Arama Yapın

Aramak istediğiniz kelimeyi yazın

Koordinatörlükler

Yemen’de Askerî Dengenin Dağılması ve Hadramut’ta Beliren Yeni Kırılma Hattı

Yemen’de on yılı aşan çatışma dinamikleri, bugün büyük ölçüde askerî etki alanlarına göre parçalanmış bir bir otorite haritası ortaya çıkarmıştır. Ülkenin meşru hükûmetini temsil eden Cumhurbaşkanlığı Liderlik Konseyi (CLK) ülkenin tamamı üzerinde egemenlik iddiasını sürdürse de sahadaki fiilî güç dağılımı, bu iddianın gerçekliğini önemli ölçüde sınırlandırmaktadır. Ayrılıkçı Güney Geçiş Konseyi (GGK) güney vilayetlerinin büyük bölümünde belirleyici aktör hâline gelirken Husiler kuzey ve batının tamamında bölgelerin çoğunu askerî olarak kontrol etmektedir. Bu da Yemen’in savaşın ilerleyen safhalarında siyasi olmanın yanında coğrafi ve güvenlik mimarisi olarak da ikiye bölünmüş bir yapı içine sıkıştığını göstermektedir. Bu bölünmüşlüğün en kritik sınır hattı ise bugün doğu bölgesindeki en büyük vilayet olan Hadramut’ta ortaya çıkmaktadır.

Hadramut hem yüzölçümü hem ekonomik kaynakları hem de Körfez ülkeleriyle olan tarihsel ve ticari ilişkileri nedeniyle Yemen siyasetinde her dönemde ayrı bir yere sahipti. Ancak son günlerde yaşanan gelişmeler, vilayeti yerel bir rekabet alanı olmaktan çıkarıp, Suudi Arabistan ile Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) arasındaki bölgesel strateji farklarının yeniden keskinleştiği bir sahaya dönüştürmektedir. Hadramut Aşiret Konfederasyonunun al-Masila petrol sahaları üzerindeki kontrolüyle tırmanan gerginlik, GGK’nin Aralık ayının ilk günlerinde Wadi Hadramut’a doğru ilerlemesi ve 1. Askerî Bölgenin yer aldığı iç Hadramut’taki Seyun’un teslim alınması gibi gelişmeler, Yemen’in gelecekteki siyasi mimarisini doğrudan etkileyecek bir kırılma yaratmış durumdadır.

Askerî Bölgelerdeki Kontrolün Çatallaşması: GGK ve Husiler

Yemen’in yedi askerî bölgesi arasında bugün çok net bir ayrışma çizgisi bulunmaktadır. 2. Askerî Bölgenin merkezi Mukalla -sahil Hadramut’un ana kenti- uzun süredir BAE destekli güvenlik yapılarının etkisi altında yer almaktadır. Aden merkezli 4. Askerî Bölgede ise GGK’nin neredeyse tam kontrolü söz konusu; Lahic, ed-Dali ve Ebyen gibi vilayetlerde GGK’nin etkisi devlet kurumlarının önüne geçmiş durumdadır. Bu tabloya GGK’nin Şebve’deki nüfuz alanı da eklendiğinde, güneyde parçalı ama etkin bir GGK hâkimiyeti ortaya çıkmaktadır.

Kuzey ve batı bölgelerinde yer alan 5., 6. ve 7. Askerî Bölgeler ise fiilen Husilerin kontrolündedir. Hudeyde’nin kuzeyinden Saada’ya, oradan Cevf ve Hacce’ye uzanan bu hat, Husilerin devlet dışı bir aktörden daha çok, kendi sınırlarını belirlemiş paralel bir otorite gibi hareket ettiğini göstermektedir. CLK ve hükûmet güçleri, bu iki blok arasında daralan bir etki sahasına sıkışmıştır. Bu nedenle Yemen’deki askerî bölge dağılımı ülkenin bölünmüş siyasal geleceğini görünür kılan bir haritaya dönüşmüş durumdadır. Güneyde GGK, kuzeyde Husiler, ortada ise hem askerî hem siyasi olarak giderek daralan bir hükûmet otoritesinin varlığını sürdürdüğü bir düzen ortaya çıkmıştır. Bu çerçevede Hadramut’ta yaşanan son gerilim tam bu noktada kritikleşmektedir. Vilayet, bu iki ana blok arasında kalan en kırılgan tampon alanı temsil etmektedir.

Suudi Arabistan–BAE Rekabetinin Yeniden Yükselişi

2015’te başlayan Yemen müdahalesi boyunca Suudi Arabistan ile BAE çoğu zaman ortak hedefler etrafında hareket eden iki koalisyon ortağı olarak görüldü. Ancak sahadaki stratejik önceliklerine bakıldığında iki ülkenin Yemen’in geleceğine dair oldukça farklı tasavvurları olduğu bilinmektedir. Bu fark, en açık şekilde 2022 yazında Şebve’de ortaya çıkmıştır. GGK, BAE’nin desteğiyle hükûmete bağlı birlikleri kritik petrol sahalarından uzaklaştırmış; Suudi Arabistan ise bu gelişmeden memnun olmadığını açıkça ortaya koymuştur. İlgili dönemde GGK destekli al-Amaliqa gibi askerî yapıların belirgin biçimde güç kazanması, güneydeki güç mimarisinin ortak koalisyon söyleminin ötesinde keskin bir rekabet dinamiği barındırdığını ortaya koyan önemli bir dönüm noktası niteliğindeydi.

Bugün Hadramut’ta yaşananlar, o dönemde ortaya çıkan ayrışmanın yeni bir versiyonu olarak okunabilir. Çünkü BAE, sahil Hadramut’ta özellikle Mukalla ve çevresinde uzun süredir yerel güçler üzerinden istikrarlı bir nüfuz alanı oluşturmuştur. Suudi Arabistan ise iç kesimlerde yer alan Wadi Hadramut ve Seyun’da 1. Askerî Bölge aracılığıyla kendi güvenlik mimarisini sürdürmektedir. Bu ikili denge, Hadramut içinde bir tür sessiz güç paylaşımı ortaya çıkarmıştır. Ancak GGK’nın son günlerde Wadi Hadramut’a ilerlemesi, bu dengeyi ortadan kaldıran ani bir müdahale niteliği taşımaktadır. GGK’nin 1. Askerî Bölge mevzilerine doğru hareket etmesi, bu bölgedeki birliklerin çatışmadan çekilmesi ve Seyun’u teslim etmesi, Suudi Arabistan’ın bölgedeki ağırlığını doğrudan hedef alan bir gelişme oldu. Suudi Arabistan’ın bunu hızla cevaplandırması, meseleyi “Hadramut güvenliği” çerçevesinden çıkarıp bölgesel nüfuz mücadelesi düzeyine taşıyan en önemli unsur hâline geldi.

Hadramut’taki Son Gelişmeler: Seyun’un Düşüşü

Hadramut’taki son gelişmelerin ilk işareti, 29 Kasım’da Hadramut Aşiret Konfederasyonunun al-Masila petrol sahalarını kontrol altına almasıyla ortaya çıktı. Konfederasyonun lideri Amr bin Hebriş, uzun süredir Suudi Arabistan’a yakın duran, merkezi hükûmetle koordineli hareket eden bir figür olarak bilinmektedir. Bu müdahale, vilayetin güvenliğinin ve doğal kaynaklarının yerel irade tarafından yöneltilmesi gerektiğine ilişkin güçlü bir siyasi mesaj içermektedir. Aynı zamanda Hadramut’ta dışarıdan getirilen askerî birliklere yönelik artan hoşnutsuzluğun kurumsallaşmaya başladığını göstermektedir.

Bu gelişmenin hemen ardından GGK birliklerinin Wadi Hadramut’a ilerlemesi, gerginliği hızlıca tırmandırdı. 1. Askerî Bölge askerlerinin çatışmaya girmeden çekilmesi sonucunda GGK, Seyun’u fiilen ele geçirdi. Seyun Wadi Hadramut’un idari merkezi olmasının yanısıra yıllardır Suudi Arabistan’ın Yemen içindeki en önemli güvenlik noktalarından biridir. Dolayısıyla bu gelişme askerî bir kayıp olmanın ötesinde Riyad’ın Yemen stratejisinde önemli bir gerileme anlamına gelmektedir.

Saha içinden gelen tepkilerin başında, Hadramutlu Şura Konseyi üyesi Salah el-Batis’in açıklamaları yer aldı. Batis, GGK’nin “Aden’deki yönetim modelini Hadramut’a taşımaya çalıştığını”, bunun ise “vilayetin tarihsel kimliğine ve siyasi kapasitesine aykırı olduğunu” belirtti. Aşiretlerin, çeşitli siyasi partilerin, Hadramut Ulusal Konseyinin ve Hadramut Koruma Güçlerinin birleşik bir tutum sergilemesi, GGK’nin hareketini yerel bir meşruiyetten yoksun bıraktı.

Tam da bu noktada Suudi Arabistan devreye girdi. Tümgeneral Muhammed Ubeyd el-Kahtani liderliğinde bir heyet Al-Rayyan Havalimanı’na iniş yaptı ve yerel otoritelerle bir dizi görüşme gerçekleştirerek vilayete dışarıdan gelen tüm güçlerin geri çekilmesi gerektiğini açıkladı. Bu GGK’nin askerî yayılmasını Riyad’ın kabul etmeyeceğinin en açık göstergesi oldu. Ayrıca Suudi heyeti, aşiretler ile hükûmet güçleri arasındaki gerilimi azaltmaya yönelik bir mutabakat sağlayarak PetroMasila çevresindeki milis unsurların belirli bir mesafeye çekilmesi ve GGK tarafından bölgeye sevk edilen birliklerin vilayeti terk etmesi yönünde temel ilkeler belirlemiştir.

Hadramut’un Yemen Siyaseti Açısından Taşıdığı Ağırlık

Hadramut’ta yaşanan bu gelişmeler, vilayetin Yemen iç siyasetinde neden bu kadar kritik bir yere sahip olduğunu yeniden kanıtlamaktadır. Hadramut ülkenin en geniş vilayeti olmasının yanısıra Yemen’in petrol endüstrisinin belkemiğini oluşturan sahalara ev sahipliği yapmkatadır. Mukalla’nın yük limanları, sahil güvenliği ve ticaret hatları ise Körfez ülkeleri için stratejik nitelik taşımaktadır. Wadi Hadramut’un iç kesimleri ise aşiret yapılarını, sınır ticaretini ve Suudi Arabistan’a uzanan güvenlik hattını barındırmaktadır. Bu nedenle burada oluşacak herhangi bir güç boşluğu, Yemen’in genel güvenlik mimarisini ve Körfez’in doğrudan güvenlik çıkarlarını etkilemektedir.

Hadramut’un bir diğer stratejik önemi ise Yemen’in gelecekteki federal yapı tartışmalarındaki konumundan kaynaklanmaktadır. Vilayetin sahip olduğu siyasi ağırlık ve ekonomik kapasite, onu tek başına bağımsız bir bölgesel birim modeli için uygun bir aday hâline getirmektedir. Bu nedenle GGK’nin Hadramut’u kendi güney devleti projesine eklemleme çabası, Yemen’in yeni devlet formunun nasıl şekilleneceğine ilişkin tartışmaların uzun süredir en kritik başlıklarından birini oluşturmaktadır.

Yemen’in Kırılgan Dengesi Yeni Bir Eşikte

Hadramut’ta yaşanan son gelişmeler, Yemen’in siyasî coğrafyasının yeniden şekillendiği bir döneme işaret etmektedir. GGK’nin Seyun’u alması, Suudi Arabistan’ın müdahalesi, aşiretlerin yükselen rolü ve BAE’nin sahil hattındaki istikrarlı etkisi, Yemen’in gelecekte çok merkezli bir siyasal yapıya doğru sürüklendiğini göstermektedir. Bu süreçte Hadramut yerel aktörlerin de yanında, Körfez’in iki ana gücünün de nüfuz mücadelesinin odağı hâline gelmektedir.  Bu nedenle bugün Hadramut’ta yaşanan her askerî hareketlilik, Yemen’in savaş sonrası devlet düzenini belirleyecek uzun vadeli bir siyasal tartışmanın parçası olarak görülmelidir.

ORSAM  asdasd

Gökhan Ereli

Tüm Yazılarını Gör

Başlıklar

Bu Yazıyı Paylaşın
Yazdır

Benzer Yayınlar