Gül Atmaca, Ortadoğu Araştırmacısı
Dünyanın hiçbir yerinde yasaklar, baskı ve zulüm artık eskisi gibi gizli kalmaz derken İran’daki akıl almaz uygulamalara her geçen gün yenileri ekleniyor. İran’daki üniversitelerin sosyal bilimler bölümlerine kısıtlamalar getirildi.⊃1; Kısıtlama getirilen bölümler arasında gazetecilik, iletişim, hukuk, felsefe, psikoloji, siyaset bilimi, kadın araştırmaları ve insan hakları var. Ülkenin belli başlı üniversiteleri en azından bu yıl için yukarıdaki bölümleri açmayacak. Aslında, bu karar geçen yıl alınmıştı ancak kapsamının giderek genişlediği görülüyor. Resmi kaynaklar, mevcut bölümlerin, müfredatın ülkenin ve günün ihtiyaçlarına göre değiştirilmesi amacıyla askıya alındığını söylüyor. Kısıtlamayı savunanlar, bu bölümlerden çok sayıda kişinin mezun olduğunu ancak iş bulamadığını iddia ediyor. Oysa, kısıtlamaların başka nedenleri de var: Dini Lider Ali Hamaney’in bir vaazında, söz konusu bilimlerin “kaçta kaçında İslami çalışma yapıldığını?” “Kaçta kaçında İslami bir bakış açısının olduğunu?” sorarak müfredatın değiştirilmesini istemişti. Yani bu bölümler kapatılınca, “üniversiteler Batı’nın etkisinden kurtulacaktı!” Zaten, Eğitim Bakanlığı’ndan Abdülfazl Hassani geçen yıl ki açıklamasında “Derslerin içeriği Batı düşüncesini temel almış ve dini temellerimize uymuyor” demişti. Hassani, derslerle ilgili yeni sınıf ve kürsü açılmayacağını, hükümetin de içeriklerini yüzde 70 oranında değiştireceğini haber vermişti. 800 yıllık aşk hikâyesine sansür İran Kültür Bakanlığı, 800 yıl önce kaleme alınan “Hüsrev-ü Şirin” adlı ünlü aşk hikâyesinin yeni baskılarında bazı bölümlerin sansürlenmesini istedi.⊃2; İran Haber Ajansı Mehr’e göre, 1177 yılında Nizamî tarafından kaleme alınan İran edebiyatının ünlü yapıtlarından “Hüsrev – ü Şirin”i basan yayınevinden eserdeki bazı pasajların silinmesi talep edildi. Bizim “Ferhat ile Şirin”imize de esin kaynağı olan “Hüsrev – ü Şirin” eserini yayımlayan Peydayeş Yayınevi’nden Feriba Nebati, yayınevinin yapıtın yeni baskısında yeni düzenlemeler yapmak istediğini ve onay almak amacıyla yeni taslağı Kültür Bakanlığı’na gönderdiğini kaydetti. Nebati, ancak Kültür Bakanlığı’ndan gelen cevap karşısında şaşırdıklarını, zira Bakanlığın, eserden ‘’Yalnız kalabileceğimiz bir yere gidelim’’ ya da ‘’el ele tutuşmak’’ gibi bazı ifadelerin çıkarılmasını talep ettiğini söyledi. Holokost maddesi olmayan ansiklopedi İran’da yayıncılıkta dikkat çeken bir başka proje ise, çocuklar ve gençler için Batılı dillerden çevrilen ansiklopediler yerine tamamen yerli bir ansiklopedi hazırlamayı içeriyor.⊃3; Projenin başında (annesi Alman asıllı olan) 81 yaşındaki Turan Mirhadi var. Mirhadi, Şah dönemindeki Batı taklitçiliğini eleştirerek, köklerine yabancılaşmanın nasıl bir tehlike olduğunu ilk fark edenlerin entelektüeller ve öğretmenler olduğunu söylüyor ve “Tarihsel mirasımıza yeniden sahip çıkıyoruz” diyor. Çocuklar ve gençler için tamamen yerli bir ansiklopedi hazırlama fikri aslında çok önceleri, 1980’li yılların başında doğmuş. Fakat koşulların oluşması zaman almış. Yirmi yedi sayıdan onu tanesi yayınlanan ansiklopedilerde her üç maddeden birisi İran ile ilgili. Ne var ki, bu ansiklopediler de İran’daki yayıncılık anlayışından payını alıyor! Örneğin, Hitler’i anlatan bir bölüm var. Kendisinden, “cani diktatör”, diye bahsediliyor ve Yahudileri kitlesel olarak yok ettiği yazıyor ama Holokost yani Yahudi soykırımına ayrılmış bir madde yok. Üstelik, böyle bir maddenin neden yer almadığına verilen net bir yanıt da yok! Kaynakça 1.BBC, 16 August 2011 2.Radikal,17 Ağustos, 2011 3.www.qantara.de, 10 Ağustos 2011