Arş. Gör. Öner AKGÜL, Ahi Evran Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü
Libya’nın dönüşümü, sadece Libya halkının bir demokratikleşme ve özgürleşme süreci değil, aynı zamanda istikrarsızlık halinde Avrupa’nın büyük devletlerinin katlanacağı maliyetini de ortaya çıkarmıştır. Avrupalı devletler, 1990’larda hemen yanı başında Bosna Hersek ya da Kosova’da yüzbinlerce insan katledilirken son derece ağır hareket eden Avrupalı devletler, günümüzde çok sıkı ekonomik bağımlılıkları bulunan Libya’ya karşı bir aylık bir sürede karar alıp operasyon başlatmışlardır. Burada esas olarak sorgulanması gereken, Avrupalıların Libya konusundaki çıkarları ortak olmasına ve aynı zamanda bu türden bir operasyonu yapabilecek nitelikte bir askeri yapılanmanın olmasına rağmen, neden NATO’nun tercih edildiğidir. Ortak çıkarların aynı devletler tarafından farklı politikalarla izlenmesi nedeniyle, AB Libya’nın dönüşüm sürecine yumuşak güç olarak dahil olmuştur. Bu noktada AB ülkelerinin bir kısmı askeri yöntemleri, BM kararı uyarınca bireysel olarak ya da NATO kapsamında uygulamaya başlamış, nihayetinde AB sadece dış yardım yapan, devrim sonrası Libya’nın yönetsel biçimine katkı sağlamayı planlayan bir uluslar üstü birliktelik vasfını muhafaza etmiştir.