Dr. Seyfi Kılıç, ORSAM Su Araştırmaları Programı Hidropolitik Uzmanı
Irak’ın Başkenti Bağdat’ta 30 Kasım-1 Aralık tarihlerinde iki gün süren bir konferans düzenlenmiştir. Bu konferans, Irak’ta kurulmuş bulunan Irak Stratejik Çalışmalar Grubu (Iraqi Group for Strategic Studies) tarafından düzenlenmiştir. Başkanlığı Vasık El-Haşimi tarafından yürütülen kurumun, Irak Başbakanlığı’nca yoğun bir şekilde desteklendiği gözlemlenmiştir. Demokratik Irak Seçeneğine Bakış başlıklı konferansa Arap dünyasından birçok ülke temsilcisinin bulunmasının yanı sıra İngiltere, İran ve İsviçre’den de katılım sağlanmıştır.
Bağdat havaalanından yeşil bölge içinde bulunan ve konferansın düzenlendiği El-Reşit oteline kadar yoğun güvenlik önlemleri özellikle dikkat çekici olmuştur. Muharrem ayı dolayısıyla Şii nüfusun yaşadığı bölgeler ile Sünni nüfusun yoğun olduğu bölgeler açık bir şekilde ayrılabilmiştir. Bunun nedeni yerleşim yerlerinde evlerin üzerindeki uzun direklerde asılı bulunan ve on iki imamı temsil eden farklı renkteki bayraklar olmuştur. Şii yerleşim alanlarında yoğun bir şekilde gözlenen bu uygulama doğal olarak Sünni mahallelerinde bulunmamaktadır.
Hz. Ali’nin resimlerinin asılı olduğu güvenlik noktalarında ise yoğun bir arama faaliyeti gözlenmiştir. Sivillerin araçlarında bulunan ve o sırada güvenlik güçlerinin dikkatini çeken her türlü madde araçlardan indirilmekte ve bu maddelere el konmaktadır. Bu maddeler normal şartlar altında her araçta bulunabilecek olan madeni yağ ve benzeri maddelerdir. Araçlar fiziki aramanın yanı sıra kimyasal maddeleri tespit edebilen özel elektronik aletlerle de istisnasız olarak aranmaktadır. Ayrıca bu arama noktalarında yetkililerin ölümcül güç kullanabileceği açık bir şekilde yazılı bulunmaktadır.
Güvenlik noktalarında ve güvenlik güçlerine ait araçlarda Hz. Ali resimlerinin açık biçimde sergilenmesi, uzun yıllar boyunca baskı altında bulunan bir inanç grubunun kendisini ifadesi olarak görülebileceği gibi, ülkedeki Şii egemenliğinin vurgulanması olarak da açıklanabilir.
Konferansa Irak tarafının oldukça yüksek önem atfettiği gözlenmiştir. Irak Cumhurbaşkanı Celal Talabani bir temsilcisi vasıtasıyla mesajını iletmiştir. Talabani mesajında genel olarak demokrasi ve önündeki engellerden bahsetmiştir. Irak’ta eski ve yeni dönemin karşılaştırmasını yapan Talabani eski dönemde, Irak’ın diktatörlük altında yaşadığını belirterek söz konusu dönemde demokrasiyi konuşmanın dahi mümkün olmadığını ancak artık bu kültürün yavaş yavaş yerleştiğini söylemiştir. Mesajında Irak’ta yaşanan iç savaşa da değinen Talabani, dış güçlerin bu savaşın devamı için çabaladıklarını ifade etmiştir. Irak anayasasına da değinen Talabani, anayasanın bazı bölümlerinde değişiklikler gerektiğini ancak herkesin anayasaya saygı göstermesi gerektiğini belirtmiştir. Çevre ülkelerle ilişkilere de değinen Talabani, iyi komşuluk ilişkilerinin kurulması gerektiğini ve bu ülkelerin güvenlikleri için Irak’ın katkı sunması gerektiğini vurgulamıştır.
Toplantıya bizzat katılan Irak eski başbakanı İbrahim Caferi ise konuşmasında demokrasi tecrübesinden bahsetmiş ve Irak örneğini vermiştir. Irak’ın 2003 yılından bu yana üç seçim geçirdiğini ifade eden Caferi, demokrasinin sadece seçimle olamayacağını da vurgulamıştır. Caferi konuşmasında Arap Baharı da değinmiş ve bu sürecin iyi sonuçlanması isteğini belirtmiştir. Kadınların Irak’taki konumlarına da değinen Caferi kendi hükümetinde altı kadın bakanın bulunduğunu ancak bu gelişmenin artık devam etmediğini ifade etmiştir.
Irak Başbakanı Nuri el-Maliki ise, toplantıya katılacağı belirtilmesine rağmen ABD Başkan Yardımcısı Joe Biden’in ziyareti sebebiyle katılamadığını bildirmiştir. Konferansın son günü akşamında ise katılımcıları kabul eden Maliki bir akşam yemeği vermiş ve katılımcılara ve konferansı düzenleyenlere teşekkür etmiştir.
Konferansa katılan konuşmacılardan İranlı Abdülemir Seyid Sadık İran ile Irak arasındaki tarihi bağlardan bahsetmiş ve iki ülke arasında herhangi bir sorun olmadığını ifade etmiştir. Konuşmacı Suriye meselesine de değinmiş ve Arap Birliği’nin bu konudaki tutumunu eleştirmiştir. İran’ın Irak hükümetine desteğini belirten konuşmacı, kaynakların yatırımlara harcanması, tarımın geliştirilmesi ve Irak’ın müslüman ülkeler içinde yerini alması gerektiğini vurgulamıştır.
Bir diğer konuşmacı ise demokrasi için henüz hazır olunmadığını belirterek iktisadi ve toplumsal konularda yeniden yapılanma gerektiğini belirtmiştir. Diktatörlük sonrası Irak’ta atılan ilk adımların demokrasiye doğru olmadığını belirten konuşmacı, anayasanın aceleye getirildiğini vurgulamıştır. Siyasi partilerin milleti bölme yönünde çalıştığını, bütün siyasi partilerin hükümette yer almak istediğini ve seçim yasasının eksik olduğunu ifade etmiştir. Irak’taki dini liderlerin konumuna işaret eden konuşmacı bu liderlerin siyasi alandaki etkinliğinden şikayet etmiştir. Konuşmacı mezhepsel ayrımların körüklendiğini ve bunun sonucunda da toplumun parçalanmaya uğradığını belirtmiştir.
Konferansın ikinci bölümünde ise genel olarak Arap ülkelerinin Irak’a karşı tutumları, hükümetin kurulması sırasında yaşanan sıkıntılara ve Irak’taki federalizm tartışmaları ele alınmıştır. Bu bölüme katılan Irak Hükümet Sözcüsü Ali Debbağ ise federalizmin, geçmişin kötü tecrübelerinden kaynaklandığını belirtmiştir. Bu bölümde değinilen diğer konular ise yolsuzlukla mücadelenin önemi ve Irak kaynakları üzerinde hisse paylaşımının ortadan kalkması olarak ortaya çıkmıştır.
Konferansın ikinci gününde ise ORSAM Ortadoğu uzmanı Bilgay Duman “Türkiye’nin 2003 Sonrası Irak’a Bakışı” başlığı altında bir sunum yapmış ve Türkiye’nin Irak ile ilişkilerine değinmiştir. İki ülke arasındaki sorunlara değinen Duman, güvenlik konusunda iki ülkenin işbirliğine gitmesi gerektiğini vurgulamıştır.
Konferans süresince su konusu da ikili konuşmalarda gündeme gelmiş ve istisnasız her kesimin bu konuya olan ilgisi gözlemlenmiştir. Ancak Irak’taki su yönetiminin etkinsizliğinden ziyade açık ve zımni olarak komşu ülkeler sorumlu gösterilmektedir. Suyun etkinsiz kullanımına ise Bağdat caddelerinin su tankerleri yoluyla temizlenmeye çalışılması örnek gösterilebilir.
Konferansın düzenlendiği El-Reşit oteli çalışanlarının Iraklı olmaması dikkat çekici olmuştur. Resepsiyon görevlileri ile otelin güvenliğini sağlayan kişiler dışında kalan çalışanların Filipinler, Hindistan gibi doğu Asya ülkelerinin yanı sıra Etiyopya gibi Afrika ülkelerinden olması da ülkedeki işgücü hakkında fikir vermektedir.
Konferans süresince Irak’taki günlük hayatı gözlemleme fırsatı pek doğmamıştır. Konferansın düzenlendiği El-Reşit oteli, İngiliz ve Amerikan büyükelçiliklerinin yanı sıra Başbakanlık ve Meclis gibi Irak devlet kurumlarının da içinde bulunduğu yeşil bölge olarak bilinen güvenli bölgede gerçekleştirildiği için bu şekilde bir fırsat yakalanamamıştır. Tamamen insansızlaştırılan ve güvenlik önlemlerinin azami bir şekilde uygulandığı bu bölgenin dışına bir kez çıkma imkanı bulunmuştur. Bu fırsatta da Iraklıların akşam saatlerinde aileleriyle birlikte restoran ve eğlence yerlerinde oldukları gözlemlenmiş ancak bu durumun genel bir rahatlığı yansıtıp yansıtmadığına dair açık bir kanaate varılamamıştır.