Bilgay Duman, Araştırmacı, ORSAM
Bilindiği gibi Irak’ta 30 Nisan 2014 tarihinde genel seçimler yapılmıştır. Genel seçimlerle birlikte Irak Kürt Bölgesel Yönetimi’nde (IKBY) de yerel seçimler gerçekleştirilmiştir. 19 Mayıs 2014 tarihi itibariyle Irak genel seçimlerine ilişkin ilk resmi sonuçlar Irak Bağımsız Yüksek Seçim Komiserliği tarafından açıklanmıştır. Irak Bağımsız Yüksek Seçim Komiserliği (IHEC) tarafından yayınlanan ilk resmi sonuçlara buradan ulaşabilirsiniz.
Bu yazıda Irak genel seçimlerine bir ön değerlendirme yapılacaktır.
İlk seçim sonuçlarına göre Irak Başbakanı Nuri El-Maliki’nin listesi Kanun Devleti Koalisyonu 92 milletvekili çıkararak seçimlerin galibi olmuştur. Maliki en yakın rakibi olan ve 29 milletvekili elde eden Muvatın (Vatandaş) Koalisyonu’ndan 63 sandalye fazla elde ederek büyük bir fark atmıştır. Bu açıdan Nuri El-Maliki’nin hükümet kurma sürecinde elinin 2010 ve 2005 seçimlerine göre daha rahat olacağını söylemek mümkündür. Bu noktada hükümet kurma sürecinden önce siyasi pazarlıklar etkili olacaktır. Bilindiği gibi seçim sonuçları Irak Yüksek Federal Mahkemesi tarafından onaylandıktan sonra 15 gün içerisinde Cumhurbaşkanı’nın parlamentoyu toplaması ve ilk oturumda parlamento başkanı ile iki yardımcısının seçilmesi gerekmektedir. Ancak daha önceki seçimlerden sonra da görüldüğü gibi siyasi pazarlıklar tamamlanamadığı için ilk oturum açılmakta ve daha sonra oturum kapatılmadan siyasi pazarlıklara devam edilmektedir. Nitekim hükümet 2010 seçimleri sonrası yaklaşık 9 ay gibi bir sürede kurulabilmiştir. Önümüzdeki hükümet kurma sürecinin de oldukça uzun sürmesi beklenmektedir.
Hükümet kurabilmek için 165 milletvekilinin onayının alınması gerekmektedir. Bu yüzde milletvekili kazanan listeler arasında hiçbir siyasi oluşumun tek başına hükümet kurması matematiksel olarak mümkün olmayacaktır. Ancak 92 milletvekili çıkaran Nuri El-Maliki’nin liderliğindeki Kanun Devleti Koalisyonu’nun hükümeti kurma çalışmaları başlatacaktır. Irak Anayasası’na göre hükümet kurma görevi Cumhurbaşkanı tarafından en fazla milletvekiline sahip oluşuma verilecektir. Ancak 2010 seçimlerinden sonra da olduğu gibi Nuri El-Maliki’nin Kanun Devleti Koalisyonu, 91 milletvekili kazanan Irakiye Listesi’nin ardından 89 milletvekili kazanmasına rağmen seçim sonrası Şii partilerle bir araya gelerek ittifak yapmış ve hükümet kurma görevi Maliki’ye verilmiştir. Mevcut sonuçlar dikkate alındığında zaten Maliki’nin tek başına aldığı oyla hükümet kurma sürecini başlatması beklenmektedir. Bu açıdan Maliki’nin hükümet kurma pazarlıkları sürecinde avantajlı olduğu söylenebilir. 2010’dan sonraki süreçte Nuri El-Maliki ile hükümete katılmalarına rağmen muhalefet gibi davranan Sadr Grubu (Ahrar), Irak İslam Yüksek Konseyi (Muvatın) ve Irak Ulusal Reform Hareketi (İbrahim Caferi) kazandıkları milletvekili sayıları ile toplamda bile Kanun Devleti Koalisyonu kadar milletvekili sayısına sahip olamamıştır. Bu durum Maliki’yi diğer Şii partilere göre rahatlatmaktadır.
Öte yandan Nuri El-Maliki’nin Sünni gruplar karşısında da rahat olduğunu söylemek mümkündür. Zira Sünni liderliğine oynayan Usame El-Nuceyfi’nin listesi Muttahidun beklenen performansı gösterememiş ve 23 milletvekili çıkarmıştır. 2010 seçimlerinin galibi Irakiye Listesi Başkanı Iyad Allavi’nin kurduğu Vataniye Listesi ise 21 milletvekili çıkarmıştır. Ancak Allavi aldığı oylar itibariyle Muttahidun Listesi’nin üzerinde yer almaktadır. Diğer taraftan Maliki ile yakın ilişkileri olduğu bilinen Salih El-Mutlak’ın listesi Arabiye de yaklaşık 350 bin oy olarak 10 milletvekiline sahip olmuştur. Salih El-Mutlak’ın hükümet kurma sürecinde Maliki ile hareket edeceği ve diğer küçük listelerin de Maliki’nin kurması muhtemel hükümete katılacağı hesaplandığında Sünnilerin hükümet istediği yönde bir hükümet ortaya çıkmayacağı düşünülmektedir. Diğer taraftan Şii gruplar arasında da işbirliğinin sinyalleri alınmaktadır. Nitekim 30 Nisan 2014’te yapılan seçimlerin hemen ardından bütün Şii grupların temsilcilerinden oluşan bir heyet İran’a gitmiştir. Burada Şii gruplar hükümet kurma sürecine ilişkin ön görüşmeler yapmış ve anlaşma zemini aramıştır. Bu işbirliğinin sağlanması durumunda hükümetin erken bir tarihte kurulması mümkün olabilir.
Burada önemli iki noktanın altını çizmek gerekmektedir. Hükümet kurma çalışmalarından önce cumhurbaşkanlığı ve parlamento başkanlığı görevlerinin kime verileceği konusundaki pazarlıkların bitirilmesi gerekmektedir. Zira bu görevlere ilişkin ciddi bir tartışma söz konusudur. Özellikle cumhurbaşkanlığının yeniden Kürtlere verilip verilmeyeceği tartışılmaktadır. Diğer taraftan Sünniler ve hatta bazı Şii Araplar, cumhurbaşkanlığı makamının Araplara verilmesi gerektiğini, Arap Birliği’nde temsil edilen bir ülkenin Kürt bir cumhurbaşkanı tarafından temsil edilemeyeceğini öne sürmektedir. Bu nedenle cumhurbaşkanlığına ilişkin tartışmalar hükümet kurma sürecinin önemli bir boyutunu alacak gibi görünmektedir. Ayrıca Nuri El-Maliki’nin üçüncü dönem başbakanlığına da Şii gruplar tarafından sıcak bakılmamaktadır. Bu nedenle Maliki’nin göstereceği adayın diğer Şii partiler tarafından nasıl karşılanacağı da önemli olacaktır. Bununla birlikte Şiilerin Bağdat’ta tekil bir yapı kurduğuna yönelik eleştiri ve kaygıların giderilmesi için hükümet içerisinde diğer gruplardan da dahil edilmesi gerekecektir. Buradan hareketle yeniden karmaşık bir hükümet yapısının ortaya çıkması muhtemeldir. Ancak bu hükümetin parlamentoda temsil edilmeye hak kazanmış bütün siyasi grupların içerisinde yer aldığı ulusal birlik hükümeti olmayacağı şimdiden söylenebilir. Bu nedenle az sayıda milletvekili kazanan siyasi gruplar hükümet kurma sürecinde önemli rol oynayacaktır. Seçim sonuçlarından da görüleceği üzere 42 siyasi parti ve oluşum Irak Parlamentosunda temsil edilecektir. Bu durum hükümet kurma çalışmalarının uzamasına neden olabilir.
Diğer yandan Kürt grupların hükümet kurma sürecinde göstereceği tavır da önemlidir. Zira IKBY’de hükümet kurma çalışmaları tam olarak tamamlanamamıştır. Bu süreçte özellikle KYB’nin tavrı belirleyici olmuştur. Nitekim IKBY hükümetindeki duruma göre KYB’nin tavır belirlemesi muhtemeldir. Mesut Barzani ile Nuri El-Maliki arasındaki gerginliğe rağmen KYB’nin Maliki ile iyi ilişkilere sahip olduğu bilinmektedir. KDP ve KYB’nin eşit (19’ar) sayıda milletvekiline sahip olması önemli bir veridir. Ancak KDP’nin hem azınlık milletvekillerini hem de diğer listelerdeki Kürt milletvekillerini yönlendirme potansiyeli düşünüldüğünde KDP daha avantajlı görünmektedir. Gorran, Kürdistan İslami Birliği ve Kürdistan İslami Cemaati ise Bağdat’ta bütün Kürtlerin ortak hareket etmesi yönünde görüş bildirmektedir. Bu nedenle Kürt partilerin Bağdat siyasetinde ortak bir tavır belirlemesi beklenmektedir.
Türkmenler ise toplam milletvekili sayısı bakımından geçen dönem elde ettikleri sayıyı korumuştur. 2010 seçimlerinin ardından 10 milletvekili elde eden Türkmenler, 2014 seçimlerinde de 10 milletvekiline sahip olmuştur. 2010 seçimlerinden farklı olarak Diyala’dan milletvekili çıkaramayan Türkmenler Selahattin’den 3 milletvekili çıkararak sürpriz yapmıştır. Kerkük ise Irak Türkmen Cephesi (ITC) öncülüğünde kurulan Kerkük Türkmen Cephesi 71 bin civarında oy alarak 2 milletvekili çıkarmıştır. Kerkük’ten ITC’nin listesinden iki erkek adayın çıkmış olması önemlidir.
Sonuç olarak Irak’ı önümüzdeki dönemde karmaşık bir süreç beklemektedir. Hükümet kurma sürecinde cumhurbaşkanlığı ve parlamento başkanlığı gibi makamların yanı sıra Şiiler arasındaki ittifakın sağlanıp sağlanamayacağı ve Maliki’nin yeniden başbakan olup olmayacağı önemli olacaktır. Sünniler açısından bakıldığında seçimlerin tekrar Sünni grupları bir araya getirip getirmeyeceği de Sünnilerin önümüzdeki dönemde Irak’taki siyasi durumu açısından dikkat edilmesi gereken bir husustur. Kürtlerin, Bağdat’ta ortak hareket etmesi, IKBY iç siyasetinde de yeniden yumuşamaya yol açabilir. Türkmenler açısından önemli olan nokta ise beş ayrı oluşum içerisinden seçilen Türkmen milletvekillerin, Bağdat’ta Türkmen kimliği çatısı altında hareket edip etmeyeceğidir. Türkmenlerin Bağdat’ta Türkmenleri ilgilendiren konularda birliktelik sağlaması ve içerisinde yer aldıkları oluşumları Türkmen çıkarlarına hizmet edecek şekilde yönlendirmeleri, Türkmenlerin geleceği açısından son derece kritik olacaktır.