Nazlı Ayhan, ORSAM Uzman Yardımcısı
8-10 Şubat 2011 tarihlerinden 2 günlük resmi ziyaret için Türkiye’ye gelen Bahreyn Veliaht Prensi ve Başkomutan Yardımcısı Salman Bin Hamad Al-Khalifa Ankara ve İstanbul’da önemli görüşmeler gerçekleştirmiştir. Başbakan Erdoğan’ın resmi davetiyle Türkiye’yi ziyaret eden Veliaht Prens Halife’nin gündeminde karşılıklı ticari ve diplomatik ilişkilerin geliştirilmesi olmasına karşın, Mısır’da yaşanan olaylar ziyaretin kapsamını ciddi şekilde etkilemiştir. Bahreyn’in resmi heyeti içinde Bahreyn Dışişleri Bakanı Şeyh Khalid bin Ahmed el Khalifa, Bahreyn Sanayi ve Ticaret Bakanı Dr. Hasan bin Abdulla Fakhro, Bahreyn Çalışma Bakanı Dr. Majeed Bin Mohsen Alalawi’nin dışında iş adamları ve Bahreyn’den basından muhalif Al Wasat gazetesi Genel Editörü Dr. Mansur Jamri gibi önemli isimlerin bulunması dikkat çekicidir. Resmi ziyaret kapsamında Bahreyn heyeti Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Başbakan Erdoğan ve aralarından Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, Devlet Bakanı Zafer Çağlayan ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in de bulunduğu bir dizi resmi görüşmeler gerçekleştirmiştir. Türkiye ziyareti kapsamında ticari ilişkilerinde geliştirilmesi konusunda Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) ve Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği'ni de ziyaret eden Bahreyn heyetinin öncelikleri arasında Türkiye ile ilişkilerin geliştirilmesi gelmekteydi.
Ziyarette Öne Çıkan Konular
a-Ekonomik İşbirliğinin Artırılması
1999 yılında Bahreyn Veliaht Prensi olarak atanan Prensi Salman Bin Hamad El-Halife’nin resmi Türkiye ziyaretinde öne çıkan konuların başında ekonomik alanda ikili ilişkilerin geliştirmesi gelmekteydi. Bu çerçevede resmi ziyaretin ilk gününde “Türkiye ve Bahreyn Arasında Karşılıklı Yatırımların Geliştirilmesine Dair Mutabakat Zaptı”nın imzalanmış olması ekonomik işbirliğinin geliştirilmesine katkı sağlayacaktır. İki ülke arasındaki ticaret hacmi 2009’da 150 milyon dolardan 2010’da 244 milyon dolara çıkmasına karşın istenilen düzeyde olmadığı görülmektedir. Nitekim Başbakan Erdoğan’ın da ifade ettiği üzere ticari ilişkilerde “bir artış trendi devam ediyor ama bunu yeterli görmüyoruz. Aslında Körfez ülkelerinin tüm ticaret hacmine baktığımızda, 1 trilyon dolarlık hacmini düşündüğümüzde, bu ilişkilerimizin Körfez ülkelerinde çok daha farklı bir yere oturması gerektiğine inanıyoruz.” Bu kapsamda ziyaret esnasında imzalanan Karşılıklı Yatırımların Geliştirilmesine Dair Mutabakat Zaptı’nın iki ülke arasındaki ticari ilişkilerin geliştirilmesine katkı sağlayacağı ileri sürülmektedir. Özellikle petrol yoksunu olan Bahreyn’in Türk yatırımcılarının Bahreyn’deki yatırımlarını desteklediği belirtilmektedir. OBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu'nun ev sahipliğinde TOBB’de düzenlenen toplantıda yaptığı konuşmada, Veliaht Prens el Halife, Bahreyn'in uzun yıllar önce kalkınma ve gelişme düzeyini artırmak için bir hamle başlattığını, bu amaçla komşu ülkelerle işbirliğine gitmenin önemli olduğunu ve Türkiye'nin her türlü ürünü üretecek sanayiye sahip olduğunu ifade etmiştir. Ardından da Bahreyn ile Türkiye arasındaki ticaret hacminin artırılması için her türlü fırsatın ve desteğin olduğunu belirtmiştir. Özellikle Türkiye ile Bahreyn arasındaki ticaretin gelişmesi için resmi ve gayri resmi düzeydeki ziyaretlerin ve işbirliğinin önemine işaret eden Halife, ekonominin temel lokomotiflerinden olan özel sektöre her türlü kolaylığı sağlamaya hazır olduklarını ifade etmişti.[1] Nitekim Körfez İşbirliği Konseyi içinde Türkiye ile vize muafiyeti imzalayan ilk ülkelerden biri olan Bahreyn’de son yıllarda yaşanan ekonomik sorunlar ülke içindeki siyasi istikrarı da olumsuz etkilemiştir. Artan işsizlik oranları ve düşen gelirlere paralel olarak kıyı bankacılığının ve ticaretinin BAE ve Katar’a kayması da Bahreyn yönetiminin dışa açılım politikasını yeniden gündeme getirmiştir. Her ne kadar bölgede kıyı ticaretinin ve bankacılığın merkezi olarak bilinse de Katar ve Dubai’daki ekonomik gelişmelerin ardından Bahreyn Körfez ticaretindeki önemli konumunu yitirmiştir.
Türkiye ve Bahreyn’in Mısır’daki Halk Ayaklanmasına Bakışı
Veliaht Prens Salman Hamad El Halife’in gündeminde ticari ilişkilerin ve karşılıklı yatırımların artırılmasına dönük planlar olsa da, ziyaretin özellikle tarih olarak Mısır’da yaşanan olaylara denk gelmesi ve Erdoğan’ın Mısır halkının yanında olduğunu daha önce açıklamış olması Körfez basınının ziyarete olan ilgisini daha da artırmıştır. Çünkü resmi düzeyde bakıldığında Bahreyn hükümetinin Mısır’da yaşanan olaylar karşısında Devlet Başkanı Hüsnü Mübarek’i desteklediği buna karşın kamuoyunun ise Mısır halkının ayaklanmasını desteklediği görülmektedir.[2] Nitekim, ziyaret esnasında Mısır’da yaşanan halk ayaklanması ve ülkelerin olaylara yaklaşımının önemli bir gündem maddesi haline geldiği görülmektedir.
Bu bağlamda Başbakan Erdoğan ile Bahreyn Veliaht Prensi El Halife’nin görüşmesinden sonra yapılan ortak basın toplantısında Mısır’daki halk ayaklanmasıyla ilgili soruların gündeme gelmesi üzerine Erdoğan,” Başta Tunus ve Mısır olmak üzere bölgemizdeki çeşitli ülkelerde son dönemde yaşanan gelişmeleri ele aldık. Tabii ki günümüzde kalıcı istikrar halkın huzur, refah, güvenlik ve mutluluğunun güvence altına alınmasıyla mümkündür. Bunun da yolu insanların temel hak özgürlüklerine saygı gösterilmesinden geçmektedir. Bu çerçevede Veliaht Prens Sayın Salman ile görüşmemizde demokratikleşme ve reformlar yönünde atılan adımların önemine işaret ettik” diye cevaplamıştır.[3] Başbakan Erdoğan’ın temel hak ve özgürlükler ile demokratikleşme ve reformların önemini Veliaht Prens’le görüştüğünü dile getirmesine karşın Bahreyn’de nüfusun yaklaşık e’ini oluşturan Şiiler ile iktidarı elinde tutan Sünni kesimler arasında sorunlar olduğu bilinmektedir. Ekim 2010 tarihinde Bahreyn’de gerçekleşen Parlamento seçimleri sırasında Şii partiler iktidarı seçimlere hile karıştırmakla suçlamıştı. Şii parti ve seçmenlerin eleştirisine rağmen Bahreyn Adalet Bakanı Şeyh Halid bin Ali Halife ise genel seçimlerin adil olduğunu ve yalnızca birkaç usulsüzlüğün tespit edildiğini öne sürmüştü.[4]
Ülkedeki Şii nüfus dolayısıyla Bahreyn yönetimi Mısır’da yaşanan olaylara temkinli yaklaşmaktadır. Benzer şekilde Bahreyn’de de gerçekleşen gösterilerin uluslararası destek görmesi ve reform çağrılarının Bahreyn’i de içine alacak şekilde genişlemesinden çekinen El Halife yönetimi Mısır’da yaşanan olayları kaygıyla izlemektedir. Bununla birlikte Türkiye’nin Orta Doğu halkları üzerinde artan etkisini de dikkate alan El Halife’nin Türkiye ziyareti sırasında demokratikleşme ve reform konularında Türkiye’nin tezlerine yakın söylemler kullanması önemlidir.[5]
Nitekim Mısır olaylarının uluslar arası kamuoyunda dikkatle izlendiği bir dönemde gerçekleşen ziyaret Bahreyn Veliaht Prensinin de bu konuda düşüncelerini açıklamak zorunda bırakmıştır. Veliaht Prens’in DEİK ziyaretinde “ilk başta burada bir konuşma yapmayı düşünmediğini ancak, “derinden düşündüğümüz konular açılınca” konuşma yapmaya karar verdiğini belirtmesi dikkat çekicidir. Prens Halife konuşmasında ağırlıklı olarak Mısır’da yaşananlar ve Bahreyn’in demokratik reform çabalarına yer vererek bir anlamda Bahreyn’in son 10 yıldır demokratikleşme konusunda önemli adımlar attığı ve ülkesinin bir Mısır gibi halk ayaklanmasına sahne olacak yapısal sorunlardan uzaklaştığını ortaya koymaya çalışmıştır. Halife konuşmasında “Yeni bir Mısır’ın doğumunu izlemekteyiz. Ne olacağını kimse bilemez. Geleceklerine Mısırlılar karar verecek” ifadelerine yer vererek bir anlamda halkın taleplerine saygılı olduklarını ortaya koymuştu. Bahreyn’de yaşanan demokratik reform konusunda ise Prens Al Halife babası döneminde yapılanları öne çıkartarak “ “Kral 10 yıl önce reform programını uygulamaya karar verdiğinde yapısal reformların şart olduğunu görüyordu. Ne yaptı? İki kademeli meclis kurdu. Bağımsız baş yargıç atadı. Bağımsız bir güvenlik hukuku, serbest basın hukuku kurdu. Siyasi mahkûmlar salıverildi. Yurtdışında yaşayan Bahreynlileri ülkeyi yeniden kuracağız diye çağırdı. Daha katılımcı bir süreçte daha şefkatli bir toplum kurmak için çalıştığı” demiştir. Konuşmasının devamında Ortadoğu’nun çok değişim dolu bir 5 yıl geçireceği öngörüsünde bulunan Prense “ama biz inanıyoruz ki siz bizimle beraber olacaksınız biz de sizin için aynı şeyi yapacağız” diyerek bir anlamda Türkiye’nin Bahreyn’le ortak bir platforma olacağına olan inancını ortaya koymuştur.[6]
Sonuç olarak Bahreyn ile Türkiye arasında karşılıklı ticari ve siyasi işbirliğini artırmaya dönük olarak gerçekleştirilen resmi ziyaret bir anlamda Mısır’da yaşanan olayların gölgesinde kalmış ve Bahreyn Veliaht Prensi ülkesinin resmi dış politikasının dışına çıkarak bir anlamda Mısır halkı tarafından başlatılan reform çabalarını desteklediğini ortaya koymuştur. Dolayısıyla Mısır’daki değişim rüzgârının bir çok ülkeyi etkisi altına almaya başladığı tespitini yapmakta yarar vardır.
[1] Zaman Gazetesi, “Türkiye'nin Doğu'ya dönmesini destekliyoruz” 10.02.2011, http://www.zaman.com.tr/haber.do?haberno=
1091428&title=turkiyenin-doguya-donmesini-destekliyoruz [2] Mansur Al Jamri, Mülakat, Al Wasat Gazetesi Genel Müdürü, Ankara, 08.02.2010 [3] http://yerelce.wordpress.com/2011/
02/09/kalici-istikrar-halkin-huzur-refah-guvenlik
-ve-mutlulugunun-guvence-altina-alinmasiyla-mumkundur/ [4] TRT Haber, “Bahreyn'de Genel Seçim”,
http://www.trt.net.tr/trtturk/HaberDetay.aspx?id
=cada3c2c-4956-42c0-949e-55bb3939cbd8, 24.10.2010 [5] Jamri, Mülakat. [6] Star Gündem, “Bahreyn Veliaht Prensi: Ortadoğu değişim dolu 5 yıl geçirecek”, http://www.stargundem.com/ekonom
i/1136742-bahreyn-veliaht-prensi-ortadogu-degis
im-dolu-5-yil-gecirecek.html#ixzz1DWTRsU73, 09.02.2011