Arama Yapın

Aramak istediğiniz kelimeyi yazın

Koordinatörlükler

Libya: İhale Savaşının Yeni Adresi

Gül Atmaca, Ortadoğu Araştırmacısı
Libya toprakları yedi ay boyunca NATO tarafından bombaladı. Kaddafi yanlısı güçlere karşı yapılan saldırılarda ölen siviller için “istemeyerek oldu, üzgünüz” türünden açıklamalar duyduk.  Bugün hem iç savaşta hem de NATO’nun hava saldırılarında yıkılan yerlerin yeniden inşası için çoğu NATO üyesi ülkelerden iş adamları sırada. Diğer bir deyişle, ihale ve petrol savaşı yeniden kızışıyor. Bazı şirketler Irak ve Afganistan’dan sonra gözünü Libya’ya çevirmiş durumda. Avrupa ve Amerika büyüyen ekonomik sıkıntı Libya’yı daha da önemli bir kazanç kapısı yapıyor.

Libya petrolünden aslan payını kapmak için harekete geçen ülkelerin başında muhaliflere destek verenler başı çekiyor. Libya'ya yakınlığı nedeniyle NATO'nun hava harekatına ev sahipliği yapan İtalya, en büyük payı almayı hedefliyor. Libya'daki bir diğer iddialı ülke de Fransa. Kaddafi karşıtı NATO operasyonunu başlatmak için epey uğraşan Fransa, Libya’da kendi petrol şirketlerinin kayrılmasını istiyor. Kaddafi döneminde iş yapamayan ABD ve İngiliz şirketleri de atakta.

Batılı şirketlerin Libya’daki tek savaş alanı petrol değil; güvenlik, inşaat ve altyapı şirketleri de iş alabilmek için gözünü dört açmış bekliyorlar. Örnek vermek gerekirse  80 Fransız şirketi temsilcilerini  Kaddafi’nin ölmesini beklemeden Ulusal Geçiş Konseyi'nin yetkilileriyle görüşmek üzere Trablus'a gönderdi. İngiltere'nin yeni Savunma Bakanı Philip Hammond da İngiliz şirketlerine “bavulları toplayıp Trablus'un yolunu tutun” çağrısında bulundu.

Ulusal ABD-Arap Ticaret Odası Başkanı David Hamod, “Şu anda tam bir altına hücum söz konusu. Avrupalılarla Asyalılar bizden daha hızlı davrandılar. Libya'daki ticaret çevrelerinden her gün telefonlar alıyorum. ‘Geri dönün, Amerikalıların geride kalmasını istemiyoruz' diyorlar” diye konuşuyor.* Kaddafi döneminde petrol zenginliği kendisinin ve oğullarının hizmetindeydi. Libya ile iş yapmak isteyen yabancı şirketler Kaddafi’nin oğullarına komisyon ya da rüşvet vermek zorundaydılar. Kaddafi dönemindeki gibi yolsuzlukla suçlanmak istemeyen Ulusal Geçiş Konseyi, seçilmiş bir hükümet iş başına geçene kadar hiçbir uzun vadeli anlaşma yapılmayacağını söylüyor. Açıkçası işadamları da hâlâ silahlar ve işsiz gençlerle dolu olan kentlere girmeye çekiniyor. Yine de herkesin gözünü ve kulağını açmış gelecek işler için tetikte olduğunu ve rekabetin giderek kızışacağını söylemek abartı olmaz.

Kaddafi’yi Silahlandıran Batı

ABD ve diğer büyük devletlerin ellerindeki silah stoğunu eritmek için  “savaş çıksın” diye bekledikleri hatta savaş çıkardıkları bir dünyada yaşıyoruz.  Bugün iskambil kağıdı gibi bir bir devrilen Ortadoğulu diktatörlerin bir zamanlar Batı tarafından desteklendiğini unutmayalım.

Örneğin, Alman Sol Partinin mart ayında meclise verdiği soru önergesi, Almanya’nın sadece 2009 yılında Libya’ya 53,2 Milyon Euroluk silah sattığını ortaya çıkarmıştı. Alman Sol Parti Meclis Grup Başkan Yardımcısı Jan van Aken’ın iddiasına göre Almanya,  Kaddafi‘yi kaçak göçmenleri ülkesinden uzak tuttuğu için silahlandırarak ödüllendirdi. (Kaddafi, kaçak göçmenleri kamplarda tutarak, karşıya kıyılara yani Avrupa’ya ulaşmalarına engel oluyordu) Batılı ülkeler de 1986 yılında ambargo konana kadar Libya’ya silah satışına her hangi bir kısıtlama getirmediler. Fransa’nın füze, savaş uçağı, tank ve Mirage savaş jeti satışlarından elde ettiği gelir 3 Milyar Dolar’dan fazla. İtalya da bu dönem içinde Libya’ya 1,3 Milyar Dolarlık, helikopter, top ve mühimmat ihraç etti.*

Libya’ya konan silah ambargosunu tetikleyen Berlin’de Amerikan askerlerinin gittiği “La Bella“ adlı diskoya yapılan bombalı saldırı olmuştu. Libya hükümetinin organize ettiği iddia edilen saldırıda üç kişi hayatını kaybetmiş yüzlerce kişi yaralanmıştı. Libya’ya 1986’da uygulanmaya başlanan ambargo, 2004 yılında kaldırıldı. Ambargonun kaldırılmasına öncülük eden İtalya, bu fırsatı hemen, kaçak göçün önlenmesinde kullanılacak sahil güvenlik botu ve izleme gereçleri satarak değerlendirdi. 2004’den sonra AB ile Libya arasındaki silah ticaretinde tam bir canlanma yaşandı. Birleşmiş Milletler ambargosu kaldırıldıktan sonra Rusya yine Libya’ya silah satan birinci ülke olmayı başardı. Rusya’yı İtalya ve Almanya takip etti. Belçika ve İngiltere de Libya’yı silahlandıran ülkelerin başında yer aldı.

Batılı devletler çıkarları için Libya’daki insan hakları ihlallerine ses çıkarmadılar. 2010 yılının Mart ayında, Sirte’de düzenlenen Arap Birliği Zirvesi'ne katılan tek Avrupalı lider olan İtalya Başbakanı Silvio Berlusconi, Kaddafi’nin elini bile öptü. 1911-1943 yılları arasında İtalya'nın sömürgesi olan Libya, zirvenin yapıldığı tarihte en büyük ticari ortağı durumundaydı. İtalya, ayrıca enerji konusunda Libya'ya bağımlıydı. Kaddafi sadece İtalya’da değil dış gezilerde Avrupa’nın istediği yerine çadırını kuruyordu. Ne var ki gün geldi çıkarlar değişti, bir zamanlar eli öpülen, çadırına kadar ayağına gidilen liderin linç edilerek öldürülmesine göz yumuldu. 

Kaynakça

-“Libya’yı Almanya Silahlandırdı”, Fulya Çanşen, ntvmsnbc, 11 Mart,

-“Western Companies See Prospects for Business in Libya”, Scott Shane, The NYTIMES, October 28, 2011

Başlıklar

Bu Yazıyı Paylaşın
Yazdır

Benzer Yayınlar