Nebahat Tanrıverdi O, ORSAM Ortadoğu Uzman Yardımcısı, [email protected]
Arap Baharı’nın estirdiği değişim rüzgârlarından ilham alan Faslı gençlerin Şubat ayında başlattıkları protesto gösterileri dizisi, bölgesel gelişmelerin de etkisi ile yeni bir anayasa ve bu anayasaya uygun yeni parlamento seçimleri ile sonuçlanmıştır. Rejim değişikliklerinin sarstığı bölgede Fas bu anlamda “evrim” denilebilecek özgün bir örnek olarak karşımıza çıkmakta.
Fas 25 Kasım’’da yeni anayasanın kabul edilmesinin ardından ilk defa parlamento seçimlerine hazırlanmaktadır. Yeni Anayasanın ülkeye getirdiği değişikliklerinin büyük oranda test edileceği yeni kabinenin nasıl olacağı, seçim sonuçları ve seçime katılım bu nedenle önem arz etmektedir.
Yeni Fas Anayasası, taslak olarak açıklandığı 15 Haziran tarihinden bugüne kadar hala tartışılmaya devam etmekte ve pratikteki sonuçları da ancak yeni meclisin göreve başlaması ile anlaşılabilecektir. Kralın görev alanını daraltması hedeflenen anayasal reform sürecinin bir sonucu olan yeni anayasanın bu bağlamda değerlendirilmesi önem taşımaktadır. Bu noktada yeni anayasanın getirdiği değişiklikleri incelemek faydalı olacaktır.
Yeni Fas Anayasası
Öncelikle, yeni anayasa ile birlikte kralın statüsü “Devletin Yüksek Temsilcisi” ifadesi değiştirilerek “Halkın Yüksek Temsilcisi” olarak değiştirilmiştir. Bu değişikliğin yanı sıra yasama alanında bazı yeni düzenlemeler yapılmıştır. Kral, dini hukukun kaynağı olarak kalmaya devam ederken, parlamentonun kanun yapma yetkisi genişletilmiştir. Ancak kralın kanun hükmünde kararname yetkisi ve Hükümet Konseyi kararlarının tamamını veto etme yetkisi, parlamentonun yasama alanındaki faaliyetlerini monarşi lehine sınırlandırmaktadır. Ayrıca kabinede revizyon yapma, kabineyi fes etme ve olağanüstü hal ilan etme yetkilerine sahip olan kral, Hakimler Yüksek Yargı Kuruma, Hakimler Yüksek Kuruluna, Yüksek Güvenlik Konseyine başkanlık etmekte ve Kraliyet Silahlı Kuvvetleri Baş Komutanı unvanına sahiptir. Bazı değişikliklere rağmen kralı “İnancın Koruyucusu” olarak tanımlayan ve yetki alanını belirleyen madde anayasada bulunmaya devam etmektedir.
Anayasada Başbakanlık da yeniden tanımlanmış ve “Hükümet Başkanı” olarak yeniden isimlendirilmiştir. Bir ilk olarak Hükümet Başkanı sadece seçimle parlamentoya girmiş en yüksek oy alan partiden seçilecektir. Öte yandan, Hükümet Başkanı ile Kral arasındaki ilişki de kralın elinde bulundurduğu “atama ve görevden alma” gibi yetkileri nedeniyle muğlâk görünmektedir. Yeni anayasaya göre Hükümet Başkanı’nın kabineyi ve valileri atama ve parlamentoyu dağıtma yetkileri bulunmakta, ancak parlamentoyu dağıtabilmesi için, kralın veto yetkisine sahip olduğu ve başkanlık ettiği Bakanlar Konseyi’nin onayını alması gerekmektedir. Bu bağlamda değerlendirildiğinde Hükümet Başkanına yani Başbakana ve yasama organına daha geniş yetki alanı tanınmış ise de görev ve yetki alanı kral tarafından belirleneceğinden çeşitli eleştirilere de neden olmaktadır.
Yeni anayasa yasama organı içerisinde de pek çok yeni düzenlemeyi beraberinde getirmiştir. Bu düzenlemelere göre, Temsilciler Meclisi’ne %20 onayı bulmak kaydıyla Tahkikat Komisyonu kurma yetkisi tanınmıştır. Kınama Kararı ve hükümetin düşürülmesi içinse parlamentonun %33’ün oyları gerekmektedir. Sonuç itibari ile meclisin 1/5 ile hükümete soruşturma açılabilme, 1/3 ile de kınama kararı çıkarma ve hükümeti düşürebilme yolu açılmıştır. Kanun hükmünde kararname çıkarma, olağanüstü hal ilan etme, Hükümet Başkanını görevden alma, Hükümet Konseyi’nin aldı kararları veto etme gibi önemli yetkileri elinde bulunduran “Halkın Yüksek Temsilcisi” kral ile yetkileri sınırlandırılabilen, veto edilebilen, fes edilebilen, istikrarsızlığa açık zayıf bir hükümet ve kabine yeni anayasadan çıkan sonuç gibi görünmektedir.
Yeni anayasa’daki bir diğer önemli gelişme ise Berberi (Amazigh) dilinin Arapça ile birlikte resmi dil olarak kabul edilmesidir. 20 Şubat’tan beri devam eden eylemlerde önemli bir talep olarak dile getirilen Berberilere eşit yurttaşlık haklarının tanınması bakımından önemli bir gelişme olarak görünmektedir. Ancak Kuzey Afrika ülkelerinde Berberi dilinin resmi dil olarak anayasada yer alması yeni bir olgu değildir. Cezayir Anayasası’nda uzun yıllardan beri Berberi dili resmi dil olarak yer almakta, ancak pratikteki sorunlar ve resmi ayrımcılık iddiaları sona erdirilememektedir.
25 Kasım Parlamento Seçimleri
Fas 25 Kasım’’da yeni anayasanın kabul edilmesinin ardından ilk defa parlamento seçimlerine hazırlanmaktadır. Yeni Anayasanın ülkeye getirdiği değişikliklerinin büyük oranda test edileceği yeni kabinenin nasıl olacağı, seçim sonuçları ve seçime katılım bu nedenle önem arz etmektedir. Bugüne kadar Fas’ta gerçekleşen seçimlerde, rejim her seçim öncesi idari sınırları değiştirerek seçim sonuçlarını manipule etmiştir. Buradaki temel amaç tek bir partinin parlamentoda yüksek çoğunluğu almaması idi. Ancak yeni anayasa ile parlamento dengeleri zaten hassas ve istikrar sorunları ile kolay yüzleşecek bir yapıya getirildiği için bu seçimlerde bu yöntem uygulanmayabilir. Öte yandan Fas’ta parlamento seçimlerindeki seçmen katılımı, yerel seçimlerdekinden daha düşük düzeyde kalmıştır. 2011 Kasım seçimlerine de bu güne kadar 13,3 milyon seçmen kaydedilmiştir ki bu rakam 2007 seçimlerinden daha aşağıda bir seviyededir.
Şuana kadar Kasım 2011 seçimleri için üç seçim ittifakı kurulmuştur. Bunlar 1970’ten beri var olan geleneksel Kutla İttifakı, yeni kurulan Demokratlar İttifakı ve Merkez Partiler İttifakıdır. Kutla İttifakındaki partilerin liderlerinin Kral’a çok yakın isimler olduğu söylenmektedir. Seçimlerde adalet ve Kalkınma Partisi ile İstiklal Partilerinin çoğunluğu kazanacağı öngörülmektedir. Öte yandan parti programları önceki rejimlere nispeten büyük değişiklikler göstermemektedir.(1)
Son olarak Kasım 2011 seçimlerinin ülkede bazı gruplar tarafından boykot edileceği düşünülmektedir. Değişim için 20 Şubat Hareketi, referandumda olduğu gibi parlamento seçimlerinde de boykot çağrılarının başını çekmektedir.(2) Öte yandan Arap dünyasında seçim boykotları siyasi anlamda otoritelerin meşruiyet sorunu haline getirilmemekte ve kale alınmamaktadır. Referandum boykotu da bu kaderi paylaşmıştır. Kasım 2011 boykotunun da benzer kaderi paylaşacağı düşünülebilir.
Sonuç
Siyasi partilerin her ne kadar bir kısmı değişim yanlısı genç hareketi desteklediklerini açıklasalar da arka planda kalmaktan kurtulamamışlardır. Siyasi partilerin bu durumu, “kralın muhalefeti” şeklindeki algıyı daha da güçlendirmiş gibi görünmektedir. Özellikle 1 Temmuz’da gerçekleştirilen Anayasal Değişiklik Referandumu konusunda net bir tavır takınamamaları ve protesto gösterilerinde inisiyatif kazanamamaları, bu algının pekişmesini sağlamaktadır.(3) Siyasi partilerden ve monarşiden umudunu yitiren gençler, işsizler ve reform yanlıları sokak eylemlerine kanalize olmaktadırlar. Libya, Suriye ve Yemen’de şiddet kullanımı kitleleri radikalleştirmiştir. Bu durum Fas için de hesaba katılmalıdır. Her ne kadar bugüne kadar kitleler şiddete yönelmemiş olsalar da, Tangier ve Marakeş gibi ülkenin ekonomik anlamda daha geri kalmış bölgelerinde protesto gösterilerinin şiddet içerikli hale gelmesi bu potansiyeli göstermesi açısından önemlidir. Nüfus artış oranlarının yüksek ve ekonomik dağılımın eşitsiz olduğu bu iki yerleşimdeki durumun ülke geneline yayılma potansiyel düşük de olsa bulunmaktadır.
Öte yandan Fas’taki gelişmeler ve eylemler 25 Kasım 2011 tarihinde gerçekleştirilmesi planlanan parlamento seçimleri ve sonrasında ortaya çıkacak siyasi sistem ile birlikte ele alınmalıdır. Fas Monarşisi’nin anayasal reform yolunda attığı adımlar ve yaptığı yapısal değişiklikler temel eleştirilere rağmen değişim yönünde alınmış bir inisiyatif olarak değerlendirilebilir. Muhalif grupların sayıca az olduğu gerçeği ile birlikte Fas monarşisinin daha sembolik bir kuruma dönüştürülmesi yönündeki söylemin ortaya çıkmış olması, toplumsal anlamda reddedilemeyecek yeni ve Fas için önemli bir anlayışı temsil etmektedir. Yeni anayasanın getirdiği siyasal sistem ile talep edilen İngiliz monarşisi tarzı sistem arasında şimdilik oldukça büyük farklılıklar bulunmaktadır. Bu farklılığın Fas siyasi hayatındaki karşılığı ise ancak zamanla ortaya çıkacak gibi görünmektedir.
Dipnotlar
1 Morocco's New Constitution and Upcoming General Elections, Morocco Board, http://www.moroccoboard.com/viewpoint/122-dr-hussein-ben-kirat-
/5489-moroccos-new-constitution-and-the-prospects-of-nov-
25-2011-general-elections
2 Moroccan activists call for election boycott, AFP, http://www.google.com/
hostednews/ap/article/ALeqM5iaj2RO1q0MIu4SH6YX3ND0vPEJ2g?docId=5bbc3e55
e0a043118a3e4b11d2d05288
3 Morocco: On Boykotting Referandum for Constitution, http://www.moroccoboard.com
/viewpoint/124/5257