Bilgay Duman, ORSAM Ortadoğu Uzmanı
16 Kasım 2012 Cuma günü, Irak’ın Selahattin vilayetine bağlı Tuzhurmatu ilçesinde Irak Ordusu’na bağlı güçlerle Celal Talabani’nin başkanlığındaki KYB’ye ait peşmergeler arasında silahlı çatışma yaşanmıştır. Çatışmanın şahsi bir meseleden kaynaklandığı söylenmektedir. Çatışma sonrası hem Irak Ordusu hem de peşmergeler bölgeye yığınak yapmıştır. Bu durum Tuzhurmatu’da gerginliğe yol açarken, Irak Ordusu ve peşmergelerin silahlı güç yığınağı devam etmektedir. Silahlı güç yığınağı sadece Tuzhurmatu’yla sınırlı kalmamıştır. Bölgeden gelen haberlere göre Diyala ve Kerkük çevresine de her iki tarafça askeri yığınak yapılmaktadır. Bunun devam etmesi halinde Irak’ın geneline yayılabilecek bir çatışma ortaya çıkabilir. Çatışma riski sadece Irak Ordusu ve peşmerge arasında olmayıp, etnik ve mezhepsel çatışmalara da yol açabilir.
Irak Ordusu ve peşmergeler ilk kez karşı karşıya gelmemiştir. Özellikle 2008’de Diyala’nın Hanekin ilçesinde haftalarca süren gerginlik akıllardadır. 2012 yılı içerisinde ise merkezi hükümete bağlı güvenlik güçleri ve peşmergeler arasında Tuzhurmatu’daki çatışmadan hariç iki büyük olay daha yaşanmıştır. 8 Mayıs 2012’de Irak Başbakanı Nuri El-Maliki, Bakanlar Kurulu toplantısını Kerkük’te yapmıştır. Kerkük’e gidişi sırasında Maliki’ye koruma sağlayan merkezi hükümete bağlı güvenlik güçleri Kerkük’te kalmaya devam etmiştir. Kürt partileri ve peşmergeler buna karşı çıkmış ve Kerkük’ün bazı bölgelerinde Irak Ordusu ile peşmergeler karşı karşıya gelmiştir. Ardından 27 Temmuz 2012’de Irak’ın Suriye sınırının güvenliğini sağlamak amacıyla Irak Ordusu’na bağlı birliklerinin Irak’ın Suriye sınırındaki Musul’a bağlı Rabia ilçesine yerleşmesiyle, peşmergelerle Irak Ordusu arasında gerginlik yaşanmıştır. Hatta bu gerginliğin çatışmaya dönüştüğü ifade edilmiştir. Son olarak Irak merkezi hükümeti tarafından Diyala, Selahattin ve Kerkük’te görev yapmak üzere Ağustos 2012’de Dicle Operasyonlar Komutanlığı adında doğrudan Başbakan’a bağlı özel bir birim oluşturulmuştur. Irak Ordusu ve Irak Polisi’nin bazı birimlerinin birleştirilmesiyle oluşturulan Dicle Operasyonlar Komutanlığı, Kerkük’ün batısından K-1 (Iraklılar Keyvan olarak adlandırmaktadır) petrol pompalama istasyonu bölgesinde bir üs kurarak buraya yerleşmiştir. Dicle Operasyonlar Komutanlığı’nın hareketliliği devam etmektedir. Tuzhurmatu’daki son olayda da Dicle Operasyonlar Komutanlığı’nın üssüne gitmek üzere Tuzhurmatu’dan geçen Irak Ordusu mensupları ile KYB’ye bağlı peşmergeler arasında çatışmalar yaşanmıştır. Çatışmanın KYB mensubu Goran Cevher’in Irak Ordusu tarafından tutuklanmak istemesi üzerine yaşanan gerginlik nedeniyle çıktığı ifade edilmektedir. Çatışma sonrasında bölgede büyük bir hareketlilik yaşanmıştır. Ancak mevcut durum itibariyle Tuzhurmatu sakinleşmiştir. 20 Kasım 2012’de Tuzhurmatu’daki yetkililer bir basın açıklaması yapmıştır. Türkmence, Arapça ve Kürtçe yapılan basın açıklamasında sükunet çağrısı yapılmış ve Tuzhurmatu halkından oluşacak özel bir güvenlik gücünün kurulması talep edilmiştir. Buna rağmen Tuzhurmatu çevresine yerleştirilen Irak Ordusu ve peşmerge birlikleri varlığını korumaktadır. Irak Ordusu Tuzhurmatu-Bağdat yolunun Hemrin Dağı geçidi ile Tuzhurmatu-Tikrit yolunun Hemrin Köprüsü geçidinde konuşlanmıştır. Ayrıca Tuzhurmatu içerisindeki peşmergelerin sayısının arttığı da söylenmektedir. Tuzhurmatu sakin olmasına rağmen en ufak bir kıvılcımın yeni çatışmalara yol açması mümkündür. Örneğin 21 Kasım 2012 Çarşamba günü Tuzhurmatu’nun doğusundaki Musa Ali Dağı’ndaki Şiilerce önemli bir kutsal mekana Kürtler kendi bayraklarını çekmiştir. Bu halkının büyük bölümü Şii olan Tuzhurmatu’da tepki yaratmıştır. Bu tarz provakasyonların çatışmasının genişlemesine yol açması muhtemeldir.
Bu durum Irak Kürt Bölgesel Yönetimi ve Irak merkezi hükümeti arasındaki idari, coğrafi, siyasi ve ekonomik mücadelenin ve çıkar çatışmasının bir yansıması olarak ifade edilebilir. Ayrıca olayların etnik ve mezhepsel tarafı da ele alınmalıdır. Öncelikle Irak Kürt Bölgesel Yönetimi ve Irak merkezi hükümeti arasında yönetim paylaşımı konusunda bir çekişme vardır. Irak, 2003 sonrası federal bir yapıya kavuşmuştur. Bu federal yapı, anayasal olarak federe yönetimlere önemli ölçüde özerklik sağlamaktadır. Irak Kürt Bölgesel Yönetimi de anayasal avantajını ve ABD ile müttefik ilişkilerini kullanarak, anayasal sınırlarının dışında hakimiyet kurma çabasına girişmiştir. Irak Kürt Bölgesel Yönetimi sınırları dışında yerleşen peşmergeler bu bölgeleri kontrol altına almıştır. Bu bölgeler Irak iç siyasetinde “ihtilaflı bölgeler” olarak anılmaktadır. “İhtilaflı Bölgeler” meselesi belki de Irak’taki bütün tartışma konularının merkezinde yer almaktadır. Nitekim Tuzhurmatu da “ihtilaflı bölgeler” arasında sayılmaktadır. Bu yüzden çatışmanın merkez noktalarından biridir. Ayrıca Irak Kürt Bölgesel Yönetimi, “ihtilaflı bölgeler”de kontrolü sağlayarak coğrafi sınırlarını genişletmek istemektedir. Merkezi hükümeti güçlendirmek isteyen ve son dönem politikaları itibariyle “Arap Milliyetçiliği” ve “Iraklılık kimliğine” vurgu yapan Nuri El-Maliki, Irak Kürt Bölgesel Yönetimi ile karşı karşıya gelmektedir. Bununla birlikte Irak Kürt Bölgesel Yönetimi, Irak merkezi hükümetinin izni olmadan petrol üretimi ve satış anlaşmaları yapmaktadır. Anayasal olarak Irak Kürt Bölgesel Yönetimi’nin yetkisi olmamasına rağmen petrol anlaşmaları yapması, Irak merkezi hükümetini rahatsız etmektedir. Dahası Maliki’nin “Arap Milliyetçiliği” ve “Iraklılık kimliği”ni ön plana çıkarması, Şii ve Sünni Arapların bir kısmında taraftar bulmuş ve böylece Kürtlere karşı bir tepki ortaya çıkmıştır. Tüm bunlar bir arada ele alındığında Irak’taki çatışma riskinin yükseldiği ve diğer alanlara da yayılabileceği görülmektedir. Bu risk Türkmenler açısından değerlendirildiğinde vahim sonuçlara yol açması muhtemeldir. Sürekli olarak ifade edildiği gibi Türkmenleri koruyacak bir silahlı güç bulunmamaktadır. Türkmenlerin korunması açısından Irak merkezi hükümetinin de gücü yetmemektedir. Bu nedenle çatışma alanlarında yaşayan Türkmenler her dönemde olduğu gibi gelecekteki çatışmalardan da olumsuz yönde etkilenecektir.
Hem Irak Kürt Bölgesel Yönetimi hem de Irak merkezi hükümeti tarafından itidalli açıklamalar yapılması sevindiricidir. Maliki’nin sorunlu bölgelere ortak güç yerleştirme çağrısı yaptığı söylenmektedir. Ortak güçler daha önce de ABD tarafından çeşitli vilayetlere girişlerdeki kontrol noktalarına yerleştirilme üzere oluşturulmuş ve nispeten başarılı olmuştur. Ancak Tuzhurmatu gibi Türkmenler, Araplar ve Kürtlerin ortak yaşadığı alanlara ortak bir gücün yerleştirilmesi durumunda bu bölgede yaşayan bütün halkları temsil edecek bir gücün olması önemlidir. Aksi takdirde temsil edilmeyen tarafın zarar görmesini engellemek mümkün değildir. Eğer Tuzhurmatu’ya ortak bir gücün yerleştirilmesi söz konusu olursan Türkmenlerin de en az Arap ve Kürtler kadar temsil edildiği bir güç oluşturulmalıdır.