Arama Yapın

Aramak istediğiniz kelimeyi yazın

Koordinatörlükler

İran’da muhaliflere baskının sınırı yok

Gül Atmaca, Ortadoğu Araştırmacısı, [email protected]
Son günlerde devletin üst düzeyindeki çekişmelerle gündeme gelen İran’da, geçen hafta yaşanan bir “dram” muhaliflere uygulanan baskının boyutlarını bir kez daha gözler önüne serdi.

Geçen çarşamba günü Tahran’da, tanınmış muhaliflerden, eski milletvekili Ezzatullah Sahabi’nin (81) cenaze töreni yapılacaktı. Törene ilahiyatçı ve insan hakları savunucusu kızı Hale Sahabi (55), hapishaneden özel izinle çıkıp katıldı. Sahabi, Mahmud Ahmedinejad’ın 2009’daki  “şaibeli” seçimlerin ardından ikinci kez cumhurbaşkanı seçilip yemin ettiği gün parlamentonun önündeki gösteriler sırasında tutuklanmış, iki yıl hapis cezasına çarptırılmıştı.

Baba Sahabi ise, 1979’daki İslam Devrimi öncesi ve sonrasında olmak üzere toplam 15 yıl hapis yatmış birisiydi. Devrimden sonra kurulan geçici hükümette yer almıştı. Mücadelesinde şiddeti dışlayan ılımlı kişiliğine rağmen yönetim onun muhalefetine sert çıkmıştı.

Tahran’ın Lavasan bölgesindeki cenazesinde, etrafta yoğun güvenlik önlemleri alınacağı yönündeki haberlere rağmen en az 2000 kişi toplanmıştı. Hale Sahabi, kortejin en önünde babasının fotoğrafını taşıyordu. Her şey sivil giyimli bazı kişilerin töreni engellemeye çalışmasıyla oldu. Aralarında, artık hayatta olmayan Büyük Ayetullah Hüseyin Ali Muntazeri’nin oğlu Ahmed Muntazeri ve bir başka yaşlı muhalif Ahmed Sadr Hacı Seyid Cevadi’nin de olduğu görgü tanıkları, güvenlik güçlerinin katılımcılarla dalga geçip onları aşağılamaya çalıştıklarını söylediler. Daha vahim olanı ise tabutu zorla almaya çalışmalarıydı. Hale Sahabi’nin oğlu Yahya, annesinin olan bitene çok üzüldüğünü, bunun da kalp krizini tetiklediğini söyledi. Güvenlik güçlerinin tabutu zorla almaya çalışması üzerine annesinin fenalaşıp yere düştüğünü ve bilincini yitirdiğini sözlerine ekledi.

İran’daki muhalifler Hale Sahabi’nin ölümünden onu tartaklayan güvenlik görevlisini sorumlu tutarken, resmi açıklamada yüksek tansiyon ve şekerden hayatını kaybettiği iddia edildi. İran’da yönetim özellikle Arap ülkelerindeki ayaklanmaların ardından muhaliflerin herhangi bir nedenle bir araya gelmemesi için her türlü baskıyı uyguluyor. “Barış Anneleri” grubunun bir üyesi de olan Hale Sahabi’nin yaşamına mal olan müdahale bunun bir örneği. İran’da daha önce de Yeşil Hareketin öncülerinden Mir Hüseyin Musevi’nin babası Mir İsmail Musevi’nin cenazesine müdahale edilmiş, bu aileden iki kişi tutuklanmıştı. Bu arada,  Uluslar arası İnsan Hakları Hareketi, Sahabi’nin ölümüyle ilgili soruşturma başlatılması çağrısında bulundu. Nobel Ödüllü İranlı Avukat Şirin Ebadi, Hale Sahabi olayının “kasten adam öldürmeye”  girdiğini söyledi. 

Muhalefetin kadın sembolleri

İran’da reform yanlısı kesimin oluşturduğu Yeşil Hareket'te yüz binlerce kadın yer almıştı. Ülkelerinde demokrasi istiyor ve insan hakları için mücadele veriyorlardı. 2009’daki gösteriler sırasında yaşamını yitiren Nida Aga Sultani, Yeşil Hareket'in simgeleri arasında yer aldı.
Hale Sahabi’nin ölümü akıllara bir kez daha Nida’yı getirdi. İran kökenli ABD’li entelektüel *Hamid Dabaşi ise El Cezire’deki yorumunda Sahabi’yi Yunan mitolojisindeki “Antigone”ye benzetiyor. Dabashi, “Tahran’daki Antigone’miz” başıklı yazısında, Sofokles’in bireysel başkaldırının en etkileyici tasvirlerinden biri olan “Antigone”sinden (M.Ö. 441) alıntılar yapıyor.

Öykü kısaca şöyle: Antigone, Thebai kralı Oidipus'un kızıdır. Kreon'un kışkırtması ile çıkan bir iç savaş sonrası, Antigone'nin iki erkek kardeşi birbirlerini öldürürler. Bunun sonucunda tahtı ele geçiren Kral Kreon, kardeşlerden birini hain ilan eder ve onun usulü ile gömülmesini yasaklar. İç savaşın çıkış dinamiklerini tahlil eden Antigone, ortada ahlaki olmayan bir durum olduğuna ikna olur. Kardeşinin usulünce gömülmesi, insan onuru açısından bakıldığında son derece doğal bir haktır. Nasıl olur da yasalar, insan onuru ile bağdaşmayan bir duruma temel teşkil ederler? Antigone, Kral Kreon'a isyan eder. Onunla girdiği diyalogda, insan onuru, hak, ahlak gibi temellerden hareket ederek, var olan yasal düzenlemelerin temelini sorgular.

Antigone aklın, sorgulamanın ve bunların temelinde de başkaldırının sembolü olur. Ancak aklın sorgulamaya varmasının temelinde cesaret vardır. Antigone her şeyden önce cesurdur. Akıl ile şekillenen bir cesareti vardır. Kısacası sadece akıl yürütmek ya da sadece cesaret değil, bu ikisinin birlikteliği önemlidir. İnsanlık tarihinde, daha insanca yaşamaya yönelik düzenlemeleri, akıl ve cesaretin birlikteliği ortaya çıkarmıştır. Antigone, aklının almadığı, aklına uyduramadığı bir yasaya isyan etme cesaretini gösterirken, “sivil itaatsizlik” adı verilen başkaldırma hakkının da en eski savunularından birini yapar.
 

Başlıklar

Bu Yazıyı Paylaşın
Yazdır

Benzer Yayınlar