Irak’ta siyasi gelişmelerin, güvenlik krizlerinin ve toplumsal kırılmaların en yoğun şekilde hissedildiği vilayetlerin başında Kerkük gelmektedir. ABD/İsrail ile İran arasındaki savaşın ardından ortaya çıkan bölgesel dönüşümler de Kerkük’teki siyasi denklemi doğrudan etkilemiştir. Ateşkes sonrasında Bağdat siyasetinde gözlenen yeni konumlanmalar, yalnızca merkezi düzeyde kalmamış; Kerkük gibi hassas vilayetlere de yansımıştır. Nitekim 16 Nisan 2026’da Irak Türkmen Cephesi (ITC) Başkanı Mehmet Seman Ağa’nın Kerkük Valisi olarak seçilmesi, bu bölgesel ve siyasi dönüşümlerin yerel düzeydeki somut karşılıklarından biri olarak öne çıkmaktadır.
Bağdat’tan Kerkük’e: İttifakların yerel yansımaları
Kerkük’teki siyasi denklemin, büyük ölçüde Bağdat’ta şekillenen karşılıklı ilişkiler ve siyasi pazarlıklar üzerinden belirlendiği Irak’ın bir gerçeğidir. Bu bağlamda vilayet meclisindeki sandalye dağılımı ve bu dağılım içindeki aktörlerin konumlanmaları belirleyici bir rol oynamaktadır. Kerkük Vilayet Meclisi; beşi Kürdistan Yurtseverler Birliği (KYB) ikisi Kürdistan Demokrat Partisinden (KDP) olmak üzere yedi Kürt, ikisi Takaddum Partisinden altı Arap, iki Türkmen ve bir Hristiyan olmak üzere toplam on altı üyeden oluşmaktadır. Bu tablo içerisinde Bafel Talabani, Muhammed Halbusi ve Mesut Barzani gibi aktörler, Bağdat’taki siyasi dengelerin Kerkük’e yansımasında öne çıkan isimlerdir.
Ateşkes sonrası hız kazanan Bağdat siyasetinde, Cumhurbaşkanlığına Nizar Amedi’nin seçilmesi sürecinde şekillenen ittifak yapısının Kerkük’e doğrudan yansıdığı görülmektedir. Bu süreçte Halbusi ile Talabani’nin aynı hat üzerinde buluştuğu; Muhammed Şiya Sudani ve Şii Koordinasyon Çerçevesi içinde Nuri Maliki’ye mesafeli duran bazı aktörlerin de bu tabloya dolaylı destek verdiği anlaşılmaktadır. Aynı ittifakın Kerkük’te de devam ettiği ve valiliğin Türkmenlere bırakılması konusunda ortak bir irade oluştuğu görülmektedir. Nitekim Halbusi ve Talabani’nin desteğini alan ITC lideri Seman Ağa’nın, mecliste sahip olduğu dokuz sandalyelik çoğunluk valiliğin belirlenmesi için yeterliydi. Ancak bu sayının ötesine geçerek 14 oyla seçilmesi; Arap gruplar ile İran’a yakınlığıyla bilinen Babilyon Hareketi’nin de bu uzlaşıya dahil olduğunu göstermektedir.
Bu tabloya karşı en net muhalefet ise KDP’den gelmiştir. Bağdat’ta cumhurbaşkanlığı seçiminde olduğu gibi Kerkük’te de aynı ittifaka karşı konumlanan KDP, valiliğin Türkmen bir isme verilmesine açık biçimde karşı çıkmıştır. Ancak bu karşı duruş, somut bir sonuç üretmemiş; KDP, Bağdat’taki gibi Kerkük’te de sürecin dışında kalmıştır. Buna rağmen mevcut kazanım ve kayıpları kısa vadeli okumamak gerekmektedir. Kerkük’teki dönüşümlü valilik pratiği ve çok aktörlü yapı dikkate alındığında, farklı bileşenlerin zaman içinde yönetime dahil olması beklenmektedir. Bu nedenle asıl belirleyici olan, Bağdat merkezli ittifakların nasıl şekillendiği ve bu ittifakların yerel siyaseti hangi ölçüde yönlendirdiğidir. Kerkük örneği, bölgesel dönüşümlerin Bağdat üzerinden yerel düzeye nasıl taşındığını gösteren en somut örneklerden biri olarak öne çıkmaktadır.
Değişen dengelerde Talabani ve Halbusi’nin konumlanma arayışları
Son gelişmelerle birlikte öne çıkan başlıklardan biri, Talabani’nin merkezi siyasette dönüşen politikalarının Kerkük’e de yansımaya başlamasıdır. Cumhurbaşkanlığı başta olmak üzere Bağdat’ta elde ettiği kazanımları korumak isteyen Talabani, mevcut güç dengelerini doğru okuma ve buna uygun ittifaklar kurma çabası içerisindedir. Ancak bu süreci yalnızca Irak iç siyasetiyle sınırlı okumak yetersiz kalacaktır. 7 Ekim 2023 sonrası bölgesel dengelerde yaşanan değişim ve özellikle İran’ın etki kapasitesindeki görece gerileme, KYB’nin hareket alanını doğrudan etkilemiştir. Bu çerçevede KYB’nin, Körfez ülkeleri dahil olmak üzere bölge aktörleriyle ilişkilerini çeşitlendirerek merkezi siyasette daha etkin bir konum elde etmeye çalıştığı görülmektedir. Kerkük’te valilikten en azından kısa vadeli olarak feragat edilmesi de bu daha geniş stratejik yönelimin bir parçası olarak değerlendirilebilir.
Benzer bir yeniden konumlanma arayışı Halbusi için de geçerlidir. Nitekim Halbusi, Ekim 2024’te Bağdat’taki Reşit Otel’de gerçekleştirilen ve kamuoyuna yansımayan görüşmelerde KYB’nin adayı Rebvar Taha’nın vali olarak seçilmesinde rol oynayan aktörlerden biriydi. Aradan geçen sürede Kerkük Valiliği’nin bu kez Türkmenlere bırakılması yönündeki politika değişimini yalnızca yerel dinamiklerle açıklamak yeterli olmayacaktır. İran’ın bölgesel etkisindeki aşınma, Körfez ile ilişkilerin artan önemi ve Türkiye’nin Irak’ta izlediği çok taraflı diplomatik yaklaşım gibi unsurlar, Halbusi’nin tıpkı Talabani gibi hem Bağdat’ta hem de Kerkük’te yeniden konumlanmasını beraberinde getirmiştir.
Bu çerçevede değerlendirildiğinde, Kerkük’teki valilik seçimi yalnızca yerel bir siyasi gelişme olarak değil, Bağdat’ta şekillenen güç dengelerinin sahaya yansıması olarak okunmalıdır. Ateşkes sonrası hızlanan siyasi süreç, ittifakların yeniden tanımlandığı ve aktörlerin konumlarını güncellediği bir zemin yaratmış; bu zemin de Kerkük gibi hassas vilayetlerde somut sonuçlar üretmiştir. Halbusi ve Talabani ekseninde şekillenen iş birliği, KDP’nin dışarda kaldığı ve farklı bileşenlerin ortaklaştığı bir tablo ortaya çıkarırken, bu durum aynı zamanda Irak siyasetinde daha geniş bir dönüşümün işaretlerini de barındırmaktadır. Dolayısıyla Kerkük, yalnızca yerel dengelerin değil; bölgesel gelişmelerin ve Bağdat merkezli ittifakların yön verdiği daha büyük bir siyasi yeniden yapılanmanın yansıma alanı olarak öne çıkmaktadır.