Gül ATMACA, Ortadoğu Araştırmacısı, [email protected]
Irak’ta önceki cuma günü İranlı muhalif grup Halkın Mücahitleri Örgütü’nün kampına yönelik saldırıda en az 10 kişi ölmüş, yüzlerce kişi yaralanmıştı. Ortadoğu’nun kaynadığı bugünlerde başka haberlerin öne çıkması yüzünden bu arada kaynamış görünüyor. Ancak, olayın İran bağlantılı olduğunu düşününce daha fazla ilgiyi hak ettiğini söylemek yanlış olmaz. Irak’ın kampa neden saldırdığını irdelemeden önce olayla ilgili daha fazla ayrıntı verelim. Haber ajansları 8 Nisan günü geçtikleri haberde Bağdat’ın kuzeydoğusundaki Diyala’da yer alan ve Halkın Mücahitleri Örgütü üyelerinin kaldığı Eşref Kampı’nda olayların çıktığını duyurdu. Halkın Mücahitleri Örgütü’nün siyasi kanadı, saldırıda 34 kişinin öldüğünü, 300 kişinin de yaralandığını açıkladı. Aynı kaynağa göre Iraklı silahlı birlikler zırhlı araçlarla kampa saldırmıştı. Iraklı yetkililer ise kamp sakinlerinin toprakların kendilerinden alınıp çiftçilere verilmesine karşı direndiğini ve olayların bunun üzerine çıktığını iddia etti. Ve doğaldır ki kayıpların sayısını daha düşük verdi. Olayla ilgili olarak soruşturma açılması beklenirken Irak Hükümeti, örgüt üyelerinin bu yılın sonuna kadar Irak’ı terk etmesini istedi. Irak Hükümet Sözcüsü Ali el Dabbak, örgüt üyelerinin Bağdat’ın kuzeyindeki Eşref Kampı’ndan çıkarılması için bütün olanakların kullanılacağını söyledi. Bu kişilerin İran’a değil üçüncü bir ülkeye gönderilmek üzere sınır dışı edileceğini sözlerine ekleyen el Dabbak, bu konuda Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği’nden (BMMYK) yardım isteyeceklerini de sözlerine ekledi. Halkın Mücahitleri Örgütü’nün liderlerinden Meryem Recavi ise, kendilerini “terörist” listesine koyan ABD’den kampın korunması görevini Irak Hükümeti’nden geri alması çağrısında bulundu. Yüzden fazla Avrupalı parlamenter ABD ve BMMYK’dan kamptakilerin korunmasını isteyen bir bildiriye imza attı. Peki, Irak kampa neden saldırdı? Kamptakileri neden sınır dışı etmek istiyor?
ABD ile Garip İlişki
İslam ile sosyalizmi aynı potada eriten Halkın Mücahitleri Örgütü, 1965’te kuruldu. Esas olarak İran Şahı Muhammed Rıza Pehlevi, kapitalizm ve batı emperyalizmine karşı silahlı mücadeleyi amaçlayan örgüt, daha sonra ortaya çıkan Humeyni ve İslam Devrimi’ne de karşı çıktı. İran’ın sürgün parlamentosu rolünü üstlenmiş İran Ulusal Direniş Konseyi'ndeki temel yapı olan Halkın Mücahitleri Örgütü’nün üyeleri yeraltında ve yurtdışında faaliyetlerini sürdürüyor. Bunlardan 3 500’ü Irak’taki kampta bulunuyor. Bağdat’ın kuzeydoğusundaki Diyala bölgesindeki Eşref Kampı, 1980 yılında açıldı. O yıllarda İran’a karşı savaşan Saddam, bu muhalif örgüte kapılarını açtı; Iraklı güçlerin yanında İran’a karşı mücadele eden örgüte para desteği sağladı ve silahlandırdı. Irak’ın işgalinden sonra Koalisyon güçleri 2003’te Eşref Kampı’na da operasyonlar düzenledi. Örgüt liderleri ateşkesi kabul etti ve üyelerini silahsızlandırdı. ABD askeri, kampın sorumluluğunu 2009’da Irak’ta Şiilerin başını çektiği yönetime bıraktı. Aynı yıl kampa yine saldırıda bulunuldu. Onlarca kişi öldü, çok sayıda tutuklama yapıldı. Irak Başbakanı Maliki soruşturma sözü verdi ama… Halkın Mücahitleri Örgütü, silahsızlansa bile İran’daki rejime karşı mücadelesini farklı yollardan sürdürüyor. Bunlardan birisi başta nükleer olmak üzere çeşitli konulardaki istihbaratı ABD ve AB üyesi ülkelerle paylaşmak. Batılı ülkeler nükleer konusundaki pazarlıkta, Halkın Mücahitleri’ni kendi lehine bir koz olarak kullanıp, İran’ı biraz da bu yönde diplomatik açıdan sıkıştırmak istiyor. Irak’taki Şii yönetimle ilişkisi gelişen İran’ın “Halkın Mücahitleri’ne göz açtırılmaması” yönünde yaptığı baskının Irak nezdinde yanıt bulduğu anlaşılıyor. Yani mesele dönüp dolaşıp İran-ABD çekişmesine takılıyor. Böyle olunca sorunun kısa sürede çözülmesi güç görünüyor.