Giriş
Türkiye ile Kuveyt arasındaki ilişkiler uzun süredir diplomatik süreklilik ve karşılıklı güven temeli üzerinde şekillenmektedir. Değişen ittifaklar ve tekerrür eden istikrarsızlıklarla şekillenen Ortadoğu’da bu ikili ilişki dayanıklılığını muhafaza etmiştir. 1964 yılında diplomatik ilişkilerin kurulmasından bu yana Türkiye ile Kuveyt, tarihsel yakınlık, egemenlik ilkesi ve pragmatik iş birliği ekseninde gelişen istikrarlı bir siyasal diyalogu sürdürmektedir. Özellikle iki tarafın dış politika yönelimlerini Ortadoğu’nun hızla dönüşen jeopolitik düzleminde aynı eksene oturtmanın faydasını gören bu ilişki son yirmi yılda daha da derinleşmiştir. İhtiyatlı bir dış politika yürüten Kuveyt, Türkiye, Suudi Arabistan ve İran gibi rakip bölgesel güçlerin ilişkilerini dengeleyerek kendisini Körfez bölgesi ve çevresinde ara bulucu ve tarafsız aktör olarak konumlandırmıştır. Öte yandan Türkiye daha aktif ve çok yönlü bir dış politika izleyerek Körfez ve Ortadoğu coğrafyasında ekonomik, savunma ve diplomatik ayak izini büyütmüştür. Bu iki yaklaşım çelişkili olmaktan ziyade birbirini tamamlayıcı bir özellik sergilemiştir. Son yıllarda tıkanan ekonomik reformlar nedeniyle kısa bir süre içinde yedi kabine feshi dâhil farklı iç siyasi istikrarsızlıklar yaşasa da Kuveyt bu gelişmelerin Türkiye ile dış politikasını olumsuz etkilemesine izin vermemiştir. Aksine Emir Şeyh Meşal el-Ahmed el-Cabir es-Sabah’ın iktidara geldikten sonra Arap dünyası ve Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) dışındaki ilk durağı Aralık 2023’te Ankara olmuştur. Bu ziyaret Kuveyt’in diplomatik denkleminde Ankara’nın oynadığı stratejik rolü bir kez daha vurgulamıştır.
Türkiye ise Kuveyt’i stratejik anlamda güvenilir, ekonomik kapasiteye sahip, diplomatik açıdan ılımlı ve Körfez’de kilit bir ortak olarak görmektedir. Ankara’nın majör bölgesel stratejisi çerçevesinde özellikle 2020’lerde Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ile ilişkilerin normalleşmesinin ardından Kuveyt, Türkiye’nin Körfez ile ilişkilerindeki en kritik ülkelerden biri olmuştur. Bu durum, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Kuveyt’e yapması beklenen resmî ziyareti jeopolitik bir dönüm noktası hâline getirmekte ve sadece ilişkilerin devamlılığını değil ikili ilişkilerin daha güçlü bir seviyeye taşınması potansiyelini de temsil etmektedir.