Bilgay Duman, ORSAM Ortadoğu Uzmanı
Irak siyaseti ve dünya kamuoyu Irak’taki seçimlere odaklanmışken, belki de Irak’taki sorunların ana kaynağı olan ve “kara altın” olarak lanse edilen petrol konusunda arka planda önemli gelişmeler yaşanmaktadır. Irak Parlamentosu tarafından çıkarılan yeni yasayla yabancı yatırımcıların Irak’a girişi kolaylaşmaktadır. Yeni yasa sadece konut yapımına ilişkin yatırımları içerse de yatırımlar için yerel makamlara yetki vermesi dikkate değerdir. Özellikle son dönemde Irak hükümeti tarafından imzalanan petrol anlaşmaları, yabancı firmaların Irak’a geri dönüşüne kapı açtığı gibi dönüşün devam edeceğine dair sinyaller vermektedir. Bölge ve uluslararası siyaset ABD’nin geri çekilmesi, Irak’taki şiddet, seçimler gibi popüler gündemlerle uğraşırken, Irak petrolü ve bölge siyaseti açısından önemli gelişmeler yaşanmaktadır. ABD işgali sonrasında Irak hükümeti tarafından ilk kez iki büyük petrol anlaşması imzalanırken, yeni anlaşmalar için de görüşmeler devam etmektedir.
Irak Petrol Bakanlığı açacağı ihaleler için Türk Petrolleri Anonim Ortaklığı’nın da yer aldığı 41 şirkete ihaleye katılma hakkı tanımış ve ilk ihale Haziran 2009’da yapılmıştır. İkinci ihale ise Aralık 2009’da yapılacaktır. İhale sonucunda 2003’te ABD’nin Irak işgali sonrasında ilk petrol anlaşması imzalanmıştır. Anlaşma ihaleye açılan alanlarda üretimin geliştirilmesine yönelik olarak yapılsa da, üretim-paylaşım anlaşmalarına (production and sharing agreement) bir temel niteliği oluşturduğunu söylemek yanlış olmayacaktır. 20-25 yıllık süreler için yapılan üretim paylaşım anlaşmalarında şirketler, genel bir teamül olarak, petrol çıkartılacak alana yaptığı yatırım bedelini elde edene kadar bölgenin kullanım hakkını elde etmektedir. Irak hükümeti ile yabancı şirketler arasında yapılan anlaşmaların hizmet sözleşmeleri olmasına rağmen 20 yıllık süreçler içermesi bu bakımdan önemlidir. Bu noktada Kasım 2009’da Irak’ın mevcut en büyük petrol yatağı olan ve yaklaşık 17 milyar varil petrol rezervine sahip olduğu bilinen Irak’ın güneyindeki Rumeyle petrol sahasının geliştirilmesi amacıyla İngiliz petrol şirketi BP ve Çin’in milli petrol şirketi olan CNPC ile Irak hükümeti arasında bir anlaşma imzalanmıştır. Irak petrol şirketi SOMO’nun da % oranında ortak olduğu anlaşma ile 7 yılda Rumeyle’den çıkarılan petrolün günlük yaklaşık 1,1 milyon varilden 2,850 milyon varile çıkarılması hedeflenmektedir. BP’nin Başkanı Tony Hoyward yaptığı açıklamada, bölgedeki üretimin geliştirilmesi için 15 milyar dolar civarında yatırım yapılacağını belirtmiştir. Bu anlaşmanın ardından 35 milyar dolar değerindeki ikinci petrol anlaşması da İtalyan ENI, ABD’li Occidental Petroleum Corp. ve Güney Kore’nin KOGAS şirketiyle birlikte, Irak petrol şirketinin ortaklığıyla 4 milyar varil kanıtlanmış petrol rezervi olan Irak’ın güneyindeki Zubair petrol sahasının geliştirilmesi için yapılmıştır. Yine 20 yıllık yapılan anlaşmayla Zubair petrol sahasından çıkarılan petrolün 7 yılda günlük 195 bin varilden 1,250 milyon varile çıkarılması hedeflenmektedir. Proje 200’den fazla yeni petrol kuyusunun açılması, arıtma tesislerinin kurulması, gerekli toplama ağlarının yanı sıra mevcut santrallerin yenilenmesi ve sondaj faaliyetlerini içermektedir. ENI’nin petrol arama, sondaj, mühendislik ve inşaat sektöründe Ortadoğu’da lider konumda olması akıllarda tutulmalıdır. Ayrıca son bir yılda petrol fiyatlarının varil başına 36 dolardan 71,6 dolara yükselerek ikiye katlanması anlaşmaları daha da önemli kılmaktadır.
Öte yandan Irak’ın kuzeyindeki bölgesel yönetim de imzaladığı birçok petrol anlaşmasıyla petrol sevkiyatı yapmakta ve yaptığı araştırmalarla yeni petrol alanları ortaya çıkarmaktadır. Yeni bulunan alanların önemli derecede petrol içerdiği ve buralarda bulunan petrolün çok kaliteli olduğu iddia edilmektedir. Yakın zamanda ABD’li Heritage Oil tarafından Irak’ın kuzeyinde büyük bir petrol yatağı bulunmuştur. Ancak Irak’ın kuzeyindeki bölgesel yönetimin petrol konusunda yaptığı çalışmalar Irak merkezi hükümetini rahatsız etmekte ve iki yönetim arasındaki temel sorunlardan birini oluşturmaktadır. Irak merkezi hükümeti, bölgesel yönetimin yaptığı petrol anlaşmalarını geçersiz sayarken, Kürt yönetimiyle çalışan şirketleri kara listeye almakta ve açtığı ihalelere girmesine engel olmaktadır. Son olarak Aralık 2009’da yapılacak ihale için 40’tan fazla şirket teklif katılım ücretini yatırırken, Çin’in Sinopec şirketinin Irak’ın kuzeyindeki bölgesel yönetimle yaptığı anlaşmalar gerekçe gösterilerek ihaleye girmesine karşı çıkılmıştır. Diğer taraftan Kürt gruplar da petrol yasasının çıkarılması konusunda Irak merkezi hükümetine engel olmakta, böylece Irak hükümetinin yeni petrol sahaları bulunması konusunda çalışma yapmasının önüne geçilmektedir. Zira Irak Anayasası’na göre 2003’ten sonra yeni petrol sahaları bulunması ve bu sahalardan petrol çıkarılabilmesi için yabancı şirketlerle anlaşma yapılması yeni bir yasanın çıkarılmasına bağlıdır. Bu noktada Irak’ın kuzeyindeki bölgesel yönetim ve Irak hükümeti arasında birçok görüşme yapılmış olsa da sonuç alınamamıştır.
Ancak Irak siyaseti seçim konusunda çalkantılı bir dönem geçirirken, Irak hükümetinden bir heyetin petrol konusunu görüşmek amacıyla Erbil’e gitmesi dikkat çekicidir. Irak Petrol Bakanlığı sözcüsü Asım Cihad’a göre ziyaretin amacı gecikmiş bir anlaşmanın müzakere edilmesidir. Seçim yasası üzerinde henüz tam bir anlaşma sağlanamamışken, petrol konusunda yapılan görüşmelerin Kerkük konusunu alevlendirebilecek bir niteliğe sahip olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır. Buradan hareketle son zamanlarda hiçbir aksama yaşanmamasına rağmen Kasım ayı içinde Kerkük-Ceyhan Petrol Boru Hattına yapılan saldırılar ve petrol akışının durması bir işaret niteliği taşıyor olabilir. Petrol konusunda sağlanacak bir anlaşma Irak’ın kuzeyindeki bölgesel yönetim ve Irak merkezi hükümeti arasındaki buzların erimesine sebep olabilir. Ancak böylesine kritik bir zamanda Irak siyasetinden “fışkıracak” petrol yeni problemlere de yol açma potansiyeline sahiptir.