Arama Yapın

Aramak istediğiniz kelimeyi yazın

Koordinatörlükler

Abhazya Lideri Bagapş Türkiye’ye Geldi

Hasan Kanbolat, ORSAM Başkanı, [email protected]
Abhazya Lideri Sergey Bagapş’ın Abhaz Dernekleri Federasyonu (Abhazfed) ve Kafkas Dernekleri Federasyonu (Kaffed) davetlisi olarak 7 Nisan’da Ankara’ya geldi. Bagapş’ın, bir dizi etkinliklere katıldıktan sonra hafta sonu Abhazya’ya geri döneceği bildirildi. Soçi’den özel bir uçakla Ankara’ya gelen Bagapş’ın 7-8 Nisan’da Ankara’da, 9-10 Mart’da Adapazarı ve İstanbul’da olması bekleniyor.

8 Eylül’de Türkiye ziyaretini açıklayan Bagapş, “Türkiye'ye gitmeyi ve Abhaz diasporasıyla görüşmeyi planlıyorum. Şimdiye kadar Türkiye'ye gitmedim. Türkiye, çok sayıda soydaşımızın yaşadığı bir ülke. Abhazya Cumhurbaşkanı'nın son beş yıl içinde Abhazların yaşadığı Türkiye'ye gitmemesini doğru bulmuyorum” demişti. Bagapş, son birkaç yıldır defalarca Türkiye’ye gelmek istemiş, ancak Tiflis’in de baskılarıyla söz konusu ziyaret sürekli ertelenmişti. Bagapş, Türkiye’yi hem yakın komşu hem de yakın akraba olarak görüyor. Türkiye’nin Abhazlar için ‘ikinci vatan’ konumu da ilişkilerin değerini arttırıyor. Bu nedenle, Ankara ile ilişkilere büyük önem veriyor. Bagapş’a göre, “Türkiye'de çok sayıda Abhaz kökenli Türk vatandaşı var. İlişkiler nasıl kurulacak diye ön tahminde bulunmak zor. İyi komşuluk ilişkilerinin başlatılması gerekiyor. İkili ilişkilere ekonomiden ve insanların seyahat etmesinden başlamak gerekiyor. Abhazya ve Türkiye arasında ulaşımı açmak lazım”.

Güneybatı Karadeniz kıyısında bulunan Abhazya’nın yüzölçümü: 8.600 km⊃2;, nüfusu 300 bin’dir. 1992-93 Gürcü-Abhaz savaşı öncesi nüfusu ise 550 bin’dir. Sovyetler Birliği devrinde Karadeniz kıyısında Gürcistan’a bağlı özerk bir cumhuriyet olan Abhazya, Sovyetler Birliği’nin dağılmasının ardından 23 Temmuz 1992’de Gürcistan’dan tek yanlı bağımsızlık ilan etmiştir. Bunun üzerine, 14 Ağustos 1992’de Gürcü kuvvetlerinin Sohum’a girmesi ile Gürcistan-Abhazya ihtilafı savaşa dönüşmüştür. 30 Eylül 1993’de biten savaş büyük bir sosyal ve ekonomik yıkımı getirmekle kalmamış, Abhazya’nın Gürcistan ile yeniden bir araya gelme seçeneğini de büyük ölçüde tüketmiştir. 4. yüzyıldan itibaren Hıristiyan olan, Çarlık Rusyası'nın 1783’de vassalı olmayı kabul eden, 1801’de doğrudan Çarlık Rusyası'na bağlı eyalet olan Gürcistan’ın, Sovyetler Birliği’nin dağılmasına kadar istikametinin Rusya’ya dönük olmasına karşın, Abhazya Gürcistan’dan farklı bir politika benimsemişti. Abhazya etnik ve kültürel olarak aynı kökten gelen Kuzey Kafkasya halkları ile birlikte Çarlık Rusyası’nın işgaline direnmiş ve bu nedenle Osmanlı Devleti’nin vassalı olan Abhazya nüfusunun yüzde 70'ini oluşturan müslüman (sunnî-hanefi) nüfus 1864 ve 1878’de soykırıma ve Osmanlı Devleti’ne doğru zorunlu göçe tabi tutulmuş ve günümüze uzanan Abhaz Sorununun temelleri atılmıştır. Bu nedenle, günümüzde Abhazya’dan çok daha fazla Abhaz Türkiye’de bulunmaktadır.

Abhazya’nın asıl korkusu yok olma tehlikesi ile karşı karşıya olmasıdır. Tanınmayan bir devlet düzeni, az olan nüfusun arttırılamaması ve Abhazca’nın Rusçanın baskısı altında erimesi, Abhaz aydınlarını tedirgin etmektedir. Bu nedenle, Abhazya’nın istikrar ve güvenliğini sağlamak, Abhaz nüfusunu artırmak, Rusya Federasyonu ve Gürcistan ile ilişkilerini dengelemek için Türkiye ile ilişkilerin geliştirilmesi arzulanmaktadır. Bu bağlamda, Bagapş’ın Abhazya’ya uygulanan deniz ve hava ulaşım ile ticari ambargonun kaldırılmasını isteyeceği tahmin edilmektedir. Günümüzde Abhazya’nın ithalatının yüzde 70’i ve ihracatının yüzde 30’u Türkiye ile gerçekleşmektedir. Ekonomik, tarihi ilişkilere ve kan bağına karşın, günümüzde ABD, AB, Almanya, İngiltere, İtalya ve Fransa merkezli sivil toplum kuruluşları Abhazya’da faaliyet göstermesine karşın Türkiye’den herhangi bir sivil toplum kuruluşu Abhazya’da bulunmamaktadır.

Tiflis, Abhazya’nın Türkiye ile insani ve ekonomik ilişkilerini bloke etmeye çalışarak Abhazya’nın hem Karadeniz ile hem de Batı ile entegrasyonunu engellemiştir. Böylece, Saakaşvili yönetimindeki Tiflis’in Abhazya politikaları Abhazya’nın Rusya Federasyonu’na daha fazla yakınlaşmasını sağlamıştır. “Kapının açılması için ilk önce kapıyı çalmanız gerekir” diyor bir Abhaz atasözü. Bagapş, Ankara’nın kapısını çalmak için geliyor. Ancak, açılacak kapı, sadece Türkiye’nin kapısı olmayabilir. Abhazya’nın hem Türkiye, hem Gürcistan ve hem de Batı dünyası ile ilişkilerinde bir dönüm noktası olabilir. Bu nedenle, Bagapş’ın Türkiye temasları ve iletilecek mesajlar Abhazya, Gürcistan, Rusya Federasyonu, Türkiye ve Kafkasya’nın geleceğinin belirlenmesi bakımından önem taşıyacaktır.

Hasan Kanbolat  asdasd

Hasan Kanbolat

Tüm Yazılarını Gör

Başlıklar

Bu Yazıyı Paylaşın
Yazdır

Benzer Yayınlar