Bilgay Duman, ORSAM Ortadoğu Uzmanı, [email protected]
Irak’ın kuzeyindeki bölgesel yönetimin ve KDP’nin lideri Mesut Barzani, 6 yıl aradan sonra 5 günlük resmi bir ziyaret için Türkiye’ye gelerek çok sayıda görüşmede bulunmuştur. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu tarafından kabul edilen Barzani, devletin çeşitli kademelerindeki yetkililerle de temaslarda bulunmuştur. Barzani Türkiye ziyaretinde, ORSAM’in tertiplediği ve işadamları, akademisyenler ve yabancı misyon temsilcilerinin katıldığı özel bir toplantıda da bazı değerlendirmelerde bulunmuştur. Barzani’nin Türkiye ziyaretinin, İsrail’in Gazze’ye yardım taşıyan bir gemiye baskın düzenlediği bir tarihle eş zamanlı gerçekleşmesi ve bu olayın hem ulusal hem de uluslararası gündemin en üst sıralarına yerleşmesi nedeniyle daha rahat bir ortamda gerçekleştiği söylenebilir. Zira, son zamanlarda terör örgüt PKK’nın ard arda düzenlediği saldırılar bu ziyaretin gerçekleşeceği atmosferi olumsuz yönde etkilemeye başlamıştı.
Mesut Barzani’nin Türkiye ziyaretinin olumlu bir havada geçtiği ve verilen ılımlı mesajların ortamı daha da yumuşattığı söylenebilir. Barzani’nin görüşmelerindeki ortak vurgu “işbirliği” olmuştur. Yaptığı her görüşmede “işbirliği” sözcüğünü sürekli gündeme getirmesi Türkiye ile ortak bir anlayış geliştirildiği algısını oluşturmaya yönelik bir çaba olarak değerlendirilmektedir. Diğer taraftan Türkiye ve Irak’ın kuzeyindeki bölgesel yönetim arasındaki işbirliğinin yöntemi, konuları, sınırları gibi temel parametrelerin içinin doldurulması için daha fazla çalışılması gerekecek. Bu noktada özellikle ekonomik ve güvenlik alanlarındaki işbirliğini konularının öne çıktığını ifade etmek mümkündür. Güvenliğin ilk maddesi olarak terör örgütü PKK’nın Irak’ın kuzeyindeki varlığının ilk madde olduğu belirtilebilir. Ancak Barzani’nin terör örgütü PKK’ya ilişkin sorularda PKK’nın adını kullanmayarak sadece terör odaklı konuşması, Türkiye ile ortak noktalarda birleştikleri söylemine gölge düşürmektedir. Eğer Barzani işbirliğinde ve Türkiye ile ortak politikalar yürütmekte kararlıysa, bunun ilk adımı olarak PKK’yı terör örgütü olarak ilan edebilir. Bu davranış Barzani yönetiminin samimiyet ve kararlığının göstergesi olacaktır. ORSAM’da yaptığı konuşmada Türkiye ile ortak bir anlayış oluştuğundan bahseden Barzani’nin, bu ortak anlayışa uygun davranması gerektiği düşünülmektedir. Barzani “demokratik açılım” konusunda Hükümet’e destek vererek, BDP ile farklı düşünmesi, hem Ankara’ya destek niteliğinde bir adım olarak değerlendirilirken hem de bu “açılım politikası”nın Irak’ın kuzeyindeki bölgesel yönetimin tanınmasına imkân sağladığı eleştirilerini akıllara getirmektedir. Burada iki düşünce akıllara gelmektedir. Ya Barzani daha gerçekçi ve rasyonel düşünerek hareket etmektedir ve Hükümet politikasına destek vermektedir; ya da Türkiye ziyaretinde PKK ile paralel hareket ettiği düşüncesinden sıyrılmaya çalıştığı izlenimi yaratmaya çalışmaktadır. Yine de Barzani, bölgesel yönetimin geleceğinin Türkiye ile işbirliği yapmaktan geçtiği görmüş gibidir. ORSAM’da yaptığı konuşmada Irak ile vizelerin kaldırılmasına ilişkin bir soruya verdiği cevapta, bu konunun iki ülkenin başkentleri arasında olduğunu ifade etmesi, Irak’a bağlılık göstergesi gibi algılanabilir. Bu durum Türkiye’nin Irak politkası ile örtüşür niteliktedir. Ayrıca Barzani’nin Türkiye’den alacağı destek Irak’ın kuzeyindeki bölgesel yönetimin iç politikası noktasında anlam taşımaktadır. Irak’ın kuzeyindeki bölgesel yönetimin iç politikasındaki dengelerin değişmeye başlamış olması, Barzani’nin iç politikadaki ağırlığı açısından da önemlidir. Ancak Türkiye devlet politikası olarak hem Irak’ın kuzeyindeki bölgesel yönetim hem de Irak merkezi hükümeti ile ilişkilerin geliştirilmesine çalışmaktadır. Zira bölgesel yönetimde şimdilik Barzani’nin ağırlığı görülse de bu ağırlığın bu şekilde değişmeden devam edeceği belli değildir.
Diğer taraftan Türkiye’nin işbirliği konsepti çok daha nettir. Özellikle Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’unn, Barzani ile yaptığı görüşmenin ardından düzenlene basın toplatısında, tam ekonomik entegrasyon, ortak enerji stratejisi, Türk Hava Yollarının Erbil seferlerini başlatması, Türk bankalarının Irak’ın kuzeyinde şube açması gibi konuları ön plana çıkartması gibi konular, Türkiye’nin önceliğinin ticaret ve ekonomik işbirliği olduğu izlenimini doğurmaktadır. Diğer taraftan, görüşmelerde PKK konusu gündeme gelse de Türkiye’nin siyasi konuları daha çok merkezi hükümetin iradesi ile ele alma taraftarı olduğu söylenebilir.
Sonuç olarak son 2 yılda Türkiye ile Irak’ın kuzeyindeki bölgesel yönetim arasındaki ilişkilerde yeni bir döneme girildiği net olarak görülmektedir. Ancak bu yeni dönemin gidişatı ve sürekliliğinin, şimdilik Barzani’nin elinde bulundurduğu Irak’ın kuzeyindeki bölgesel yönetimin politikalarıyla doğru orantılı olarak seyredeceğini ifade etmek yanlış olmayacaktır.