Arama Yapın

Aramak istediğiniz kelimeyi yazın

Koordinatörlükler

Cumhurbaşkanı Gül’ün Irak Ziyareti ve Sonuçları

23-24 Mart 2009 tarihleri arasında Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün Irak’ta gerçekleştirdiği ziyaret Türkiye-Irak ilişkileri açısından bir dönüm noktası olarak nitelendirilebilir. Ziyaret, basında daha çok Iraklı Kürtlerle ilişkiler merkezinde değerlendirilmesine rağmen gezinin aslında beş önemli boyutu olduğu söylenebilir:

1. Türkiye, Maliki hükümetine güçlü bir destek vermektedir. Bu destek yakın gelecekte artarak devam edecektir.

2. Türkiye’nin Irak’la ve Iraklı Kürtlerle ilişkileri salt güvenlik merkezli bir yaklaşımdan çıkmış, daha geniş bir perspektif kazanmıştır. Güvenlik boyutu hala en önemli konu olmasına rağmen Türkiye yavaş ama emin adımlarla Iraklı Kürtlerle ilişkilerini daha ileri bir işbirliği platformuna taşımaya hazırlanmaktadır.

3. Türkiye’nin Irak’la ekonomik ilişkileri daha da gelişecektir. Özellikle, iki ülke arasındaki ticaretin artması ve enerji konularındaki işbirliğinin artması beklenmelidir.

4. Türkiye’nin Irak Türkmenlerine olan ilgisini azalmış değildir. Cumhurbaşkanı Gül’ün Türkmen liderlere de görüşmesi bunun en önemli göstergelerinden birisidir.

5. Türkiye, Kerkük’teki gelişmeleri yakından izlemeye devam etmektedir. Kerkük’ün geleceğine ilişkin süreçte aktif bir tavır almayı sürdürecektir.

Bu beş konuya ilişkin gezide meydana gelen olaylara göz atıldığında karşımıza şöyle bir tablo çıkmaktadır.

Cumhurbaşkanı Gül’ün güvenlik nedeniyle sadece Bağdat’ı kapsayan ziyareti aslında Türkiye’nin Irak’la olan ilişkilerinde dengenin korunması açısından faydalı olmuştur. İşgalden sonra Irak’ın toprak bütünlüğü ve siyasi birliğini vurgulayan; her fırsatta merkezi hükümetin güçlü olmasının Irak’ta istikrarın anahtarı olduğunu ileri süren Türkiye’nin, son seçimlerden güçlenerek çıkan ve Irak’ta merkeziyetçiliğin yükselişini simgeleyen Maliki’ye desteğini sürdürdüğünü göstermesi önemliydi. Çünkü, Irak’taki hassas iç politik dengeler Maliki liderliğindeki hükümete karşı olan siyasi partilerin yeni bir hükümet arayışı içinde olduğunu göstermektedir. İçeride sorunlarla uğraşan Maliki hükümetinin dış politikadaki en önemli sorunlarından birisi de bölge ülkeleri tarafından dışlanmasıdır. 2003’ten sonra bölgedeki birçok Arap ülkesi, Irak’ta işbaşına gelen hükümetleri açık ya da kapalı olarak dışlayıcı bir tavır geliştirmiştir. Son zamanlarda Irak, bu dışlanmadan kurtulmaya başlamış olsa da henüz tam olarak Irak hükümetinin Ortadoğu ülkeleri nezdinde tam bir saygınlık kazandığı söylenemez. Bu çerçevede, Türkiye’nin gezisinin Bağdat ile sınırlı kalması, nedeni ne olursa olsun Maliki hükümetine destek olarak algılanmıştır.

Cumhurbaşkanı Gül’ün ziyaretinde en çok ön plana çıkarılan konu, Türkiye ile Iraklı Kürtler arasındaki ilişki olmuştur. Cumhurbaşkanı Gül, Türkiye’nin 2003’ten beri izlediği politikanın ana ilkelerinden sapma ya da farklılaşma anlamına gelecek bir mesaj vermemiştir. Örneğin, görüşmeler sırasında en çok vurgulanan konu önceden olduğu gibi terörle mücadele olmuştur. Türkiye ile Iraklı Kürtler arasındaki ilişkilerde hala en önemli sorun PKK terör örgütüyle mücadele konusunda işbirliğidir. Ancak, bu konuda olumlu adımlar atıldığı için bazı gelişmelere yaşandığı ve karşılıklı jestler yapıldığı söylenebilir. Cumhurbaşkanı Gül’ün ziyareti süresince, Türkiye ile Iraklı Kürtler arasındaki ilişkilerde, dört önemli gelişme yaşanmıştır. Bunlardan birincisi, Cumhurbaşkanı Gül’ün Irak’ın kuzeyindeki bölgesel yönetimi, Irak anayasasının bir kurumu ve gerçeği olarak kabul ettiğini söyleyerek Iraklı Kürtlere açık bir mesaj göndermesidir. Basında, Cumhurbaşkanı’nın “Kürdistan Bölgesel Hükümeti” sözcüğünü kullandığı vurgulanmıştır. Ancak Cumhurbaşkanı Gül, doğrudan bu ifadeyi kullanmadığını belirtmiştir. Zaten, muhtemelen bu noktada asıl önemli mesaj bölgesel yönetimin isminden ziyade, Irak’ta bir anayasal kurum olarak tanındığının bu kadar açık bir biçimde ifade edilmesidir. Meydana gelen ikinci gelişme, Türkiye’nin PKK terör örgütüne ilişkin sorununun çözülmesi halinde Türkiye ile Kürtler arasındaki işbirliğinin çok daha artacağına vurgu yapmasıdır. Bu durum bir açıdan bakıldığında Iraklı Kürtlerin terör örgütüyle mücadelede sorumluluğunu vurgulamak ve daha somut tedbirler istenmesi anlamına gelirken, diğer yandan Türkiye’nin Iraklı Kürtlere fırsat kapılarını tamamen açabileceği anlamına da gelmektedir. Üçüncü önemli gelişme, Cumhurbaşkanı Gül’ün PKK ile mücadelede Iraklı Kürtlere daha çok iş düştüğünü söyleyerek önceden temel söylem olan güvenlik sorununun Bağdat üzerinden çözülmesi hususuna pratik bir boyut kazandırmasıdır. Bir süredir devam eden işbirliği faaliyetlerinin Erbil’de kurulan bir ortak merkezin ardından bu biçimde tanımlanması, Türkiye’nin PKK terörüyle mücadelede asıl desteğin Irak hükümetinden ziyade Iraklı Kürtlerden gelebileceğine ilişkin inancından kaynaklanmaktadır. Dördüncü önemli gelişme ise Cumhurbaşkanı Gül’ün PKK’nın sonuçta Türkiye’nin sorunu olduğunu, bu konuya ilişkin içeride alınacak tedbirlerin sadece Türkiye’yi ilgilendirdiğini söyleyerek bir yandan iç politikadaki bazı beklentilere atıfta bulunurken, diğer yandan da terör örgütüne destek sağlayan güçlere güven duyulmadığını ima ettiği söylenebilir. Cumhurbaşkanı Gül’ün gezisinde yaşanan bu gelişmelerle Türkiye’nin elde ettiği en önemli kazanımlar ise Iraklı Kürt yetkililerin PKK’yı bir “bela” olarak ilan etmeleri ve Iraklı Kürtlere sorunun Türkiye ile kendileri arasında değil, oradaki PKK varlığında olduğunun hissettirilmesi olmuştur. Son olarak altı çizilmesi gereken nokta ise bu gezinin öncesinde Mesut Barzani’nin Cumhurbaşkanı Gül ile görüşmek üzere Bağdat’a geleceği ilan edilmesine rağmen bu görüşmenin gerçekleşmemesidir. Bu görüşmenin gerçekleşmemesinde Maliki ile Barzani arasındaki sorunlar kadar Türkiye’nin Irak’ta izlediği dengeli yaklaşımı sürdürmek istemesi de rol oynamış olabilir.

Cumhurbaşkanı Gül’ün ziyaretinin üçüncü boyutu ise Türkiye ile Irak arasındaki ekonomik ilişkilerdeki ilerlemedir. Ziyarette iki ülke arasında kapsamlı bir ekonomik iş birliği anlaşması imzalanmıştır. Bu anlaşmayla iki ülke arasında 5-6 milyar dolar arasında olan ticaret hacminin 2011 yılında 20 milyar dolara ulaşması planlanmaktadır. Türkiye ile Irak arasında ekonomik anlaşmalar pek gündeme gelmemiş olsa da iki ülke arasında hızla artan ticaret hacmi ekonomik krizle baş etmeye çalışan Türk şirketleri için önemli bir kapı niteliğindedir.

Ziyarette gündeme gelen diğer bir konu ise Kerkük’tür. 2009 yılında kaderi belirlenecek olan Kerkük, Türkiye’yi yakından ilgilendirdiğinden her fırsatta bu konuya değinilmektedir. Gül’ün ziyareti sırasında Kerkük vurgusunu yapmış olması Türkiye’nin Kerkük meselesindeki duruşunu değiştirmediğini göstermesi açısından önem taşımaktadır.

Son olarak, ziyaret sırasında Iraklı Türkmen siyasetçilerle de görüşülmüş olması Türkiye’nin Türkmenlerin sorunlarına gösterdiği hassasiyetin bir yansımasıdır. Irak’ta karşılaşmış olduğu sorunlarda maddi ve manevi olarak Türkiye’yi yanında görmek isteyen Türkmenlere Cumhurbaşkanı Gül’ün programında yer ayrılması, Irak’taki tüm gruplara yönelik önemli bir mesaj olarak kabul edilebilir.

Etiketler

Serhat Erkmen  asdasd

Serhat Erkmen

Tüm Yazılarını Gör

Başlıklar

Bu Yazıyı Paylaşın
Yazdır

Benzer Yayınlar