Arama Yapın

Aramak istediğiniz kelimeyi yazın

Koordinatörlükler

Mısır’da OHAL Tartışmaları

Semir Yorulmaz, ORSAM Danışma Kurulu üyesi, Gazeteci (Mısır)
Mısır'da askeri darbeye karşı Rabiat'ül Adeviye ve Nahda meydanlarında başlatılan ve bir buçuk ayı aşkın bir süre devam eden oturma eylemlerinin kanlı bir şekilde dağıtılmasından sonra ilan edilen  ''olağanüstü hal uygulamasının'' bitmesine günler kala, uygulamanın uzatılıp uzatılmayacağıyla ilgili tartışmalar da hız kazandı. Rabia'tül Adeviye ve Nahda meydanlarının boşaltılmasının ardından 14 Ağustos'ta ilan edilen OHAL'in bir ay süreceği açıklanmıştı. Ancak Mısırlı yetkililer bu sürenin uzatılıp uzatılmasının ''ülkedeki güvenlik durumunun iyileşmesiyle ilgili'' olduğunu her defasında dile getirdiler. Geçici cumhurbaşkanı Adli Mansur da son olarak buna benzer açıklamalarda bulundu.(1)
 
OHAL'in ilan edilmesinin ardından başlatılan sokağa çıkma yasağıyla ilgili uygulamanın süresinde ise iki defa değişikliğe gidildi ve bu süre azaltıldı. İlk günlerde Kahire saatiyle 19.00’da başlayan sokağa çıkma yasağının birkaç gün sonra 21.00’da, ardından da 23.00’da başlaması kararlaştırıldı. Yönetim, sokağa çıkma yasağının süresinin azaltılmasıyla, bir yandan ülkedeki güvenlik durumunun giderek iyileşme gösterdiği mesajını vermek istemiş, diğer yandan da sıkı güvenlik önlemlerinin halkta bir öfkeye neden olmasının önüne geçmek istemiştir.
 
OHAL boyunca alınan sıkı güvenlik önlemleri, özellikle Müslüman Kardeşler yöneticilerine yönelik tutuklamalar, Sina'daki askeri operasyonlar Mısır yönetimi tarafından ''terörle mücadele'' olarak açıklanmıştır. Aslında 3 Temmuz darbesiyle başa gelen yönetim, darbeden sonra yapılan protesto gösterilerini ve darbe karşıtı eylemleri, ülkedeki şiddet sarmalının an kaynağı olarak görmüştür. Devlet, ''bu gösterilerin ülkede istikrarsızlığa neden olduğu, Mursi yanlılarının şiddete başvurduğu ve çoğu zaman silah kullandıkları'' gibi söylemlere sürekli olarak başvurmuş ve bu söylemler Mısır basınında da geniş bir şekilde işlenmiştir.(2) Bu söylemler devletin OHAL'in ilan etmesinde de gerekçe olarak kullanılmıştır. OHAL süresince devlet bu bağlamda dilini daha da sertleştirmiş ve OHAL uygulamaları kapsamında terörle mücadele ettiğini iddia etmiştir. Bu dönemde tutuklanan Müslüman Kardeşler Teşkilatı yöneticilerinin çoğuna ''şiddet olaylarına teşvik'' suçlaması yöneltilmiştir.
 
3 Temmuz darbesiyle başa geçen yönetim, OHAL'in ilan edilmesinin ardından ilk günlerde gösterilere sert müdahalelerde bulunmuştur. Sadece 16 Haziran günü Kahire'nin merkezinde bulunan Ramses Meydanı'nda meydana gelen olaylarda 100'ü aşkın kişinin hayatını kaybettiği belirtilmiştir. OHAL uygulamasına aykırı hareket edildiği gerekçesiyle darbe karşıtı gösterilere katılmak tutuklananların sayısıyla ilgili ise henüz net bir rakam yoktur. Zira hem Mısır İçişleri Bakanlığı hem de ordu, OHAL kurallarına uyulması için sık sık çağrıda bulunmuş ve yasalara aykırı davrananlara karşı sert önlemler alınacağı açıklamasını yapmıştır.
 
Darbeye karşı oluşturulan ve Müslüman Kardeşler Teşkilatı'nın da içerisinde yer aldığı ''Meşruiyete destek ve darbe karşı ulusal koalisyon'' ise (Darbeden sonra Mursi'yi destekleyen İslamcı parti ve hareketler tarafından oluşturulmuştur), her defasında OHAL'i eleştirmiş ve gösterilerine devam edeceğini açıklamıştır. Ulusal Koalisyon, OHAL'in ilan edildiği ilk günlerde sokağa çıkma yasağının uygulandığı saatlerde ''sokağa çıkma yasağını delme gösterileri'' adıyla darbe karşıtı protesto gösterileri organize etmiştir. Bu gösteriler her gün devam etmiş ancak etkisi giderek zayıflamıştır. OHAL uygulaması çerçevesinde alınan güvenlik önlemleri ve tutuklamaların tüm hızıyla devam etmesi gibi etkenler, gösterilerin hacminin küçülmesinde ve etkisinin zayıflamasında oldukça etkili olmuştur.
 
5 Eylül 2013 tarihinde İçişleri Bakanı Muhammed İbrahim'in konvoyuna yapılan saldırıdan sonra OHAL ile ilgili tartışmalar yeniden alevlenmiştir. İçişleri Bakanı İbrahim'in evinin yakınlarında konvoyuna yapılan saldırının ardından devlet sürekli ''terörle mücadele'' kavramını zikretmiştir. Muhammed İbrahim ise yaptığı açıklamada, Rabiat'ül Adeviye ve Nahda meydanlarındaki eylemlere yönelik operasyonların ardından bu tarz eylemleri gerçekleşmesini beklediklerini söylemiştir.(3) İçişleri Bakanı’nın bu tarz eylemlerle darbe karşıtı protesto gösterileri arasında bağ kurarak, Müslüman Kardeşler'e yönelik tutuklamaların ve sindirme kampanyasının haklılığını kanıtlamaya çalışmıştır.
 
Ancak Müslüman Kardeşler Teşkilatı ve darbe karşıtı Ulusal İttifak, konuyla ilgili bir beyan yayınlayarak, saldırıyı kınadığını açıkladı. Yine geçmiş yıllarda ismi sürekli şiddet eylemleriyle anılan Cemaat-i İslamiye, saldırıyla herhangi bir bağlantısının olmadığını belirtti.  Darbe karşıtı Ulusal İttifak, İçişleri Bakanı’na yönelik yapılan bu eylemin OHAL süresinin uzatılması için kullanılabileceğini açıkladı.(4)
 
Yönetimin bir aylık sürenin bitiminde OHAL uygulamasının sona ereceğine ilişkin kesin bir açıklama yapmaması ve bunu ülkedeki güvenlik durumuna bağlanması OHAL'in uzatılacağına yönelik öngörüleri güçlendirmektedir. ''Terörle mücadelenin devam edeceği'' şeklindeki ifadelerin yetkililer tarafından sık sık telaffuz edilmesi de buna bir işaret olarak görülebilir.  OHAL'in uzatılmasının kararlaştırılması durumunda ise devlet ''terörle mücadele'' söyleminin geçerliliğini korumak için şiddettin kaynağı olarak gördüğü Müslüman Kardeşler Teşkilatı ve darbe karşıtı eylemlere yönelik sindirme politikasını sert bir şekilde devam ettireceği anlamına gelmektedir. Bu da Müslüman Kardeşler'in en azından yakın bir zaman içinde siyasi sürece tekrar dahil olmasının önünü daha da zorlaştıracaktır.
 
Sina Yarımadası Muhammed Mursi'nin askeri darbeyle görevden alınmasının ardından en fazla şiddet eylemlerinin görüldüğü bölge olmuştur. Son dönemlerde sürekli olarak silahlı saldırılar ve askeri operasyonlarla gündeme gelen Sina'da darbeden sonra ordunun kontrolü sağlamakta zorlandığı bir bölge olmuştur. Askeri darbeden sonra, hemen hemen her gün bölgeden şiddet haberleri gelmeye devam etmektedir. Ordu, bölgede radikal dinci gruplara karşı mücadele edildiğini ve geniş kapsamlı operasyonlar düzenlendiğini belirtmektedir. Bu operasyonların kısa bir zaman dilimi içinde bitmesi ve Sina Yarımadası'nın tamamen istikrara kavuşması da en azından şimdilik çok zor görünmektedir. Dolayısıyla 14 Ağustos'ta ilan edilen OHAL uygulamasının süresinde uzatmaya gidilmemesi durumunda, uygulamanın Kuzey Sina bölgesinde devam ettirilmesi güçlü bir ihtimal olarak görülmektedir.
  
(1) Al Mogaz, http://almogaz.com/news/politics/2013/09/04/1079615
(2) Vetogate, http://www.vetogate.com/567238#.UinbZ5QVA5s
(3) Ahram, http://gate.ahram.org.eg/News/391749.aspx
(4) Masrawy, http://www.masrawy.com/news/Egypt/Politics/2013/September/5/5710520.aspx

Semir Yorulmaz  asdasd

Semir Yorulmaz

Tüm Yazılarını Gör

Başlıklar

Bu Yazıyı Paylaşın
Yazdır

Benzer Yayınlar