Christina Bache Fidan, University of Warwick, PhD Candidate
Irak’taki siyasi durum birkaç ay hatta birkaç hafta gibi çok kısa bir süre içerisinde kritik bir şekilde değişmiştir. Siyasi liderlerin Bağdat’ta hükümet kurma üzerinde çekişmeye yoğunlaşması Irak Şam İslam Devleti Örgütü (IŞİD) tehdidinin, ülkenin en büyük ikinci şehri Musul’un Haziran ayında düşmesine kadar ciddiye alınmamasına yol açmıştır. Irak ordusunun hızlı yenilgisi ve ağır silahların örgütün eline geçmesi örgüt liderlerini saldırılarına devam etmesi yönünde cesaretlendirmiştir. Kontrol edilemeyen bir yangın gibi ilerleyen IŞİD saldırıları, Temmuz ayında Ninova iline bağlı, batısında kalan ilçelerin, Musul barajını da kapsayan üçgen bölgenin, Suriye’ye geçişi sağlayan Rabia sınır kapısının ve Sincar bölgesinin kaybedilmesiyle devam etmiştir.
Ağustos ayının başlamasıyla beraber IŞİD kuvvetlerini Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi’nin (IKBY) kontrolünde olan kuzeye doğru yönlendirmiştir. Amerikan yapımı tankları, ağır silahları, havan topları, zırhlı personel araçları, roket atarlarıyla silahlanmış köktenci fanatik bir örgütle karşı karşıya kalan Peşmerge kuvvetleri, IŞİD saldırılarını engellemek için mobilize olmalarına rağmen ağır bir yenilgi alarak geri çekilmek zorunda kalmış, bir kısmı Suriye’nin kuzeyinde Kürtlerin kontrolünde olan Rojava bölgesine çekilmiştir. IŞİD’in ilerlemelerinden ciddi şekilde kaygılanan IKBY Başkanı Mesut Barzani ‘Teröristlere karşı saldırıya geçmede kararlıyız ve son nefesimize kadar savaşacağız’ şeklinde bir açıklama yapmıştır.
İnsani ve askeri yardıma olan acil ihtiyaç, IŞİD’in Erbil’e saldırmak üzere olması ve yerel halkın, özellikle Yezidiler ve Hıristiyanların, örgütün ilerlemesiyle insani bir krizin ortasında kalmasıyla açığa çıkmıştır. IŞİD’in Erbil’e doğru ilerlemesinin ardından ABD Başkanı Obama, ABD’nin IŞİD’e karşı sınırlı hava saldırısı yapacağını ve Sincar dağının tepesinde yiyecek ve içecekten mahrum, mahsur kalan Yezidilere insani yardım yapılacağını açıklamıştır. Nitekim dronlar ve F-18 savaş uçakları ile 8 Ağustos’ta ABD, IŞİD’in özellikle teçhizat, konvoy ve havan pozisyonlarına saldırılar düzenlemeye başlamıştır. Aynı zamanda Bağdat da hava saldırıları düzenlemiş ve teçhizat desteği sağlamıştır. ABD hava saldırılarının amacının IŞİD’i bitirmek olmadığını, askeri operasyonların asıl hedefinin örgütü Kürt bölgesine ilerlemekten alıkoymak ve yerel halkı, özellikle dini azınlıkları, korumak olduğunu açıklamıştır. Esasında hava saldırıları, Peşmergeye yeniden organize olması ve IŞİD’e karşı tekrar harekete geçmesi için bir tampon bölge oluşturmasını sağlamıştır. Ancak devam eden askeri operasyonların örgütü ne kadar uzakta tutabileceğine dair endişeler devam etmektedir.
Diğer yandan, AB Komisyonu 15 Ağustos’ta Irak’a 17 milyon Avroluk insani yardım sağlayacağını açıklamıştır. Başlangıçta çoğu Avrupa Birliği üyesi krize askeri şekilde katılmaya yönelik ilgi göstermese de nihayetinde Peşmergeye askeri teçhizat verilmesi ve yerlerinden olup Kürt bölgesine sığınan Iraklı ve Suriyelilere insani yardım sağlanması konusunda anlaşmışlardır. AB inisiyatifleri ABD’nin gizli yardımı ile açık silah ve teçhizat tedarikini takip etmiştir.
Yeni Başbakan Haider El Abadi’yi çok zorlu ve kimilerine göre imkânsız bir görev olan Irak’taki temel siyasi grupların barış ve istikrar adına birlikte hareket edişini yansıtacak bir hükümet kurma görevi beklemektedir. Gücünü yargı ve güvenlik üzerinde yoğunlaştırmış olan eski Başbakan Nuri El Maliki en sonunda siyasi güçten vazgeçmeye razı olmuş olsa da, Dava Partisi etrafında kurulan koalisyon aynı şekilde durmaktadır. Nihayetinde, Amerikan desteğinin ve Bağdat’ın IKBY’ye teçhizat ve hava desteği sağlamaktaki istekliliğinin IŞİD’in askeri üstünlüğünü bitirip bitiremeyeceğini önümüzdeki haftalar gösterecektir. Aksi halde, güç paylaşımı üzerinde olası bir çekişmenin IŞİD’e Irak’ta istikrarı bozabilecek manevra alanı sağlayacağı endişesi devam edecektir.