Arama Yapın

Aramak istediğiniz kelimeyi yazın

Koordinatörlükler

Suriye’de Devrimin İlk Altı Ayı: Meşruiyet ve İstikrar İnşası

11 dakika okuma süresi | 04.08.2025

İÇİNDEKİLER

YÖNETİCİ ÖZETİ

GİRİŞ

I. MEŞRUİYET VE DEVLET İNŞASI

1. ULUSAL MEŞRUİYET İNŞASI VE İÇ SİYASET

  1.1. Siyasal Meşruiyetin Kilit Taşı: Kapsayıcılık

  1.2. Siyasal Sistem Vizyonu: Üniter Devlet

 1.3. Meşruiyet İnşasında Somut Bir Teşebbüs: Ulusal Diyalog Konferansı

 1.4. Meşruiyet İnşasında Hukuki Teminat: Geçici Anayasanın İlanı

  1.5. Geçici Hükûmetin Kurulması

  1.6. Sonuç

 2. ULUSLARARASI MEŞRUİYET İNŞASI VE DIŞ POLİTİKA

  2.1. Arap Dünyasına Açılım

  2.2. Türkiye ile Ortaklık

  2.3. Batı ve Uluslararası Kurumlarla İlişkiler

  2.4. Sonuç

II. GÜVENLİK VE İSTİKRAR ARAYIŞI

3. DEVRİM SONRASI SURİYE’NİN GÜVENLİK STRATEJİLERİ

  3.1. Askerî ve Güvenlik Kurumlarının İnşası

  3.2. Devrik Rejim Milisleriyle Mücadele

  3.3. Silah ve Uyuşturucu Kaçakçılığıyla Mücadele

  3.4. DEAŞ ile Mücadele

  3.5. Sonuç

4. DEVRİM SONRASI SİYASİ BİRLİĞE YÖNELİK TEHDİTLER

  4.1. Eski Rejim Unsurlarının İsyanı

  4.2. Şam ile SDG/YPG Arasında Tırmanan Gerilim

  4.3. İsrail’in Suriye’ye Müdahalesi ve Dürziler

  4.4. Sonuç

III. SURİYE EKONOMİSİNİN YENİDEN İNŞASI

5. SURİYE EKONOMİSİNİN TOPARLANMA SÜRECİ

  5.1. Rejimin Ardında Bıraktığı Ekonomik Miras

  5.2. Ekonomik Toparlanmanın Önündeki Başlıca Engeller

  5.3. Yaptırımların Kaldırılmasının Ekonomik Etkileri

  5.4. Ekonomik Toparlanma Mümkün mü?

  5.5. Sonuç

SONUÇ

YÖNETİCİ ÖZETİ

  • Suriye’de 8 Aralık 2024’te Baas rejiminin devrilmesiyle başlayan devrim sonrası geçiş süreci, yeni yönetimin iç ve dış politikada benimsediği yönelimleri, meşruiyet arayışını ve karşı karşıya olduğu temel meydan okumaları ortaya çıkaran bir karakter taşımıştır.
  • Ahmed Şara liderliğinde kurulan yeni Suriye yönetimi, iktidara gelmesinin hemen akabinde savaşın yarattığı siyasal, toplumsal ve kurumsal tahribatı onarmayı amaçlayan bütüncül bir meşruiyet inşa süreci başlatmıştır. Üniter devlet yapısının yeniden tesisi, toplumsal kapsayıcılığı önceleyen politikalar, Ulusal Diyalog Konferansı gibi katılımcı süreçlerin işletilmesi ve geçici anayasa aracılığıyla hukuki teminatların sağlanması bu stratejinin başlıca dayanaklarını oluşturmuştur.
  • ⁠Devrim sonrasında yeni yönetimin iç siyasette meşruiyet tesisine yönelik çabalarında “kapsayıcılık” ilkesi, siyasal vizyonunun temel taşlarından biri olarak öne çıkmaktadır. Etnik, dini ve mezhepsel azınlıklara yönelik kapsayıcı söylem ve eylemler, kurumsal temsiliyette gözetilen çeşitlilik, atamalarda benimsenen denge politikası ile geçici anayasal düzenlemelere yansıtılan eşit vatandaşlık ilkesi, bu vizyonun somut yansımaları olarak dikkat çekmektedir.
  • ⁠Şara yönetimi, mezhepsel ve etnik parçalanmaya karşı üniterlik ilkesi etrafında şekillenen bir siyasal vizyon ortaya koymuştur. Bu vizyon hem içeride güvenlik ve kurumsal yapıların merkezîleştirilmesini hem de dış politikada bağımsız ve dengeleyici bir çizgiyi benimsemeyi hedeflemektedir.
  • 24-25 Şubat 2025 tarihlerinde gerçekleştirilen Ulusal Diyalog Konferansı, yeni yönetimin meşruiyet inşa etme sürecinin en kritik dönüm noktalarından ve siyasal meşruiyetini kurumsal ve normatif düzeyde tesis etmeye yönelik en kapsamlı girişimlerinden biri olmuştur. Konferansın katılımcı temsiliyet arayışı, tartışılan tematik başlıkların kapsamı ve alınan kararların kurucu nitelikte olması yeni yönetimin halkın rızasına dayalı bir yönetim mimarisi kurma çabasını yansıtmıştır.
  • ⁠Şara yönetiminin yeni bir anayasa yapım süreci başlatma iradesi yalnızca ülkenin acil hukuki düzenleme ihtiyacına yanıt vermekle kalmayıp aynı zamanda yeni yönetimin toplumsal meşruiyetini inşa etme çabasının da önemli bir aracı olarak değerlendirilebilir. Nitekim anayasa yapım süreci, yeni yönetimin kendisini meşru, kapsayıcı ve kurumsal bir siyasal aktör olarak yeniden tanımlama arayışının en temel zeminlerinden birini teşkil etmektedir.
  • Şara yönetiminin 29 Mart 2025 tarihinde çoğulcu bir hükûmet kurması ve 14 Haziran 2025 tarihinde Halk Meclisi Seçimleri Yüksek Komitesini oluşturması, halkın rızasına dayalı bir siyasal düzen inşa etmeye çalıştığını ve meşruiyetini geniş toplumsal mutabakat arayışından devşirmeyi hedeflediğini göstermektedir.
  • Suriye’de devrim sonrası ilk altı aylık dönemde dış politikanın şekillenmesinde ve ittifak tercihlerinde; siyasi, ekonomik ve askerî yapının zayıflığı, geçiş sürecinin güvenlik öncelikleri ve jeopolitik rekabet dinamikleri gibi etkenler belirleyici olmuştur. Şara yönetimi bu doğrultuda uluslararası topluma yeniden entegrasyon, bölgesel ilişkilerin normalleştirilmesi ve ekonomik yaptırımların hafifletilmesini hedefleyen pragmatik bir dış politika yaklaşımı benimsemiştir.
  • Suriye’nin yeni kimlik tanımlaması, siyasi ve ekonomik yapının değişimi, Suriyeli yeni siyasal elitlerin farklı tercihleri, uzun süreli iç savaşın yarattığı sorunlarla baş edebilmek için yeni dönemde farklı önceliklerin ortaya çıkması gibi nedenler dış politikada değişimi zorunlu kılmaktadır. Söz konusu faktörler Suriye’nin yeni dönemde komşuları, bölge ve uluslararası sistem ile daha uyumlu bir ilişki geliştirmesini sağlayacaktır ve yeni yönetimin ilk altı aylık diplomatik temasları bunu teyit etmektedir.
  • Şara yönetimi, Ocak-Temmuz 2025 döneminde dış politikada dinamik bir diplomasi izleyerek geçmişle kesin bir kopuş sergilemiştir. Suriye yalnızca altı ay gibi kısa bir sürede bölgesel ortaklıklar ve küresel güçlerle diyalog kuran bir ülkeye dönüşmüştür. Gerekli yaptırım muafiyetleri ve uluslararası destek sağlanmış, reform ve bölgesel barış taahhütleri verilmiştir.
  • ⁠Ahmed Şara’nın ilk yurt dışı ziyaretini Suudi Arabistan’a gerçekleştirmiş olması, Şara’nın Arap Ligi Zirvesi’ne katılımı, Arap ülkeleri ile gerçekleşen yoğun diplomasi trafiği Suriye’nin jeopolitik düzeyde yön değişimini, Esed dönemindeki İran eksenli siyaset çizgisinden Arap ülkeleriyle yakınlaşmaya geçişi ve güçlü bir şekilde Arap dünyasına dönüşü simgelemiştir.
  • ⁠Devrim sonrası ilk altı aylık süreçte Türkiye ile Suriye arasında aynı Arap dünyası ile olduğu gibi çok boyutlu ve derin bir iş birliğinin kurulmaya başladığı gözlenmektedir. İki ülke ilişkisinde Türkiye’yi diğer ülkelere kıyasla öne çıkaran alan savunma ve güvenlik olmuştur. Şara’nın devrim sonrası süreçte üç kez Türkiye’ye ziyaret gerçekleştirmesi iki ülke arasındaki ortaklık arayışını yansıtmaktadır.
  • ABD ile kurulan temaslar Suriye’nin uluslararası sistemle yeniden entegre olma arzusunu açıkça ortaya koymuştur. Trump yönetimiyle yapılan görüşmelerde DEAŞ’la mücadele, İsrail’e yönelik güvenlik garantileri ve İran etkisinin engellenmesi gibi konularda uzlaşı sağlanmış, bunun sonucunda ABD tarafından Suriye’ye yönelik yaptırımların kaldırılması kararlaştırılmıştır. Avrupa ülkeleriyle geliştirilen temaslar ve uluslararası platformlara katılım, Suriye’nin yeni dönemde küresel aktörlerle daha yapıcı ve dengeli bir ilişki kurma niyetini pekiştirmiştir.
  • ⁠İç savaş döneminde İdlib’de şekillenen siyasi ve askerî yapılanma, devrim sonrasında devletin askerî ve güvenlik kurumlarının temelini oluşturmuştur. Ancak bu yapı yalnızca mevcut temele dayanmakla kalmamış; reformlar ve entegrasyon süreçleriyle yeni dönemin ihtiyaçlarına uygun biçimde yeniden şekillendirilmiştir.
  • Eski rejim milislerinin dağınık ve kontrolsüz yapısı, devrimin akabindeki süreçte Suriye’de en ciddi iç güvenlik tehdidi olarak öne çıkmıştır. Ancak Şam yönetimi, bu tehdidi genel af uygulamaları, uzlaşı merkezleri ve kapsamlı askerî operasyonlar yoluyla büyük ölçüde kontrol altına almayı başarmıştır. Buna karşın söz konusu milis grupların olası dış destekle özellikle sahil bölgelerinde yeniden örgütlenme ihtimali uzun vadeli bir güvenlik riski olarak varlığını korumaktadır.
  • Şam yönetiminin uyuşturucu ve silah kaçakçılığı ile mücadelesi batıda Lübnan, güneyde Ürdün ve doğuda Irak sınırlarında yoğunlaşırken Türkiye sınırı boyunca uzanan bölgeler sükûnet, güvenlik ve istikrar açısından öne çıkmıştır. Bu istikrarın temel nedeni, Türkiye’nin iç savaş boyunca sınır hattında gerçekleştirdiği sınır ötesi operasyonlar ve sınır bölgesinde sağladığı etkin kontrolün olumlu sonuçlarıdır.
  • Rejimin devrilmesinin ardından yeni bir strateji benimseyen DEAŞ, Suriye’deki dinî ve mezhepsel azınlıkları hedef alarak toplumsal fay hatlarını harekete geçirmeyi ve ülkedeki yabancı savaşçıları saflarına çekerek operasyonel kapasitesini arttırmayı amaçlamaktadır.
  • ⁠DEAŞ’ın Suriye’deki etkinliği 2013 yılından bu yana en düşük seviyede olsa da rejimin devrilmesinin ardından örgütün eylemlerinde yavaş ama istikrarlı bir artış gözlemlenmektedir. ABD ile ilişkilerin normalleşmesinin ardından Şam yönetiminin DEAŞ ile mücadelede artan sorumluluğu, Türkiye’nin girişimleriyle kurulan ve terörle mücadelede bölgesel iş birliğini öngören “Beşli Mekanizma”nın önemini arttırmaktadır.
  • Yeni dönemde geçici hükûmetin öncelikli hedeflerinden biri ülke genelinde siyasi birliği yeniden tesis etmek olmuştur. Ancak merkezî otoriteyi tanımayan silahlı grupların varlığı ve bu grupların yol açtığı çatışmalar, Suriye’nin dört bir yanında derin siyasi, askerî ve insani krizlere neden olmuştur. Özellikle devrik rejim yanlılarının kıyı bölgelerinde başlattığı isyanlar, SDG’nin merkezî yönetime entegre olma konusundaki direnci ve İsrail’in güneydeki istikrarsızlaştırıcı müdahaleleri, geçiş sürecinde siyasi birliğin sağlanmasının önündeki başlıca engeller olarak öne çıkmaktadır.
  • Yeni Şam yönetimi, SDG’nin silahsızlanması ve merkezî yapıya entegrasyonu için siyasi müzakereleri tercih etmiş, Mart 2025’te taraflar arasında anayasal haklar karşılığında bölgenin Şam’a bağlanmasını öngören bir mutabakat imzalanmıştır. Ancak SDG, özerk yapısını koruma ısrarını sürdürerek müzakereleri bilinçli şekilde tıkamaktadır. Bu durum, Şam-SDG uzlaşısının geleceği konusunda ciddi belirsizlikler doğurmakta ve ülkenin siyasi birliği açısından risk oluşturmaktadır.
  • Esed sonrası dönemde Suriye’nin toprak bütünlüğüne yönelik en ciddi dış tehdit İsrail’den gelmiştir. İsrail gerek askerî işgaller gerekse düzenli hava saldırıları yoluyla Şam yönetimini zayıflatmayı hedeflemiş; Suriye’nin zayıf, parçalanmış ve merkezî otoriteden yoksun bir yapıda kalmasını stratejik bir öncelik olarak benimsemiştir. Ancak Suriye’nin siyasi birliğinin ve kalıcı istikrarının sağlanabilmesi için İsrail’in bu müdahaleci politikalarına son verilmesi gerekmektedir.
  • 2025 yılı itibarıyla uluslararası yaptırımların kaldırılması, Suriye’ye yönelik yatırım ve insani yardım kanallarının yeniden açılmasına imkân tanımış ve ekonomik toparlanma açısından önemli bir fırsat ortaya çıkarmıştır. Bu bağlamda Türkiye, Körfez ülkeleri ve bazı Avrupa devletleri, başta altyapı, enerji ve inşaat olmak üzere çeşitli alanlarda yatırım projeleri hazırlamaktadır. Diasporadaki Suriyelilerin ülkeye dönüşleri ve yeniden yapılanma sürecine yönelik katkıları da giderek artan bir ivme kazanmaktadır.
  • Ahmed Şara liderliğindeki yeni Suriye’nin ilk altı ayı, savaş sonrası döneme dair temkinli bir iyimserliği besleyen umut verici bir başlangıç sunmuştur. Bu dönem, ülkenin çatışma sonrasında ulusal birlik, siyasal meşruiyet ve bölgesel uyum temelinde yeniden inşa edilebileceğine işaret eden somut bir potansiyelin belirdiği bir geçiş süreci olarak kayda geçmiştir.

Etiketler

Rapor
  • Tarih

    04.08.2025

  • Koordinatörlükler

    Levant

Başlıklar

Bu Yazıyı Paylaşın
Yazdır

Benzer Yayınlar