Arama Yapın

Aramak istediğiniz kelimeyi yazın

Koordinatörlükler

Türk Dış Politikasında Yeniden Irak: Usame El-Nuceyfi Türkiye’ye Geliyor

Bilgay Duman, ORSAM Ortadoğu Uzmanı, [email protected]
Irak son dönemde Türk dış politikasının birinci gündem maddesi haline gelmeye başladı. 2011’in son ayında ABD askerlerinin Irak’tan tamamen çekildiği dönemde, Irak Cumhurbaşkanı Yardımcısı Tarık El Haşimi’ye ve korumalarının da dahil olduğu 14 kişiye yönelik çıkarılan tutuklama kararının ardından ülke yeni bir krize girmişti. Tarık El-Haşimi, Bağdat’tan ayrılacağı sırada, havaalanında engellenmiş ve ardından Bölgesel Kürt Yönetimi’ne sığınmıştır. Tarık El-Haşimi ve korumaları hakkında bazı şiddet eylemlerine karıştıkları yönündeki iddiaların ardından Haşimi’nin yargılanmasına yönelik de tartışmalar başlamıştır. Irak’ın yargı bağımsızlığına dair şüphe duyduğunu açıklayan Haşimi, soruşturmanın Bölgesel Kürt Yönetiminde yapılması halinde bunu kabul edeceğini açıklamıştır. Ancak Başbakan Nuri El-Maliki liderliğindeki Irak hükümeti, Haşimi’nin iade edilmesini talep ettiyse de Bölgesel Kürt Yönetimi Haşimi’yi iade etmeyeceğini belirtmiştir. Yaşanan bu siyasi krizin ardından ortaya çıkan şiddet eylemleri de durumu gittikçe karışık hale getirmiş ve yeni bir Şii-Sünni çatışmasından korkulmaya başlamıştır. Öte yandan Haşimi’nin İran’a yönelik suçlamalarının yanında Maliki’nin Türkiye’nin Irak’ın iç işlerine karıştığına yönelik iddiaları da durumu bölgesel bir kriz noktasına sürükleyecek boyuta getirmiştir.
 
Bu algılamalar içerisinde Türk dış politikası yeniden Irak’ı öncelikli konu haline getirmeye başlamış görünmektedir. Zira Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, 2012’nin Ocak ayının ilk haftasında İran’a yaptığı ziyarette, Irak’ı gündem maddesi olarak ele almış ve Irak’taki mezhepsel çatışmanın önüne geçilmesi yönünde hangi adımların atılabileceğini yönelik politikaları, İranlı yetkililerle paylaşmıştır. Daha da ötesinde İran’da bulunan ve Irak’ın en etkili Şii liderlerinden bir olan Mukteda El-Sadr ile de bir görüşme yapmıştır. Mukteda El-Sadr, Davutoğlu ile yaptığı görüşmede, Irak’ın bölünmesine karşı olduğunu yinelemiş ve seçimlerin yeniden yapılabileceğine yönelik sinyaller vermiştir. Davutoğlu da Irak’ın siyasal ve ülkesel bütünlüğünün Türkiye için önemine dikkat çekerek, Irak’taki siyasal gerginliğin yeni bir mezhep çatışması ortaya çıkmadan önüne geçilmesi gerektiği yönünde açıklamalar yapmıştır.
 
Bu süreçte 12 Ocak 2012 Perşembe günü Türkiye Irak’tan üst düzey bir yetkiliyi ağırlayacak. Irak Parlamento Başkanı Usame El-Nuceyfi Türkiye’de bazı görüşmelerde bulunacak. Son derece kritik bir dönemde yapılan bu ziyaret, Irak’taki sorunların giderilmesi açısından oldukça önemlidir. Zira 2011’in yaz aylarında “Sünniler için bölge oluşturulmalı” açıklaması yapan Usame El-Nuceyfi ile Nuri El-Maliki arasında da gerginlik yaşanmıştır. Usame El-Nuceyfi’nin, Türkiye’ye en yakın Iraklı siyasetçiler arasında olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır. Sık aralıklarla Türkiye’yi ziyaret eden Nuceyfi’nin bu dönemde yeniden Türkiye’yi ziyaret edecek olması, Türkiye’nin Irak politikasındaki ağırlığını gösterir niteliktedir. Bu açıdan Türkiye Irak’taki bütün grupları bir araya getirme çabasını açık bir dille ifade etmektedir. Bu süreçte Türkiye gibi Irak politikasında etkin bölgesel güçlerin tarafsız bir duruş sergilemeleri son derece önemlidir. Nitekim Türkiye, Tarık El-Haşimi’nin Türkiye’ye geleceği yönündeki iddialara net bir biçimde cevap vermiş ve Tarık El-Haşimi’nin Irak yargısına güvenerek Irak’ta kalmasının daha doğru bir davranış olacağını açıklamıştır. Bu açıdan Irak’taki sorunların çözümünün yine Irak içerisinde bulunması gerektiği düşünülmektedir. Sadece bölge ülkeleri Iraklıların bulacağı çözümlerde istikrarı destekleyici rol oynayabilir.
 
Bu noktada Irak’ta önümüzdeki sürece ilişkin farklı senaryolar ortaya çıkmaktadır. Irak’taki siyasi krizin aşılması için ilk etapta bir ulusal konferans yapılması planlanmaktadır. Ancak halen bu ulusal konferansın yeri ve zamanı belli değildir. Öte yandan bu konferans sonucunda Irak’ta çoğunluk hükümeti kurulması ya da yeni bir erken seçim yapılması ihtimalleri belirginleşmeye başlamıştır. Özellikle yeni bir seçim yapılmasına yönelik görüşler gittikçe ağırlık kazanmaktadır. Hem Sünni hem de Kürt gruplar seçimlerin yenilenmesinin sorunların çözümüne büyük katkı sağlayacağını düşünürken, bir kısım Şii gruplar da bu görüşe katılmaktadır. Mukteda El-Sadr’ın bunu dile getirmesi de Irak’taki siyasal sürecin yönünü erken seçimlere doğru çevirebilir. Ancak yeni seçimler yapılsa bile yeni siyasal sürecin etnik ve mezhebi gruplar tarafından oluşturulan siyasal oluşumların katılımı ile sürdürülmesi, eskisinden çok da farklı olmayacak şekilde bir yapı ortaya çıkarabilir. Buradan hareketle artık bütün sorumluluğun Iraklı siyasetçilerde olduğu söylenebilir. Irak’ın geleceğine de Iraklılar karar verecektir.

Başlıklar

Bu Yazıyı Paylaşın
Yazdır

Benzer Yayınlar