Gül ATMACA, Ortadoğu Araştırmacısı
İran’daki rejimin sürgündeki muhaliflerinden Halkın Mücahitleri Örgütü, nisan ayında Irak’taki üsleri Eşref Kampı’na yapılan ve 34 kişinin öldüğü saldırıyla gündeme gelmişti. Örgütü’nün liderlerinden Meryem Recavi, kendilerine “terörist” diyen ABD’den yardım istemiş, kampın korunması görevini Irak Hükümeti’nden geri alması çağrısında bulunmuştu.
İran Şahı Muhammed Rıza Pehlevi, kapitalizm ve Batı emperyalizmine karşı silahlı mücadele vermek üzere 1965’te kurulan Halkın Mücahitleri Örgütü, Humeyni ve İslam Devrimi’ne de karşı çıktı. Devrimden sonra İran içinde çok sayıda eylemde bulunan örgüt, yeraltında ve yurtdışında faaliyetlerine devam etti.
Halkın Mücahitleri, kendilerine kapılarını açan Saddam ile İran-Irak Savaşı sırasında işbirliği yaptı. Bugün 3 binden fazla kişinin kaldığı Eşref Kampı 1980’de böyle açıldı. Ancak, 2003’te Saddam’ın devrilmesinden sonra işler değişti. Kamp, İran’ın kışkırttığı saldırılara açık hale geldi.
Halkın Mücahitleri Örgütü’nün İran’daki rejime karşı mücadelede işbirliği yaptığı tek kişi Saddam olmadı. Örgüt, başta nükleer olmak üzere çeşitli konulardaki istihbaratı ABD ve Avrupa Birliği (AB) üyesi ülkelerle paylaşıyor. Batılı ülkeler nükleer konusundaki pazarlıkta, Halkın Mücahitleri’ni kendi lehine bir koz olarak kullanıp, İran’ı biraz da bu yönde diplomatik açıdan sıkıştırmak istiyor. AB, 2009’da aldığı bir kararla Halkın Mücahitleri Örgütü’nü terör listesinden çıkarmıştı. ABD’nin tavrıyla ilgili son duruma bir göz atalım:
Halkın Mücahitleri, ABD’nin terör listesinde 1997 yılında girdi. Örgütün bu ülkedeki taraftarları söz konusu listeden çıkarılması için bugünlerde büyük bütçeli bir kampanya yürütüyor. ABD’de özellikle son aylarda nüfuzlu bazı isimler, örgütün lehine konuşup terör listesinden çıkarılması çağrısında bulundular. Aralarında, eski hükümet yetkilileri, siyasiler ve emekli askerlerin de olduğu bu kişilerin örgüt lehine konuşmak için en az 20 bin dolar aldığı iddia ediliyor.
Halkın Mücahitleri Örgütü’nün eski ABD’li yetkililere bu parayı hangi kaynaktan ödediği ise belli değil. Bu arada, ABD’li bir yetkili, Halkın Mücahitleri’nin destek bulmak için ABD Kongresi koridorlarını arşınlayabilmesinin de oldukça sıra dışı bir durum olduğunu söylemekten geri kalmıyor.
Örgütün taraftarları doğrudan olmasa da bazı gruplar aracılığıyla The New York Times, Washington Post gibi ABD’nin önde gelen gazetelerine tam sayfa ilan veriyorlar. Hatta lobi faaliyetleri için Washington’daki etkin şirketlerle çalışıyorlar. BBC’nin Farsça kanalında yer alan habere göre bu şirketlerden Akin Gump Strauss Hauer&Feld, Halkın Mücahitleri için değil Kuzey Kaliforniya’daki İranlı Amerikalılar Toplumu için lobi yaptıklarını söyledi.
ABD’nin Halkın Mücahitleri’ni terör listesinde tutulmasını “siyasi bir karar” olarak yorumlayan ABD’nin Eski Birleşmiş Milletler Büyükelçisi John Bolton’a göre Kuzey Kaliforniya’daki İranlı Amerikalılar Toplumu’nun üyeleri “demokratik İran” için çaba harcayan bağımsız ABD vatandaşları.
Oysa, bu toplumun Halkın Mücahitleri için düzenlenen en az iki etkinliğe imza attığı ve kendilerine ait web sayfasından örgütün terör listesinden çıkarılması için yayın yaptığı belirtiliyor.
Toplum üyelerinden Ahmed Moiin, Financial Times gazetesine verdiği demeçte, Halkın Mücahitleri’ni terör listesinde tutmanın haklı bir gerekçesi olmadığını belirterek örgütün “demoratik, laik, nükleer silahı olmayan İran” için mücadele ettiğini ve 2001’den bu yana silahlı faaliyetlere ara verdiğini ileri sürdü.
Halkın mücahitleri lehine konuşanlar arasında Bolton’un yanı sıra Eski ABD Adalet Bakanı Michael Mukasey, Eski İç Güvenlik Bakanı Tom Ridge de var. Obama’nın İlk Ulusal Güvenlik Danışmanı General James Jones, Eski New York Belediye Başkanı Rudy Guliani da Halkın Mücahitleri’nin terör listesinden çıkarılması için çağrıda bulunanlardan. Demokratların eski adaylarından Howard Dean, daha da ileri giderek ABD’nin Halkın Mücahitleri Lideri Meryem Recavi’yi İran’ın meşru lider sayılması çağrısında bulundu.
Halkın Mücahitleri Örgütü’nün terör listesinden çıkarılmasına ABD içinden itiraz eden bazı uzmanlar, İran’daki rejimin 2009’daki ayaklanmalarda Halkın Mücahitleri Örgütü’nün parmağı olduğunu ileri sürerek çok sert tedbirler aldığını hatırlatıyor. İşte bu yüzden, örgütün terör listesinden çıkarılmasının İran rejimine bu yönde propaganda yapmak için verilmiş bir fırsat olacağını ileri sürüyorlar.
ABD ile “garip bir ilişki” içinde olan Halkın Mücahitleri’nin kaderi ne olacak bilinmez ama kesin olan bir şey var ki terör tanımı Batılı devletlerin çıkarlarına göre değişiyor. Sorunun çözümsüzlüğü de işte burada yatıyor.