Arama Yapın

Aramak istediğiniz kelimeyi yazın

Koordinatörlükler

Irak’ta Sular Duruluyor mu?

Bilgay Duman, ORSAM Ortadoğu Uzmanı
7 Mart 2010’da yapılan seçimlerin ardından ancak 9 gibi biri sürede hükümet kurulabilen Irak’ta iç siyasi çekişmeler neredeyse aralıksız olarak devam etti. Özellikle 2011 yılının son aylarından itibaren Irak’ın Sünni Cumhurbaşkanı Yardımcısı Tarık El-Haşimi’ye yönelik terör suçu nedeniyle açılan davalar ve gıyabında verilen idam cezalarından sonra Irak’ta siyaset yeniden mezhepsel ve idari olarak kutuplaşmaya başladı. Bir yandan Sünni gruplar, Şiilerin ağırlıkta olduğu ve başbakanlığını Şiilerin Irak’taki ilk partisi olan Dava Partisi’nden Nuri El-Maliki’nin yaptığı hükümete karşı hükümet içerisinden muhalefete başlarken diğer yandan Sünnilerin ağırlıklı olarak yaşadıkları Musul, Diyala, Anbar ve Selahaddin il yönetimleri ile Kürt Bölgesel Yönetimi merkezi hükümete karşı idari bir karşı koyuş sergiledi. Başka bir ifadeyle ulusal birlik hükümeti olarak kurulan Irak hükümeti içerisinde yer alan Sünni siyasetçiler bakanlar kurulu ve parlamento toplantılarını boykot ederek hükümetin işleyişini aksatırken, Sünnilerin ağırlıkta olduğu il yönetimleri ile Bölgesel Kürt Yönetimi de Irak merkezi hükümetine karşı yönetimsel adımlar atmaya başladı. Bu durum il yönetimler ve Bölgesel Kürt Yönetimi ile merkezi hükümet arasından yetki paylaşımı ve egemenlik sorunlarını da beraberinde getirdi. Diyala, Anbar ve Selahaddin il yönetimleri özerk bölge olmak için il meclislerinden kararlar çıkartarak, merkezi hükümete karşı meydan okudu. Bölgesel Kürt Yönetimi de Irak merkezi hükümeti ile problemli bir süreçten geçen Türkiye ve Exxon gibi bazı ABD’li özel enerji şirketleriyle enerji anlaşmaları yaptı. Ayrıca Bölgesel Kürt Yönetimi ve Irak merkezi hükümeti arasında özellikle ihtilaflı bölgeler olarak anılan ve başta Kerkük olmak üzere çekişmenin yaşandığı bölgelerde askeri tansiyon da yükseldi. Özellikle Irak merkezi hükümeti tarafından Kerkük, Diyala ve Selahaddin illerinde görev yapması amacıyla kurulan ve doğrudan başbakanlığa bağlı özel operasyon birimi Dicle Operasyonlar Komutanlığı ile peşmelergeler arasında Kerkük ve Tuzhurmatu’da yaşanan olaylar Irak gündemini olumsuz olarak son derece etkiledi. Kerkük’te her iki tarafın da askeri güç artırımına gitmesi de Kerkük’teki güvenliği olumsuz etkiledi.
 
Öte yandan Sünnilerin yaşadığı vilayetlerde başlayan hükümete yönelik protesto gösterilerine karşı Irak merkezi hükümetinin gösterdiği sert ve şiddet içerikli tavır, Irak’taki siyaseti de oldukça gerginleştirdi. Özellikle gösterilerin şiddetle bastırılmaya çalışılması karşısında, bazı gösterilerde aynı şekilde karşılık verilmesi, Irak’taki nispeten iyileşen güvenliği bozdu. Son olarak Nisan ayının sonunda Kerkük’e bağlı Havice ilçesinde Irak Ordusu’nun protestoculara ateş açması sonucu 50’nin üstünde kişinin hayatını kaybetmesi, Irak’taki şiddet dalgasını da üst seviyelere çıkarttı. Nitekim Mayıs ayında Birleşmiş Milletler Irak Misyonu’nun (UNAMI) açıkladığı rakama göre 1045 güvenlik görevlisi ve sivil Iraklı hayatını kaybetti. 2013’ün Mayıs ayı, 1045 kişinin hayatını kaybetmesiyle, 2008 yılının Nisan ayından bu yana Irak’ta şiddet eylemleri nedeniyle en ağır bilançonun ortaya çıktığı ay olarak kayıtlara geçti. Ancak daha da önemlisi olayların mezhepsel temelde yaşanması, Irak’ın 2005-2007 arasındaki döneme dönebileceği korkusunu da beraberinde getirdi. Hatta Irak’taki bazı bölgelerde yeniden yüzü maskeli kişilerin mezhep temelli cinayetler işlediğine yönelik ortaya çıkan haberler mezhep savaşı korkusunu yeniden uyandırdı.
 
Bu ortam içerisinde Irak İslam Yüksek Konseyi Başkanı Ammar El-Hekim’in uzun süredir siyasi taraflar arasında arabuluculuk yapma girişiminin bir sonucu olarak Hz. Ali’nin doğum günü münasebetiyle 1 Haziran 2013 günü Irak’ta siyasi taraflar arasında geniş katılımlı bir toplantı düzenlendi. Toplantıya Irak Cumhurbaşkanlığı’nı temsilen Cumhurbaşkanı Yardımcısı Hudair Khuzai ile birlikte Başbakan Nuri El-Maliki, Parlamento Başkanı Usame El-Nuceyfi, Bölgesel Kürt Yönetimi temsilcileri, bakanlar, milletvekilleri ve siyasi parti başkan ve temsilcileri katıldı. Toplantıdan somut bir karar çıkmazken, hükümet içerisindeki barış görüşmelerinin devam etmesi yönünde görüş belirtildi. Ayrıca önümüzdeki dönemde Maliki ve Nuceyfi önderliğinde geniş katılımlı bir toplantının daha düzenlenmesi gündeme alındı. Zaten Maliki ve Bölgesel Kürt Yönetimi Başbakanı Neçirvan Barzani arasında iki taraf arasındaki sorunların giderilmesine yönelik 7 maddelik bir anlaşma imzalanmıştı. Ardından bu toplantının gerçekleştirilmesi ve devam ettirilmesi kararının alınması, Irak siyasetinin geleceği açısından umut verici görünüyor. Nitekim 1 Haziran toplantısının ardından Irak’taki şiddet eylemlerinde ciddi bir azalma söz konusu. Birkaç küçük eylemin dışında Mayıs ayında yaşanan büyük patlama ve şiddet eylemi yaşanmadı. Bu durum Irak’taki şiddet sarmalının Irak’taki siyasetle paralel gittiğinin en önemli göstergelerinden biri olarak ifade edilebilir. Yani Irak’taki siyasi istikrarsızlık, şiddeti de beraberinde getiriyor. Bu yüzden belki de Iraklı siyasetçiler silahlı grupların siyasete müdahale etmesine izin vermemeleri. Yani siyaset sivilleştirilmeli. Ayrıca açık diplomasi yolunun kullanılması da kritik bir önem arz ediyor. Önümüzdeki süreç içerisinde 2014’te Irak genel seçimlerin yapılması planlanıyor. Bu seçimlere siyasi karmaşa ve şiddet dalgası içerisinde girilmesi seçimlerin yapılmasını ve yapılsa bile meşruluğunu tartışmaya açacaktır. Bu nedenle Irak’taki tüm tarafların uyumlu müzakereler üzerinden sorunları çözmeye çalışması ülkenin geleceği açısından da büyük önem taşıyor.

Başlıklar

Bu Yazıyı Paylaşın
Yazdır

Benzer Yayınlar