Etiyopya’nın kuzeyindeki Tigray bölgesinde 2020 yılında patlak veren savaş, ülkenin yakın tarihindeki en yıkıcı iç çatışmalardan biri olarak yalnızca bölgesel bir meseleyi değil aynı zamanda Etiyopya’nın federal yapısının istikrarsızlığını da gözler önüne sermiştir. 2022 yılında imzalanan Pretoria Anlaşması, Tigray Halk Kurtuluş Cephesi (TPLF) ile federal hükûmet arasındaki fiili çatışmaları sona erdirerek önemli bir dönüm noktası teşkil etse de anlaşma sonrası süreç uzun vadeli bir uzlaşıdan ziyade “negatif barış” çerçevesinde ilerlemiştir. Taraflar arasındaki derin güvensizlik ve karşılıklı suçlamalar devam etmektedir.
2025 yılı itibarıyla Etiyopya Ulusal Seçim Kurulunun (NEBE), TPLF’yi seçim yasalarına ve düzenlemelere sistematik şekilde uymadığı gerekçesiyle resmî siyasi parti listesinden çıkarması ve hemen ardından eski TPLF yetkililerinden Getachew Reda’nın da aralarında bulunduğu bazı isimler tarafından kurulduğu bildirilen rakip bir siyasi yapı olan Semeret (Semeret Party) Partisinin ortaya çıkmasıyla birlikte, Tigray’daki siyasi çatışma yeni bir boyut kazanmıştır. TPLF liderliğine yönelik genç nüfus içerisindeki artan memnuniyetsizlikle beslenen bu gelişme, Tigray’da siyasal yenilenme ve şiddet içermeyen alternatif arayışının güçlendiğine işaret etmektedir. Ancak bu durum meşruiyet, temsiliyet ve Etiyopya federal hükûmetinin çoğulculuğu teşvik edip etmediği ya da yalnızca bölünmüşlükleri istismar edip etmediği gibi yeni tartışmaları da beraberinde getirmektedir. Buradan hareketle çalışmada, Pretoria Anlaşması sonrasında federal hükûmetin Tigray’a yönelik stratejisi, TPLF’nin bu sürece verdiği tepkiler ve ülkenin istikrarını pekiştirme ya da daha da derinleştirme potansiyeline sahip yeni siyasi dinamikler analiz edilmektedir.