Hasan Kanbolat, ORSAM Başkanı
YÖK Başkanı Yusuf Ziya Özcan, 18 Ocak 2011 tarihinde Ankara’da Türk düşünce merkezleri temsilcileri ile öğle yemeğinde bir araya geldi. Bunun YÖK ile sivil toplum kuruluşlarının ilk buluşması olduğunu söyleyen Özcan, “Onların tecrübelerinden faydalanmak istiyoruz.” dedi.
YÖK'teki toplantıya BİLGESAM’dan Salih Akyürek, DPE Başkanı Seyfi Taşhan, KAFKASSAM Başkanı Hasan Oktay, ORSAM Başkanı Hasan Kanbolat, SDE Başkanı Yasin Aktay, SETA’dan Murat Özoğlu, TASAM’dan Engin Selçuk, TEPAV’dan Sibel Güven ve Selin Aslanhan, TÜRKSAM Başkanı Sinan Oğan, USAK’dan Kamer Kasım, 21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü Başkanı Ümit Özdağ katıldı.
Yaklaşık 1,5 saat süren toplantının ardından gazetecilere açıklama yaparak, toplantıyı düzenleme amaçlarını anlatan Özcan, STK'ların daimi olarak araştırma yapan, fikir üreten bu nedenle de toplumun nabzını tutan kuruluşlar olduklarını belirtti. “Bugüne kadar STK'lar ile YÖK arasında hiç bir ilişki olmamıştı. Biz onların tecrübelerinden faydalanmak istiyoruz” diyen Özcan, bugünkü toplantının bu kuruluşlarla gerçekleştirilen ilk toplantı olduğuna işaret etti. Özcan, “Onlardan özellikle 3 konudaki fikirlerini rica ettik. Bunlardan bir tanesi, öğrencisi öğretim üyesi hepsi dahil olmak üzere yükseköğretim hakkındaki çağdaş düşünceleri nelerdir. Onların aklındaki böyle bir çağdaş üniversite imajını yakalayabilmek için YÖK'te ve 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununda ne gibi değişiklikler yapmak gerektiği konusunda fikirlerini aldık. Bir diğeri de bu ilişkilerimizi devamlı hale getirebilmek ve belli bir düzeyde tutabilmek için kendilerine her zaman yardıma açık olduğumuzu, elimizdeki bilgi ve belgeleri araştırmalarında kullanabileceklerini söyledik, bu konudaki düşüncelerini aldık. Bu ilk toplantıydı. Bundan sonraki toplantıların sürekli bir özellik kazanmasını arzuladığımızı ilettik. Onlar da gayet olumlu karşıladılar” dedi.
Düşünce kuruluşlarının temsilcilerinin ne gibi tavsiyelerde bulunduğunun sorulması üzerine Özcan, özellikle STK'lar ile düşünce kuruluşlarıyla üniversitelerin işbirliği yapması konusunda bundan sonraki çalışmalara yol gösterecek fikirlerin ortaya çıktığını ifade etti. Bu işbirliğini güçlendirmeye yönelik öneriler geldiğini dile getiren Özcan, öğretim üyelerinin STK'larda görevlendirilmesi, öğrencilerin bu kuruluşlarda staj yapmaları gibi somut öneriler getirildiğini anlattı. Özcan, “Hatta orada çalışacak öğrencilere küçük miktarlarda da olsa maaş verilmesi, sigortalarının yaptırılması gibi, işi daha ciddiye alacakları bir ortamın yaratılması gibi şeyler söylendi. Çok hoş şeylerdi.” diye konuştu. Bu konular üzerinde çalışacaklarını ve somutlaştıkça kamuoyuyla paylaşacaklarını söyleyen Özcan, yarın da üniversitelerin öğrenci konseylerinin başkanlarıyla bir araya geleceğini, bu tip toplantıların devam edeceğini bildirdi. YÖK Başkanı Özcan, bugünkü toplantıda STK'lar ile YÖK'ün daha yakın çalışması görüşünün benimsendiğini belirterek, bunu sağlayacak mekanizmalar üzerinde durulduğunu anlattı.
Toplantıda YÖK Başkanı Yusuf Ziya Özcan, Yabancı Öğrenci Sınavı’nın (YÖS) kaldırıldığını Türk üniversitelerinin bu yıl dışarıdan ne kadar öğrenci çekebileceğini göreceklerini söyledi. Özcan, “Gaziantep Üniversitesi 900 ve Zirve Üniversitesi 100 yabancı öğrenci kabul etti. Trakya Üniversitesi’ne ise 3200 yabancı öğrenci başvuru yaptı. 400 yabancı öğrenciyi kabul edebildi. Günümüzde Türkiye’de 17 bin civarında yabancı öğrenci var. Gelecek yıl bu rakamı ikiye katlamak istiyoruz. Türkiye yıllarca dışarıya kapalıydı. Yabancı öğrenci çekmek gibi derdi olmadı. Bunun için rektörlerin üniversiteleri yurtdışına tanıtmasına ve eğitim fuarları yapılmasına ihtiyaç var. Gemi ile Akdeniz’de tura çıkmak ve Türk üniversitelerini liman liman tanıtmak istiyoruz. Yurtdışında ise 50 bin Türk öğrenci var. Türkiye’de de en az 50 bin yanacı öğrenci olmalıdır” dedi. Ayrıca Özcan, “YÖK’te üniversiteleri kapsayan iyi bir veri tabanı yok. 3 senedir uğraşıyoruz, bitmek üzere. 2009-2011 arası verileri yüklüyoruz. YÖK olarak şeffaf ve eleştirilere açık bir kurumuz. Sizler ise topluma yön veren kuruluşlarsınız” dedi.
Dış Politika Enstitüsü (DPE) Başkanı Seyfi Taşhan, düşünce merkezleri ile üniversiteler arasında işbirliğinin gelişmesi gerektiğini söyledi. Taşhan, düşünce merkezlerinin yayınlarla, yurtiçi ve yurtdışı konferanslarla, görevlendirmelerle akademisyenlerin ve öğrencilerin dış dünya ile bütünleşmesine yardımcı olduğunu ifade etti. Ayrıca Taşhan, Türkiye’de dış politika alanında uzman yetiştirmek kadar uzmanları istihdam etmenin de önemi üzerinde durarak, Türkiye’de uzmanlara istihdam alanının yaratılmadığını ifade etti.
Üniversite-STK işbirliği kapsamında öğretim üyelerinin STK'larda görevlendirilmesi konusu da gündeme gelirken, 21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü Başkanı Ümit Özdağ düşünce merkezlerinde çalışan akademisyenlerin üniversitelerinden izin alabilmesinin hukuki alt yapısı olmadığını söyledi ve “Düşünce merkezleri ve diğer STK’lar içinde yer alacak akademisyenlerin üniversitelerden izin alması yerine haber vermesi veya bilgi vermesi daha iyi olur. Örneğin, USAK ‘bilimsel danışman’ etiketi bulmuş” dedi. Ayrıca, Özdağ, Türkiye’de dil eğitimi sisteminin değişmesi gerektiğini ifade ederek “Türkiye’de Rus Dili ve Edebiyatı Bölümü’ndeki öğrenciye sadece Rusça öğretiyoruz. Batı’da ise Rus tarihi, siyaseti, kültürü de öğretiliyor. Böyle olursa devlet ve piyasa için daha iyi bir model gerçekleşebilir” dedi.
ORSAM Başkanı Hasan Kanbolat, DPT’nin 2023 ve 2050 perspektifini içeren raporlarında düşünce merkezlerinin yer almadığına dikkat çekerek, üniversiteler ile düşünme merkezlerinin işbirliğinin olabilmesi için teknokentler gibi sosyokentlerin de üniversitelerin bünyesinde kurulması gerektiğini ifade etti. Sanayi Bakanlığı’nın KOBİ’lere ve Türk filmlerine, Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın özel tiyatrolara ve filmlere verdiği desteği örnek gösteren Kanbolat, benzeri bir desteğin YÖK tarafından düşünce merkezlerine verilmesini istedi. Kanbolat, “Türkiye’de teknokentler gibi sosyokentler de kurulmalıdır. Sosyokentlerde yer alacak olan düşünce merkezlerine ve STK’lara teknokentlerde olduğu gibi cazip avantajlar, vergi vb. sağlanmalıdır” dedi.
USAK’dan Kamer Kasım, “Düşünce kuruluşları için mevzuata ihtiyaç var. YÖK neye dayanarak düşünce kuruluşları ile işbirliği yapacak? YÖK’ün 3 aylık yurtdışına öğretim üyesi gönderme programında yurtdışındaki düşünce merkezleri de yer almaktadır” dedi.
TÜRKSAM Başkanı Sinan Oğan, Türkiye’nin dil öğrettiğini ama uzman yetiştiremediğini ifade ederek, “Ermenice bilen yetiştiriyoruz. Ama Ermenistan uzmanı yetiştiremiyoruz” dedi. Oğan, “YÖK’ün bölgesel vizyona ihtiyacı var. Bölgeye yönelik “Farabi” gibi programlara ihtiyacı var. Bölge ile akademisyen ve öğrenci mübadelesine ihtiyaç var” dedi.
SDE Başkanı Yasin Aktay, “Türk düşünce merkezleri devletin ideolojik aygıtı olmamalıdır. ‘Şu konuda araştırmalar yapılsın’ şeklinde direktif almamalıdır. Üniversiteler de özerk olmalıdır” dedi.
BİLGESAM’dan Salih Akyürek, YÖK’ün yeni strateji belgesinde düşünce merkezlerinin de yer alması gerektiğini söyledi.
YÖK Başkanı Yusuf Ziya Özcan, Türk düşünce merkezleri ile bir araya gelerek düşünce merkezlerinin kurumsallaşması açısından oldukça önemli bir adım atmış oldu. Üniversiteler ile düşünce merkezleri arasındaki işbirliğinin gelişebilmesi için bu önemli adımın süreklilik arz etmesi gerekiyor.