Gül Atmaca, Ortadoğu Araştırmacısı
Libya’da üç hafta önce başlayan ve iç savaş halini alan olaylar dünya gündeminin ilk sıralarındaki yerini koruyor. Kuzey Afrika ülkeleri arasında petrolü ve aşiret yapısıyla farklı bir yeri bulunan Libya, yabancı işçi sayısının da bir hayli yüsek olduğu bir ülkeydi; 6.5 milyonluk nüfusun 1.5 milyonu yabancılardan oluşuyordu. Türkiye’nin olayların ardından Libya’daki on beş binden fazla vatandaşını tahliye etmedeki başarısı tartışılmaz. İtalya, İngiltere, Çin ve hatta Bangladeş bile kendi vatandaşlarını “bir şekilde” ülkeden çıkardı ama Afrika’nın en yoksul ülkelerinden Libya’ya karın tokluğuna çalışmaya gelen göçmenler yine en arkada ve en altta kaldılar.
Afrika’nın Aşağı Sahra ülkelerinden Libya’ya çoğunlukla yasadışı yollardan gelen göçmenler genelde en “pis” işleri yapıyorlar. Ülke ekonomisinin kayda geçmeyen unsurları olan kaçak göçmenler “kara derileri” yüzünden Libyalı Araplar tarafından aşağılanıyorlar. Öyle ki kendilerine köle anlamına gelen “abd” diye seslenenlerin sayısı hiç te az değil.
Başkent Trablus sokaklarındaki panolarda “Kaddafi’nin Afrikalı çocuklarla” verdiği pozlar, Kaddafi’nin “Afrika Birliği” , “kardeşlik” söyleminin tersine Libya yabancı düşmanlığının yaygın olduğu bir ülke. Merkezi Paris’te bulunan Fransız Uluslararası İlişkiler Enstitüsü’nin Ortadoğu ve Kuzey Afrika Bölümü Müdürü Mansuriye Mukhefi Libya için “burası kelimenin tek anlamıyla ırkçı bir ülke. Irklar arasında hiyerarşi söz konusu” diye konuşuyor.
Örneğin, Libya-Tunus sınırındaki göçmen kampında günlerdir aç-sefil bekleyen Nijeryalı Paul Eke (34), New York Times muhabirlerine* yaralı kolunu gösterip, “Libya’da birisi sizi bıçaklasa ve bunun için polise gitseniz, hiç bir şey yapmıyorlar. Hastaneler de bakmaz size. Siyahları sevmiyorlar” diye dert yanıyor. Bir başka Nijeryalı Stanley Tawaris (42), uğradıkları ayrımcılıktan yakınarak “Afrikalılar bu kadar yoksul olmasalardı, buraya gelmezlerdi” diyor.
Ülkedeki olayların ardından insanlar havalimanları, limanlara, otobüslere hücum etti. Trablus’taki Türk inşaat şirketlerinden birisinde yaklaşık ik yıldır çalışan mühendis Mehmet Ekber Çelik (27) Trablus havalanındaki manzarayı şöyle anlatıyor:
“Havaalanı ve çevresinde izdiham vardı. Her yer çöp pislik içindeydi. Bastığımız yerlerde battaniyelere sarılıp uyumaya çalışan insanlar oluyordu. O kadar kalabalıktı ki elinde bileti olanlar bile içeri girmekte zorluk çekiyorlardı. Bazıları eşyalarını, bavullarını bırakıp gitmiş. Libyalı görevliler ‘Türkseniz geçin’ diyorlardı, Afrikalıları ise kablolarla dövüyorlar, tekme tokat girişiyorlardı. Havaalanında Afrikalıdan çok Mısırlı vardı ve on gündür orada bekliyorlardı. Yani insanlar günlerdir soğuk ve yağmur altında günlerdir oradaydılar…''
Çelik’in de tanık olduğu manzara ne yazık ki hâlâ yerinde duruyor. Trablus Havaalanı yakınındaki bölgede bekleyenlere gerek Kaddafi yönetiminin baskıyı arttırması gerekse karşı güçlerin saldırıları yüzünden uluslararası yardım kuruluşları da yardım götürmekte zorlanıyor. Yerel yardım örgütlerinin desteği ise çok sınırlı. Dışarıda, yağmurun da eşlik ettiği soğukta, günlerdir çoluk- çocuk bekleyen Afrikalı göçmenler arasında her gün ölenler olduğu gelen haberler arasında.
Afrikalı göçmenlerin tahliyelerde en geride kalmasının bir nedeni de yasadışı olmaları. Çoğunun elinde pasaportu ya da diğer resmi belgeleri yok. Bir çoğu yolda saldırıya uğrayıp soyuldukları için bilet satın alamıyor. Kaddafi zamanında Afrika’daki bazı gerilla örgütlerine, askeri örgütlere yardımda bulunmuştu. Ülkesinde isyan başlayınca buralardan paralı askerler getirtti, ellerine silah verip kendi halkına karşı ateş ettirdi.
İşte bu paralı askerler yüzünden Afrikalılara olan nefret daha da artmış durumda. Bazı Libyalıların kapı kapı dolaşıp Afrikalılardan ülkeyi terk etmelerinin istediği vurgulanıyor. Afrikalı göçmenler sadece Kaddafi karşılarından değil Kaddafi yanlılarından da zarar görüyor. Kaddafi’nin adamları Afrikalı göçmenleri yolda yakalayınca iletişimi engellemek için özellike cep telefonları ve SİM kartlarına el koyuyorlar.
Sadece Trablus Havaalanı yakınlarında değil Libya’nın Mısır ve Tunus sınırlarında aynı dram yaşanıyor. Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüsek Komiserliği (BMMYK), Aşağı Sahara ülkelerinden olup ta şu anda Libya’dan ayrılamayan insanların uradığı şiddet ve ayrımcılık konusunda alarm verdi. Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiseri Antonio Gutteres de, BBC'ye yaptığı açıklamada durumun hızla büyük bir insani felaket haline geldiğini söyledi.
Avrupa’da Göçmen Alarmı
Tunus’ta iki ay önce başlayan ve Kuzey Afrika boyunca yayılan ateşin alevleri Avrupa’ya kadar ulaşıyor. İtalya’nın Lampedusa adasına son iki ayda 6 bin Tunuslu sığınmacının ayak bastığı bildirildi. Oysa İtalya, İspanya gibi Avrupalı devletler Afrika’dan gelecek göç dalgalarının kendi kıyılarına varmadan engellemek için için Kuzey Afrikalı liderlerle sınır anlaşmaları yapmışlar, bunun için “kesenin ağzını” açmışlardı.
Örneğin, İtalya ile Libya arasında 2008’de imzalanan anlaşmayla Libya’ya yasadışı göçmenleri durdurması haline 20 yıl boyunca 5 milyon dolar verilmesi öngörülüyordu. İtalya’nın Lampedusa adasına 2008’de 36 binden fazla yasadışı göçmen gelirken, anlaşmadan sonra 2009’de bu sayı 9 bin 500’e düşmüştü. Benzeri bir anlaşmasının İspanya ile Fas arasında yapıldığını hatırlatalım. Ne var ki, başta Libya olmak üzere Tunus, Fas ve Cezayir’in yasadışı göçmenlere yönelik aldığı sert tedbirler yüzünden dosyalar dolusu insan hakları ihlalleri söz konusu.
1951 tarihli Cenevre Mülteciler Konvensiyonu’nu imzalamayan Libya, BMMYK’nın 13 bine yakın sığınmacıya yardım eden bürosunu da geçen yıl kapatmıştı.
Almanya’daki mültecilerle dayanışma örgütü Pro Asyl’ün verdiği bilgilere göre ise Libya, sığınmacıları çölde, insani koşullara sahip olmayan kamplarda tutuyor. Kamplarda mültecileri sadece yoksulluk değil, işkence, tecavüz ve cinayet de bekliyordu.
Göçmenlerle ilgili tablo bu kadar iç karartıcıyken Kaddafi Avrupa Birliği’ne yönelik tehditlerine bir kaç gün önce göçmenleri de ekledi. Libya Lideri, uluslararası terörle mücadeleye son verme ve “yasadışı göçe destek verme” tehdidinde bulundu. Libya’nın resmi Jana ajansının haberine göre, bu milyonlarca göçmenin Avrupa’ya akın etmesine yol açabilir.
Bu arada, Libya’dan kaçmaya çalışan Afrikalı göçmenler arasında yoksul ülkelerine geri dönmektense şansını Avrupa’da denemek isteyenlerin sayısı zaten az değil. Bunlardan birisi olan Nijeryalı Aliu (26) tüm birikimi olan 2, 600 doları yolda kaptırmış. Nijerya’ya dönmeyi düşünmeyen Aliu’nun umudu Avrupa’da. O da bir çoğu gibi İtalya’nın Lampedusa’ya geçmek için insan kaçakçılarıyla irtibata geçmiş bile…
* The New York Times, “Libyan War Trops Poor Immigrants At Tripoli’s Edge”, by David D. Kirkpatrick& Scott Sayare, March 7, 2011
The New York Times, “Many Refugees From Libya Don’t Want To Go Home”, by Scott Sayare, March 9, 2011.