Arama Yapın

Aramak istediğiniz kelimeyi yazın

Koordinatörlükler

Bir Avuç Buğday mı Bir Teneke Petrol mü?

Gül ATMACA, Ortadoğu Araştırmacısı, [email protected]
Başlıktaki soruyu çevremde sadece yetişkinlere değil çocuklara da sordum. Yanıt hep “bir avuç buğday” oldu. Çünkü buğdaydan ekmek yapar, karnınızı doyurursunuz, oysa petrolü içemezsiniz. Yeryüzünde, buğday fiyatları küresel ısınmanın yol açtığı kuraklık ve aşırı yağış gibi nedenlerle son altı ayda neredeyse iki kat arttı. Üstelik buğday azalırken bir yandan da dünya nüfusuna yeni boğazlar ekleniyor.

Birleşmiş Milletler'e bağlı Gıda ve Tarım Örgütü, 1990'dan bu yana gıda fiyatlarının en yüksek seviyesinde olduğunu ve önümüzdeki aylarda da düşmesinin beklenmediğini açıkladı. Küresel piyasalardaki artış doğal olarak yerel piyasalardaki fiyatlara yansıyor. Bu da işsizlik, fırsat eşitsizliği, yoksulluk ve hatta açlık gibi kaygıları derinleştiriyor. Yani, Kuzey Afrika’da başlayıp Ortadoğu’ya sıçrayan isyanlarda, buğday fiyatlarındaki artışın rolünü ciddiye almak lazım. Bir başka deyişle,  Ortadoğu'daki ayaklanmalarda Rusya'daki yangınların, Avustralya'daki sellerin, Amerika'daki kar fırtınasının, Çin’deki kuraklığın da yani buğdayın azalmasının rolü var!

Nasıl mı?

Hatırlarsanız, Rusya’da geçen yaz bir ay süren sıcak hava dalgasında yangınlar çıkmıştı. Buna bir de kuraklık eklenince  buğday üretiminde ciddi düşüş yaşandı. Rusya, içeriyi doyurabilmek için buğday ihracatı yasağını 2011’e kadar uzattı. Bu da dünya buğday üretimi ve fiyatlarını olumsuz etkiledi.

Rusya’dan sonra bu kez de Çin’in doğusunda bulunan ve  ülkenin en büyük tahıl üreticilerinden olan  Şandong eyaletinde, son 200 yılın en sert kuraklığı buğdayda sıkıntıları yeniden artırdı. Çin’de yaşanan kuraklık yüzünden dünya piyasalarında 400 dolar olan buğdayın ton fiyatı Çin’de 463 dolara fırladı. Çin’in ithalatını artırma kararı alması durumunda dünyada fiyatların daha da artmasından endişe duyuluyor. Amerika'da kışın meydana gelen kar fırtınasının Amerika'nın tahıl ambarı Orta Batı'yı vurması da piyasaları gerdi.

Avustralya’da bir kaç ay önce yaşanan sel felaketi de tarımsal ürünleri vurdu. Aslında sadece buğday değil, arpa, şeker kamışı ve mısır fiyatları da artış gösterdi.

Ortadoğu’da “Su ve Ekmek” Sorunu

İsyanların büyük sahnesi Arap çoğrafyasını her anlamda “sıcak bir yaz” bekliyor. Bölgenin çoğu ülkesi bırakın yer üstünü yer altı sularını bile tüketmiş durumda. İngiltere’de yayımlanan Guardian gazetesinde Lester Brown imzasıyla çıkan  makalede çarpıcı bilgiler yer alıyor:   Buğdayda dışa bağımlı Suudi Arabistan, 80’li yıllarda petrol sondajı teknikleriyle çölün dibinden su çıkarıp tarım yapmaya başladı. Böylelikle, buğday üretiminde kendi kendine  yeten ülke sıfatı kazandı. Ancak,  çölün dibindeki su normal yeraltı suyu gibi ve dünyanın başka yerlerindeki gibi yağmur ya da karla yeniden dolmuyordu. Suudiler,  20 yılın ardından 2008’de yeraltının suyunun önemli ölçüde tükendiğini ve buğday üretimine aşamalı olarak son vereceklerini  açıkladılar. Suudi Arabistan’da 3 milyon tona varan buğday üretimi  2007-2010 arasında bu oranın üçte birinden bile daha aşağıya düştü. Böyle giderse, Suudiler 2012’de son buğday hasadını yapacak, ondan sonra yaklaşık 30 milyon olanı nüfusunu beslemek için tamamen dışa bağımlı hale gelecek.  Deniz suyunu tuzundan arındırıp tarımda kullanmak ise Suudiler için bile oldukça pahallı bir yöntem. Suudilerin aklına gelen diğer bir çözüm ise  dünyanın en yoksulları  arasında yer alan ve kendi halkını bile doyuramayan çeken  Etiyopya ve Sudan gibi ülkelerden toprak kiralayıp tarım yapmak. Bakalım bu me kadar işe yarayacak?

Suudi Arabistan’ın, haber bültenlerinden eksik olmayan komşusu Yemen’a bakınca orada da tablonun pek iç açıcı olmadığını görüyoruz; bu ülkede de yeraltı suyuna aşırı yüklenme var. Yemen’deki yeraltı suyunun her yıl 2 metre aşağı çekildiği bildiriliyor. Yemen’in 2 milyon nüfusu barındıran başkenti Sana’ya dört günde bir su veriliyor. Güney’de daha küçük bir kent olan Taiz’e ise 20 günde bir su veriliyor. Dünyada nüfusun en hızlı arttığı ülkelerden birisi olan  Yemen’de  suyun azalmasıyla birlikte son 40 yıl içinde buğday hasılatı üçte bir oranında düşmüş. Yemen, buğday ihtiyacının yüzde 80’inini dışarıdan karşılamak zorunda. Düşük petrol ihracatı, kayda değer olmayan sanayisi düşünüldüğünde Yemen’deki yoksulluk insanı şaşırtmıyor;  çocukların yaklaşık yüzde  60’ının yetersiz beslenme yüzünden fiziksel gelişmini  tamamlayamadığı kaydediliyor.  Burada, suyun daha da azalması açlık ve sussuzluğun artması doğal olarak sosyal yıkımın büyüyeceği anlamına geliyor. Zaten karışık olan ülkede,  aşiretlerin bir de azalan su kaynakları için kavgaya tutuşması olası.  

Ortadoğu’da ciddi su sıkıntısı çeken diğer ülkeler ise komşu Suriye ve Irak.  Suriye, Türkiye ve İran’ı nehirler üzerine barajlar inşa edip kendi topraklarına akan suyu azalttığı için eleştiriyor. Hem bu yüzden hem de kuraklığın etkisiyle Suriye’de 2001’de 7 milyon tona ulaşan buğday üretimi son yıllarda beşte biri oranda azalmış. Irak’ta ise 2002’de 4.5 milyon ton olan oran yüzde 15 düşmüş durumda.  Her iki ülkede de çiftçiler yeraltı suyu için her geçen gün daha fazla kuyu açıyor.

Bir zamanlar yıllık 300 bin ton buğday üreten 6 milyon nüfuslu Ürdün de sinyal veriyor. Bugün ancak 60 bin ton buğday üreten Ürdün, buğday ihtiyacının yüzde 90’ınını dışarıdan karşılamak zorunda.  Büğday üretiminde şimdilik sorun yaşamayan tek ülke ise Lübnan.  

Konuyu şimdilik bağlamak istersek Ortadoğu’yu her anlamda “sıcak bir yaz” bekliyor.  Bu çoğrafyada yaşanan ayaklanmaların “ekmekle” ilgisi ise yeni değil. Mısır’da 1977’deki gıda ayaklanması, daha yakın bir tarihte 2008’de Mısır, Cezayir gibi ülkelerdeki “ekmek isyanları”nı hatırlayalım.

Yeryüzünde ekmek pahalandıkça isyan büyüyecek, isyanlar dallanıp budaklandıkça hem petrol hem de gıda fiyatları artmaya devam edecek. Liderler ayaklanmaları  topla tüfekle durdurmaya çalışmak yerine “daha adil ve eşitlikçi bir dünyayı nasıl kurarız?” sorusuna kafa yorsalar insanlığa büyük bir hizmet vermiş olacaklar.

Başlıklar

Bu Yazıyı Paylaşın
Yazdır

Benzer Yayınlar