Arama Yapın

Aramak istediğiniz kelimeyi yazın

Koordinatörlükler

Türkiye ve Kürt Bölgesel Yönetimi İlişkileri: Gözlemler

Dr. Sardar Aziz ORSAM Danışmanı, Ziyaretçi Araştırmacı
Ankara’ya bir ay kalmak üzere geldim. Bu süre içinde; Türkiye’nin toplumunu, düşünce biçimini, karar alma biçimlerini ve en önemlisi de Türkiye siyasetini daha yakından tanımanın ve daha iyi öğrenmenin yolunu bulmayı hedefliyorum. Bu Herkül kuvveti gerektiren bir çaba gibi görünüyor. Külfetin ve risklerinin farkındayım. Temmuz sonunda geldim ve ORSAM’I (Ortadoğu Stratejik Araştırmalar Merkezi) seçtim. ORSAM misafirperver bir kurum. Bu misafirperverliği hissetmek benim gibi Batı’da ikamet eden bir doğulu için çok önemli. Batıdakinin aksine, doğunun misafirperverliği yasalara ya da kurumsallığa değil, kişisel, insani ilişkilere dayanıyor. Bu özel his beni Mevlana’nın algısına girmeye davet ediyor: gel, yine gel, ne olursan ol gel.

Türkiye’yi daha derinden tanıma amacımın nedeni halka ve sınırın iki yakasındaki yetkililere deşifre edilmesi gereken Türkiye ve Kürt Bölgesel Yönetimi (KBY) ilişkisi hakkında bir kitap yazmak. Son yıllarda çoğu olumlu yönde birçok gelişme yaşansa da ilişkiler henüz akıcı bir doğrusallığa erişmedi. Bu tür bir ilişkinin istikrarlı, güvenli ve karşılıklı olarak kabul edilebilir bir düzeye taşınması, alışılmışın dışında bir yaratıcılık gerektiriyor.

Bugün dünya eskiden olduğundan daha farklı.  Ülkelerin sınırları onları dışarılarından ayrıştıramıyor. Tersine sınırların daha çok birleştirici etki yaptığı söylenebilir. Sınırlar, ayrılık yaratmaya çalışırken, aynı zamanda ayrılmış toplulukların birbirine karşı merakını artırıyor. Bu özellikle diktatörlük altında yaşamış halklar için geçerli. Bilindiği gibi, diktatör ancak gerçek ve sanal tüm sınırları kapatarak hayatta kalabilir. Diktatörlük sonrası toplumlar sınırları geçmek için içgüdüsel bir istek taşırlar. Bu KBY’deki Kürtlerin yaşadığı durum. Bu anlamda Türkiye’nin görevi; farklı bir siyasi, sosyal ve ekonomik sunmak. Fakat farklı olmak değil, farklılıktaki kalite asıl mesele. Türkiye imrenilecek, taklit edilmek istenecek ve güvenilecek şekilde farklı olmalı. Bu da ancak Türkiye, Türkiye’deki Kürt sorununu çözdüğünde mümkün olur. Kürtlerle kurulacak her tür sınır ötesi ilişkilerde istikrarı yakalamak için Türkiye’deki Kürtlere haklarının verilmesi olmazsa olmaz.

KBY ve Türkiye arasındaki sınır bu fenomenin en iyi göstergesi. Birçok kez geçtiğimde gördüğüm üzere, sınır sanılanın aksine kenar değil, merkez. Sınır geçişleri artık sadece askerler ve ticari malların değil, sıradan insanların da geçişi için kolaylaştırılmışken, benzer uygulamayı bekleyen daha birçok sınır var.

Türkiye ve KBY arasındaki ilişkiler geliştikçe iki arasında bağ kurmak için daha çok araç ve ortam oluşuyor. Hâlihazırda birçok araç bulunuyor: din, tarih, Kürtler bunlardan bazıları. Yeni araçlar daha farklı: boru hattı, koridor, model, mekân ya da bir tatil yeri gibi daha maddesel ve görünürler. Tüm bunlara rağmen ilişkiler daha birçok ihtarla karşı karşıya. Yaşadığımız dönemde teknoloji sayesinde herkes evdeki kanepesinden geleneksel sınırlarının dışında küresel hareket edebiliyor. Bu devletler ve topluluklar arasındaki ilişkileri radikal şekilde değiştirdi. Artık sadece devlet yetkilileri ve diplomatlar değil, sıradan halklar da uluslararası aktör durumundalar. Yeni diplomasinin temeli bu.
Halkların iletişimi, Türkiye-KBY ilişkisinin en kötü durumda olan boyutu. Kürtler ve Türkler birbirinden felaket tellalı medya, siyasetçilerin söylemi ve tarihi geçmiş ideolojiler tarafından ayrıldılar. Bu alanda en büyük problemlerden biri de teknolojinin yanlış kullanımı; teknoloji gelişirken, ortam olgun olmadığında, aynı zamanda köleleştiriyor. Dolayısıyla birbirinden ayrılmış olan Kürtler ve Türkler, birbirlerinin yokluğunda olayları radikal ve duygusal yönde yorumluyorlar. Bu da trajedilerle boyanmış bir tarihle marine ediliyor, sonuç ise güvensizlik ve birbirinden yabancılaşma.

İlişkilerin formu konvansiyonel olanın ötesine geçmeyi gerektirirken, bu ancak eski tuzaklardan uzak durabilmekle mümkün olur. Basit şekilde ifade etmek gerekirse, Türklerle Kürtler arasındaki sorunun temeli ulus devlet. Türkler tarihsel nedenlerden ötürü ulus devletlerinin bekasından endişe ediyor. Kürtler kendi ulus devletlerinin olmasını istiyor. Dolayısıyla ikamet yeri formu olarak ulus devletin geleneksel formatına karşı gelindi. Bu nedenle alışılmışın dışında bir ikamet modeli gerekiyor.

Dr. Sardar Aziz ORSAM Danışma Kurulu Üyesi, İrlanda Cork Üniversitesi Yönetim Bölümü Öğretim üyesi, Cork Üniversitesi Asya Çalışmaları Bölümü Ziyaretçi Öğretim Üyesi. Gelecek kitabı Irak Kürdistan’ında Doğal Kaynaklar Yönetmi (Kürtçe) Tarafsız Haftalık Awene Gazetesi Köşe Yazarı: http://www.awene.com/users/Sardar  

Başlıklar

Bu Yazıyı Paylaşın
Yazdır

Benzer Yayınlar