Arama Yapın

Aramak istediğiniz kelimeyi yazın

Koordinatörlükler

Irak’ta Seçim Yasası: Çekişme ve Belirsizlikler

Bilgay Duman, ORSAM Ortadoğu Uzmanı
Irak’ta 16 Ocak 2010’da yapılması planlanan seçimleri düzenleyecek olan yasa üzerindeki tartışmalar nihayet 8 Kasım Pazar günü son buldu. Uzun süredir üzerinde tartışılan seçim yasası, Irak Parlamentosunun yasaya ilişkin yaptığı 11. oturumda karara bağlandı ve 275 sandalyeli mecliste oturuma katılan 196 milletvekilinin 141’inin oyuyla kabul edildi. Irak parlamentosundan geçen seçim yasası, madde madde görüşülerek oylandı ve son olarak yasanın tamamı mecliste kabul edildi. Irak parlamentosundaki hiçbir grubun yasanın oylamasını boykot etmemesi Irak siyaseti açısından önemli olsa da, oylamaya parlamento ve liste başkanları dahil milletvekillerinin üçte birinin katılmaması da dikkat çekicidir. Öte yandan yasanın yürürlüğe girmesi Irak Cumhurbaşkanlığı Divanının yasayı onaylamasından sonra olacaktır.    Burada dikkat edilmesi gereken husus, Irak Cumhurbaşkanı Celal Talabani’nin nasıl bir tavır sergileyeceğidir. Her ne kadar zayıf ihtimal olarak gözükse de Talabani’nin yasayı reddetmesi sürpriz olmayacaktır. Zira yasanın içeriğine blok halinde karşı çıkan Kürt Listesi’nin baskısı, Talabani’nin yasayı reddetmesine neden olabilir. Bu durum Irak’taki dengelerin daha da bozulmasına neden olabilir.    Diğer taraftan seçimlerin birkaç hafta ertelenebileceği konuşulmaktadır. Bu noktada Irak’taki mevzuatın, seçimlerin 16-31 Ocak 2010 arasındaki bir tarihte yapılmasına izin verdiği söylenebilir. ABD’nin Irak’taki Büyükelçisi Cristopher Hill yaptığı açıklamada, seçimlerin 23 Ocak 2010’da yapılmasının mümkün olacağını tahmin ettiğini belirtmiştir. Ayrıca Irak’taki 275 sandalyeli parlamentodaki milletvekili sayısının, Irak’taki nüfus artışına göre 323’e çıkarılmıştır. Zira her 100 bin kişi için parlamentoda 1 sandalye ayrılmıştır. Son verilere göre Irak’ın nüfusu 31 milyon 234 bin olarak tahmin edilmektedir. Ayrıca yurt dışında oy kullanacak Irak vatandaşları için de milli bakiye olarak 8 sandalye ayrılmıştır. Bu seçim yasasında milli bakiye olarak tanımlanmıştır. Ancak mevcut parlamentodaki milli bakiye 45 kişidir. Bu durum seçim yasasının oylanmasında gruplar arasında bazı sorunlar yaratsa da aşılmıştır. Diğer taraftan Irak’ta yaşayan Yezidi, Hıristiyan, Sabean ve Şabak azınlığa da kota verilmiştir. Buna göre Hıristiyanlara Bağdat, Musul, Kerkük, Duhok ve Erbil olmak üzere 5, Yezidilere Musul'da 1, Sabeanlara Bağdat için 1 ve Şabaklara Musul için 1 sandalye ayrılmıştır.   Yasanın içeriğine bakmakta da fayda vardır. Seçim yasası üzerindeki tartışmaların yoğunlaştığı iki konu olan seçim sistemi ve Kerkük konusu, yasada da önemli bir yer teşkil etmektedir. Öncelikle yasada yer alan maddelerde Irak’taki seçimlere katılacak parti ve oluşumların seçimlere nasıl dahil olacağına ilişkin konular dikkat çekmektedir. Yeni yasada yer alan maddelere göre, her vilayet bir seçim bölgesi olarak tanımlanmıştır. Bu durumda seçimlere katılacak parti ve oluşumlar Irak’ın tamamı için bir liste çıkarmak zorunda kalmayacak ve sadece güçlü olduğu vilayetlerde seçime girebilecektir. Bu noktada her vilayetin kendi seçimini yapacağını söylemek yanlış olmayacaktır. Bu durum vilayetlerde bağımsız adayların şansını arttırabilir.    Diğer taraftan 2010’da yapılması planlanan seçim, 2005 yılında yapılan seçimden farklı olarak, açık liste sistemine göre yapılacaktır. Açık liste sistemine göre seçmenler, parti ve oluşumların açıklayacağı listelerdeki isimlere tek tek oy verebileceği gibi, parti ya da oluşumun tamamına oy verebilecektir. Burada seçmenler açısından düşünüldüğünde, kapalı liste sistemine göre yapılan 2005 seçimlerine nazaran, aday seçme serbestisi daha esnektir. Zira kapalı liste sistemine göre yapılan 2005 seçimlerinde, parti ve oluşumların milletvekilleri adaylarına değil, parti ve oluşumlara oy verilmiş, bu halk arasında ve yönetimde bazı huzursuzluklara yol açmıştır. Ancak açık liste sistemi adaylara oy verme imkanı tanıdığından, seçmenlerin istediği kişiye oy vermesi mümkün olacaktır. Bu durum özellikle Kürt grupların itirazına yol açmıştır. Özellikle aşiret yapısına sahip partiler olan Mesud Barzani’nin başkanlığındaki KDP ve Celal Talabani başkanlığındaki KYB’nin aday seçme konusunda daha dikkatli davranması gerekecek ve özellikle Kürt halkı tarafından istenmeyen bazı kişilerin milletvekili adayı olarak gösterilmesi mümkün olmayacaktır. Kürt halkının siyasi tercihlerindeki değişim, 2009’da Irak’ın kuzeyindeki bölgesel yönetim çapında yapılan seçimlerde belirgin bir biçimde ortaya çıkmıştır. Bu nedenle KDP ve KYB öncülüğündeki Kürt Listesi’nin, Irak’ın kuzeyindeki bölgesel yönetim sınırları dahilindeki Erbil, Süleymaniye ve Duhok’taki Türkmenler, Hristiyanlar, Yezidiler dahil bütün oluşumların bir araya gelmesiyle oluşacak bir liste ile seçimlere girmeye çalıştığı ve bu doğrultuda çeşitli gruplarla görüşmeler yaptığı bilinmektedir.   Seçim yasası üzerindeki en büyük tartışma konusunun Kerkük olduğunu ifade etmek yanlış olmayacaktır. Kerkük üzerindeki tartışmalar, seçim yasası görüşmelerine damgasını vurmuş ve ABD’nin Irak’taki Büyükelçisi Cristopher Hill’in de açıkladığı gibi, çıkan seçim yasasının Kerkük için siyasi olarak bağlayıcılığı olmayacağı garantisiyle yasanın çıkması sağlanmıştır. Yasanın 6. maddesi Kerkük ve kayıtlarında şüphe bulunan diğer vilayetler için istisnai olarak seçimlerin bir kereliğine yapılacağını belirtmektedir. Maddeyi Kerkük ve şüpheli vilayetler başlığıyla iki bölümde incelemek mümkündür. Burada “şüpheli vilayetler” konusu dikkati çekmektedir. Maddede şüpheli vilayetlerin tanımı yapılarak, yıllık nüfus artışı %5’in üzerinde olan vilayetlerin şüpheli olduğu ifade edilmektedir. Nüfus artışının değerlendirilmesinde Birleşmiş Milletler Gıda Karneleri ve Irak Ticaret Bakanlığı verilerinin kullanılacağı belirtilmektedir. Ancak %5’in nasıl belirlendiği konusunda bir muğlaklık vardır. Irak’ın ortalama nüfus artışı %2,6 ile %2,7 arasındadır. %5 rakamının hangi verilere dayanılarak ortaya çıkarıldığı belirsizdir.      Genel olarak maddeye bakıldığında, Kerkük’teki yönetim paylaşımı sorununa bir çözüm getirmediği, Kerkük’teki siyasi süreci sürüncemede bıraktığı görülmektedir. Maddede, şüpheli vilayetler konusu Kerkük’le bağdaştırılmıştır. Buna rağmen Kerkük’teki seçimlerin mevcut seçmen kayıtlarına göre yapılacağı belirtilmektedir. Ancak maddede Kerkük için özel bir durum ortaya konmuştur. Buna göre, seçimler yapıldıktan sonra oluşacak parlamentodan milletvekilleriyle birlikte, Planlama, İçişleri ve Ticaret Bakanlıkları ile Birleşmiş Milletlerden temsilcilerin de yer alacağı bir heyet kurulacağı ve bu heyetin 2004 ile 2009 arasındaki nüfus değişiklikleri ile seçmen kütüklerini inceleyeceği belirtilmektedir. Bu heyetin iş tarihinden başlamak suretiyle 1 yıl içinde düzeltmeler yapacağı söylenmektedir. Ancak burada bir belirsizlik daha ortaya çıkmaktadır. Yani heyetin düzeltmeleri hangi 1 yıl içinde yapacağı belli değildir. Burada düzeltmelerin parlamento’nun göreve başlama tarihinden sonra mı, hükümet kurulduktan sonra mı, heyet kurulduktan sonra mı, heyet ilk toplantısını yaptıktan sonra mı, yapılacağı belirsizliğini korumaktadır. Ayrıca oluşturulacak heyet, Kerkük için oluşturulan ve çalışmalarına devam eden dördüncü (diğer üç heyet Normalleştirme Komisyonu, 140. Madde Komisyonu ve 23. Madde Komisyonu) heyet olacaktır.  Böylece Kerkük sorununun karmaşık yapısının daha da karışması muhtemeldir. Diğer taraftan bu heyetin kurulmasının oldukça fazla zaman alacağını söylemek yanlış olmayacaktır. Öncelikle 2005 seçimlerinde görüldüğü gibi seçimlerin açıklanması oldukça zaman almaktadır. Seçim yapıldıktan sonra parlamentonun bir araya gelmesi ve cumhurbaşkanı ve parlamento başkanını seçmesi gerekmektedir. Cumhurbaşkanı da seçildikten sonra hükümet kurma yetkisini seçimi kazanan oluşuma verecektir. Cumhurbaşkanlığı üzerinde Sünni Araplar ve Kürt gruplar arasında çekişme olduğu bilinmektedir. Bunun nasıl aşılacağı merak konusudur. Diğer taraftan seçim yasası üzerinde bile bu kadar tartışma varken, hükümet kurma çalışmalarının da oldukça uzun sürmesi muhtemeldir. 15 Aralık 2005’te yapılan seçimlerden sonra Maliki ancak 2006 yılının Mayıs ayında hükümeti kurabilmiştir. Tüm bu sorunlar heyetin kurulma sürecini oldukça etkileyecektir.    Sonuç olarak, yasanın çıkarılmasıyla, Kerkük için bir çözüm ortaya koymamasına rağmen, Irak’ta önemli bir engel aşılmıştır. Yasanın çıkış zamanlaması, Irak’taki şiddetin artmaya başladığı dikkate alındığında daha da önem kazanmaktadır. Ayrıca yasanın çıkmaması ABD’nin Irak’tan çekilme sürecini de olumsuz yönde etkileyecekti. Bunu ABD’nin Irak’taki Büyükelçisi Christopher Hill yaptığı açıklamayla doğrulamıştır. Ancak Irak’taki her çıkmazda ortaya getirilen ve Irak’ın boğazında bir düğüm gibi duran Kerkük sorunu için yine bir çözüm ortaya konmaması, Irak siyaseti açısından bir kayıp ve tehlike olarak nitelendirilebilir. Kerkük, çekişmelerin merkez noktasını oluşturmaktadır ve sorunun çözümünün geciktirilmesi Irak’ı geri dönülmez bir yola da taşıyabilir. 

Başlıklar

Bu Yazıyı Paylaşın
Yazdır

Benzer Yayınlar