Arama Yapın

Aramak istediğiniz kelimeyi yazın

Koordinatörlükler

Saha Gözlemleri Işığında Kerkük’te 2025 Seçimleri Öncesi Durum

Ortadoğu Araştırmaları Merkezi (ORSAM) tarafından 1-8 Ağustos 2025 tarihleri arasında Kerkük’te düzenlenen saha çalışması, seçim öncesi durumun gözlemlenmesi açısından önemli bir fırsat sunmuştur. Çalışma kapsamında Kerkük’teki siyasetçi, akademisyen, araştırmacı, gazeteci ve kanaat önderleri ile görüşülmüştür. Bu kapsamda vilayetteki farklı kimlik gruplarının seçimlere yönelik hazırlıkları ve seçim sonrası döneme ilişkin beklentileri çalışmanın birincil gündemi olmuştur.

Kerkük’te seçim öncesi tablo, siyasi rekabetin ötesinde günlük yaşamı doğrudan etkileyen hizmet yetersizliklerinin de gölgesinde şekillenmektedir. Kerkük’ün bazı mahallelerinde su, iki günde bir verilmektedir. Bu da özellikle yaz aylarında halkın temel ihtiyaçlarını karşılamasını güçleştirmektedir. Elektrik kesintileri ise günde sekiz saati bulmaktadır. Kesintiler ise hem ev yaşamını hem de küçük ölçekli ticari faaliyetleri olumsuz etkilemektedir. Ayrıca kesinti saatlerinde kullanımı artan jeneratörler hava kirliliğini de artırmaktadır. Altyapı sorunlarının kronikleşmesi, halkın yerel yönetime olan güvenini zedelemektedir. Hatta seçim dönemlerinde hizmet vaatlerinin inandırıcılığını tartışmalı hâle getirmektedir. Bu koşullar, halkın beklentilerini somut hizmetlere odaklamaktadır. Aynı zamanda siyasetçilerin de güvenlik ve yatırım başlıklarının yanı sıra temel belediye hizmetlerini öne çıkarmasını zorunlu kılmaktadır.

Seçim öncesinde Kerkük’teki siyasi atmosfer, toplumsal ve etnik parçalanmışlığın yanı sıra hizmet eksikliğinin neden olduğu hoşnutsuzluğu da yansıtmaktadır. Arap, Türkmen ve Kürt blokları arasında zaten kırılgan olan denge, seçim yarışının kızışmasıyla daha da hassas hâle gelebilir. Altyapı eksikliklerinin çözümü konusunda net ve uygulanabilir projeler sunamayan adaylar özellikle kararsız seçmen nezdinde güven kaybetmektedir. Bu ortamda yerel sorunlara doğrudan çözüm getirecek programlar ve sahada görünür hizmet adımları atabilen adaylar, öne çıkabilir. Hatta adayların belediye hizmetlerini üstlenme çabası ile hareket ettiği ve su dağıttığı bile görülmektedir.

Kerkük’te çarşılar ve esnaf, seçim sonrası döneme ilişkin belirsizlikten doğrudan etkilenmektedir. Halk, siyasi tablo netleşene kadar harcamalarını kısmayı tercih etmektedir. Bu durum özellikle küçük işletmelerde satışların azalmasına yol açmaktadır. Erbain dönemi nedeniyle de şehirdeki ticari hareketlilik daha durgun bir hâle gelmiştir. Bu koşullar, çarşıların günlük yoğunluğunu düşürmektedir. Ayrıca yüksek sıcaklıklar nedeniyle erken saatlerde çarşılarda hareketlilik oluşmamaktadır. Esnafların maruz kaldığı olumsuz etkiler, toplumun diğer kesimleri ile de benzerlik içindedir. Bütün bunların ise toplumun seçimlere yönelik bakışını etkilemektedir.

Seçimlere Yönelik Toplumsal Bakış

Kerkük’te toplumun siyasi sürece olan ilgisi, son yıllarda belirgin bir şekilde azalmış durumdadır. Seçimlere katılım oranlarının düşmesinin en önemli nedenlerinden biri olarak seçimlerde hile yapıldığına dair yaygın kanaat öne çıkmaktadır. Seçmenler, elektronik sistem ve elle sayımdaki sorunların halkın sandığa gitme motivasyonunu kırdığını ifade etmektedir. Ayrıca özellikle sandık kurulan köylerde seçmenlerin toplu oy kullandığına yönelik şikâyetler, seçimlerin adil ve şeffaf olmadığı algısını toplum nezdinde pekiştirmektedir. Bu durum özellikle genç seçmenler arasında siyasete ilgisizliğin artmasına yol açmaktadır. Zira seçimlere en az katılan yaş grubunun 18-30 yaş aralığı olduğu sıkça dile getirilmektedir.

Seçmenlerin adaylara yönelik inancı da seçimlere olan güven gibi zayıflamaktadır. Adayların seçim sürecinde halka verdikleri sözleri yerine getirmemelerinin güven ilişkisini ciddi biçimde zedelediği sıkça dile getirilmiştir. Özellikle hizmet alanında verilen vaatlerin gerçekleşmemesi, adayların yalnızca oy zamanı halkın karşısına çıktıkları izlenimini doğurmaktadır. Bu durum, toplumun geniş kesimlerinde, adayların seçimden sonra halkla bağlarını kopardıkları ve sorumluluklarını unuttukları algısını güçlendirmektedir.

Verilen vaatlerin tutulmaması yalnızca adaylara yönelik değil tüm seçim sistemine dair bir inanç kaybını da beraberinde getirmektedir. Katılımcılar, tekrarlanan sözlerin ve tekrarlanan hayal kırıklıklarının seçimlerin sorun çözme aracı olmaktan çıkıp bir formaliteye dönüştüğü yönünde kanaat oluşturduğunu vurgulamaktadır. Güvensizlik, siyasi temsil mekanizmasının işlevsizleştiği algısını derinleştirirken halkın gözünde seçimler, değişim için umut vadeden bir süreç olmaktan giderek uzaklaşmaktadır.

Listelerin Dağınıklığına Toplumsal Bakış

Kerkük’te yaklaşan seçimler öncesinde tüm kimlik gruplarının kendi içlerinde dağınık bir görüntü sergilediği gözlemlenmektedir. Vilayetin Arap, Kürt ve Türkmen toplumları, geçmişte olduğu gibi bu seçimlerde de tek sesli bir tutum sergileyememektedir. Gruplar, aksine parçalı listeler üzerinden seçimlere hazırlanmaktadır. Bu durum, Kerkük gibi çok kimlikli ve dengelerin hassas olduğu bir vilayette siyasi süreci karmaşıklaştırmaktadır. Her grubun kendi içindeki ayrışmaları, seçimlerin sonucunu belirsiz kılmaktadır. Bu dağınıklık aynı zamanda seçmenler nezdinde siyasete duyulan güveni de aşındırmaktadır. Ortaya çıkan bu parçalı görüntü, Kerkük’te ortak bir siyasi yönelim ya da güçlü bir temsil beklentisinin giderek zayıflamasına yol açmaktadır.

Kerkük Arapları açısından bakıldığında seçimlere büyük bir liste ile girme ihtimali gerçekleşmemiştir. Arap seçmenler, farklı gruplar ve eğilimler doğrultusunda değişik listelere bölünmüş durumdadır. Bu parçalanmış tablo, Kerkük’te Arapların siyasal ağırlığını azaltmaktadır. Olası milletvekili dağılımlarında daha güçlü bir blok olarak ortaya çıkmalarını engellemektedir. Arapların bu dağınıklığı, vilayetin yönetiminde daha etkili olma potansiyelini sınırlandırmakta ve siyasi manevra alanlarını daraltmaktadır. Arap olan Rakan Said Cuburi’den sonra Kürt bir valinin seçilmiş olması ise Arapların büyük bir liste kuramamasının en önemli nedeni olarak ifade edilmektedir. Zira valiliğin Araplar açısından kaybedilmiş olması, Kerkük’teki siyasetçilerin bireysel çıkarlar uğruna siyaset yaptığı algısına neden olmaktadır.

Kürtler açısından ise durum daha çok siyasi küskünlük üzerinden şekillenmektedir. Irak Kürt Bölgesel Yönetimi’nde (IKBY) uzun süre hükûmetin kurulamamış olması, Kerkük’teki Kürt seçmen  davranışlarına doğrudan yansımaktadır. Bu durum Kürtlerin siyasal sürece yönelik inancını zedelemiştir. IKBY’deki siyasi süreçlerin Kerkük’e yansıması, Kürtlerin sandığa gitme motivasyonunu önemli ölçüde düşürmekte olup siyasete karşı kayıtsızlık ya da isteksizlik olarak kendisini göstermektedir. Buna rağmen Kürtlerin seçime katılma oranının Arap ve Türkmenlerden daha fazla olacağına yönelik bir beklenti Kerkük’ün tamamında hâkim bir görüştür.

Türkmenler açısından bakıldığında ise dikkat çekici olan, parlamento seçimlerinde ilk kez iki farklı liste ile seçime girilmesidir. Türkmenler tarihsel olarak Kerkük’te daha çok yekpare bir tutum sergileyen toplum olarak siyaset yapmıştır. Ancak bu seçimlerde ortaya çıkan iki liste, Türkmenlerin temsil gücünü bölen ve siyasi etkinliklerini azaltabilecek bir gelişme olarak öne çıkmaktadır. Bu durum, Türkmenlerin Kerkük siyasetine tek ses olarak ağırlık koymasını zorlaştırmakta ve kendi içlerindeki farklılıkların daha görünür hâle gelmesine yol açmaktadır.

Kerkük’te yaklaşan seçimler öncesi tablo, tüm kimlik gruplarının kendi içinde parçalı ve dağınık bir şekilde sürece hazırlandığını göstermektedir. Arapların listelere dağılması, Kürtlerin siyasete olan ilgisini kaybetmesi ve Türkmenlerin iki ayrı listeyle seçimlere katılması, kentin genelinde güçlü bir siyasi birliktelik ihtimalini zayıflatmaktadır. Bu parçalanmış görünüm, Kerkük’ün çok kimlikli yapısında dengeleri daha da hassas hâle getirmektedir.

Seçim Öncesi Duruma İlişkin Çıkarımlar

Kerkük’te yaklaşan seçimler öncesinde ortaya çıkan tablo, toplumsal ve siyasal açıdan bir kırılganlık atmosferine neden olmaktadır. Seçimlere yönelik ilgi kaybı, adaylara ve sisteme duyulan güvensizlikle birleştiğinde seçmenlerin siyaseti bir çözüm aracı olarak görme eğilimini zayıflatmaktadır. Seçmenler arasında yaygın olan seçim hilesi endişesi, toplu oy kullanımı ve elektronik sistemlerdeki şeffaflık sorunları, gençler başta olmak üzere sandığa ilginin azalmasına neden olmaktadır. Bu eğilim sadece katılım oranlarını düşürmekle kalmamakta aynı zamanda siyasi sürecin meşruiyetini de tartışmalı hâle getirmektedir. Buna ek olarak adayların seçim süreçlerinde verdikleri sözleri yerine getirmemesi, siyaset ile toplum arasındaki bağı zayıflatmakta ve siyasetin güvenilirliğini giderek aşındırmaktadır.

Bu genel atmosfer, Kerkük’teki kimlik gruplarının kendi içlerindeki parçalanmışlık ile daha da derinleşmektedir. Arapların büyük bir liste etrafında birleşememesi, onların vilayet siyasetinde daha güçlü bir blok oluşturma ihtimalini ortadan kaldırmıştır. Kürtler ise IKBY’de hükûmetin uzun süre kurulamamış olmasının yarattığı moral bozukluğunu Kerkük’e taşımakta ve sandığa gitme motivasyonunu düşürmektedir. Türkmenler açısından ise ilk kez iki liste ile seçime girilmesi, tarihsel olarak tek sesli tutumlarının zayıflaması anlamına gelmektedir. Tüm bu dağınıklık, Kerkük’te temsil gücünü daha da zayıflatırken kimlikler arası dengeyi kırılganlaştırmaktadır.

Kerkük’te seçimlere yaklaşılırken ortaya çıkan manzara, Kerküklülerin siyasal süreçten beklentilerini büyük ölçüde düşürmüş bir görünüm sergilemektedir. Seçimler, hizmet üretilmeyen ve vaatlerin yerine getirilmediği bir süreç olarak görülmektedir. Bu tablo, seçim sonrası dönemde beklentilerin düşük tutulmasına ve daha çok günlük yaşamı kolaylaştıracak somut hizmetlere yönelik taleplere neden olmaktadır. Böylece Kerkük’teki siyasi atmosferin kimlik temelli ayrışmalara ek olarak yönetimden kaynaklanan pratik sorunların derinleştirdiği bir güvensizlik döngüsüyle şekillendiği söylenebilir.

ORSAM  asdasd

Feyzullah Tuna Aygün

Tüm Yazılarını Gör

Başlıklar

Bu Yazıyı Paylaşın
Yazdır

Benzer Yayınlar