Prof. Dr. Hemmam Said: “İhvan, Talepleri Yürürlüğe Girene Kadar Seçimleri ve Mevcut Sistemi Boykot Etmeye Devam Edecek”
Ürdün İhvan-ı Müslimin genel başkanı Prof. Dr. Hemmam Said ile Ürdün’deki Arap Baharı hakkında konuştuk. Prof. Dr. Said’e Ürdün’de baharın neden kısa sürdüğünü ve Kral'dan isteklerinin ve beklentilerinin neler olduğunu sorduk. Bunun yanında Ürdün’deki İhvan’ın Mısır’daki İhvanla ve Suudi Arabistan’daki Selefilerle ilişkilerinin genel bir değerlendirmesini istedik. Son olarak, İhvan’ın Suriye olaylarındaki İran'a bakış açısını sorduk.
BOZKURT: Sayın Said öncelikle ORSAM okurları için lütfen kendinizi tanıtabilir misiniz?
SAİD: Ben Abdurrahim Hemmam Said. Ürdün Müslüman Kardeşler genel murakıbıyım (başkanıyım). 2003'te Müslüman Kardeşler'e genel murakıb yardımcısı olarak seçildim. 2008'de de genel murakıb olarak seçildim. Bu görevde 5. yılımı geçirmekteyim. 1977'de Ezher Üniversitesi'nden mezun oldum. Peygamber Efendimiz'in Hadis-i Nebevisi ile ilgili doktora yaptım. Doktoradan sonra Amerika'da Philadelphia Üniversitesi'nde dinlerin karşılaştırılması üzerine çalışmalar yaptım. 11 yıl Ürdün Üniversitesi Şeriat Fakültesi'nde hocalık yaptım. Siyasi sebeplerden dolayı üniversiteden ayrıldım. 1989-1997 yılları arasında halkın teveccühü ile meclise girdim ve siyasi çalışmalarda bulundum. 1997'deki seçimleri protesto ettik. Çalışmalarımızı siyasi arenada sürdürüyoruz. Evliyim, 4'ü kız 5'i erkek 9 çocuğum ve 27 torunum var.
BOZKURT: Sayın Said üniversiteden siyasi sebeplerden dolayı ayrıldığınızı söylediniz. Biraz daha ayrıntılı bahsedebilir misiniz, sizi erken emekliliğe zorlayan sebepler nelerdi?
SAİD: O zamanlar Ürdün örfi hükümlerden geçiyordu. Hükümete ve sisteme yapılan her türlü eleştiri bir şekilde cezalandırılıyordu. Üniversitelerde, resmi görevlerde hatta özel işlerde dahi insanlar baskı altında idi. 1988'de bir Cuma hutbesinde siyasilerin Batı Şeria ile alakalı aldığı kararı eleştirdim. Ürdün'ün Batı Şeria'dan vazgeçmesi kararının bütün Filistinlileri korumasız bıraktığını söyledim. Hakikaten de korumasız kaldılar. Sadece Ürdün Sivil Hizmet Divanı'nda çalışan 120 bin Filistinli vardı. Bu insanlarla bağlantı kesildi ve bir anda yalnızlığa terkedildiler. Bu olup bitenlere verdiğim bir tepkinin neticesidir üniversiteden ayrılışım.
BOZKURT: Ürdün İhvan-ı Müslimin cemaatinin genel başkanı olarak hareketin Mısır'daki İhvan ile yakınlık derecesi nasıl açıklıyorsunuz?
SAİD: Cemaate fikri açıdan baktığınızda ortada tek bir cemaat görürsünüz. Sistemi, hedefleri, amaçları, terbiye eğitimi aynıdır. Vel hasılı Cemaat bütün bölgelerde tek hedeflidir. Bu hedeflere ulaşmak adına uyguladığı metodlar bile tektir. Ancak bütün bölgelerde kendi bölgesine göre farklı yönetim şekilleri vardır. Bizim Ürdün'de Şura meclisi, yürütme kurulu ofisi, genel gözlemci ofislerimiz var. Ürdün'deki özel işlerle ilgili kararlarımızı, örneğin parlamento seçimlerine, belediye seçimlerine, sendikalara, odalara katılma veya katılmama kararımızı ülke içinde bağımsız bir şekilde alırız. İhvan her ülkede böyle çalışır. Çünkü her ülkenin kendine has özellikleri bulunmaktadır. Genel Yönetim bölgedeki diğer cemaatlerin içişlerine karışmaz. Bu anlamda bir hegemonya bulunmamaktadır. Özetle, belirttiğim gibi çalışma yöntemleri büyük ölçüde birbirine benzer ancak siyasi kararlar alınırken o ülkenin içindeki durum göz önüne alınır.
BOZKURT: Ürdün, Suudi Arabistan'a coğrafi olarak yakın olması hasebiyle Selefilikten ciddi anlamda etkilenen bir ülke. Ürdün İhvan-ı Müslimin cemaatinin Selefiliğe bakış açısını nasıl değerlendiriyorsunuz?
SAİD: İhvan-ı Müslimin olarak Selefi kardeşlerimizle davamız birdir. Akidevi olarak aynı inanca sahibiz. İki ekol de Ehl-i Sünnettir. Sadece organizasyon yönü ile birbirimizden ayrılırız. İhvan'da biat vardır, Selefilikte yoktur. İhvan'da tek yönetim vardır, Selefilikte yoktur. İhvan'ın metodu ve siyaset işi vardır. Selefi kardeşlerimizin işleri ilmi alanlarda yoğunlaşır. Örneğin onlar işlerini hadislerin sağlıklı mı zayıf mı olduğunu araştırmak olarak görür ve bu şekilde İslam'a hizmet ederler. İhvan'ın sahip olduğu gibi temel bir nizamı ve kanunları yoktur. İyi planlanmış bir kanunu olan İhvan siyaset çalışmaları kapsamında Sufilik, Selefilik ve Tebliğ Cemaati gibi bütün Ehl-i Sünnet grupları içinde barındırır. Ürdün'de İhvan'ın içinde mezkur gruplara bağlı kişilerden birçok üye bulabilirsiniz.
BOZKURT: Ürdün Arap Baharının mahiyetine geçmeden önce katılımcıları ile ilgili bir soru sormak istiyorum. Filistinli-Ürdünlü ayrımından hoşlanmadığınızı biliyorum ancak meydana inenlerin genelde Filistinliler olduğu ve Ürdünlülerin yeterince destek vermedikleri söyleniyor. Bu yorumları nasıl değerlendiriyorsunuz?
SAİD: Ben bu yorumlara katılmıyorum. Sahada olanların ekseriyeti Ürdün asıllılardı. Şu an için de reformlar noktasında hareketli olan Ürdünlülerdir. Ve Filistinlilerin katılması için bir hareketliliğe ihtiyaç vardır.
BOZKURT: Sayın Said müsadenizle Arap Baharı ile ilgili soruma geçmek istiyorum. Ürdün'de Arap Baharı başladı ve çok kısa bir sürede bitti. Neden bu kadar kısa sürdü? İhvan'ın talepleri ne idi? Süreçten bahseder misiniz?
SAİD: Öncelikle şunu belirtmeliyim ki Ürdün'deki İhvan hareketi, Tunus ve Mısır'daki İhvan (devrim) hareketlerinin önündedir. Biz taa 2005'te ıslah projesi sunduk ve projenin neticesinde 2007 parlamento ve belediye seçimlerine girdik. Ve o seçimlerde her çeşit oy sahtekarlığını gördük. Bunun neticesinde 2010'da Tunus ve Mısır olaylarından önce seçimlere girmeyeceğimizi ve seçimleri protesto edeceğimizi ilan ederek sistemin ıslahı için proje başlattık. Bu projenin yanı sıra güneyde, kuzeyde, şehirlerde, köylerde ve merkezde geniş halk hareketleri başlattık. Bu hareketler ve projemiz hala devam etmektedir yani bitmiş değildir. Şu anki sistem anayasa değişiklikleri yapmaya çalışıyor ancak yeterli ve ikna edici değil. Talepler mevzusuna gelince, parlamentoda çoğunluk sisteminin sağlanmasını bunun anayasa metni ile garanti altına alınmasını istedik. İdare halkın iradesi ile başa gelmelidir dedik. Türkiye, Tunus ve şu an Mısır'da olduğu gibi. Şimdiye kadar isteklerimiz gerçekleşmedi ancak biz hem isteklerimizin arkasındayız hem de halk hareketimiz devam etmektedir.
BOZKURT: Suriye'de muhalifler başından beri nizamın düşmesi ve değişmesi talebi ile meydandalar. Sizin böyle bir talebiniz oldu mu ve olacak mı?
SAİD: Biz nizamın düşmesini talep etmiyoruz sadece ıslahını istiyoruz. Ürdün'ün kraliyet çerçevesi altında bekasını istiyoruz. Çünkü Kral, Krallık anayasasına en yakın kişidir. Ancak kral başbakanı seçmekle yükümlü olmamalıdır. Biz başbakanın halk tarafından veya parlamento tarafından seçilen biri olmasını talep ediyoruz. Millet meclisinin çok daha güçlü olmasını istiyoruz. Çözüm üretebilen bir kaabiliyete sahip olmasını istiyoruz. Ve Ayan Meclisinin de halk tarafından seçilmesini istiyoruz. Değişiklikler sistemin bekası için. Lakin sistemin ıslahı içten olmalıdır. Suriye'de iş bambaşka. Beşar Esed'in sistemi kanlı bir sistemdir. Orda insanlara kanlı bir şekilde muamele ediliyor. Bildiğiniz gibi kadınlar, çocuklar topluca öldürülüyor. Ürdün gerçekte tarihinde bu tür bir kan akıtılmasına ve katliam yapılmasına şahitlik etmemiştir. Her zaman karşıt görüşler bir arada çalışmıştır. Belli başlı baskılar olmuştur ancak kan akıtılıp katliamlar yapılmamıştır.
BOZKURT: Talepleri gerçekleştiği takdirde İhvan sistemle barışmış mı olacak?
SAİD: Biz inanıyoruz ki ıslahatlar gerçekleştiğinde yönetim, idare halkın kontrolünde olacaktır. Halk millet meclisini seçer, hükümeti seçer. Bu merhaleye gelirsek bunun dışındakiler bizi ilgilendirmiyor. Çünkü hürriyet, adalet ve özgür yönetim gerçekleşmiştir.
BOZKURT: Ürdün'deki en geniş tabana sahip İslami hareket İhvan-ı Müslimin olarak kabul ediliyor. Son seçimleri boykot ettiniz ve katılım %50'nin altında kaldı. Sandığa gitmeyenlerin ne kadarını temsil etiiğinizi düşünüyorsunuz.
SAİD: Öncelikle katılım %50'nin altında kaldı ifadesinden ziyade % 20'ye varmadı dersek daha doğru olur. İkisi de %50'nin altıdır ancak ikinci ifade ne kadar altında kaldığının görülmesi açısından önemlidir. Ürdün halkının çoğunun oyunu alacak İhvan dışında organize bir parti bulunmamakta. Bunu biz değil bizim dışımızdakiler itiraf ediyorlar. 1989'da seçimlere girdik. Az milletvekili adayı göstermemize rağmen halkın 1/3'nün oyunu aldık. Ardından bizi uzaklaştırmak istediler ve bir kanun çıkararak cemaatin hacmine göre (aldığı oya göre) değil kendisine verilen kotaya göre vekil çıkarmasına sebep oldular. Türkiye'deki sistem bizde uygulanıyor olsa %60-%80 aralığında bir oy bize gelir ve ona göre temsil hakkımız olur.
BOZKURT: Sayın Said, Ürdün halkının net olarak kaçta kaçını temsil ettiğinizi söyleyebilirsiniz.
SAİD: Net bir rakam vermem için geniş çaplı bir araştırmaya ihtiyacımız olabilir. Ancak çok rahat diyebilirim ki Ürdün halkının kahir ekseriyetini temsil ediyor ve duygularına tercüman oluyoruz.
BOZKURT: Önümüzdeki süreçte seçimler olacak. İhvan önümüzdeki seçimlere katılacak mı?
SAİD: Biz seçimleri bütün yönleri ile protesto edeceğimizi ve seçimlere katılmayacağımızı ilan ettik.
BOZKURT: Sayın Said, müsadenizle son sorumu da bölgedeki olaylara dair sormak istiyorum. Malumunuz Suriye meselesi dünya gündeminde. Suriye'yi destekleyen bir İran var. Ancak İran'ın Suriye'ye olan desteğinin akidevi olmayıp kendi güvenlik kaygıları nedeniyle siyasi olduğunu ifade edenler var. İran'ın bu tutumu ile ilgili ne söylemek istersiniz?
SAİD: Biz Suriye'nin, Suriye sistemini destekleyen İran'ın, Lübnan'da Hizbullah'ın, Irak'ta Nuri el-Maliki'nin ve onların sahip oldukları siyasetlerin felsefesini yapmak istemiyoruz. Ancak bu siyaseti kınadığımızı belirtmek istiyoruz. Bu despot ve otoriter rejime destek verenler kan akmasına, çocukların ölmesine, insanların toplu şekilde yok edilmesine ve yaşadıkları binaların başlarına yıkılmasına sebep olmaktadırlar. İran'ın durumuna baktığımızda bu davranışa sebep olan dürtüler, nedenler çıkar siyaseti veya inançla alakalıdır. Ne fark eder. Meydana gelen sonuca bakıyor ve bu durumu kınıyoruz. İran kesinlikle davranışlarını gözden geçirip değiştirmelidir. Halkına ve halkının isteklerine bakmalıdır. Kesinlikle despot sistemlerin yanında olmamalıdır.
BOZKURT: Sayın Said, değerli vaktinizden ayırdığınız için çok teşekkür ederim.
SAİD: Ben teşekkür ederim.
*Bu röportaj Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü öğretim elemanlarından Araş. Gör. Abdulgani Bozkurt tarafından 7 Ağustos 2012 tarihinde Amman’da, İhvan`ın Genel Merkezinde gerçekleştirilmiştir.