Arama Yapın

Aramak istediğiniz kelimeyi yazın

Koordinatörlükler

Gazze Operasyonu ve Başbakan Erdoğan’ın Ortadoğu Turu

Ortadoğu’nun sürekli kanayan yarası olan İsrail-Filistin sorununda, son zamanlarda tarihin en kanlı günleri yaşanmaktadır. Hamas ile İsrail arasında 6 aylık geçici ateşkesin 19 Aralık 2008’de son bulması ve uzatılmaması, İsrail’in Gazze’ye müdahale etmesine bahane olmuş ve İsrail, Hamas’ın kendi topraklarına saldırdığı gerekçesiyle, 27 Aralık 2008 tarihinde Gazze’ye hava saldırıları düzenlemeye başlamıştır. Hava saldırılarıyla birlikte Gazze sınırına kara gücünü yerleştiren İsrail, onbinlerce yedek askeri göreve çağırmış ve bu Gazze’ye yönelik bir kara operasyonunun habercisi olmuştur. İsrail, hava saldırılarının 8. gününde, 20 bin askerle Gazze’ye bir kara operasyonu başlatmış ve 4 noktadan bölgeye giriş yapmıştır. İsrail’in hava operasyonları sonucu 450’den fazla Filistinli hayatını kaybederken, 2200’den fazla kişi de yaralanmıştır. İsrail’in Haması bahane ederek başlattığı bu saldırılar devam ederken, saldırılardan her zaman olduğu gibi en çok siviller zarar görmüş ve Gazze’de yaşanan insanlık dramı, ciddi boyutlara ulaşmıştır. İsrail’in hem İsrail hem de Filistin’de yaklaşan seçimlerden önce böylesi operasyonlara başlaması, bir kumar olarak nitelendirilmektedir. Zira operasyonları yöneten Savunma Bakanı ve İşçi Partisi Başkanı Ehud Barak anketlerde öne geçmiştir. Diğer taraftan Filistin’de 2006'da yapılan seçimlerden zaferle çıkan Hamas’ın gücünün zayıflatılmak istendiği ve İsrail’le daha uyumlu olan El-Fetih’in öne geçmesinin planlandığı düşünülmektedir.
 
İsrail’in 20 bin askerle Gazze’ye kara operasyonu başlatması, bu operasyonun önceden planlandığını akıllara getirmektedir. Öte yandan yedek askerlerin de göreve çağrılması, kara operasyonunun uzun süreceğinin işareti olarak değerlendirilmektedir. İsrail Savunma Bakanı Ehud Barak da bunu teyit eden açıklamalar yapmıştır. İsrail tarafından yapılan açıklamalarda, kara operasyonunun hedefinin, Hamas tarafından İsrail’e yönelik saldırıların yapıldığı bölgelerin işgal edilmesi olarak belirtilmesi, İsrail’in hedefinin ne olduğunun tam anlaşılamamasına neden olmaktadır. İsrail’in hedefine ne zaman ve nasıl ulaşacağı muğlâktır. İsrail, Hamas’ı yok etmek amacıyla yaptığı bu operasyonda, 2005’te sonlandırdığı Gazze’nin işgalini yeniden gündeme getirebilir. Ancak Hamas’ın Gazze’de belirli bir karargâhı ya da bölgesi bulunmamakla birlikte, Hamas üyelerinin sayısı da belli değildir. Bu durum 1987’deki birinci ve 2000’deki ikinci intifadada kendini göstermiş ve Filistin halkı bütün unsurlarıyla İsrail’e karşı direniş göstermiştir. Bu noktadan hareketle, İsrail’in Gazze’ye yönelik kara operasyonunu sürdürmesi ve Gazze’nin daha içlerine girmesi durumunda, yeni bir intifadanın daha başlaması ihtimali göz önünde bulundurulmalıdır. Nitekim Hamas tarafından yapılan açıklamalarda bu açıkça ifade edilmektedir. El-Fetih’in de Hamas’la birlikte hareket edeceğini açıklaması bu noktada önemlidir.
 
İsrail’in, Arap topraklarına yönelik kara saldırılarında başarılı olmadığı, ağır kayıplar vermekle birlikte hedef aldığı şiddet yanlısı grupları bastıramadığı ve kendisine yönelik saldırıları tamamen durduramadığı bilinmektedir. 1982’de işgal ettiği Lübnan’ın büyük kesiminden 1985’te, güneyinden ise 2000 yılında çekilmiştir. Öte yandan İsrail, 1967’de işgal ettiği Gazze topraklarından 2005 yılında çekilmiştir. 2006’da ise Lübnan’da Hizbullah’la başlattığı savaş 33 günde sona ermiş ve Hizbullah bertaraf edilememiştir.
 
Öte yandan İsrail’in, Gazze’ye yönelik operasyonları devam ederken, Türkiye bu noktada bir Ortadoğu girişimi başlatmış ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, bölge turuna çıkarak, Mısır, Suriye, Ürdün ve Suudi Arabistan’ı ziyaret etmiş ve Gazze konusu görüşmüştür. Ayrıca Erdoğan, Ürdün’de Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas’la da bir araya gelmiştir. Türkiye’nin 2 aşamalı bir plan üzerinde çalıştığı, öncelikle daimi bir ateşkesin sağlanması sonra da Filistinli gruplar arasında bir uzlaşının gerçekleşmesinin hedeflendiği açıklanmıştır. Erdoğan’ın ziyaretlerini olumlu olarak nitelendirmek ve Arap ülkeleri tarafından destek gördüğünü söylemek mümkün olsa da Gazze’ye çözüm bulunması için daha somut adımlar atılması gerektiği düşünülmektedir. Ateşkes sağlanmak isteniyorsa, Türkiye’nin, ABD ve İsrail ile olan iyi ilişkilerini kullanarak bunu yapabileceği değerlendirilmektedir. Zira Hamas’ın da bütün sınır kapılarının açılması ve işgalin ortadan kalkması durumunda ateşkese sıcak baktığı bilinmektedir. Ateşkes sağlandığı takdirde, barış için yeni bir sürecin başlaması muhtemeldir. Bu noktada Lübnan’da olduğu gibi Gazze ve çevresine de bir barış gücü yerleştirmenin mümkün olabileceği düşünülmektedir. Ateşkesin ilan edilmemesi durumunda, çatışmaların Ortadoğu’nun diğer bölgelerine de yayılması muhtemeldir. Zira hem Lübnan’daki Hizbullah hem İran hem de İsrail birbirlerini taciz etmektedir. Irak’tan çekilme sürecine giren ABD’nin Ortadoğu’da karşılaşacağı sorunların, Irak’taki süreci etkileyebileceği gibi, bölgede geri dönülmez durumlara dönüşebileceği değerlendirilmektedir.

Başlıklar

Bu Yazıyı Paylaşın
Yazdır

Benzer Yayınlar