Vladimir Putin’in Rusya’nın Suriye’deki askeri kuvvetlerinin önemli bir bölümünü çekeceğini açıklaması, sadece akademi dünyasına ve istihbarat toplumuna değil, çatışmanın tüm taraflarına sürpriz oldu. Rusya, Eylül 2015’te Suriye’ye IŞİD’le ve diğer terör gruplarıyla savaşma maksadıyla kuvvetlerini konuşlandırdı, fakat pek çok kişi Rusya’nın Suriye’ye müdahalesinin aslında Esad rejimini güçlendirmek maksadıyla gerçekleştirildiğini iddia etti. Zira Suriye, uzun yıllardır Rusya’nın müttefikiydi. Benzer şekilde pek çok analist, Rusya’nın gerçek hedefinin Ortadoğu’daki nüfuzunu muhafaza etmek ve Ukrayna müdahalesiyle gelen uluslararası alandaki tecridini sona erdirmek olduğuna inanmaktadır. Bu bağlamda, Rusya, Suriye’deki askeri tesislerini korumak ve Esad rejimine destek vermek için Suriye’ye savaş uçakları, savaş gemileri ve 4,000 asker konuşlandırdı. Ayrıca Rusya savaş uçağının Türkiye’nin hava sahasını ihlal etmesi sebebiyle Türkiye tarafından düşürülmesinin ardından Suriye’ye SA-22 (Pantsir 1) uçaksavar füzeleri ile gelişmiş S-400 füze savunma sistemlerini yerleştirdi.
Her ne kadar Moskova 2011’de Suriye’deki ayaklanmaların başlamasının ardından Esad rejimine sağladığı mali, uzman, silah ve diplomatik (BM Güvenlik Konseyi vasıtasıyla) desteğini gizlememiş olsa da Rusya’nın Suriye’ye asker konuşlandırması, Suriye krizine dahlinde niteliksel bir değişimi işaret etmektedir.
Çatışmalarda müdahalelerin kesin maksatlarını belirlemek, özellikle dışarıdan bir gücün, kendisine doğrudan tehdit olmayan bir savaşa müdahil olduğu durumlarda bir hayli zordur. Rusya’nın Suriye İç Savaşı’na müdahalesi, analistler arasında Rusya’nın amaçları açısından büyük tartışmalara neden olması sebebiyle bu duruma örnek teşkil eder. Müdahalenin nedeni ne olursa olsun, şu an cevap verilmesi gereken soru, Putin’in Suriye’de çok da uzun olmayan bir süredir devam eden doğrudan müdahalesinin ardından oradaki askeri varlığını azaltma kararına nelerin sebep olduğudur. Bu analiz, Putin’in Suriye’den kısmi olarak geri çekilmesine yönelik çok yönlü kararının arkasında bir miktar pragmatizmin yattığını ileri sürmektedir.
Öncelikle, pek çok yorumcunun da iddia ettiği gibi, başlangıcından itibaren Rusya’nın Suriye’ye asker konuşlandırması, Esad rejimini koruma maksatlı, kısa süreli bir operasyon olarak düşünülmüştü. Moskova, Suriye’deki varlığının ne getireceği hakkında ya da IŞİD’i ve diğer muhalif unsurları yenilgiye uğratması konusunda herhangi bir söz vermemişti. Fakat Rusya’nın Suriye’ye askeri dahlinin Esad rejiminin iktidarda kalmasına yardım etmesi öngörülüyordu ki bu anlamda açıkça başarı sağlanmıştır. Suriye silahlı kuvvetleri, IŞİD ve diğer terör gruplarıyla mücadelesinde önemli bir toparlanma yaşamış ve bir yandan muhalif güçlerin askeri kabiliyetlerinin azalmasına neden olurken bazı kilit bölgelerin (Alevi) de kontrolü ele geçirmeyi başarmıştır. IŞİD’in petrol altyapılarının yıkılması ve toprak kaybı, savaşçılarının gelirlerinin azalmasına ve önemli sayıda mensubunun örgütü terk etmesine neden olmuştur. Bu durum, Esad’ın tüm ülkeyi yeniden ele geçirmesine olmasına bile 2014’ten beri devam eden açmazının iyileşmesine neden olmuştur. Bu nedenle de Rusya’nın geri çekilme kararı, Putin’in Esad’ın istikrarından emin olduğu ve böylelikle bir adım geri çekilmeyi göze alabildiği şeklinde yorumlanabilir.
İkinci olarak, Putin’in müdahalesi, Rusya’nın eski Sovyet coğrafyası dışında da bir müdahaleye girişebildiğini ve bunu sürdürebildiğini göstermiştir ki bu da Rusya’nın uluslararası arenaya küresel bir güç olarak döndüğünü ve Moskova’nın gücünü göstererek Suriye’deki gerçekleri değiştirebildiğini göstermektedir. 2000’de cumhurbaşkanı olarak iktidara geldiğinden beri Esad, sıfır-toplamlı Batı-karşıtlığı ve ABD’ye rakip olması bağlamında Moskova’nın siyasi nüfuzunu yeniden elde etmeye ve Rusya’nın bölgede büyük bir güç olarak statüsünün yeniden inşasına çalışmıştı. Rusya’nın Suriye’ye müdahalesi, Rusya’nın dışarıdan güçlerin Şam’da rejimi değiştirmesini engelleyecek kabiliyete sahip olduğunu göstermiştir. Ayrıca ABD’nin dünyanın farklı yerlerinde güç kullanabilecek tek aktör olmadığını göstermesi, Washington’ı Rusya’nın Ortadoğu’daki emellerine uyum sağlamaya zorlayacaktır. Bu bağlamda, Suriye’deki operasyon Putin’in iç politikadaki duruşuyla küresel duruşunu güçlendirmek için yapılmıştır. Bu nedenle, Putin için görev tamamlanmıştır ve devam ettirmenin bir faydası kalmamıştır.
Üçüncü olarak, Moskova silahlarını gerçek bir savaşta denemiş ve 81 milyar doları ya da GSYH’nın %4.1’ini askeri donanımını modernize etmek için harcamıştır. Putin, Afganistan savaşından beri askeri teknolojisinin etkinliğini test etme imkânı bulamamıştır. Kırım’ın ilhakı, Rusya’nın doğrudan müdahalesi olmadan, Suriye bağlamının yaratmış olduğu fırsatla, hızlı bir operasyonla gerçekleşmiştir. Ayrıca bu operasyonla Rus kuvvetleri strateji ve taktiklerini de göstermişlerdir. Rusya, operasyonlarını Latakya yakınlarında, silahlarını son derece hızlı bir biçimde konuşlandırmak suretiyle üç haftadan kısa bir süre içinde gerçekleştirmiştir. Böylelikle, Rusya’nın artık Batı’nın zorbalığına maruz kalan, zayıf bir güç olmadığı mesajı verilmiş ve görev tamamlanmıştır.
Dördüncü olarak, Suriye- Ukrayna bağlantısı çerçevesinde George Friedman’ın belirttiği gibi Rusya’nın Suriye’ye asker konuşlandırması Washington-Moskova görüşmelerinin bir parçasıdır. ABD, açıkça Esad rejimini destekleyemiyorken IŞİD’i sınırlayabilmek için istikrarlı bir Suriye hükümetine ihtiyaç duyduğunu fark emiştir. Böylelikle, Washington, Obama’nın da memnuniyetle razı olabileceği gibi, Moskova’ya Ukrayna’yla ilgili büyük bir tavizde bulunabilir. Aynı zamanda Rusya çaresiz bir biçimde Ukrayna’yı etkisiz hale getirmek ve NATO’nun güvenlik garantisinin dışında tutmak istemektedir. Bu bağlamda, bir sonraki adım, Ukrayna’da yeni bir denge için Washington-Moskova büyük pazarlığı olacaktır.
Beşinci olarak, Putin Esad rejiminin yeniden donatılmış olduğunu ve Hizbullah ile İran’ın Devrim Muhafızları’nın desteğiyle savaşabileceğini anladı. Bu nedenle, Rusya’nın Suriye’ye müdahalesi daha önce Rus kuvvetlerinin Afghanistan’da yaşadığı gibi bir tuzağa düşmesine neden olabilir. Bu senaryo, Suriye muhalefetinin bazı destekçileri tarafından muhalefet kuvvetlerinin kabiliyetlerini artırıp Rus kuvvetlerini karada artan bir angajmana sürüklemek vasıtasıyla yazılmıştır.
Altıncı olarak, Suudi Arabistan’ın liderliğinde düşen petrol fiyatları, Rus ekonomisini paralize etmiştir. Dolayısıyla Putin’in çekilme kararının, Riyad’a petrol fiyatlarını yukarı çekmek için bir teşvik olarak görülebilir. Rusya’nın çekilmesi, Riyad’a Moskova’nın uzlaşma koşullarını yaratmak için verdiği bir işaret olarak okunabilir. Suudi Arabistan, Rusya’nın Esad rejimine desteğini azaltmasını memnuniyetle karşılayabilir ve petrol arzını azaltarak fiyatların yükselmesini sağlamaya ikna olabilir.
Yedinci olarak, Putin’in çekilme kararı, Esad’a Rus desteğinin sonsuz olmadığı yönünde bir uyarı olarak görülebilir. Son dönemlerde Rusya ve Suriye arasında Moskova’nın Washington ile birlikte bir hayli zorladığı Cenevre görüşmelerine dair artan farklılıklar bulunduğuna dair emareler görülmektedir. Çekilme, Suriye’ye Cenevre’de 250,000 kişinin ölümüne yol açan savaşı sona erdirecek bir uzlaşmayı ve Suriye devletinin devamlılığını sağlayan bir siyasi çözüme ulaşması gerekliliği konusunda mesaj vermektedir.
Son olarak, çekilme kararın alınmasını kısmi olarak operasyonun maliyetleri teşvik etmiştir. Suriye’de kalmanın maliyeti, faydasından çok olunca ve Rusya, düşen petrol fiyatları nedeniyle derinleşen ekonomik problemlerle karşılaşınca Rusya için Suriye’de savaşmanın gereksiz bir maliyete dönüştüğü söylenebilir. Rusya, Suriye’deki bir gününün 3 milyon dolarlık maliyetini önemsemektedir. Batı tarafından uygulanan ekonomik yaptırımlar, Rusya’nın ekonomisine zarar vermektedir. Dolayısıyla Rusya’nın çekilme kararının Rusya’nın tecridine ve Batı’nın yaptırımlarına son vermek maksadı taşıdığını söylemek mümkündür. Bu bağlamda çekilme, Putin’in zafer ilan etmek ve ülkesini maliyetli bir askeri girişimden kurtarmak için aldığı rasyonel bir karardır. Cenevre’de barış görüşmelerinin yeniden başlamasıyla birlikte Rusya, kendisini gelecekte küçük düşürebilecek aksilikleri göze almaktansa operasyonunu ‘onur’la sonlandırmayı yeğlemiştir.
Çekilmenin sebebi ne olursa olsun, en önemli sorular, bu kararın savaşın sonucunu nasıl etkileyeceği, Şam’daki kaotik duruma hangi dinamikleri getireceği ve Esad karşıtlarına Suriye’de rejimi değiştirme imkânı verip vermeyeceğiyle ilgilidir. Bazıları, Rusya’nın caydırıcılığının ortadan kalkmasıyla birlikte Türkiye ve Suudi Arabistan gibi aktörlere yer açılacağı ve Türkiye ve Suudi Arabistan’ın Suriye’yi işgale yönelik iştahlarının kabarabileceğini iddia etmektedir. Türkiye ve Suudi Arabistan, Rusya’nın çekilmesiyle biraz rahatlamış olabilirler; ancak Rusya’nın askeri çekilmesinin Esad güçlerinin yalnız kaldığı anlamına gelmediği unutulmamalıdır. Zira Rusya’nın çekilmesiyle Esad rejimine bu kez Hizbullah ve İran desteği muhtemelen artacaktır.
Bu yazı “Putin’in Suriye Sürprizini Anlamak” başlığıyla Ortadoğu Analiz Dergisi'nde yayınlanmıştır.