Bilgay Duman, ORSAM Ortadoğu Uzmanı
Irak Yüksek Federal Mahkemesi iki gün önce 26 Ağustos 2013’te Kerkük’le ilgili önemli bir karara imza attı. 2008 yılında çıkarılan Irak İl Meclisleri Seçim Yasası’nın 23. maddesinin 1. ve 2. fıkralarını iptal etti. Kerkük İl Meclisi’nin Kürt üyelerinden Mehmet Kemal’in Irak Yüksek Federal Mahkemesi’ne taşıdığı yasa maddesinin 1. ve 2. fıkralarının uygulanmasının Kerkük seçimleri hakkındaki yeni kanun çıkarılmasına kadar ertelediği açıklandı. Irak Türkmen Cephesi Başkanı ve Kerkük Milletvekili Erşat Salihi karar sonrası yaptığı açıklamada, Kerkük’te seçimlerin yapılması için yeni kanun çıkarılmaması durumunda Irak’taki 3 ana yetkili makamın (Cumhurbaşkanlığı, Başbakanlık ve Parlamento Başkanlığı) uluslararası destek dahilinde seçim şartlarını belirlemeye çalışacağını ifade etti. Ancak bu ertelemenin Kerkük üzerinde 2003’ten bu yana siyasi bir anlaşma olmadığı ve tarafların (Türkmen, Kürt ve Arap) uzlaşmaya yanaşmadığı düşünüldüğünde, Kerkük’teki sürecin sürüncemede bırakıldığı ve mevcut durumun kabullenildiği anlamına geldiğini söylemek yanlış olmayacaktır.
Burada önce 23. maddeye ilişkin sürecin hatırlanması ve maddenin 1. ve 2. fıkralarının içeriğinin belirtilmesi konunun önemi açısından önemlidir. Bilindiği gibi 2005’ten bu yana Kerkük İl Meclisi seçimleri yapılamamaktadır. Irak Anayasası’nda da belirtildiği Kerkük’ün özel durumu nedeniyle Kerkük’te 31 Aralık 2007’nin sonuna kadar uygulanması öngörülen ancak siyasi çekişme nedeniyle Irak Anayasası’nın 140. maddesinde yer alan normalleştirme, nüfus sayımı ve referandum adımlarının gerçekleştirilememesi sonrasında yeni bir süreç ortaya konmaya çalışılmıştır. Bu süreç içerisinde gündeme gelen yerel seçimler ve Kerkük’ün özel durumu dikkate alınarak 2008 yılında Irak Parlamentosu tarafından çıkarılan seçim yasasında Kerkük’le ilgili düzenlemenin yer aldığı 24. madde nedeniyle Irak Cumhurbaşkanı Celal Talabani yasayı veto etmiştir. Celal Talabani tarafından veto edilen yasa, Irak Parlamentosu’nda yeniden görüşülmüş ve bazı küçük düzeltmeler yapılarak 22 Temmuz 2008’de Irak Parlamentosu’nda yapılan oylamada 275 milletvekilinin 127’sinin oyuyla Irak İl Meclisleri Seçim Yasası’nın 23. maddesi olarak kabul edilmiş, Celal Talabani de onaylamak zorunda kalmış ve resmi gazetede yayınlanarak yürürlüğe girmiştir. Ancak Oylama sırasında Kürt milletvekilleri parlamentoyu terk etmiştir. 23. maddenin Kerkük’ün özel durumunu belirtmesi ve Kerkük için yönetimsel bir düzenleme getirmesi, Kerkük’ü Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (IKBY) sınırlarına dahil etmeyi hedefleyen Kürtleri memnun etmemiştir. Hatta bu maddenin kabul edilmesini protesto etmek amacıyla Kerkük’te yürüyüşler düzenleyen Kürt siyasi grupları, Irak Türkmen Cephesi Genel Merkezi’ne de saldırmış ve ateşe vermiştir. Ayrıca Kürtlerin yaptığı yürüyüş sırasında yaşanan patlamada 25 kişi hayatını kaybederken 190’a yakın kişi de yaralanmıştır. Bu karmaşaya rağmen 23. Maddede yer alan Kerkük’teki düzenlemeleri gerçekleştirecek olan ve 2 Türkmen, 2 Kürt, 2 Arap, 1 Hıristiyan üye ile konuyla ilgili bakanlıkların uzmanlarının katılımıyla oluşturulan 23. Madde Komisyonu 13 Kasım 2008 tarihinde çalışmalarına başlamıştır. Ocak 2009’da Kerkük’te çalışmalar yapmayan başlayan 23. Madde Komisyonu, Kerkük İl Meclisi’ndeki Kürt üyelerin baskısı nedeniyle çalışamamış, 23. Madde Komisyonu’nun Arap üyeleri de komisyonun mevcut şartlar altında çalışamayacağını öne sürerek komisyondan çekilmiştir. 23. Madde Komisyonu da Mayıs 2009 itibariyle çalışmalarını durdurma kararı almış ve böylece Kerkük’ün statüsünü belirleyecek olan ikinci süreçte işlememiştir. Bu dönemden sonra Kerkük’te ağırlığını iyice arttıran Kürtler, Kerkük’ün mevcut düzeni koruma girişimlerini sürdürmüştür.
Bilindiği gibi ABD’nin Irak işgalinin ardından Kerkük’teki yönetimi elinde bulunduran Kürtler, Kerkük’te 2005 yılında diğer vilayetlerle birlikte yapılan il meclisi seçimlerinde 26 sandalye elde ederek avantaj sağlamıştır. Türkmenlerin 9, Arapların ise 6 sandalyeye sahip olduğu il meclisinde istedikleri kararları alabilen Kürtler, güvenlik olarak da Kerkük’e KDP ve KYB’ye bağlı peşmergeler ile asayiş güçlerini yerleştirmiştir. Ayrıca Kerkük polisi içerisinde de Kürt polislerin sayısının artırarak, Kerkük’teki silahlı gücünü sağlamlaştırmış ve kuvvetlendirmiştir. Böylece Kerkük’teki süreci lehine çeviren Kürtler, Irak merkezi hükümeti ile karşı karşıya gelmiştir. Irak merkezi hükümetinin Kerkük’te yaptığı uygulamalar da Kürtlerin Kerkük baskını arttırmıştır. Örneğin Irak merkezi hükümetinin Kerkük’te de görev yapması planlanan ve doğrudan Başbakan’a bağlı Dicle Operasyonlar Komutanlığı’nı kurmasının ardından Irak merkezi hükümeti ile IKBY arasında ipler gerilmiştir. Kerkük’te Kürtlere karşı bir hamle olarak değerlendirilen Maliki’nin 8 Mayıs 2012’de Kerkük’te Bakanlar Kurulu’nu toplamasının ardından buna karşılık olarak Mesut Barzani de Kerkük’ü ziyaret etmiş ve Kerkük’ün kuzeyine peşmerge birlikleri yerleştirmiştir. Bu peşmerge birlikleri neredeyse Kerkük’ün içlerine kadar girmiştir. Kerkük Valiliği de terörizme karşı bir önlem olarak Kerkük’ün etrafına hendekler kazılması konusunda karar almış, merkezi hükümetin karşı çıkışına rağmen bu hendekler kazılmaya başlamıştır.
23. maddenin 1. ve 2. fıkralarının iptal edilmesi kararı da Kerkük’te Kürtlerin avantaj elde etmesini sağlayacak bir karar olarak değerlendirilmektedir. 23. maddenin 1. ve 2. fıkralarının içeriğine bakılacak olursa bu durum daha net anlaşılacaktır. 23. maddenin 1. fıkrası; Kerkük ili ve ona bağlı ilçe ile nahiyelerin meclis seçimlerinin 23. Madde Komisyonu’nun komisyon görevini tamamlayana kadar erteleneceğini belirtmektedir. Ancak 23. Madde Komisyonu’nu çalışamadığı için Kerkük’te yapılacak il meclisi seçimlerinin tarihi muğlak kalacak ve Kürtler el ettikleri avantajı sürdürecektir. Erteleme süresinin de Türkmen, Kürt ve Arap tarafların uzlaşmasıyla alınacağı ifade edilmiştir. Yaklaşık 10 yıldır taraflar arasında uzlaşma sağlanamadığı düşünüldüğünde durumun Kürtler lehine sürüncemede bırakıldığı değerlendirilmektedir.
Burada asıl önemli konu 23. maddenin 2. fıkrasının iptal edilmiş olmasıdır. Çünkü 2. fıkra Kerkük için idari bir düzenleme getirmekte ve Kerkük yönetimini taraflar arasında eşit oranda paylaştırılmaktadır. 23. maddenin 2. fıkrasına göre, “Kerkük’teki otoritenin, üç ana oluşum (Türkmen, Kürt, Arap) arasında yüzde 32’şer oranda, Hıristiyanlar için ise 4 oranında paylaşılacağı ifade edilmektedir. 23. maddenin 2. fıkrasında otoriteden kastedilenin bir bakanlığa bağlı olan ya da olmayan tüm sivil ve güvenlikle ilgili daireler olarak belirtilmektedir. Aynı zamanda bu kapsama 3 egemen makam (Meclis Başkanı, Vali, Vali Yardımcısı), Meclis Komisyonları başkanlıkları ve her kademedeki kamu görevleri dâhil edilmektedir. Daha açık bir ifadeyle, Kerkük İl Yönetimi’ndeki en alt düzeydeki devlet memurundan en üst düzey makamlara kadar bir yönetim paylaşımı öngörülmüştür. Kerkük’teki sorunların çözülmesi için nüfus oranına bakılmaksızın (bilindiği gibi 2003 sonrası Kerkük’ün demografisi göçler nedeniyle büyük oranda Kürtlerin lehine olacak şekilde değişmiştir) Kerkük’teki üç ana etnik grup arasında yapılacak yönetim paylaşımı en uygun ve rasyonel çözüm olarak görülürken, 2003 sonrası Kerkük’te elde ettiği etkinliği bırakmak istemeyen Kürtler, çözümsüzlüğün getirdiği istikrarsızlığı gözden gelerek Kerkük’teki süreci sekteye uğratmaktadır. Daha da kötüsü, Kerkük’te yaşayan diğer etnik ve dini gruplar görmezden gelinerek, Kerkük siyasi bir pazarlık konusu haline getirilmektedir. Özellikle IKBY ve Irak merkezi hükümeti arasında yapılan görüşmelerde Kerkük’ün her iki tarafın çıkarları doğrultusunda pazarlık konusu yapıldığı görülmektedir. Dikkat edilecek olursa, Irak’ta yapılan yerel seçimler öncesi ve sonrasında taban kaybeden Nuri El-Maliki, IKBY ile merkezi hükümet arasındaki sorunların çözülmesi için müzakerelere başlamıştır. Önce IKBY Başbakanı Neçirvan Barzani Haziran ayında Bağdat’ı ziyaret etmiş, daha sonra Mesut Barzani 8 Temmuz 2013’te Bağdat’a giderek, iki taraf arasındaki anlaşmazlıkların giderilmesi için 7 maddelik bir anlaşma imzalamıştır. Bu anlaşma maddeleri içerisinde Kerkük konusu da yer almıştır.
Öte yandan Kerkük’le ilgili 23. maddenin 1. ve 2. fıkrasına ilişkin Irak Yüksek Federal Mahkemesi’nin iptal kararı aldığı gün, aynı mahkeme Nuri El-Maliki’nin üçüncü dönem daha başbakan olmasına imkan tanıyacak karara imza atmıştır. Irak Parlamentosu tarafından 2013 yılının ilk yarısında çıkarılan bir kişinin iki dönemden fazla başbakan olmasının önüne geçen yasa da Irak Yüksek Federal Mahkemesi tarafından iptal edilmiştir. Bu iki yasanın aynı gün Irak Yüksek Federal Mahkemesi tarafından iptal edilmesi akıllarda soru işareti bırakmaktadır. Söz konusu yasaların iptalinin Barzani-Maliki arasındaki anlaşmanın sonucu olup olmadığı akıllara gelmektedir. Ancak Kerkük üzerindeki siyasi çekişmelerin siyasi taraflar arasında pazarlık konusu yapılmaya devam edeceği de görülmektedir. Özellikle IKBY ve merkezi hükümet arasında karşılıklı çıkarlar göz önünde tutularak Kerkük üzerinden siyaset yapılmaktadır. Bu durumun devam etmesi Kerkük’teki istikrarsızlığı da körükleyecektir. Bu istikrarsızlık çözüme kavuşturulmak isteniyorsa iptal edilen İl Meclisleri Seçim Yasası’ndaki 23. maddenin 1. ve 2. fıkrasında belirtildiği gibi özel statülü bir il olarak Kerkük’te bir seçim yapılması ve Kerkük’teki ana etnik gruplar arasında eşit paylaşımlı bir yönetimin oluşturulması en rasyonel ve kalıcı çözüm gibi gözükmektedir.
İl Meclisi Seçimleri Yasası'nın 23. Maddesi ektedir.