Arama Yapın

Aramak istediğiniz kelimeyi yazın

Koordinatörlükler

Rusya’nın Gazze Operasyonu’na Bakışı

Rusya’nın Ortadoğu’daki rolü uzun süre yalnızca İran, Irak ve son zamanlarda Suriye çerçevesinde ele alınmıştır. Ancak 2006 yılında Lübnan’da gerçekleşen Arap-İsrail çatışması, Rusya’nın Ortadoğu politikasında uzun zamandır unutulmuş bir boyutu tekrar gündeme taşımıştır. Ortadoğu Dörtlüsü’nün pasif üyesi Rusya, dış politikada daha pro-aktif bir tavır takınmaya başladıktan sonra, daha çok ABD politikalarına ters düşecek girişimler ile bölgedeki rolünü geliştirmeye başlamıştır. Peki, yeniden ayağa kalkan enerji gücü Rusya’nın Gazze’de son yaşanan kriz ile ilgili politikası ne şekilde cereyan etmektedir?
 
İsrail’in Gazze’ye operasyonunun başlamasının ardından uzun süre sessiz kalan Rusya, krizin derinleşmesi ve Batılı devletler ile BM’nin etkisiz kalması üzerine hareket geçmiştir. 5 Ocak günü Devlet Başkanı Medvedev, Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas ile görüşmüş, şimdiye kadar yapılan yardımların arttırılması sözünü vermiş ve acil ateşkes yapılması gerekliliğini vurgulamıştır. Aynı gün Medvedev, Dışişleri Bakanı Sergei Lavrov ve Acil Durumlar Bakanı Sergei Shojgu’ya insani yardım ile ilgili çalışmaların hızlandırılması emrini vermiştir. Rus Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan bir açıklama, Rusya’nın insani krizi bölgedeki en önemli sorun olarak gördüğünü göstermektedir. Rusya Dışişleri Bakan Yardımcısı ve Ortadoğu Danışmanı Alexander Sultanov, İsrail Dışişleri Bakanı Tzipi Livni ile yaptığı görüşmede, bölgede yaşanan insani krizin önüne geçilmesi gerekliliğini vurgulamıştır. Pazar günü İsrail Başbakanı Ehud Olmert ile görüşen Medvedev, Rusya’nın sivil kayıpların endişe ile izlediğini ve her iki tarafın da bu kanlı çatışmaya bir an önce son vermesi gerektiğini belirtmiştir. Sultanov daha sonra Suriye’ye geçmiş ve Devlet Başkanı Beşar Esad ile görüşmüştür. Sultanov’un  Suriye ziyareti sırasında Hamas lideri Halid Meşal ile de görüştüğü bildirilmiştir.[1] Rusya bölgedeki diplomatik girişimlerini sürdürürken BM Güvenlik Konseyi, AB ve Batılı ülkelerin etkisiz kalması, Rusya’nın insani çabalarının önemini arttırmaktadır. Ancak söylendiği gibi, Rusya şimdilik tarafsız bir tutum sergileyerek, daha çok insani krize vurgu yapmaktadır.
 
Rusya’nın Ortadoğu Politikası
Rusya’nın Ortadoğu politikasının beş temel ayağı bulunduğu söylenebilir. Bunlardan birincisi Rusya’nın Ortadoğu ülkelerindeki çatışmaların birbiri ile iç içe geçmiş sorunlardan kaynaklandığını düşünüyor olması, bu sebeple de uluslararası destekli diplomatik bir seçeneğin gerekliliğine vurgu yapmasıdır. 2006 yılındaki krizde Rusya, Hizbullah’ın provokasyonlarına tepki göstermiş ancak Lübnan’ın da İsrail müdahalesinden mağdur olduğunu vurgulamıştı. Rusya şimdiye kadar İran ve Suriye ile diyalogunu ısrarla sürdürmüştür. Rusya’nın Ortadoğu’da diplomasiye vurgu yapmasının çok pragmatik sebepleri bulunmaktadır. Aynı Rusya Kafkasya’da askeri müdahalenin en sert örneklerinden birini sergilemiştir. Bu sebeple Ortadoğu’da Rusya’nın diplomasiye yaptığı vurgu, hem bölgedeki sorunların karmaşık tarihsel ve hukuki kökeninden, hem bölge devletleri ve diğer aktörler ile kurulan eşit ilişkilerden, hem de bütün bunlar sayesinde Rusya’nın bölgede daha tarafsız ve etkin bir rol kazanmayı amaçlamasından kaynaklanmaktadır.
 
İkinci olarak, Rusya bölgedeki devlet dışı aktörler ile de diyalogunu sürdürmüştür. Rusya, Hamas’ı seçim yoluyla meşruiyet kazanmış önemli bir Filistinli aktör olarak görmektedir. Vladimir Putin, 8–9 Şubat 2006 tarihinde İspanya’ya gerçekleştirdiği ziyaret sırasında, Filistin’de seçimleri kazanan HAMAS örgütü ile ilişkileri kesmeyeceğini ve bu örgütün yöneticilerini Moskova’ya davet edeceğini açıklayarak Batı dünyasını şaşırtmıştır. Ne Hizbullah ne de Hamas Rusya tarafından terör listesine eklenmiştir. Rusya’nın bu gruplar ile iletişim içerisinde olması, bölgede daha geniş bir hareket alanı ve daha etkin bir diyalog kurabilmesine imkân sağlamıştır.
 
Üçüncüsü, Rusya’nın bölgeye yönelik politikası daha çok ekonomik karakterlidir. Rusya, Sovyetler Birliği döneminden kalan silah sağlayıcı ülke konumunu tekrar kazanmak istemektedir. Ayrıca bölgede enerji ve ticaret alanında ilişkiler de geliştirilmeye çalışılmaktadır.
 
Dördüncüsü, Rusya, bölgedeki imajının daha olumlu hale getirilmesi amacıyla insani girişimlere önem vermiş ancak bölgedeki sorunlara Barış Gücü katılımı veya farklı bir şekilde müdahil olmamaya özen göstermiştir. 2006 yılında Rusya, Lübnan’a inşaat ve mayınsızlaştırma ile görevlendirilen ve Çeçen askerler tarafından korunan bir grup göndermiş ve toplamda 22 milyon dolarlık bir yardımda bulunmuştur.
 
Beşincisi, Rusya, Batılı devletler ve ABD ile Ortadoğu’da karşı karşıya gelmemeye özen göstermiştir. Bunun iki temel sebebi vardır. Öncelikle Rusya, bölgesel anlamda ABD’nin ve Batı’nın etki alanı olarak kabul ettiği Ortadoğu bölgesinde siyasi anlamda Batı ile karşı karşıya gelmenin kendisine yarardan çok zarar getireceğinin farkındadır. Rusya’nın bölgede en önemli çıkarı, silah ve nükleer teknoloji satışı ile ekonomik işbirliğinin geliştirilmesine bağlıdır. Dolayısıyla ekonomik alanda işbirliğinin siyasi gerginlikler veya ABD’nin etki alanına müdahale edilmesi yoluyla sekteye uğramasından kaçınılmaktadır. İkinci olarak Rusya, Ortadoğu’da Batı müdahalelerinden kaynaklanan istikrarsızlık sayesinde bölgedeki silah sağlayıcı ve ekonomik partner rolünü güçlendirmektedir. Ortadoğu’da çözümsüzlük ve sonuçta ortaya çıkan enerji fiyatlarındaki yükseliş Rusya’nın enerjiden elde ettiği kazancı arttırmıştır. Nitekim son dönemde 40 dolar seviyesine inen petrol fiyatları nedeniyle Rusya’nın harcamalarında 150 milyar dolarlık bir azalma gözlenmiştir. Rusya’nın Karadeniz veya Orta Asya’da ABD politikalarına karşı takındığına benzer bir tavıra Ortadoğu’da rastlanamaz.
 
Bu son nokta İsrail’in Gazze saldırısına Rusya’nın tepkisini anlamak açısından önemlidir. Gazze’deki kriz sürdükçe, ABD ve Batılı ülkeler itibar kaybedecektir. Çünkü Rusya bölgeye siyasi anlamda müdahil değildir. Ekonomik işbirliği ve insani yardım konusunda atılan adımlar, yapılan ateşkes çağrıları ve tüm gruplarla sürdürülen diyalog, Rusya’nın bölgedeki hareket alanını genişletmektedir. 
 
Rusya’nın Ortadoğu Politikası Çerçevesinde Gazze’ye Bakışı
Rusya’nın Ortadoğu politikasında göz önüne aldığı bu prensipler, daha geniş çaplı ve uzun vadeli bir politikanın yürütülmekte olduğunu göstermektedir. Amaç Batı’nın itibar kaybettiği bu bölgede, Batı politikalarından farklı bir yol izleyerek tüm taraflar ile diyalog ve yakın ekonomik ilişkiler geliştirilmesi yolu ile etkinlik kazanmaktır. Şimdiye kadar iki ateşkes planı ortaya konmuş, ancak BM’de her iki plan üzerinde de anlaşma sağlanamamıştır. Bunlardan birincisi Libya, ikincisi ise Mısır-Fransa ortak planıdır. Fransa Devlet Başkanı Sarkozy ile Mısır Devlet Başkanı Mübarek’in ortaya koyduğu ateşkes planı yürürlüğe girebilmiş olup, ABD’nin desteğini almıştır. Ancak Hamas bu planı reddetmiştir. Rusya ise her iki plan konusunda da kesin bir tavır ortaya koymamış olsa da insani yardım konusunda en aktif ülkelerden biri olarak görülmektedir. Yürütülen diplomasi trafiği, Rusya’nın soruna siyasi anlamda dâhil olmayışının da örneğidir. Nitekim Rusya’nın Ukrayna ile yaşadığı enerji krizi de Gazze’ye yönelik politikası da temkinli yaklaşımını açıklamaktadır.
 
Bu çerçevede, Gazze krizi süresince insani yardım konularına yaptığı vurgu, ateşkes konusundaki suskunluğu ve BM Güvenlik Konseyi ve Ortadoğu Dörtlüsü çerçevesinde aktif girişimlerde bulunmaması, Rusya’nın genel Ortadoğu politikası ile örtüşmektedir. Rusya, kendi etki alanı olarak gördüğü bölgelerin aksine Ortadoğu, Kuzey Afrika, Güney Amerika gibi bölgelerde ekonomik işbirliğinin geliştirilmesi konusunu öne çıkartmaktadır. Gazze sorunu gibi Ortadoğu’nun en ciddi krizlerinden birinde, siyasi müdahale ve krize (ya da barışa) taraf olmak gibi bölgedeki aktörler ile ilişkilerini bozabilecek ya da ABD ile karşı karşıya getirebilecek herhangi bir girişimde bulunmaktan kaçınmaktadır. Kısa ve orta vadede bu tavrın değişmesi beklenmemelidir.
  (1) Baghdadi, George “Diplomat: Hamas Willing to Seek Solution” Son Erişim: 7 Ocak 2009 http://www.cbsnews.com/blogs/2009/01/07/world/worldwatch/entry4703662.shtml

Etiketler

Aslan Yavuz Şir  asdasd

Aslan Yavuz Şir

Tüm Yazılarını Gör

Başlıklar

Bu Yazıyı Paylaşın
Yazdır

Benzer Yayınlar