Doç. Dr. Oğuzlu: Sayın hocam Uluslararası Antalya Üniversitesi’nin eğitim felsefesinden kısaca bahseder misiniz?
Prof. Dr. Göktepe: Uluslararası Antalya Üniversitesi çağın ihtiyaçlarını dikkate alarak hem Türkiye’de hem de dünyada etkili olabilecek nitelikli öğrenci yetiştirmeyi hedefleyen, gerek Türk akademiyasına gerekse dünya akademiyasına katkıda bulunmayı arzulayan, çok kültürlü ve çok renkli bir ortamda İngilizce’nin tabi olarak konuşulduğu bir kampüs ortamı yaratmaya çalışan ve bu sayede ilim âlemine kaliteli bir katkı sunmayı kendisine hedef edinmiş ve eğitim-öğretim hayatına 2012- 2013 yılında başlayacak olan bir üniversitedir.
Doç. Dr. Oğuzlu: Hocam, Türkiye’nin malumunuz olduğu üzere son 10 yıldır içeride ve dışarıda yaşamakta olduğu bir dönüşüm süreci var. Uluslararası Antalya Üniversitesi ile bu dönüşümü nasıl ilişkilendirebiliriz? Yeni Türkiye ve yeni üniversiteler tarzı bir anlayıştan bahsedebilir miyiz? Uluslararası Antalya Üniversite sizce bu anlayışın neresinde duruyor?
Prof. Dr. Göktepe: UAÜ yeni Türkiye’nin yeni kodları ile örtüşen bir yapıda kurgulandı. Öğrencisiyle, öğretim üyesiyle ve metodolojik yenilikleriyle UAÜ yeni Türkiye’nin ihtiyaçlarını karşılayabilecek eğitilmiş insan yetiştirmeyi hedeflemektedir. UAÜ yeni Türkiye’nin dış politikasına, ekonomisine, uluslararası ticaretine katkı sağlayabilecek bir tarzda kendisini yapılandırdı. Bu çerçevede yeni Türkiye’nin kodları ile örtüşen yeni bir üniversite formatı ile şekillendirildi. Bu bağlamda da uluslararası öğrencisi, uluslararası öğretim üyesi profili ve uluslararası ortak projeleri merkeze çekme anlayışıyla yoluna devam edecek. Bu manada örneğin Uluslararası İlişkiler bölümünü sadece normal bir eğitim-öğretim yapan bir bölümden ziyade hem bu işi yapan hem de dünyadaki trendlere paralel olarak düşünce kuruluşu formatında kurguluyoruz. Bununla ilgili çalışmalarımız devam ediyor.
Doç. Dr. Oğuzlu: Hocam, Uluslararası Antalya Üniversitesini bir butik üniversite olarak tanımlamak sizce doğru mudur? Siz bu butik üniversite anlayışını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Prof. Dr. Göktepe: Bizim butikten anladığımız hem tematik hem de yatay büyümeyi önemsemeyen, kaliteyi merkeze çeken, kendi içinde bir standardı olan bilinçli bir tercihle derinlemesine ilerlemeyi hesaplayan bir üniversite formatıdır. Bu devrin üniversitelerinin bu yapıyla gidebileceği fikrinden yola çıkarak böyle bir tanımı kendimiz için uygun ve doğru bir tanım olarak kabul ediyoruz.
Doç. Dr. Oğuzlu: Yani yataylamasına değil derinlemesine bir büyümeyi hedefliyorsunuz?
Prof. Dr. Göktepe: Derinleme ve dikey büyümeyi merkeze çeken, kaliteyi merkeze çeken, cemiyetten ziyade keyfiyeti merkeze alan bir anlayışla bu tanımlama bizim için doğrudur diyoruz. Orta ve uzun vadede maksimum 5000 kişilik bir kampüste eğitim-öğretim standardından taviz vermeden yola devam edecek bir anlayışı benimsedik.
Doç. Dr. Oğuzlu: Hocam, son yıllarda gözlemlediğimiz diğer bir olgu da devlet üniversiteleri ve vakıf üniversitelerinin sayısında büyük bir artış olduğudur. Öncelikle bu süreci nasıl yorumluyorsunuz? UAÜ’ni son zamanlarda açılan diğer üniversitelerden farklı kılan faktörler sizce nelerdir?
Prof. Dr. Göktepe: Türkiye’de üniversite açılması Türkiye’nin lehinedir. Ben işin o tarafındayım. Yani açılsın açılmasın tartışmasında açılmasından yanayım. Çünkü Türkiye’nin hala eğitim-öğretimde alması gereken mesafeler olduğunu düşünüyoruz ve uluslararası gelişmiş ülkelerin istatistiklerinde işte nüfus ve üniversite sayılarına baktığımız zaman Türkiye’de hala gidilebilecek yol olduğunu düşünüyoruz. Ancak burada tabi sayısal büyümeden ziyade içinin iyi doldurulması, öğrenci memnuniyetinin olması, bilim dünyasına reel değer olarak katkıda bulunması ve uluslararası ilişkilerinin de sağlam zemine oturtulmasını önemsiyoruz. Biz bu manada ilk kuruluşundan itibaren üniversitemizi dış dünyaya açık, dış dünyayla yakın işbirliği ve ilişki içerisinde olan ve dış dünyadaki gelişmeleri yakın takip eden bir yapıda kurguladık. Bunun delilleri olarak uluslararası öğrenci oranımız Türkiye’de en yüksek olup %23 civarındadır. Türkiye’de yabancı öğrenci oranı ortalama %1, şu anda en yüksek öğrencisi olan üniversite %9, ancak biz ilk kuruluş yılımız itibarıyla %23 ile başlıyoruz. Dolayısıyla bu bile başlı başına üzerinde durulması gereken bir husustur. Yani kısacası her 4 öğrencimizden 1’inin yurt dışından geldiği dikkate alınırsa bu yüksek bir orandır. Öğrencilerimiz eğitimlerini çok kültürlü bir ortamda alırken sosyal ve kültürel manada da kendilerini 4-5 yıllık bir süre içinde oldukça geliştirmiş olacaklardır.
Doç. Dr. Oğuzlu: Hocam, üniversitenin Antalya şehrinde kuruluyor olmasının üniversiteye getireceği avantajlar ne olabilir?
Prof. Dr. Göktepe: Antalya kendi özelinde bir marka, turizmde bir marka, tarımda bir marka ticarette de önemli değeri olan bir şehirdir. Biz Antalya’yı da eğitim alanında özel bir marka haline getirmeye çabalayacağız. Bu çerçevede de Antalya’da kurulmuş olmamız bizim için başlı başına bir avantajdır diye düşünüyoruz. Özellikle uluslararası arenadan gelecek öğrencilerin tabi olarak Antalya’yı tercih etmesi makuldur ve mantıklıdır. Bu bizim lehimizedir diye düşünüyoruz. Antalya’nın çok renkli olmasının ve çok farklı ulustan insanın bir arada yaşıyor olmasının üniversitemizin lehine olduğunu ve bu durumun sosyolojik manada öğrencilerimize rahatlatıcı bir ortam sunacağını düşünüyoruz.
Doç. Dr. Oğuzlu: Hocam, Antalya’nın kendi ikliminden kaynaklanan faktörlerin ve ulaşım açısından dünyaya açık bir şehir olmasının üniversitenin cazibesini arttıracağını iddia edebilir miyiz?
Prof. Dr. Göktepe: Elbette ulaşım imkanların kolay oluşu, iklimin müsait oluşu öğrenciyi cezbeden hususlardır. Öğrenciler bu faktörleri de tercih yaparken dikkate alacaklardır.
Doç. Dr. Oğuzlu: Hocam, peki üniversitemizin akademik yapısından genel hatlarıyla bahsedebilir misiniz? Yapılanmaya ve akademik kadroya ilişkin neler söylemek istersiniz?
Prof. Dr. Göktepe: Üniversitemiz bu yıl itibarıyla 4 ayrı fakülte ve 9 bölümle eğitim-öğretim hayatına başlayacak. Mühendislik fakültemiz içinde 4 ayrı bölüm var: Elektrik-elektronik mühendisliği, Bilgisayar Mühendisliği, Endüstri Mühendisliği ve İnşaat Mühendisliği. İktisadi ve İdari Bilimler Fakültemizde 3 bölüm var: Ekonomi, İşletme, Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler. Hukuk Fakültesi ve Turizm Fakültesi de diğer fakültelerimiz. Akademisyen profiline baktığımız zaman şu an itibariyle yaklaşık 30 civarında bir akademisyenimiz var. Bunların %80’ni ihtisasını yurt dışındaki kaliteli üniversitelerde diğerleri de Türkiye’nin fevkalade kendini ispat etmiş nitelikli marka değeri olan üniversitelerinde yaptılar. Bununla birlikte akademisyenlerimizin yaş ortalaması son derece dinamik ve genç. Üretken bir yaş grubunu tercih ettik. Bununla birlikte İngilizce okutmanlarımıza baktığınız zaman bunların yaklaşık %60’nın ana dilinin İngilizce olduğunu görüyoruz. Bu çerçevede ABD’deki Wisconsin Üniversite ile yaptığımız anlaşma gereği en nitelikli İngilizce hocalarını kadrolarımıza dahil ettik.
Doç. Dr. Oğuzlu: Hocam, biliyoruz ki açılmakta olan birçok yeni üniversite Hukuk Fakültesi açmak için YÖK’e başvuruyor ve bunların çoğunun başvuruları reddediliyor. UAÜ bu yöndeki başvurusunda başarılı oldu. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?
Prof. Dr. Göktepe: Vallahi ben çeşitli vesilelerle bunu sorduğum zaman bana verilen cevap manidardı. ‘İyi, kaliteli ve nitelikli bir ekiple işe başladınız, dolayısıyla bizde bunu gayet pozitif gördük ve olumlu kanaat belirttik’ şeklinde bize geri dönüşler oldu. Türkiye’de ender olan bir şey oldu ve kendi vakıf üniversitemizde dinamik bir ekiple Hukuk fakültemizi kurduk. Hocalarımız kendi alanlarında kalitelerini bizzat göstermiş arkadaşlar ve Hukuk fakültemiz eğitim dili %30 İngilizce %70 Türkçe olarak eğitim-öğretime başlayacak. Türkiye’de Hukuk fakültelerine olan teveccühü biliyoruz ve biz öğrencilerimizin en kaliteli bir şekilde mezun olmalarını önemsiyoruz.
Doç Dr. Oğuzlu: Hukuk fakültesinin toplamda kaç öğrencisi olacak?
Prof. Dr. Göktepe: Hukuk fakültesine 100 öğrenci alacağız. Bunlar tabiatıyla tam burslu, %50 burslu, % 25 ve ücretli olmak üzere 4 ayrı kategoride olacaklar.
Doç. Dr. Oğuzlu: Yabancı dilde eğitime nasıl bakıyorsunuz?
Prof. Dr. Göktepe: Yabancı dilde eğitim ilk planda itici gelse de dünyadaki trend ve şartlar bizi bu şekilde bu davranmaya sevk etti. Uluslararası olmanın gereği, Antalya’da olmanın gereği ve dünya ile entegrasyonun gereği olarak İngilizce eğitimin öğrencilerimiz açısından faydalı olacağına karar verdik. Türkiye’de maalesef İngilizce eğitimine karşı bir fobi oluştuğunu da biliyoruz. Bizim hedeflerimizden birisi de bu İngilizce fobisini yenmek. Bu amaçla Amerika’daki Wisconsin Üniversitesinin dil bölümü ile anlaşma imzaladık. Bu çerçevede nitelikli hocaları temin ettik. Artı metot meselesiyle ilgili yeni stratejiler yetiştirdik. NLP metodu dahil olmak üzere yepyeni tekniklerle hocalarımızı eğiterek, öğrencilerimizi bu işe hazırlayarak, İngilizcenin maksimum düzeyde gerek günlük hayatta gerek akademik hayatta verimli bir şekilde öğrenilmesi için özel çalışmalarımız oldu. Okuma salonları, yazma salonları, sinema salonları ve online editing dediğimiz sistemle öğrencilerimizi 24 saat destekleyerek onların motive olmalarını sağlayacağız.
Doç. Dr. Oğuzlu: Bölüme geçtikten sonra da tahmin ediyorum ki İngilizce eğitim devam edecek.
Prof. Dr. Göktepe: Bölüme geçtikten sonra da minimum 2 yıl boyunca akademik İngilizce düzeyinde dersler devam edecek. Bu bağlamda farklı akademik disiplinlerde uzmanlaşmış İngilizce hocalarını seçtik. Bunu çok önemsiyoruz.
Doç. Dr. Oğuzlu: Hocam, üniversitenize ait bir öğrenci politikası var mı? Öğrenci seçiminde dikkat ettiğiniz hususlar nelerdir?
Prof. Dr. Göktepe: Biz gerçekten nitelikli ve başarıya susamış gençlerin burada olmasını istiyoruz. Dünyaya açık insan profili oluşturmak amacıyla yola çıktık. Nitelikli hocalarımızın karşısında nitelikli bir talebe topluluğu olursa paydaşların frekans uyumu olur düşüncesindeyiz. Bu gerek üniversitemizin başarısı gerekse de Türk akademiyasına üretken insan yetiştirme noktasında önemsediğimiz bir hedeftir.
Doç. Dr. Oğuzlu: Hocam, burslar hakkında biraz bilgi verebilir misiniz?
Prof. Dr. Göktepe: Burslarımız başarıya endeksli olup merkezi sınav sonuçlarına göre tam, yarım ve %25 burs şeklindedir. Tam burs alan öğrenciler bize ücret ödemeyeceği gibi yurtlarda da ücretsiz konaklayabilecek, derecesine göre 2000’den 750 TL’ye kadar bizden aylık harçlık alabileceklerdir. %50 burs durumunda öğrenim ücretinin yarısı tahsil edilecektir. Ayrıca başlangıçta paralı kayıt olan öğrencilerimiz gösterecekleri başarı oranında burslu öğrenci kategorisine geçebileceklerdir.
Doç. Dr. Oğuzlu: Hocam, öyle anlıyorum ki öğrencilerimize gereken bütün kolaylıklar gösterilecek.
Prof. Dr. Göktepe: Elbette, artı burs kesilme olayı olmayacaktır, artı öğrenci farklı kategoride girse bile sene içinde 1. sınıftan itibaren tutturacağı not ortalamasına göre bursun miktarı daha yukarılara çıkabilecektir.
Doç. Dr. Oğuzlu: Hocam, yabancı öğrencileri alırken hangi kriterlere bakacaksınız?
Prof. Dr. Göktepe: Şu ana kadar 25 ülkeye gidildi ve bize 5000 civarında bir müracaat var. Bunların içinden toplam 122 yabancı öğrenci alacağız. Bu konuda en temel kriter bu öğrencilerin kendi ülkelerindeki ulusal sınavlarda gösterecekleri performanstır. Bununla birlikte biz bu öğrencileri aralarında mukayese edecek ve gerekiyorsa sınavlara tabi tutacağız. Bunların içinden en iyilerini ve en kalitelilerini seçmeye çalışacağız.
Doç. Dr. Oğuzlu: Hocam, şu ana kadar üniversitenin genel felsefesi ile ilgili sorular sorduk. Röportajı bitirmeden önce özel bir soru sormak istiyorum size. Sizi yeni açılmakta olan böyle bir üniversiteye getiren sebepler nelerdir?
Prof. Göktepe: Evet bizi buraya getiren faktörlere bakacak olursak birincisi bu üniversitenin vizyonu ve misyonu bizi etkiledi. Yepyeni bir üniversite ve Antalya’da kuruluyor. Bu işin Antalya’da fevkalade verimli ve başarılı olacağına inanarak yola çıktık ve kanaatimizi bu yönde kullandık. Daha önce 5 yıl çalıştığımız üniversiteden ayrılarak Uluslararası Antalya Üniversitesi’ne geldik. Hedefimiz bugüne kadar edindiğimiz birikimimizi ve tecrübemizi buraya aktarmak. Ana gayemiz bir vakıf üniversitesi nasıl daha verimli yapılabilir, nasıl daha iyi çalışabilir ve nasıl daha huzurlu olabilirdir. Bu düşüncelerle yola çıkarak Antalya’da Aralık 2011 itibarıyla göreve başlamış bulunuyoruz.
Doç. Dr. Oğuzlu: Hocam son olarak söylemek istedikleriniz nelerdir?
Prof. Dr. Göktepe: 398’i Türkiye’den 122’si de yurt dışından olmak üzere toplam 520 öğrenci ile eğitim-öğretime 2012-2013 yılında başlıyoruz. Bu kontenjan sayımız YÖK’ten onaylandı ve ÖSYM’nin kataloguna böylelikle girmiş oldu. Biz gerçekten hem Türkiye’nin hem de dünyanın başarılı ve dinamik gençlerini bekliyoruz. Zira biz dinamik ve üretken bir kadro ile yola çıktık. Kadromuz gerçekten dünyanın en iyi üniversitelerinden mezun ve dünyadaki en son gelişmelerin bizzat içinde. Burada güzel işlere imza atacaklarına inanıyoruz. Biz öğrenci ve öğretim üyelerimiz arasındaki diyalogumuzu çok önemsiyoruz. Öğretim üyelerimiz gerek öğrenim gerekse de mezuniyet süreçlerinde öğrencilerimizle yakın temasta olacaklar ve onlara devamlı surette rehberlik yapacaklardır. Öğrencilerimizin kariyer planlamalarına katkı sağlayacaklardır. Kurumsal organizasyonumuzu bu çerçevede şekillendirdik. Hocalarımız ve öğrencilerimiz arasındaki ulaşılabilirliği sağlamak adına gereken ortamı yaratıyoruz. Öğrencilerimize konaklama açısından da yardımcı oluyoruz ve bu yıl itibarıyla kampüste bir yurdumuz olacak. Yaklaşık 180 kişilik bir yurdumuz da şehirde olacak. Toplam 280 öğrenciye şimdiden yurt imkanı sağlamış durumdayız. Antalya’da açılan birinci vakıf üniversitesi olmamız itibarıyla bu teşebbüse katkı sunan insanları takdirle değerlendiriyorum. Bizden sonra Antalya’da yeni üniversiteler açılacağına inanıyoruz ve bunun olmasını arzu ediyoruz. Sonuç itibarıyla hem Antalya’nın hem de Türkiye’nin kazanmasını istiyoruz. Antalya’dan ve Türkiye’den dünya ilmine katkıda bulunmayı da fevkalade önemsiyoruz. Aslında burada yapılan işlerden birisi de beyin göçünü Antalya’ya çevirmektir. Zira ekibimizin profiline baktığımız zaman bu insanlar bilinçli bir şekilde Antalya’yı ve bizim üniversitemizi tercih etmişlerdir.
Doç. Dr. Oğuzlu: Sayın Hocam değerli vaktinizi ayırdığınız için teşekkür ediyoruz. Biz de ORSAM olarak yeni kurulmakta olan üniversitenize sonsuz başarılar diliyoruz.
Prof. Dr. Göktepe: Biz de bu vesile ile ORSAM’a ve ekibine çok teşekkür ediyoruz. İnşallah çalışmalarınız başarıyla devam eder. Biz de ORSAM tarzı hizmet veren düşünce kuruluşlarıyla işbirliği yapmak istiyoruz. Çünkü az önce bahsettiğimiz gibi Uluslararası İlişkiler bölümümüzü kısmen düşünce kuruluşlarına katkı sağlayacak ve bunlardan istifade edecek şekilde kurguluyoruz. Bu çerçevede ortak projelerde beraber olmayı umuyoruz. Nitekim güzel ürünler ve ihtiyacı karşılayacak yeni değerlendirmelerin ortaya çıkacağını düşünüyoruz. Bu vesile ile ORSAM ailesine tekrar teşekkür ediyoruz.
* Bu röportaj 19 Haziran 2012 tarihinde Ortadoğu Analiz dergisi editörü Doç. Dr. Tarık Oğuzlu tarafından gerçekleştirilmiştir.