Arama Yapın

Aramak istediğiniz kelimeyi yazın

Koordinatörlükler

Anbar Operasyonlarının Muhtemel Etkileri

Bilgay Duman, ORSAM Ortadoğu Uzmanı
Geçtiğimiz günlerde Irak Parlamentosu Milletvekili Ahmet Alvani’ye yönelik El-Kaide bağlantılı olduğu iddiasıyla Anbar’da düzenlenen operasyon sonrası milletvekilinin kardeşi ve korumalarının öldürülmesi ve kendisinin tutuklanması sonrasında bu ilde başlayan olayların tansiyonu giderek yükselmektedir. Bu olay sonrasında El-Kaide Anbar’ın merkez ilçesi Ramadi ve Felluce’de etkinliğini arttırmış, hatta bu iki ilçenin El-Kaide tarafından kontrol edildiği ileri sürülmüştür. Bunun üzerine son bir haftadır Irak’ta hükümet Anbar’da el-Kaide ve bağlantılı örgütlere yönelik operasyon düzenlemektedir. Bu durum Irak’ta güvenlik açısında büyük boşluklar olduğunu gösterir niteliktedir. Hükümet Anbar’daki aşiretlerin bir kısmını yanına çekerek, El-Kaide’ye karşı mücadele etmelerini sağlamaya çalışmaktadır. Ancak tam anlamıyla bunun başarılabildiğini söylemek mümkün değildir. Bu durum aşiretler arasında problemlere de yol açmaktadır. Çünkü neredeyse iki yıldan bu yana Anbar’da yapılan hükümet karşıtı protestoların ardından bazı aşiretlerin hükümetin safına geçmesi aşiretleri karşı karşıya getirmektedir.
 
Mevcut durum itibariyle Ramadi ve Felluce’deki çatışmaların nispeten azaldığı, ancak dış mahallelerde çatışmaların devam ettiği söylenmektedir. Ancak çatışmaların yeniden şiddetlenmesi söz konusu olabilir. Anbar Operasyonları, bölgede aktörleri ve aktör içi dengeleri değiştirmiştir. Anbar Operasyonu’ndaki taraflara bakıldığında bir tarafta El-Kaide bağlantılı olduğu bilinen Irak ve Şam İslam Devleti Örgütü (IŞİD), diğer tarafta Irak hükümeti ve son olarak da aşiretlerin ortaya çıktığı görülmektedir. Aynı zamandan aşiretlerin iç dengesi de bozulmuştur. Zira aşiretlerin bir kısmı IŞİD’e destek verirken bir kısmı da hükümetin yanında yer almaktadır. Ayrıca her iki tarafa da destek vermeyen bir aşiret grubu ortaya çıkmıştır. Özellikle bağımsız kalan aşiretler grubunun örgütlenmeye başladığı ve Anbar Aşiretleri Devrimciler Askeri Meclisi ismiyle bir oluşuma gittiği bilinmektedir. Bu yapılanma içerisinde ABD’nin Irak işgali sırasında ABD’ye en güçlü karşıtlığı gösteren ve askeri olarak zarara uğratan Sünni direnişinin önde gelen aşiretleri yer almaktadır. Bu yapılanmanın diğer ilçe ve illerde de etkili olduğu, Felluce, Kaim gibi Anbar’ın ilçelerinin yanı sıra Bağdat, Musul ve Selahattin’de de kurulmaya başlandığı gelen haberler arasındadır.  Bu durum bir arada düşünüldüğünde aşağıda belirtilebilecek şekilde etki gösterebilir.
 
Aşiretler arası mücadele: Aşiretlerin hükümet ya da IŞİD yanlısı bir tutum almaları veya bağımsız davranmaları aşiretler arasında bir çatışma yaratma potansiyelini ortaya çıkarmaktadır. Özellikle Anbar’ın sosyal ve nüfus yapısı içerisinde aşiretler ve aşiret mensubiyeti çok önemli bir rol oynamaktadır. Bu nedenle aşiretlerin farklı saflarda yer almaları, şiddetin azami düzeye ulaştığı ya da IŞİD ve hükümetin elimine edildiği noktada aşiretler arasında çatışma riski yükselmektedir.
 
Diğer illere etkisi: Anbar olaylarının giderek yavaş yavaş yayıldığı gözlemlenmektedir. Özellikle diğer illerde de Anbar’daki aşiretlerin kurduğu yapılanmaya benzer oluşumlar içerisine girmiştir. Bu durum Anbar’daki durumun tekrarının diğer illerde de yaşanmasına sebebiyet verebilir. Ayrıca Anbar Aşiretleri Devrimciler Askeri Meclisi diğer il ve ilçelerde kurulan örgütlere birlikte hareket etme çağrısında bulunmuştur. Bütün tarafların birlikte hareket etmesi Irak hükümetini daha geniş çapta bir mücadeleye sürükleyebilir.
 
Etnik ve mezhepsel tansiyonun yükselmesi: Anbar gösterileri ve operasyonlarından sonra Sünni Arapların örgütlü yapılara doğru gitmesi etnik ve mezhepsel tansiyonun Irak’ta yeniden yükselmesine neden olabilecektir. Zira aşiretler tarafından kurulan “Aşiret Devrimciler Askeri Meclisi” ve benzeri örgütlenmeler özellikle Sünni Arap aşiretler tarafından oluşturulmaktadır. Bu örgütlü yapıların giderek artması ve başka illere de yayılması söz konusudur. Bu durumda Anbar dışında kurulan diğer örgütlenmelerden bazıları karma nüfusun yaşadığı bölgelerde kurulmuş ya da kurulacaktır. Bu durumda kurulan örgütlenmeler etnik ve mezhepsel tansiyona yol açabilir. Örneğin Aşiretler Devrimciler Askeri Meclisi’nin Bağdat’ta da kurulduğu açıklanmıştır. Bu yapılanmanın özellikle Bağdat’ın batısında yer alan ve Anbar yolu üzerinde yer alan Ebu Garib bölgesinde etkinlik sağlamaya çalıştığı söylenmektedir. Ancak Ebu Garib’ten Bağdat’ın iç bölgelerine doğru ilerleyebilecek bir çatışma durumu Şiilerin yaşadığı bölgelerde Şii-Sünni çatışmasına yol açabilir. Diğer taraftan Musul, Selahattin gibi illerde Sünni Arapların Kürtler ya da Türkmenlerle karşı karşıya gelmesi bir etnik çatışma tansiyonunu yükseltebilir. Özellikle Kürtlerle Sünni Araplar arasında bir çatışmanın yaşanması kaçınılmaz olabilir. Zira Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (IKBY) Peşmerge Bakanı Cabbar Yaver bir açıklama yayınlayarak IKBY sınırları dışarısında yaşayan Kürtlerin silahlanmalarını ve peşmergelerin Kürtleri korumak için hazırlık yaptığını belirtmiştir. Bu durum aynı zamanda Irak merkezi hükümeti ve IKBY’yi de yeniden karşı karşıya getirebilecektir. Zira peşmergelerin IKBY dışında etkinlik göstermesi yetki aşımı olacağından merkezi hükümet buna karşı çıkabilir.
 
Irak iç siyasetinde krizin derinleşmesi: Bilindiği gibi Anbar operasyonları sonrasında 40 Sünni Arap milletvekili parlamento üyeliklerini geri çekmiştir. Irak’ta 30 Nisan 2014’te yapılması planlanan seçimler öncesi güvenlik ve siyasi sorunların yeniden üst seviyeye çıkması, Irak’taki istikrarsızlığın artmasına yol açabilecektir. Irak’ta güvenlik ve siyasal istikrarsızlığın paralellik arz ettiği düşünüldüğünde karşılıklı bir tırmanma yaşanabilir. Bu durum 30 Nisan 2014’te yapılması planlanan seçimlerin ertelenmesine sebebiyet verebilir. Irak’ta daha önce yaşanan tecrübeler bunun en önemli göstergesidir. Irak’ta seçimler ertelendikçe de siyasi kaos istikrarsızlığı arttıracak ve Irak içerisinden çıkılmaz bir noktaya getirecektir.

Başlıklar

Bu Yazıyı Paylaşın
Yazdır

Benzer Yayınlar