Kerkük’te yerel yönetim dengeleri, dönüşümlü valilik mekanizması çerçevesinde yeniden şekillenmektedir. Bu kapsamda Irak Türkmen Cephesi (ITC) Genel Başkanı Mehmet Seman Ağa’nın valilik görevini Kürdistan Yurtseverler Birliği (KYB) üyesi Rebvar Taha’dan devralması; Kürtler, Türkmenler ve Araplar arasında öngörülen dönüşümlü yönetim modelinin bir yansımasıdır. 16 üyeli Kerkük Vilayet Meclisinin iki Kürdistan Demokratik Partisi (KDP) üyesi, Kerkük valisinin seçileceği oturumu boykot etmiştir. 14 üyenin katılımıyla gerçekleştirilen oylamada Mehmet Seman Ağa vali olarak seçilmiştir. Türkmenlerin yerel yönetim başkanlığını üstlenmesiyle birlikte Rebvar Taha birinci vali yardımcısı, İbrahim Timimi’nin ise ikinci vali yardımcısı olarak görevlendirilmesi kararlaştırılmıştır.
Kerkük’te eşit paylaşım modeli
2003 yılından bu yana Türkmen siyasi aktörler, Kerkük’te valilik başta olmak üzere üst düzey kamu görevleri ve idari pozisyonlarda Türkmenler, Kürtler ve Araplar arasında yüzde 32’lik adil temsil esasına dayalı bir güç paylaşımı mekanizmasının uygulanmasını talep etmiştir. Söz konusu modelde ayrıca Hristiyan toplumu için yüzde 4’lük temsil öngörülmektedir. Valiliğin Türkmenler tarafından üstlenilmesi durumunda ise iki yardımcılı yapıda bir yardımcının Kürt, diğerinin Arap olması, vilayet meclisi başkanlığının Araplara verilmesi ve yardımcılarının Kürt ve Türkmenlerden oluşması şeklinde bir idari denge hedeflenmektedir. Benzer şekilde genel müdürlükler ve diğer kritik kamu pozisyonlarında eşit temsile dayalı dengeli biçimde dağıtılması öngörülmektedir.
Türkmenlerin önerdiği modele KYB, mesafeli yaklaşmış ve mevcut siyasi ağırlığını seçim sonuçlarına dayandırarak idari pozisyonlarda etkinliğini sürdürmüştür. Buna karşılık Türkmenler ve Arap gruplar, seçim süreçlerinde çeşitli usulsüzlük iddialarının bulunduğunu ileri sürerek mevcut temsil dengesinin tartışmalı olduğunu ifade etmektedir. Bu çerçevede yüzde 32 temsil mekanizmasının en önemli ayağını oluşturan dönüşümlü valilik süreci için ITC başkanının valilik görevine seçilmesi, kritik bir eşiktir. Ayrıca bu modelin zamanla kurumsallaşarak Kerkük’te adil temsil ve ortak yönetim anlayışının kalıcı bir yapıya kavuşturulması açısından da önemli bir zemin oluşturmaktadır.
ITC ve Birleşik Irak Türkmenleri Cephesi Listesi (BITCL) bünyesindeki siyasi partiler ile KYB arasındaki ilişkilerin geliştirilmesi ve özellikle valilik seçimi örneğinde olduğu gibi uzlaşı sağlanması, Kerkük’te yeni siyasi ve idari fırsatların oluşmasına zemin hazırlayacaktır. Kerkük’te milletvekili, vilayet meclisi üyesi ve üst düzey kamu makamlarında önemli bir temsil gücüne sahip olan KYB ile karşılıklı çıkar dengesi çerçevesinde yapıcı ilişkilerin sürdürülmesi rasyonel ve işlevsel bir yaklaşım olabilir. Bu süreçte KYB’nin tarihsel siyasi rakibi konumundaki KDP ile ilişkilerde olası gerilimlerin önüne geçilmesi ve gerektiğinde iki taraf arasında yapıcı diyalog veya arabuluculuk mekanizmalarının işletilmesi de önem arz etmektedir. Benzer şekilde Arap siyasi gruplarla ilişkilerde de yapıcı ve kapsayıcı bir diyalog dili benimsenerek Türkmen siyasi aktörlerin sürece öncülük etmesi, Kerkük’te ortak yönetim anlayışının güçlendirilmesi açısından kritik bir rol oynayacaktır.
Vali seçiminin Türkmenlere yansıması
Türkmenler açısından Türkmen vali seçilmesinin çok yönlü sonuçları olacaktır. Toplumsal motivasyon yönü, en önemli unsur olarak sıralanabilir. Türkmenlerin yoğun olarak yaşadığı Kerkük’te, bir asrı aşkın süredir dışlandıkları valilik makamına ITC başkanının seçilmesi, ITC başta olmak üzere Türkmen kuruluşlarına olumlu ve umut verici bir katkı sunabilir. Uzun siyasi uğraşlar verme potansiyeline sahip Türkmen kuruluşlarının valilik hedefine ulaşması, Türkmenlerin oyun kurucu bir aktör olduklarını göstermiştir. Dolayısıyla valilik meselesinin en büyük kazananı nüfusunun altında temsile sahip olan Türkmen siyasi aktörleri olacaktır.
Bu gelişmenin bir diğer sonucu Mehmet Seman Ağa’nın vali olmasının yanı sıra ITC başkanı olmasıdır. Ağa’nın geniş yetkileri, Türkmen toplumunun daha geniş katmanları tarafından kolektif çalışmalara vesile olabilir. Ayrıca Türkmen toplumu nezdinde geçmiş dönemlerde yeterince karşılanamayan beklentiler bağlamında, ITC teşkilatından yetişen ve Türkmenlerin geçmiş yıllarda maruz kaldıkları haksızlıkları bilen Ağa’nın sorunların çözümüne yönelmesi kritik önem arz etmektedir. Dolayısıyla valilik görevinin ITC Başkanlığı ile birlikte yürütülmesi, Türkmen toplumunun farklı kesimleri arasında daha geniş kapsamlı bir kurumsal koordinasyon ve ortak çalışma imkânı doğurmaktadır.
ITC Başkanı Ağa’nın vali seçilmesi, Türkmen siyasi aktörlerin uzun soluklu çabalarının yalnızca söylem düzeyinde değil, sonuç üreten ve karar süreçlerine etki eden bir siyasal kapasiteye dönüştüğünü ortaya koymaktadır. Söz konusu durum, Türkmen siyasi yapılarının karar alıcı ve süreç yönlendirici bir pozisyona evrildiği yönünde bir değerlendirmeye de zemin hazırlamaktadır.
Bu süreç, aynı zamanda önemli bir sınama niteliği taşımaktadır. Özellikle güvenlik, elektrik, su ve yol gibi temel altyapı alanlarında alınacak kararlar ve başlatılacak kapsamlı çalışmalar, yeni yönetimin performansını doğrudan belirleyecektir. Bu çerçevede, altyapı projelerinde Irak ve Iraklıların dostu olan Türkiye Cumhuriyeti Devleti ile iş birliği imkânlarının değerlendirilmesi de ele alınmalıdır. Bununla birlikte güvenlik alanında vilayetin istikrarını hedef alabilecek olası girişimlere karşı ilgili birimlerin azami hassasiyet göstermesi büyük önem arz etmektedir. Diğer yandan yeni dönem Kerkük Valiliği makamının herhangi bir ayrım gözetmeksizin tüm toplumsal kesimlere eşit ve kapsayıcı bir yaklaşım sergilemesi, yönetimin meşruiyeti açısından belirleyici olacaktır. Nitekim Kerkük Valisi Mehmet Seman Ağa’nın göreve başlamasının ardından yaptığı konuşmada, kendisini belirli bir kesimin temsilcisi olarak değil, şehrin tüm unsurlarına hizmet eden bir kamu görevlisi olarak tanımlaması ve ortak yönetim anlayışına vurgu yapması bu yaklaşımın açık bir göstergesi olarak değerlendirilmektedir. Bu çerçevede, Türkmen toplumu ve siyasi aktörlere düşen temel sorumluluk, sürecin sağlıklı ilerlemesine katkı sunmak, yapıcı bir tutum sergilemek ve yönetim sürecini zayıflatabilecek söylem ve eylemlerden kaçınarak kurumsal istikrarın desteklenmesine katkıda bulunmaktır.