdeki tarıma bakıldığında, buradaki durum çiftçilerin ilgili tarım ve sulama teknolojilerini kullanmalarına yardım etmeye ilişkin acil bir çözüm gerektirmektedir. Bunun da ötesinde, sulamaya dayalı olarak ülkedeki şeker fabrikaları için on bir adet büyük şeker kamışı tarlası ekimi gerçekleştiriyoruz. Aynı şekilde hanelere yönelik sulama programı da, tüm ülkeye yayılan ciddi boyutlardaki programlar ve projeler eşliğinde oldukça iyi gidiyor. Bu mesele şimdi tam sulama programının da ortaya çıkmasına yol açmıştır ve değer katma vs. programların, çiftçilerin gözlemlediği bazı sistemik sorunlara da çözüm bulması beklenmektedir.            
 
ORSAM: Son olarak; sulama ve su konularına ilişkin Türkiye ve Etiyopya arasında herhangi bir işbirliği alanı görüyor musunuz?
 
TESFAY ALEMSEGED: Kurumumuzda meslektaşlarımızla birlikte teknoloji transferi, uzmanlık ve bilgi alışverişi gibi konular üzerinde tartışıyoruz. Ve Etiyopya'nın odak noktalarından biri de Türkiye, zira şu anki yaşam düzeyimize rağmen iki ülke arasında birçok benzerlik olduğuna inanıyoruz. Daha iyi çiftçilik ve bahçecilik faaliyetlerinde bulunmak üzere yağmur suyu hasadı ve mevsimsel sel sularını toplama sistemi gibi Türkiye'nin daha iyi olduğu bazı alanlar olduğunu düşünüyoruz.   
 
Üstelik Türkiye'nin Etiyopya'da tekstil ve inşaat gibi sektörlerde çeşitli yatırımları da bulunmaktadır. Su sektörü ise dikkate alınması gereken bir başka önemli sektördür ve ülkelerimiz arasında bilgi alışverişinde bulunulmasının ve potansiyel ortaklıkların keşfedilmesinin, iki ülkenin tarihi ilişkileri açısından etkili olabileceğine inanıyorum. Buna ek olarak, tekstil ve inşaat faaliyetlerindeki ilişkilerimiz Etiyopya için tatmin edici boyutlardadır. Etiyopya'nın en büyük sanayilerinden olan çimento fabrikasının yapımında çalışan Türk şirketlerinden biri ile tanışma fırsatım oldu ve bu durumun ilişkilerimize olumlu yönde katkısı olduğu gibi tarihi ve dini yerlerin bakımı konusunda da Türkiye Etiyopya ile oldukça olumlu ilişkilere imza atmıştır. Aynı zamanda Etiyopya'da birçok Türk ve Necaşi Türk Okulu da bulunmaktadır. Dolayısıyla tüm bu gelişmeler, Türk ve Etiyopya halkı ile hükümetleri arasındaki ilişkilerin tarihi temelini oluşturmaktadır.              
 
ORSAM: Çok teşekkür ederiz.

Bu söyleşi 26 Haziran 2012 tarihinde ORSAM Su araştırmaları Programı Hidropolitik Uzmanı Dr. Seyfi Kılıç tarafından ABD, Boston’da gerçekleştirilmiştir.
 

Başlıklar

Bu Yazıyı Paylaşın
Yazdır

Benzer Yayınlar