Arama Yapın

Aramak istediğiniz kelimeyi yazın

Koordinatörlükler

İran’da Seçim Öncesi Yükselen Tansiyon

Gül Atmaca, Ortadoğu Araştırmacısı
İran’da en tepesindeki iki kişi yani Dini Lider ve Cumhurbaşkanı arasında bir süredir soğuk esen rüzgârlar 2 Mart’ta yapılacak milletvekili seçimleri öncesi tabiri caizse tipiye döndü. Yarı resmi Mehr Haber Ajansı, Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinejad’ın Meclis önünde hesap vermesini içeren önergenin 79 milletvekilinin imzasıyla Meclis’ten geçtiğini geçen hafta duyurdu.
 
Ahmedinejad’ın bu resmi çağrıya bir ay içinde yanıt vermesi, yani Meclis’e gidip sorulara yanıt vermesi bekleniyor. Meclis Başkan Yardımcısı Muhammed Rıza Bahonar, Ahmedinejad’ın daha önce yazılı verdiği yanıtlardan tatmin olmadıklarını söyledi.  İran Cumhurbaşkanı’na, ödeneklerle ilgili yaptığı tartışmalı değişiklikler, Yasamayı neden dinlemediği, başka bir deyişle bir çok konuda Meclis’i neden yok saydığı,  geçen yıl istihbarat bakanı konusunda Dini Lider Ali Hamaney ile anlaşmazlığa düştükten sonra ortadan kaybolduğu 11 gün, alt yapı çalışmaları dahil yapılan harcamalar, yavaş büyüme gibi konularda sorular yöneltilmesi bekleniyor.

Ahmedinejad’ın sorgulanması için 290 sandalyeli Meclis’in üçte birinin imzası gerekiyordu. Daha önce girişimlerde bulunulmasına rağmen çoğunluk elde edilememişti. Tabii,  Ahmedinejad’ın bugün aralarında soğuk rüzgârlar esen Hamaney tarafından daha önce korunduğunu, kollandığını hatırlatalım.

İran İstihbarat Bakanı Haydar Moslehi’nin bile İslam Cumhuriyeti’nin tarihindeki “en hassas seçimler” dediği bir zamanda, Ahmedinejad’ın Meclis önüne ’e hesap vermeye çağrılması ise tesadüf sayılmaz. Muhafazakârların böyle bir zamanlamayla Ahmedinejad’ı seçim öncesi “yaptığı yanlışlar yüzünden kendisini savunmak zorunda kalan” kişi  konumuna sokmayı hedeflediğini söylemek yanlış olmaz.
 
İran’da İslam Cumhuriyeti’nin 1979’da kurulmasından bu yana Cumhurbaşkanının Meclis tarafından sorgulanmak için resmen çağrılmasına ilk kez rastlanıyor. Bu arada, “Ahmedinejad, Beni Sadr ile aynı kader mi paylaşacak diye” kafasından geçirenler de yok değil.  İran İslam Cumhuriyeti’nin ilk Cumhurbaşkanı Ebu'l-Hasan Beni Sadr hatırlanacağı gibi yönetim içindeki çekişmeler sonucunda liberal kanadın tasfiyesiyle makamını kaybetmiş,  21 Haziran 1981'de Meclis kararıyla azledilerek, ülkeden ayrılmak zorunda kalmıştı.

Günümüze dönersek; Ahmedinejad ve ekibi ekonominin kötüye gitmesi ve enflasyonun artması yetmiyormuş gibi bir de geçen yılın sonunda patlak veren banka skandalıyla zor günler yaşıyor.  İran’ın en büyük ticari bankası Bank Melli’nin odak noktası olduğu 2.6 milyar dolarlık skandal, onlarca kişinin tutuklanmasına neden oldu. İddialara göre zimmetine para geçirdikleri gerekçesiyle tutuklananlar arasında Ahmedinejad’ın yakın çevresiyle ilişkisi olanlar var.
   
Öte yandan, Yarı Resmi Mehr Haber Ajansı’nın 13 Şubat’ta verdiği bir habere göre Ahmedijenad’ın eski basın danışmanı Ali Ekber Civanfikr altı aylık hapis cezasına çarptırıldı. Civanfikr geçen yıl, kadınların tepeden tırnağa siyahlara bürünmesinin İran geleneği olmadığı ve dışarıdan alındığını yazdığı için mollalardan tepki almıştı. Dini Lider Ali Hamaney’e hakarette bulunmakla da suçlanan Civanfikr’in daha önceden aldığı bir yıllık hapis cezası daha var.

Muhaliflere Göz Açtırmıyorlar

İran’daki molla rejimi sadece Ahmedinejad ve çevresini sıkıştırmakla kalmayıp, seçimleri “kazasız belasız” atlatmak için muhalefet üzerindeki baskıyı da arttırdı. Tutulu gazeteci ve aktivistlere yenileri eklendi. İran’ın en tanınmış blog yazarlarından olan ve sayfası 2005’te Deutsche Welle Ödülü alan Paraştu Dokuhaki de bunlardan birisi.* Dokuhaki, 2008’in Ocak ayında yasaklanan feminist dergi Zanan’ın da yazarlarındandı ve kadınların stadyumlarına girmesi için başlatılan kampanyaya destek veriyordu. Paraştu’nun tutuklandığı günlerde Marziye Resuli ve Şahameddin adlı gazetecilerin de kendisiyle aynı kaderi paylaştığı haberi geldi.

İran’daki rejim, muhalifleri “rejime karşı propaganda yapmak”, “ulusal güvenliği tehlikeye atmak” gibi suçlamalarla içeri atarak susturmaya çalışıyor. Yeni yıldan bu yana on gazetecinin tutuklandığı gelen haberler arasında.  Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü’ne göre sadece son iki yılda 250 gazeteci tutuklandı. Halen 30 gazeteci ve 24 blog yazarı içeride. İran’da tartışmalı Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin yapıldığı 2009’da,  100 gazeteci ülkeyi terk etmiş. İran’da bugün reformcun kanadı sesi olabilecek sadece iki ya da üç gazete kalmış ki onlar da rejimin katı ve sansürcü denetimi altındalar. Yasaklı konuların başında ise tabi ki Yeşil Hareket, Reformcu siyasilerle röportajlar ve de ne yazık ki tutuklu gazetecileri durumuyla ilgili haberler var.      

Rejimin hedef aldıkları arasında sadece basın yok, öğrenciler, kadın hareketleri ve sendikalar da baskı altında.  İran’da azalmadığı gibi giderek artan insan hakları ihlalleri nükleer meselesi ve onunla ilgili tartışmaların gölgesinde kaldı. Oysa Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, 2011’in Kasım ayında İran’daki insan hakları ihlallerini kınayan bir kararı kabul etmişti. Kararda, ölüm cezalarının, kadınlara yönelik ayrımcılığın, hapse atılan gazeteci ve dini azınlıkların sayısının arttığından bahsediliyordu.
 
 
*Marcus Michaelse, “Iranian Journalists under Pressure: Arrest or Exile”, en.qantara.de, 02.02. 2012

Başlıklar

Bu Yazıyı Paylaşın
Yazdır

Benzer Yayınlar