Esed rejiminin 8 Aralık 2024’te devrilmesinin ardından Suriye’deki yeni yönetim, iktidardaki bir buçuk yılını geride bıraktı. Aradan geçen yaklaşık 19 aylık süreçte ülke; güvenlikten ekonomiye, iç siyasetten dış politikaya kadar uzanan birçok alanda köklü dönüşümler yaşadı. Bu dönemde Suriye, yalnızca bölgesel siyasetin değil uluslararası gündemin de en çok tartışılan başlıklarından biri haline geldi ve 2025 yılına adeta damgasını vurdu.
Öte yandan dış ilişkilerde kısa sürede yaşanan hızlı normalleşme, devrim sonrası dönemde ülkenin içinden geçtiği derin dönüşüm ve devlet inşa sürecini büyük ölçüde gölgede bıraktı. Bu nedenle Suriye’de devletin yeniden inşası sürecinin bir bütüncül bir yaklaşımla ele alınması, sürecin hangi aşamaya ulaştığının belirlenmesi ve değişen önceliklerin anlaşılması kritik bir önem kazandı.
Bu çerçevede, art arda yaşanan yoğun gelişmeler daha geniş bir perspektifle ve sadeleştirilerek değerlendirildiğinde, Suriye’deki devlet inşasında farklı önceliklerin öne çıktığı üç ayrı dönemin belirginleştiği görülmektedir.
Birinci dönem: Otorite ve meşruiyet
Yeni yönetimin iktidarı devraldığı 8 Aralık 2024 ile SDG’nin entegrasyonunun nihai karara bağlandığı 29 Ocak 2026 arasındaki dönem, Suriye’de devlet inşasının ilk aşamasını oluşturmaktadır. Bir yıldan biraz uzun süren bu süreçte yeni yönetimin temel önceliği, otorite ve meşruiyetin yeniden tesisi olmuştur. Otoritenin yeniden inşası yönündeki çabalar, öncelikle devletin şiddet tekeli üzerindeki kontrolünü yeniden sağlamaya odaklanmıştır. Bu çerçevede silahlı grupların tek bir ulusal ordu çatısı altında birleştirilmesi ve silahların devlet denetimine alınması temel adımlar olarak öne çıkmıştır. Otorite tesisinin diğer boyutu ise güvenlik ve asayişin sağlanması ile kamu düzeninin yeniden kurulması olmuştur. Bu kapsamda eski rejim kalıntılarıyla, DAEŞ ile ve uyuşturucuyla mücadele, dönemin en önemli güvenlik başlıkları arasında yer almıştır.
Dönemin ikinci temel ekseni ise yeni yönetimin meşruiyet arayışıdır. Ulusal ve uluslararası olmak üzere iki düzeyde ilerleyen bu süreç, yeni yönetimin hem geniş toplumsal kesimler hem de diğer devletler nezdinde kabulünü sağlamayı amaçlamıştır. İç meşruiyet açısından Ulusal Diyalog Konferansı’nın düzenlenmesi, Geçici Anayasal Bildirge’nin ilanı, Geçiş Hükümeti’nin kurulması ve Halk Meclisi seçimlerinin gerçekleştirilmesi gibi adımlar, yeni yönetimin toplumsal tabanını ve siyasal zeminini güçlendirmeye yönelik önemli gelişmeler olarak öne çıkmıştır. Dış meşruiyet alanında ise Suriye’ye ve yeni yönetimin önde gelen isimlerine yönelik uluslararası yaptırımların kaldırılması yönünde önemli ilerlemeler kaydedilmiştir. Aynı dönemde çeşitli başkentlere yapılan ziyaretlerle uluslararası ilişkilerde normalleşme hız kazanırken, ülkenin uluslararası diplomatik platformlarda yeniden temsili ise Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara’nın BM kürsüsünden hitabı ile zirve noktasına ulaşmıştır.
Özetle, devrim sonrası sürecin ilk dönemi hem Suriye devleti hem de yeni Şam yönetimi açısından bir “hayatta kalma” aşaması olarak değerlendirilebilir. Acil ihtiyaçlar doğrultusunda şekillenen bu dönemde egemenliğin yeniden tesisi, ülkenin toprak bütünlüğü ile siyasal birliğinin korunması ve devletin temel işlevlerinin yerine getirilmesi hedeflenmiştir. Bu alanlarda sağlanan ilerlemeler ve özellikle SDG’nin entegrasyonu meselesinin 29 Ocak 2026’da nihai bir karara bağlanması, yeni bir döneme geçişin yolunu açmıştır.
İkinci dönem: Ekonomi ve kalkınma
Devletin varlığına, birlik ve bütünlüğüne yönelik temel risklerin büyük ölçüde ortadan kaldırılması ve yeni yönetimin meşruiyetinin sağlanmasıyla birlikte, devlet inşası süreci yeni bir aşamaya girmiştir. 2026 yılının ocak ayında başlayan ve halen devam eden bu dönemde temel öncelikler, ekonomik kalkınma ve toplumsal refah alanlarına kaymıştır. Bu çerçevede acil ihtiyaçlar; işsizlik, hayat pahalılığı, altyapı yetersizliği ve sivil hizmetlerin eksikliği gibi konular etrafında yoğunlaşırken, geçiş hükümeti devletin ekonomik kapasitesini artırmaya ve halkın yaşam koşullarını iyileştirmeye odaklanmaktadır.
Cumhurbaşkanı Şara’nın Ramazan Bayramı vesilesiyle mart ayında yayımladığı mesaj, Suriye’de önceliklerin değiştiğini ve yeni bir dönemin başladığını açık biçimde yansıtmaktadır. Mesajında halka seslenen Şara, iç savaş döneminde yaşanan ekonomik çöküşe dikkat çekerek yeni dönemin önceliklerini ekonomik kalkınma, altyapı yatırımları, yaşam koşullarının iyileştirilmesi ve mültecilerin geri dönüşü olarak sıralamıştır. Şara, aynı mesajda ekonomik kalkınma için güvenlik ve istikrarın ön koşul olduğuna vurgu yaparak, önceki dönemde sağlanan başarıların yeni bir aşamayı mümkün kıldığını da dolaylı olarak ifade etmiştir.
Suriye’nin ekonomi odaklı yeni bir döneme girdiğinin bir diğer göstergesi ise genel itibarıyla ülkenin gündemindeki değişimdir. Hükümetin yaşam koşullarını iyileştirme çabalarına paralel olarak toplumun da öncelikli şikayetleri arasında işsizlik, hayat pahalılığı ve benzeri ekonomik sorunlar daha fazla yer almaya başlamıştır. Yaşam maliyetlerindeki artış ve yeterli istihdam imkanlarının bulunmaması nedeniyle oluşan toplumsal rahatsızlıklar, son aylarda daha görünür hale gelmiştir.
Üçüncü dönem: Siyasi ve kurumsal reform
Suriye’de devlet inşasının üçüncü ve son aşaması, geçiş sürecinin tamamlanması için belirlenen beş yıllık süreyi kapsamaktadır. Geçici Anayasal Bildirge’nin ilanıyla başlayan bu dönemde, doğrudan seçimlerin gerçekleştirilmesi, parlamentonun faaliyete geçmesi, yeni anayasanın hazırlanması ve yeni hükümetin kurulması hedeflenmektedir. Bu aşamanın temel önceliği, siyasi yapıların yeniden düzenlenmesi ve kurumların işlevlerinin yeniden tanımlanmasıdır. Yeni bir anayasa ile devletin siyasi ve idari yapısı yeniden şekillendirilecek, kurumların görev ve nitelikleri yeniden belirlenecek ve devlet ile toplum arasındaki ilişki yeni bir siyasal zemine oturtulacaktır. Böylece Suriye’deki devlet inşası süreci tamamlanmış olacaktır.
Sonuç
Devrim sonrası Suriye’de devlet inşası, farklı ihtiyaç ve önceliklere göre şekillenen çok boyutlu ve aşamalı bir süreci temsil etmektedir. Birbiriyle bağlantılı birçok unsur iç içe geçmiş olsa da süreç boyunca bazı önceliklerin diğerlerine göre daha fazla aciliyet taşıdığı görülmüştür. Bu da yeni yönetimin kaynaklarını ve dikkatini belirli alanlara yoğunlaştırmasını zorunlu kılmıştır. Önceliklere dayalı bu dönemlendirme, Suriye’de yaşanan günlük gelişmeleri daha bütünlüklü bir şekilde anlamlandırmak için temel bir çerçeve sunmaktadır.
Bu çerçevede yaklaşık bir yıl süren birinci dönemde, devletin varlığını ve toprak bütünlüğünü koruma ile otorite ve meşruiyetin tesisi ön planda tutulmuştur. Bu aşama, büyük ölçüde “hayatta kalma” ve acil tehditleri bertaraf etme ekseninde şekillenmiştir. Halen devam eden ikinci dönemde ise güvenlik alanında sağlanan göreli istikrar sayesinde ekonomik kalkınma ve toplumsal refah öncelikli hale gelmiştir. Önceliklerdeki bu değişim, yeni yönetimin varoluşsal tehditleri büyük ölçüde kontrol altına aldığını ve artık daha uzun vadeli hedeflere odaklanma imkânı bulduğunu göstermektedir.
Beş yıllık bir süreyi kapsayacak olan üçüncü dönem ise siyasetin ve kurumların yeniden yapılandırıldığı ve devlet-toplum ilişkilerinin yeniden düzenlendiği nihai aşamayı temsil etmektedir. Ancak söz konusu reformların gerçekleştirilmesi, teknik bir sürecin ötesinde yeni yönetimin toplumsal sözleşmeyi ne ölçüde yeniden kurabildiğinin de bir sınavı olacaktır. Bu aşamanın başarısı ise büyük ölçüde önceki dönemlerde atılan temellerin sağlamlığına bağlıdır.