Bilgay Duman, ORSAM Ortadoğu Uzmanı
Uzun bir süredir istikrarsızlık içerisinde olan Türkiye-Irak İlişkileri yeni bir döneme girecek gibi görünmektedir. 11 Eylül 2013’te Irak Parlamento Başkanı Usame El-Nuceyfi’nin beraberindeki 14 kişilik heyetle Türkiye’yi ziyaret etmesinin ardından Irak Parlamentosu Dışişleri Komisyonu Başkanı Humam Hammudi’nin daveti üzerine Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Dışişleri Komisyonu Başkanı Volkan Bozkır, Dışişleri Bakanlığı Irak İle İlişkiler Genel Müdür Yardımcısı Hakan Tekin’in de iştirakiyle Irak’ı ziyaret ederek bir dizi görüşme gerçekleştirmiştir. Görüşmelerde Türkiye’nin Irak Büyükelçisi Faruk Kaymakçı da yer almıştır. Volkan Bozkır ve beraberindeki heyet, Irak Cumhurbaşkanı Vekili Hudair Kuzai, Irak Başbakanı Nuri El-Maliki, Irak Parlamentosu Başkanı Usame Nuceyfi, Irak Dışişleri Bakanı Hoşyar Zebari, Irak’ın Enerjiden Sorumlu Başbakan Yardımcısı Hüseyin El-Şehristani ve Humam Hammudi ile bir dizi görüşme yapmıştır. Ayrıca heyet Irak Türkmen Cephesi Başkanı Erşat Salihi ve Irak Türkmen Cephesi Diyala Milletvekili Hasan Özmen’le de bir görüşme gerçekleşmiştir. Türkiye ile Irak arasındaki gergin ve istikrarsız olan ilişkilerin düzeltilmesi ve geliştirilmesi için atılacak adımlar görüşmelerin ana gündem maddesini oluşturmuştur. Görüşmelerin seyrine bakıldığında Türk heyetinin Irak’ın bütün yüksek makamları tarafından kabul edilmesi, Irak’ın bu görüşmelere verdiği önemi göstermektedir. Nitekim bu görüşmelerin hemen ardından Hoşyar Zebari’nin de Türkiye’yi ziyaret ediyor olması da Irak’ın ilişkilerin gelişmesine ilişkin yaklaşımını gösterir niteliktedir. Bu anlamıyla Irak’ın da Türkiye ile ilişkilerin geliştirilmesi konusunda istekli bir yaklaşım sergilediğini söylemek mümkündür.
Volkan Bozkır’ın Irak ziyaretinde yaptığı açıklamalar doğrultusunda Türkiye ve Irak arasındaki diplomatik ziyaretlerin devam edeceği anlaşılmaktadır. Nitekim Volkan Bozkır Irak’ta yaptığı açıklamada, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın Nuri El-Maliki’yi Türkiye’ye davetini kendisine ilettiğini ifade ederek, Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu ve TBMM Başkanı Cemil Çiçek’in de yakın zamanda Irak’ı ziyaret edeceğini dile getirmiştir. Ayrıca Bozkır’ın ilişkilerin seyrine ilişkin olarak 2009 yılına vurgu yapıp, Türkiye ve Irak arasında 48 mutabakat anlaşmasının imzalandığı dönemi dile getirmesi dikkat çekici olmuştur. Bilindiği üzere bu dönem Türkiye ve Irak arasındaki ilişkilerin “pik” noktası olmuş, ancak daha sonra Türkiye ve Irak arasındaki ilişkiler gittikçe bozulmuştur. Son dönemde yapılan bu ziyaretler ilişkilerin onarılması konusunda bir fırsat niteliğindedir. Bu noktada 2009 sonrası Türkiye ile Irak arasındaki ilişkilerin bozulmasına yol açan temel olarak 3 konudan bahsetmek mümkündür. Bu konuların ayrı ayrı ele alınması, ilişkilerin seyrinin hangi yöne doğru evrileceğinin anlaşılması açısından önemli olacaktır.
Irak iç siyasetinin durumu: 2009’da Türkiye ve Irak arasındaki 48 mutabakat anlaşmasının imzalandığı dönemde Irak yeni bir seçim sürecine girmiştir. Bu süreç içerisinde Irak iç siyasetindeki karmaşa hem Türkiye ile imzalanan mutabakat anlaşmalarının uygulanamamasına yol açmış hem de Irak siyasetindeki kutuplaşma Türkiye ve Irak ilişkilerine yansımıştır. Türkiye ile daha yakın ilişkilere sahip olan Usame El-Nuceyfi ve Iyad Allavi öncülüğünde kurulan ve Irak Türkmen Cephesi’nin de içerisinde yer aldığı Irakiye Listesi’nin Maliki’nin liderliğindeki Kanun Devleti Koalisyonu’na karşı ciddi bir rakip olması ve 7 Mart 2010’da yapılan seçimlerde Kanunu Devleti Listesi’nden daha fazla oy alması, Maliki’nin Türkiye’nin kendisine karşı bir cephe oluşturmaya çalıştığına yönelik bir algılama içerisine girmesine neden olmuştur. Bu dönemde karşılıklı olarak söylem bazında artan gerginlik, Maliki’nin yeniden hükümeti kurmasıyla bir hükümet politikası haline gelmiştir.
Türkiye ile Irak Bölgesel Kürt Yönetimi (IKBY) arasındaki yakınlaşma: Türkiye ile Irak merkezi hükümeti arasındaki ilişkiler gerginleşirken, Türkiye ile IKBY arasındaki yakınlaşmanın başlaması, Maliki liderliğindeki Irak merkezi hükümetinin tehdit algılamasına yol açmıştır. Bu dönemde daha önce olmayan bir biçimde Türkiye’nin IKBY ile doğrudan ilişki kurması ve bazı Türk enerji şirketlerinin doğrudan IKBY ile anlaşmalar yapması, Türkiye ve IKBY arasında yapımına başlanan petrol boru hattı da Irak’taki algıları kuvvetlendirmiştir. Hatta Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’nun 2012’nin Ağustos ayında IKBY üzerinden Kerkük’ü ziyaret etmesi, Türkiye’nin Irak’ın bütünlüğüne yönelik politikasını koruduğuna ve Irak’ın bir şehrine yapılan ziyaret olduğuna yönelik açıklamalara rağmen, Irak’ın Türkiye’ye diplomatik savaş açmasına neden olmuştur.
Suriye krizi ve Irak’a etkisi: 2011 yılı itibariyle Suriye’de krizin patlak vermesi, Türkiye ve Irak birbirinden uzaklaştırmıştır. Türkiye’nin açık olarak Suriye’de rejim muhaliflerini desteklemesine karşın Irak’ın Beşşar Esad rejiminin yanında yer alması iki ülke arasındaki ilişkilerin daha da gerilmesine yol açmıştır. Ortadoğu’daki halk hareketlerinin Irak’a da yansıması ve özellikle Sünni Arapların yaşadığı Bağdat, Anbar, Musul, Selahattin, Diyala ve Kerkük’e bağlı Havice ilçesinde hükümet karşıtı protesto gösterilerinin yaşanması, Maliki’nin iktidarını korumaya yönelik politikalarını sertleştirmesine neden olmuştur. Hatta Irak hükümeti Türkiye’yi iktidarı yıkmaya çalışmak ve Irak’ın iç işlerine karışmakla suçlamıştır. Irak Parlamentosu’ndaki bazı milletvekilleri Türkiye’nin Musul ve Basra Başkonsolosluklarının kapatılmasını dahi talep etmiştir. Diğer taraftan Maliki’nin terör örgütü PKK ile görüşmeler yaptığına ilişkin haberler çıkmıştır.
Bugün gelinen noktada ise ilişkilerde yumuşama görülmeye başlanmıştır. Her iki ülke arasındaki karşılıklı ziyaretler yumuşamanın en açık göstergesidir. İlişkilerin kopma noktasına gelmesine rağmen bu yumuşaya yol açan sebepleri genel olarak aşağıdaki gibi ifade etmek mümkündür.
Suriye konusunda yaşanan gelişmeler: Suriye’de devam eden çözümsüzlük sadece Türkiye ve Irak arasında değil, hem bölge ülkeleri hem de uluslararası platform açısından ortak çözümün bulunmasına yönelik bir ihtiyaç ortaya çıkarmıştır. Bu nedenle Suriye’deki dönüşümden olumlu veya olumsuz olarak en yakından etkilenecek iki ülkenin de anlayış teatisinin sorunların çözümüne getireceği faydanın her iki tarafa açısından da anlaşılmış olduğu düşünülmektedir. Bu anlamıyla Türkiye uluslararası platformda inisiyatif alırken, bölgesel bir yaklaşım sergilenmek istendiği de söylenebilir. Irak açısından da Suriye’deki sürecin ana yönlendiricilerinden biri olan Türkiye ile yakın ilişkiler kurulması, Suriye’deki olası değişimin Irak’a etkilerinin kontrol altına alınması ve sürecin dışında kalınmaması açısından önemlidir.
Irak’ın iç politikasına ilişkin gelişmeler: Irak’taki hemen her kesimden siyasi parti ve gruplar Maliki’ye yönelik Irak hükümetinin tek adam yönetimine doğru gittiğine yönelik eleştiriler yükselmiştir. Hatta 2012’de Maliki’nin görevi bırakması için bir muhalefet cephesi bile oluşturulmuştur. Nisan 2013’te yerel seçimler sonrası taban kaybeden Nuri El-Maliki, 2014’te yapılacak genel seçimler öncesi hem Irak iç politikasında hem de dış politikada yumuşama dönemine girmiştir. Yerel seçimler döneminde bir kısım Sünni Arap grubu yanına çekmeye çalışan Nuri El-Maliki, Haziran ayında bir dönem neredeyse savaş noktasına bile geldiği IKBY ile anlaşmıştır. İç politikada yumuşama görüntüsü veren Maliki, dış politikada da Türkiye ile ilişkileri yeniden tesis ederek seçimler öncesi avantaj sağlama çabası girmiş olabilir.
IKBY ile ilişkilerin etkisi: 2009 sonrası IKBY ile iyi ilişkiler geliştiren Türkiye, bu anlamıyla Irak’ta etkinlik sağlamıştır. Irak merkezi hükümetinin de IKBY ile anlaşması, Türkiye ve Irak arasında ortak bir platformun oluşmasına imkan vermiş olabilir.
İran’da Hasan Ruhani’nin izlediği politika ve bölgesel etkisi: İran’da 2013’ün Ağustos ayında Hasan Ruhani’nin cumhurbaşkanı olarak seçilmesi ve hem iç politikada hem de dış politikada yumuşamaya yönelik adımlar atması bölgede de iyimser bir hava yaratmıştır. İran’ın Irak üzerindeki etkisi düşünüldüğünde, İran’daki yumuşamanın Irak’a da yansıdığını söylemek yanlış olmayacaktır. İran’ın bu etkisi Irak’ın dış politikada Türkiye ile ilişkilerde yumuşama politikasına dönmesine neden olmuş olabilir.
Türkiye’nin Ortadoğu imajı: Türkiye özellikle Suriye, Libya ve Mısır’da izlediği politikalar nedeniyle Ortadoğu’daki bazı Arap ülkeleri nezdinde tepkiyle karşılanmıştır. Aynı zamanda bu Suriye, Mısır, Libya ve Irak iç kamuoyunun bir kısmı da Türkiye’ye karşı tepki doğmuş, hatta Türkiye’nin diplomatik misyonları saldırıya uğramış, Türkiye aleyhtarı gösteriler yapılmıştır. Bu durum Türkiye’nin “Arap Baharı” olarak ifade edilen Ortadoğu’daki halk hareketlenmelerini öncesinde Ortadoğu’da elde ettiği imajı zedelemiş ve bölgedeki etkisini sınırlamıştır. Bu nedenle Türkiye de 2011 öncesinde kurduğu ilişkilerin seviyesine ulaşmak için adımlar atmak istemektedir. Bu nedenle Irak ile ilişkilerin yeniden eski seviyesine ulaşması önemlidir.
Sonuç olarak Türkiye ve Irak arasındaki ilişkilerin yeniden eski seviyesine gelmesi ve daha da gelişmesi sadece iki ülke için değil, bölgedeki gelişmeler açısında önemlidir. Mevcut havanın son derece olumlu olması ilişkilerin düzelmesi açısından iyimser bir algı yaratmaktadır. Türkiye ve Irak arasında gelişen ilişkiler bölgedeki birçok sorunun çözümünde kolaylaştırıcı bir rol oynayacaktır.