Arama Yapın

Aramak istediğiniz kelimeyi yazın

Koordinatörlükler

Ahmedinecad’ın Irak Ziyaretinin Anlamı

Bilgay Duman, ORSAM Ortadoğu Uzmanı
İran Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinecad 18-19 Temmuz 2013 tarihlerinde Irak’a veda ziyareti niteliğinde bir ziyaret gerçekleştirmiştir. 4 Ağustos 2013 tarihinde görevini yeni seçilen reformcuların desteklediği Hasan Ruhani’ye devredecek olan Ahmedinecad, belki de son dış ziyaretini Irak’a yapmıştır. Ahmedinecad’ın Irak ziyaretinin Irak Cumhurbaşkanı Celal Talabani’nin daveti üzerine yapılmıştır. Bu ziyaretin daha önce yapılması planlansa da Talabani’nin rahatsızlığı nedeniyle gerçekleştirilememiştir. Ancak Ahmedinecad’ın görevini bırakmadan önce Irak’ı ziyaret etmesi, “davete icabet” edilmesi anlamında İran’ın Irak’a verdiği önceliği ve önemi gösterir niteliktedir. Ahmedinecad Irak ziyaretinde Irak Cumhurbaşkanı Yardımcısı Hudair Kuzai ve Irak Başbakanı Nuri El-Maliki ile görüşürken, Necef ile Kerbela’yı da ziyaret etmiştir.
 
Ahmedinecad’ın son ziyareti İran’ın Irak’taki etkisi ve Irak’ın İran için önemini gösterir niteliktedir. Öncelikle Ahmedinecad, 1979’daki İran Devrimi’nin ardından Irak’ı ziyaret eden ilk İran Cumhurbaşkanı’dır. 2008’de Irak’a tarihi bir ziyaret gerçekleştiren Ahmedinecad, 18-19 Temmuz tarihlerinde yaptığı son ziyaretle ikinci ziyaretini gerçekleştirmiştir. Ahmedinecad’ın Kuzai ve Maliki ile yaptığı görüşmelerde İran ve Irak’ın her alanda işbirliği yaptığı, bu işbirliğinin daha da geliştirilmesi gerektiği ortak vurgu olarak ön plana çıkmıştır. İran ve Irak’ın bölgesel olarak stratejik ortaklığa sahip olduğu da vurgulanmıştır. Suriye ve Lübnan konusunun da özellikle ele alınması da önemlidir.
 
İran ve Irak, Suriye’de ortak tavır benimsemekte ve Beşşar Esad rejimine destek vermektedir. İran’ın Irak üzerinden Beşşar Esad’a destek vermek amacıyla askeri yardım yaptığı iddia edilse de ziyaret kapsamında bu iddia net bir dille yalanlanmıştır. Irak Dışişleri Bakanı Hoşyar Zebari’nin “İran’ın Irak üzerinden Suriye’ye yardım etmesini engelleyemiyoruz” ifadesinin ziyaret sırasında yalanlanması dikkat çekicidir. Bu durum İran’ın Irak’taki etkisini gösterir niteliktedir. İran’ın Ahmedinecad’ın Irak ziyareti yaptığı sırada bu iddiayı yalanlaması gövde gösterisi olarak tanımlanabilir. Diğer taraftan özellikle Sünni Araplar tarafından Nuri El-Maliki’nin başbakanlığındaki Irak hükümetine yönelik olarak İran’la yakınlaştığına yönünde eleştiriler yapılmaktadır. Ahmedinecad’ın da Irak ziyaretinde Hudair Kuzai ve Nuri El-Maliki dışında Irak Devleti’nin resmi yetkilileriyle görüşmemiş olması ve Irak eski Başbakanı İbrahim El-Caferi’nin ofisinde Irak İslam Yüksek Konseyi ve Kanun Devleti Koalisyonu üyeleriyle bir araya gelmesi tepkilere neden olmuştur. Irak İslam Yüksek Konseyi ve Kanun Devleti Koalisyonu gibi Şiilerin başat siyasi güçlerinin, Irak eski Başbakanı İbrahim El-Caferi’nin ofisinde bir araya gelmesi(1), İran’ın Irak’ta “Şii politikası” yürüttüğüne yönelik eleştirilere haklılık payı vermektedir. Irak yeniden mezhepsel gerginliğin içerisine girmişken, Ahmedinecad’ın Irak ziyareti kapsamında gerçekleştirdiği bu toplantı, Irak’taki ayrışmanın derinleşmesine neden olabilir.
 
Öte yandan İran ile Irak arasındaki ticaret hacmi yıllık 13 milyar dolara yükselmiştir. İki ülke arasındaki bu yükseliş trendi istikrarını korumakta ve giderek artmaktadır. 25 Temmuz 2011’de İran, Irak ve Suriye arasında imzalanan doğalgaz boru hattına ilişkin çalışmalar da Kasım 2012’de İran tarafından başlatıldı. Yaklaşık 1500 km olarak hesap edilen doğalgaz boru hattının İran tarafında kalan ve Asaluye’den çıkacak olan 270 kilometrelik boru hattının 227 kilometrelik kısmı tamamlanmıştır.(2) Ziyaretin hemen ardından İran’ın Irak’a günde 25 milyon metreküp doğalgaz ihraç etmesi konusunda yeni bir anlaşma imzalanacağının açıklanması, İran ile Irak arasındaki stratejik işbirliği ve İran’ın Irak’taki etkisinin devam edeceğinin bir göstergesi olarak değerlendirilebilir.
 
Sonuç olarak Ahmedinecad’ın Irak’a yaptığı bu ziyaretle, İran’ın Irak’taki eğilimi ve Şii partilere verdiği destek açıkça kendini göstermiştir. Ancak İran’ın bu tavrının bölgedeki denklem içerisinde ayrışmaları derinleştireceğini söylemek mümkündür. İran ve Irak’ın Ortadoğu’da bir kutup olarak ortaya çıkması, bölgesel siyasetin mezhepsel temele yayılmasına sebep olabilir. Bu durum sorunlar yumağı haline gelen Ortadoğu’daki bölgesel siyaseti içerisinden çıkılmaz bir noktaya taşıyabilir. Bu noktada İran Cumhurbaşkanlığı’na daha ılımlı ve reformist bir çizgide olan Hasan Ruhani’nin seçilmesi, Ortadoğu’daki havayı yumuşatabilir. Hasan Ruhani’nin yemin ederek cumhurbaşkanlığı koltuğuna oturacağı törene ABD ve Avrupa Birliği'ni de davet etmesi yumuşamanın bir işareti sayılabilir.  
(1) http://www.almejlis.org/eng/more/4424-1/Sayyid-Ammar-al-Hakim-Meets,-along-with-the-Citizen-Alliance-Members,-with-the-Iranian-President-Ahmadinejad, Erişim: 22 Temmuz 2013.
 
(2) http://turkish.farsnews.com/newstext.aspx?nn=9204025824, Erişim: 22 Temmuz 2013.

Başlıklar

Bu Yazıyı Paylaşın
Yazdır

Benzer Yayınlar