Arama Yapın

Aramak istediğiniz kelimeyi yazın

Koordinatörlükler

Mezhep Çatışması Sınırları Aşarsa…

Gül ATMACA, Ortadoğu Araştırmacısı
Komşu ülke Suriye’de yaklaşık son bir yıldır yaşanan olaylar son derece üzücü ve kaygı verici. Vize kaldırıldıktan sonra daha sık ziyaret ettiğim ancak yolu yine kapanan “bu güzel ülke”nin geleceği belirsiz. Üstelik orada olan biten sadece kendisini ilgilendirmiyor, sınırları aşanbir huzursuzluk söz konusu.   

Daha önce de yazdım, Lübnan’ın kuzeyindeki Trablusşam kentinin yoksul bir semti, Şam ve Beyrut’taki siyasi çatışmaların küçük bir aynası gibi. Semtin yukarı mahallesi Cebel Muhsin’de Suriye yanlısı Aleviler, aşağısındaki Bab el Tebbane’de ise Sünniler yaşıyor. Yukarı mahalle  Esad posterleri ve Suriye bayraklarıyla donatılmış durumda. Aşağıda ise eski BaşbakanSaid Hariri ve çatışmalarda ölenlerin fotoğrafları var. İki mahalle arasında son olarak geçen hafta bir çatışma yaşandı. İki gün boyu süren çatışmaların sonucunda 3 kişi yaşamını yitirdi, 23 kişi yaralandı.

Lübnan askeri bu sefer daha hızlı davranıp olaya el koydu. İki mahalle arasındaki tek caddede devriye gezen asker, birçok eve baskın düzenleyip çatışmaya karıştığı tespit edilen onlarca kişiyi gözaltına aldı. Genelde, sembolik bir rolü olan ve daha önceki olaylarda kenarda durup olan biteni izlemeyi tercih eden askerin bu sefer farklı davranmasının arkasında, Suriye’deki olayların vardığı boyut ve Lübnan’a sıçraması halinde “ ya kontrolden çıkarsa” tedirginliği yatıyor.

Cebel Muhsin ve Bab el Tebbane mahalleleri arasında 2008 yılının yaz aylarında yaşanan çatışmalarda onlarca kişi  yaşamını  yitirdi. Çatışmaların ardından  hem Sünni hem de Alevi ailelerden bölgeyi terk edenler olmuştu. Sünni aileler için Saad Hariri’ni liderlik yaptığı Gelecek Hareketi, çadırlar kurmuş, günde üç kez yemek dağıtmıştı. Belediye ise sağlık ve hijyen konularındaki ihtiyaçları için 13 bin dolarlık bütçe ayırmıştı. Tahminen 3500 Alevi ailesi ise kuzeydeki Akkar’ın köylerine sığınmak ya da sınırı geçip Suriye’ye gitmek zorunda kalmıştı. Yine geçen haziran ayında tazelenen çatışmalarda 7 kişi yaşamını yitirmişti.  Cebel Muhsin’de giysi mağazası olan bir esnaf, “Buradaki ortam, siyasi dinamiklere göre inip çıkan bir borsa gibi…” diyor.

Trablusşam, 1975-1990 arasındaki iç savaş sırasında Suriye askerinin kontrolü altındaydı. Sünniler  o zaman zulüm gördüklerini, Alevilerin ise  desteklendiğini iddia ediyordu. Suriye askeri, eski Başbakan Refik Hariri’nin 2005’te suikasta uğramasının ardından artan baskılar sonucu Lübnan’ı terk etmek zorunda kaldı. Lübnan’ın 4 milyon civarında olan nüfusu içinde Alevilerin sayısının 100 bin ila 120 bin arasında değiştiği tahmin ediliyor. Lübnan’da 1992 yılında 128 sandalyeli parlamentoda  Alevilere iki yer verildi. Fakat bu iki milletvekilinin Alevileri temsil ettiğini söylemek zor.

Tarblusşam’a dönersek Bab el Tebbane, kentin en yoksul mahallelerinden birisi. UNICEF (Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu) verilerine göre okulu erken yaşta bırakanların sayısı 2008 itibarıyla yüzde 80’i bulmuş. Yani burası çocuk işçi sayısının yüksek olmasıyla da dikkat çekiyor. Dolayısıyla bir yetkilinin “Bu mezhepsel olmaktan çok siyasi bir çatışma; yoksulluk ve siyasi anlaşmazlıktan kaynaklanıyor…” sözleri de yanlış değil.

Öte yandan, BBC’ye konuşan Sünni din adamı Sami Masri’ye göre ortalığı karıştıran Suriyeli ajanlar. Suriye tarafından kışkırtıldıkları ve kullanıldıkları yönündeki iddialarına karşı çıkan Alevi kökenli Ali Fodda ise,  “Biz herşeyden önce Lübnalıyız ve hiçkimse bizi kullanamaz” diyor. Fakat bir yandan “Cumhurbaşkanı Esad’ın liderliğindeki büyük direnişin de  bir parçasıyız” demekten geri kalmıyor. Cebel Muhsin’de küçük bir bakkal dükkanı işleten Mahmud Zeytun, “Sonuna kadar, yani reformları uygulayana kadar Esad’ın yanında olacağız” derken sahibi olduğu kahvehanenin camına Suriye bayrağı asan Rabih Muhammed’e göre Müslüman Kardeşler ve sabotajcılar Suriye’yi dize getirmeye çalışıyorlar.

Cebel Muhsin’deki Alevilerin genç lideri Rıfat Eid, Suriye’nin eski Cumhurbaşkanı Hafız Esad’ın portresi altında yaptığı konuşmada, “Sünnilerle iyi ilişkiler kurmak istiyoruz ama bize karşı merhametten yoksun 3,500 İslamcı savaşçı getirdiler buraya. Yoksulluğun olduğu yerlerde Selefiler (Vahabilerle ilişkilendirilen Sünni köktendinciler) ürüyor. Kararımız kesin: Bizim bu dağlardan ancak tabutlarımız çıkar.”

Trablusşam’da Sünniler ve Aleviler arasında şimdilik ateşkes sağlanmış olsa da bunun uzun ömürlü olacağına ne yazık ki kimse inanmıyor. İç savaşlardan çok çekmiş olan Lübnan, Suriye’deki krizden uzak durmak için büyük çaba harcasa da eninde sonunda dahil olacak gibi görünüyor. Lübnanlı yüksek rutbeli güvenlik güçlerine göre Trablusşam’daki çatışmalar, Başbakan Necip Mikati’ye “Suriye krizinden kurtuluş olmadığı” mesajını veriyor.

Suriye’deki krizin en olumsuz etkilediği ülkelerden birisi de Türkiye. Ülkemizin Suriye ile güney ve güneydoğu illerini kapsayan uzun bir sınırı var. Bu iller, Suriye’deki krizden hem sosyal hem de ekonomik açıdan zarar görüyor. Örneğin,  Antakya’da 21 Şubat günü  “Suriye’nin geleceğini Suriye halkı belirlesin” çağrısıyla“Ortadoğu ve Suriye’de Emperyalist Müdahaleye Son” başlıklı bir yürüyüş yapıldı.* Yürüyüş, Hatay Valiliği’nin izin vermemesine rağmen binlerce kişinin katılımıyla gerçekleştirildi.Sadece Sünni Müslümanlar değil Alevi ve Kürt  kökenli vatandaşlar da Suriye’deki akrabalarının- tanıdıklarının geleceği için endişeli. Yazının başlığında da vurgulamaya çalıştığım gibi mezhep çatışması sınırları aşan bir tehlikeye dönüşebilir, o yüzden soruna çareler ararkenolabildiğince tarafsız davranmak ta herkes açısından yarar var.

Kaynakça

Wyre Davies , “Syrian conflict spills over border into Lebanon”, BBC News, 17 February, 2012

*“Yasağa Rağmen Yürüdüler”, Mehmet Ali Solak, Cumhuriyet, 21.02.2012    

Başlıklar

Bu Yazıyı Paylaşın
Yazdır

Benzer Yayınlar