Bilgay Duman, ORSAM Ortadoğu Uzmanı
Irak’ta 2012 Aralık ayının son haftasından itibaren Sünnilerin yoğun olarak yaşadığı bölgelerde başlayan halk ayaklanmaları hız kaybetmeden devam ediyor. Gösterilerin hedefinde mezhepçi bir politika izlediği ve tek adam olmaya doğru gittiği iddia edilen Başbakan Nuri El-Maliki ve hükümeti var. Zaten gösteriler Nuri El-Maliki’nin talimatıyla terör operasyonu kapsamında Irakiye listesi liderlerinden ve aynı zamanda Maliye Bakanı olan Rafi İsavi’nin korumalarının tutuklanmasıyla başladı. Ardından Musul hapishanesindeki genç bir kıza tecavüz edilmesi ve Diyala hapishanesinde bir tutuklunun işkence nedeniyle hayatını kaybetmesiyle gösteriler arttı. Özellikle tecavüze uğrayan genç kız ve işkence nedeniyle hayatını kaybeden tutuklunun Sünni olması, Maliki’ye yönelik tepkileri yükseltti. Bugün itibariyle başta Musul ve Anbar olmak üzere Bağdat, Diyala, Selahattin ve Kerkük’te gösteriler devam etmektedir. Bu gösteriler “Irak Baharı” ya da “Irak’ta Sünni Baharı” gibi sloganlarla anılmaktadır.
Gösterilerle birlikte istikrarsızlığın en üst düzeyde yaşandığı Irak iç siyaseti daha da karmaşık bir hal almaktadır. Bilindiği gibi 2011 yılının Kasım ayında Irak Cumhurbaşkanı Tarık El-Haşimi’ye yönelik tutuklama kararı çıkartılması ve daha sonrasında gıyabında verilen idam cezalarıyla birlikte hükümete yönelik muhalefet net şekilde kendini belli etmiştir. Muhalefet çalışmaları sonucunda Nuri El-Maliki’den güvenoyunun çekilmesi için imza kampanyası düzenlenmiş, ancak süreç beklendiği gibi sonuçlanmamıştır. Maliki görevine devam ederken, muhalefet hükümeti boykot ederek hükümet çalışmalarına ve parlamento oturumlarına katılmamıştır. Parlamentoda temsil edilmeye hak kazanan bütün siyasi oluşumların yer aldığı 17 partili bir koalisyon hükümeti niteliğinde olan Irak hükümetinde dışarıda kalan hiçbir parti ya da siyasi oluşum olmadığından muhalefet hükümet içerisinde başlamıştır. Maliki ile Maliki’ye yakın kişi ve grupların hükümeti haline gelen Irak hükümeti işlemez hale gelmiştir.
Diğer taraftan Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (IKBY) ve Irak merkezi hükümeti arasındaki sorunlar da Irak’taki siyasi istikrarı son derece olumsuz etkilemektedir. Sorunlu egemenlik olarak ifade edilebilecek şekilde IKBY ve Irak merkezi hükümeti arasında kontrol edilen vilayetlerin idari sınırları, yönetim paylaşımı, gelir paylaşımı, dış politika, sınır sorunları gibi konular da anlaşmazlık ve hatta çatışmalar yaşanmaktadır. Özellikle Kerkük ve Selahaddin’e bağlı Tuzhurmatu ilçesinde IKBY’ye bağlı peşmergeler ile Irak merkezi hükümetine bağlı Kerkük, Diyala ve Selahaddin’de görev yapmak üzere kurulan Dicle Operasyonlar Komutanlığı arasında yaşanan çatışma ve gerginlik devam etmektedir.
Bütün bu konular bir arada irdelendiğinde Irak’taki güvenliğin de olumsuz etkilendiği görülecektir. Başta Bağdat, Musul ve Kerkük olmak üzere şiddet eylemleri ve buna bağlı olarak can kayıpları artmıştır. Irak iç siyasetindeki çekişmenin derinleşmesi güvenlik boşluğunu da derinleştirmektedir. Bu ortamda terörist gruplarla birlikte silahlı milis güçlerin yeniden ortaya çıkması muhtemeldir.
Irak Cumhurbaşkanı Celal Talabani’nin sağlık durumunun kötü olması ve herhangi bir nedenle görevi bırakması, cumhurbaşkanlığı için yeni bir mücadele alanı olabilir. Her ne kadar cumhurbaşkanlığı fiilen Kürtlere verilmiş olsa da Nuri El-Maliki, Sünnilerin tepkisini dindirmek ve en azından bir kısmını yanına çekmek için Sünni bir “Arap” cumhurbaşkanını destekleyebilir. Zira Maliki demeçlerinde bu sinyalleri vermektedir. Ayrıca 20 Nisan 2013’te yerel seçimler yapılacaktır. Bu seçimlerden çıkacak sonucun 2014’te yapılması planlanan genel seçimleri de etkilemesi muhtemeldir. Ancak Maliki’ye yönelik tepkilerin giderek artması erken seçim senaryolarını da gündeme getirmektedir. Sünnilerin yaptıkları gösterilerin aynı hızında devam etmesi, Maliki’ye taban kaybettirebilir. Bu nedenle Maliki kontrolü kaybetmeden erken seçimlerin yapılmasını destekleyebilir. Buradan hareketle önümüzdeki süreçte Irak iç siyasetinde yeni krizler yaşanabilir. Sünnilerin yaptığı gösterilerden IKBY gibi özerk bölgelerin talep edilmesi, IKBY-Bağdat ilişkilerinin neredeyse kopması, Şii-Sünni gerginliğinin artması gibi ayrışma noktalarının artması Irak’ı parçalanmaya doğru götürebilecek tehlikeli adımlar olarak değerlendirilmektedir.