Arama Yapın

Aramak istediğiniz kelimeyi yazın

Koordinatörlükler

Irak’ta Yeni Hükümet ve IKBY Açısından Yeni Dönem

Irak’ta Ali ez-Zeydi başkanlığında yeni hükümetin kurulması, Irak federal sistemindeki güç dengelerinin yeniden şekillenme ihtimalini de beraberinde getirmiştir. 14 Mayıs 2026 tarihinde parlamentodan güvenoyu alan yeni hükümet, İçişleri Bakanlığı, Savunma Bakanlığı, Planlama Bakanlığı gibi kritik atamalarda henüz uzlaşı sağlanamaması nedeniyle kırılgan bir başlangıç yapmış olsa da Irak siyasetinde yeni bir denge arayışının başladığını göstermektedir. Özellikle ABD/İsrail-İran savaşının yol açtığı güvenlik baskıları, petrol ihracatındaki kırılganlıklar ve Hürmüz Boğazı’nda yaşanan krizler, Bağdat yönetimini hem iç siyasi uzlaşıyı güçlendirmeye hem de bölgesel aktörlerle daha pragmatik ilişkiler geliştirmeye zorlamaktadır. Bu yeni dönemin en önemli yansımalarından biri Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (IKBY) üzerinde görülmektedir. Zira yeni kurulan hükümet Erbil-Bağdat ilişkilerinin yeniden tanımlanmasının yanı sıra Kürdistan Demokratik Partisi (KDP) ve Kürdistan Yurtseverler Birliği (KYB) arasındaki rekabetin federal düzeyde yeniden şekillenmesi, bütçe ve maaş krizlerinin geleceği, petrol ihracatının yeniden başlamasının yarattığı ekonomik fırsatlar ve Ankara-Erbil-Bağdat hattındaki stratejik ilişkilerin dönüşümü gibi birçok başlık yeni dönemin temel belirleyici unsurları arasında yer almaktadır.

Irak’ta yeni dönem: Zeydi hükümeti

Zeydi hükümeti, Irak’taki klasik mezhepsel ve etnik kota sisteminin devamı niteliğinde görünmekle birlikte, daha çok kırılgan bir uzlaşı formülü olarak değerlendirilmektedir. Şii Koordinasyon Çerçevesi’nin desteğiyle kurulan hükümet, İran’a yakın siyasi blokların etkisini taşımakla birlikte, ABD’nin Irak’taki güvenlik beklentilerini tamamen göz ardı edemeyen bir siyasi denge üzerine kurulmuştur. Bu durum özellikle IKBY açısından önem taşımaktadır. Nitekim Başbakan Zeydi’nin Kürt aktörlerle kuracağı ilişkiler, Erbil-Bağdat ilişkilerinde belirleyici unsurlardan biri olarak kabul edilmektedir. Özellikle 28 Şubat 2026’da başlayan ABD/İsrail-İran savaşı sonrası Irak’ın ciddi güvenlik ve ekonomik baskılar altında bulunması, Bağdat’ın Erbil’i bütünüyle karşısına almasını zorlaştırmaktadır. İran bağlantılı silahlı grupların yol açtığı güvenlik sorunları, petrol ihracatındaki kırılganlık ve Hürmüz Boğazı’ndaki kriz nedeniyle Bağdat’ın kuzey enerji güzergâhına her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyması, IKBY’nin müzakere gücünü artıran önemli faktörler olmuştur. Bu nedenle Zeydi hükümetinin, IKBY’ye yönelik sert politikalardan ziyade, kontrollü bir iş birliği modeli geliştirmesi beklenmektedir.

KDP-KYB dengesi: yeni kabinenin Kürt iç siyasetine etkileri

Yeni kurulan hükümetle birlikte, Kürt siyasetinde özellikle KDP-KYB rekabetinin yeni bir aşamaya geçeceğine dair tartışmaların arttığı görülmektedir. Son yıllarda KDP ile KYB arasındaki rekabet hem Erbil hem de Bağdat’taki temsil kapasitesi üzerinden şekillenmektedir. KDP’nin Irak cumhurbaşkanlığı seçiminde parlamentoyu boykot etmesi, Bağdat’a yönelik pazarlık gücünü artırma stratejisinin önemli bir işareti olarak okunabilir. IKBY’deki başat aktör KDP, Kürt siyasal temsilinin sadece KYB merkezli yürütülmesine karşı çıkmış ve federal düzeyde daha görünür bir rol talep etmiştir. Buna karşın KYB, geleneksel olarak Bağdat’taki kurumsal ilişkilerini daha etkin kullanmıştır. Süleymaniye merkezli KYB, Şii siyasi aktörlerle ve İran’a yakın çevrelerle daha istikrarlı ilişkiler geliştirmiştir. KYB, özellikle federal kurumlar üzerinden etkisini sürdürmeye çalışmaktadır. Bu durum, yeni hükümet sürecinde KYB’nin Bağdat nezdinde daha esnek hareket etmesini kolaylaştırmaktadır.

Yeni kurulan kabinede KDP’li Fuad Hüseyin’in yeniden dışişleri bakanı olması, KDP açısından önemli bir diplomatik avantaj olarak görülmektedir. KDP’nin Dışişleri Bakanlığı makamını yeniden alması, uluslararası alanda geliştirdiği ilişkileri federal düzeyde sürdürme isteğini göstermektedir. Söz konusu bakanlık makamı, özellikle petrol ihracatı, Erbil’in uluslararası tanınırlığı ve IKBY’nin dış ilişkilerinde KDP açısından stratejik bir unsur işlevi görmektedir. Buna karşılık, KYB ise Adalet Bakanlığı ve Çevre Bakanlığı gibi makamları elde ederek federal düzeyde temsil gücü elde etmiştir. Yeni Nesil Hareketi lideri Şahsuvar Abdulvahid’in kız kardeşi Srwa Abdulvahid’in KYB kotasından Irak Çevre Bakanı olması, IKBY’de devam eden hükümet kurma pazarlıklarının bir yansıması olarak görülmektedir. 23 bakan adayının olduğu parlamento oylamasında KDP’nin İmar ve İskân Bakanlığı için gösterdiği aday da güvenoyu alamayan 5 isim arasında yer aldı.

Güvenoyu alamayan Savunma ve İçişleri Bakanlıkları ise Irak siyasal sisteminde geleneksel muhassasa (etnik-mezhepsel kota) düzeni çerçevesinde Kürt partilerine tahsis edilen bakanlıklar değildir. Teamül gereği İçişleri Bakanlığı çoğunlukla Şii siyasi bloklara, Savunma Bakanlığı ise Sünni Arap aktörlere bırakılmaktadır. Şiilerin ve Sünnilerin kendilerine tahsis edilen söz konusu bakanlıklar için belirlenecek adayda henüz uzlaşıda bulunmaması önemli bir mesele olarak durmaktadır. KDP ve KYB açısından temel mesele, söz konusu kurumların başına gelecek isimlerin IKBY ile nasıl bir ilişki kuracağı ve güvenlik çıkarlarına ne ölçüde duyarlı olacağıdır. Başka bir ifadeyle, KDP ve KYB için kritik olan husus, güvenlik bürokrasisinde dolaylı nüfuz kapasitesi oluşturabilmek ve Erbil-Bağdat güvenlik koordinasyonunda kendilerine daha yakın isimlerle çalışabilmektir. Bu durumun temel nedeni, söz konusu iki bakanlığın Irak’ın güvenlik mimarisinin merkezinde yer almasıdır. Bu çerçevede Zeydi hükümetinde savunma ve içişleri bakanlıklarının kime verileceği KDP ve KYB arasındaki rekabet açısından da önem taşımaktadır. Özellikle KDP, Erbil merkezli güvenlik yapısını ve Türkiye-ABD eksenli ilişkilerini koruyabilecek daha pragmatik isimlere sıcak bakarken; KYB, Süleymaniye merkezli siyasi ve güvenlik ağları doğrultusunda Bağdat ve İran’a yakın aktörlerle daha uyumlu çalışabilecek adayları tercih edebilmektedir. Dolayısıyla bu iki bakanlık üzerindeki tartışma hem merkezi hükümet hem de IKBY’deki dengeler açısından oldukça önem arz etmektedir.

Erbil-Bağdat ilişkilerinde yeni dönem

IKBY ile Bağdat arasındaki en kritik sorunlardan biri de kuşkusuz bütçe paylaşımı ve maaş krizidir. Son yıllarda federal bütçe payı, petrol gelirlerinin dağıtımı ve kamu çalışanlarının maaşları, Erbil-Bağdat ilişkilerindeki temel gerilim alanlarını oluşturmuştur. Zira maaş krizlerinin derinleşmesi, IKBY içerisindeki toplumsal memnuniyetsizliği artırmakta ve bu durum Erbil-Bağdat ilişkilerini olumsuz etkilemektedir. Bu noktada Mart 2026’da yeniden başlatılan petrol ihracatı kritik bir gelişme olarak öne çıkmaktadır. Bağdat ile Erbil arasında yapılan anlaşma sonrasında Kerkük-Ceyhan hattı üzerinden ihracatın yeniden başlaması, taraflar arasında teknik iş birliği kapasitesinin hâlâ sürdüğünü göstermiştir. Petrol sevkiyatındaki olumlu gelişmeler Erbil-Bağdat ilişkilerinde karşılıklı bağımlılık mekanizmasının yeniden güçlendiğini göstermiştir. Özellikle Hürmüz Boğazı’nda yaşanan güvenlik krizleri nedeniyle Irak’ın kuzey güzergâhına yönelmesi, IKBY’nin pazarlık gücünü artırmış ve enerji güvenliği üzerinden Bağdat karşısında bir stratejik önem kazanmıştır.

Bununla birlikte burada temel mesele, Erbil ile Bağdat arasındaki karşılıklı güven eksikliğinin devam etmesidir. Taraflar arasında özellikle petrol ihracatı, bütçe transferleri ve maaş ödemeleri konularında bazı geçici uzlaşılar sağlanmış olsa da, sorunun temelinde yer alan anayasal yetki paylaşımı ve karşılıklı güven eksikliği devam etmektedir. Özellikle ABD/İsrail-İran savaşı nedeniyle bölgede yaşanan enerji krizinden dolayı taraflar arasında petrol ihracatının yeniden başlaması ve maaş krizinin çözümü için çeşitli anlaşmalar yapılmış; Bağdat, belirli şartlar karşılığında IKBY memur maaşlarını yeniden göndermeyi kabul etmiş, Erbil ise petrol ve petrol dışı gelirlerin bir kısmını federal sisteme entegre etmeyi kabul etmiştir. Ancak bu uzlaşılar daha çok geçici ve teknik düzenlemeler niteliğindedir. Bundan dolayı Zeydi hükümeti açısından mesele, kısa vadeli anlaşmalar yerine, taraflar arasındaki anayasal ve siyasal güvensizlik sorununu azaltabilecek daha sürdürülebilir bir kurumsal çerçeve oluşturabilmektir.

IKBY açısından yeni dönemin belki de en hassas başlığı güvenliktir. ABD/İsrail-İran savaşının Irak sahasına yayılmasıyla birlikte IKBY, doğrudan hedef alınan bölgelerden biri haline gelmiştir. Özellikle Erbil ve Duhok çevresindeki saldırılar, IKBY’nin güvenlik mimarisinin ne kadar kırılgan olduğunu göstermiştir. IKBY’nin ABD öncülüğündeki uluslararası koalisyonla ilişkileri, İran bağlantılı silahlı gruplar tarafından bir tehdit olarak görülmektedir. Bu nedenle Erbil’deki askeri ve diplomatik varlıklar sık sık hedef alınmıştır. IKBY yönetimi bir yandan ABD ile güvenlik iş birliğini sürdürmeye çalışırken diğer yandan İran’ı doğrudan provoke etmeyen bir denge politikası izlemektedir. Zeydi hükümeti açısından en büyük sınavlardan biri, silahlı grupların devlet otoritesi altına alınıp alınamayacağıdır. Ancak Irak siyasal sistemi dikkate alındığında bu hedefin kısa vadede gerçekleşmesi oldukça güç görünmektedir. Çünkü milis gruplar askeri bir yapı olmanın yanı sıra parlamentoda temsil edilen siyasi bir güç olarak varlığını sürdürmektedir. Bu bağlamda, Zeydi hükümeti, federal güvenlik mimarisini kontrol altında tutarken Erbil’in güvenlik hassasiyetlerini de göz önünde bulundurmaktadır.

Ankara-Erbil-Bağdat üçgeninde yeni denge arayışı

Zeydi hükümetinin göreve başlamasıyla birlikte Ankara-Erbil-Bağdat hattında daha pragmatik ve güvenlik odaklı bir ilişki modeli öne çıkmaktadır. Bu durum, IKBY ile ilişkilerde daha çok müzakereci bir yaklaşımı zorunlu kılmaktadır. Bu dönemde dikkat çeken bir başka gelişme de enerji koridorlarının artan önemi olmuştur. ABD/İsrail-İran savaşı sonrası Hürmüz Boğazı’ndaki aksaklıklar Irak’ın petrol gelirlerini ciddi biçimde düşürmüş, Bağdat’ı alternatif ihracat güzergâhlarına yöneltmiştir. Bu nedenle Mart 2026’da Kerkük petrolünün yeniden Türkiye’nin Ceyhan terminali üzerinden ihraç edilmeye başlanması, IKBY’nin stratejik önemini artırmıştır. Irak yönetimi, kuzey hattını enerji güvenliği açısından zorunlu bir alternatif olarak görmeye başlamıştır. IKBY açısından bu gelişme, Bağdat karşısında pazarlık kapasitesini artıran önemli bir unsur olmuştur. Nitekim, Irak merkezi hükümeti, güney ihracatındaki kayıpları telafi edebilmek için IKBY altyapısına ve Türkiye bağlantılı kuzey koridoruna daha fazla ihtiyaç duymuştur. Bu durum Erbil’in maaşlar, bütçe payı ve petrol gelirleri konularında elini görece güçlendirmiştir. Aynı zamanda KDP’nin Türkiye ile yakın ilişkileri, Erbil’in Ankara üzerinden Bağdat’a karşı dolaylı bir diplomatik avantaj üretmesine katkı sağlamaktadır. Bununla birlikte Türkiye-IKBY ilişkileri IKBY iç siyasetinden bağımsız değildir. KDP, Türkiye ile enerji ve güvenlik iş birliğini destekleyen bir çizgi izlerken, KYB’nin Kerkük’teki dönüşümlü valilik modelindeki rolü Türkiye tarafından olumlu bir adım olarak görülmüştür. Bununla birlikte KYB’nin merkezi olan Süleymaniye ve İstanbul arasında karşılıklı uçuşların yeniden başlaması Ankara-Süleymaniye arasındaki ilişkilerde yeni bir dönemin başladığına dair değerlendirmeler kamuoyuna sık sık yansımaktadır.

Yine bu dönemde, yeni kabinenin kurulmasında, KDP, KYB ve Yeni Nesil Hareketi’nin Zeydi hükümetine destek vermesi, Kürt aktörlerin federal sistem içerisinde pazarlık gücünü artırmaya çalıştığını göstermektedir. Türkiye açısından ise yeni dönemde temel öncelikler; Kerkük-Ceyhan hattının sürdürülebilirliği, Kalkınma Yolu Projesi, enerji güvenliği ve güvenlik koordinasyonudur. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Zeydi ile yaptığı görüşmede enerji, ulaştırma ve terörle mücadele alanlarının özellikle vurgulanması, Ankara-Bağdat arasında yakın iş birliği hedefinin olduğunu göstermektedir. Bölgesel gelişmeler dikkate alındığında Ankara-Erbil-Bağdat üçgeninde tam bir stratejik uyumdan ziyade, zorunluluk temelli pragmatik bir yakınlaşma görülmektedir. Enerji krizi ve güvenlik tehditleri, Bağdat’ı Erbil ve Ankara ile daha koordineli hareket etmeye iterken; IKBY de bu süreci federal pazarlık gücünü artırmak için kullanmaya çalışmaktadır. Ancak Zeydi hükümetindeki İran etkisi, KDP-KYB rekabeti ve Irak iç siyasetindeki kırılganlıklar bu iş birliğinin sınırlarını belirlemede etkili olacaktır.

Genel tabloya bakıldığında, Zeydi hükümeti, IKBY açısından ne tam anlamıyla olumlu ne de bütünüyle olumsuz bir tablo ortaya koymaktadır. Daha doğru bir ifadeyle yeni dönem, yüksek belirsizlikler içerisinde kontrollü fırsatlar dönemi olarak tanımlanabilir. Bir tarafta KDP ve KYB arasındaki rekabetin federal düzeyde derinleşmesi, bütçe krizinin sürmesi ve güvenlik tehditlerinin artması gibi ciddi riskler bulunmaktadır. Diğer tarafta ise Hürmüz Boğazı krizinin kuzey enerji koridorunun önemini artırması, petrol ihracatının yeniden başlaması ve Bağdat’ın IKBY’ye daha fazla ihtiyaç duyması Erbil’in elini güçlendirmektedir. Bu nedenle IKBY’nin önümüzdeki süreçte temel stratejisi; Bağdat’la pragmatik iş birliğini sürdürmek, Türkiye ile enerji ve güvenlik ortaklığını korumak, ABD ile güvenlik ilişkilerini devam ettirmek ve İran’la ilişkileri germekten kaçınmak üzerine şekillenecektir.

ORSAM  asdasd

Baran Yağarcık

Tüm Yazılarını Gör

Başlıklar

Bu Yazıyı Paylaşın
Yazdır

Benzer Yayınlar