Arama Yapın

Aramak istediğiniz kelimeyi yazın

Koordinatörlükler

Rusya’nın ABD/İsrail-İran Savaşına Yaklaşımı: Temkinli Destek ve Stratejik Mesafe

28 Şubat 2026 tarihinde ABD’nin İran’daki nükleer ve askeri hedeflere yönelik yoğun bombardımanlarıyla başlayan ABD/İsrail-İran savaşı ikinci haftasını tamamlarken İran’ın karşı saldırılarını Hürmüz Boğazı ve Basra Körfezi çevresinde yoğunlaştırması çatışmanın daha ilk günlerinden itibaren bölgesel ve küresel etkiler üretmesine yol açtı. İran’ın Körfez’deki enerji akışını hedef alan askeri hamleleri petrol piyasalarında ciddi dalgalanmalara neden olurken bölgedeki ABD askeri varlığı da doğrudan hedef hâline geldi. Hürmüz Boğazı çevresinde artan askeri hareketlilik yalnızca bölgesel güvenlik dengelerini değil küresel enerji piyasalarını da etkilemeye başladı. Küresel petrol ticaretinin önemli bir kısmının geçtiği bu dar su yolunun güvenliği konusunda ortaya çıkan belirsizlikler enerji piyasalarında risk priminin hızla yükselmesine neden oldu. Krizin yalnızca Ortadoğu ile sınırlı kalmayabileceği kısa sürede anlaşılırken küresel güçlerin çatışmaya nasıl tepki vereceği de önem kazandı.

Bu çerçevede Rusya’nın tutumu uluslararası tartışmaların önemli başlıklarından biri hâline geldi. Moskova savaşın başından itibaren ABD’yi kınayan ve İran’a siyasi destek veren bir söylem çerçevesinde temkinli bir yaklaşım geliştirmiş görünmektedir. Rusya’nın bu yaklaşımının savaşın gidişatına bağlı olarak belirli ölçüde güncellenmesi mümkün olsa da sahaya oyun değiştirici biçimde doğrudan dahil olması kısa vadede beklenmemektedir.

Rusya’nın Stratejik Öncelikleri ve İran

Rusya’nın savaşa yönelik politikasının genel dış politika öncelikleri ile uyumlu şekilde geliştiğini söylemek mümkündür. Ukrayna Savaşı’ndan galibiyetle çıkmak hâlen Rusya dış politikasının en üst önceliğini oluşturmaktadır. Bununla birlikte Vladimir Putin’in 2000’li yılların başında iktidara gelmesinden itibaren Moskova’nın uzun vadeli stratejik hedeflerinden biri ABD’nin küresel hegemonyasını sınırlamak ve uluslararası sistemde daha çok kutuplu bir düzenin oluşmasına katkı sağlamaktır. Rus dış politika söyleminde son yıllarda sıkça dile getirilen “çok kutuplu dünya” vurgusu bu stratejik perspektifin bir yansımasıdır.

Bu çerçevede Moskova Batı merkezli uluslararası düzenin zayıflamasını ve farklı güç merkezlerinin daha görünür hâle gelmesini kendi jeopolitik çıkarları açısından olumlu bir gelişme olarak değerlendirmektedir. Rusya’nın İran da dahil olmak üzere Batı dışındaki aktörlerle geliştirdiği ilişkiler de büyük ölçüde bu çerçeve içinde anlam kazanmaktadır. Bununla birlikte Moskova bu ilişkileri Batı’ya karşı oluşturulan resmi ittifaklar şeklinde kurmaktan özellikle kaçınmakta ve daha esnek bir iş birliği modelini tercih etmektedir. Bu yaklaşım Rusya’nın farklı aktörlerle aynı anda ilişkilerini sürdürebilmesine ve krizler karşısında daha geniş bir hareket alanına sahip olmasına imkân tanımaktadır.

Rusya ile İran arasındaki ilişkiler özellikle Suriye iç savaşı sırasında sahada yürütülen yakın askeri iş birliği sayesinde yeni bir boyut kazanmıştır. Suriye’de Esad rejimini ayakta tutmak amacıyla yürütülen ortak operasyonlar iki ülkenin askeri ve güvenlik kurumları arasında yoğun bir koordinasyon doğurmuştur. Rusya hava gücü ve askeri planlama kapasitesiyle sahada belirleyici bir rol oynarken İran da sahadaki milis ağları ve kara unsurları üzerinden rejime önemli destek sağlamıştır. Bu iş birliği zamanla iki ülke arasında güvenlik alanında daha geniş bir temas zemini oluşturmuştur.

Ukrayna savaşının başlamasından sonra ise İran’ın Rusya’ya sağladığı insansız hava araçları ve bazı askeri teknolojiler bu ilişkinin güvenlik boyutunu daha görünür hâle getirmiştir. Bu gelişmeler iki ülke arasında stratejik yakınlaşma olduğu yönündeki yorumları güçlendirmiştir. Bununla birlikte Moskova ile Tahran arasındaki ilişki bir ittifak niteliği taşımamaktadır ve iki ülke arasında karşılıklı savunma yükümlülüğü bulunmamaktadır. Bu nedenle İran’ın ABD ve İsrail ile savaşa girmesi Rusya’yı otomatik olarak çatışmanın tarafı hâline getirmemektedir.

Moskova’nın Temkinli Tutumunun Nedenleri

Rusya’nın temel dış politika önceliklerinin yanı sıra krize temkinli yaklaşmasının arkasında birkaç önemli faktör bulunmaktadır. İlk olarak Rusya hâlâ Ukrayna’daki savaşın içindedir ve askeri kapasitesinin önemli bir bölümü bu cepheye bağlıdır. Bu nedenle Moskova açısından ABD ile farklı bir bölgede doğrudan askeri karşılaşmaya girmek ciddi riskler doğuracaktır. İki farklı cephede büyük güçlerle eş zamanlı bir çatışma yürütmek Rusya açısından sürdürülebilir bir strateji olarak görülmemektedir.

İkinci olarak Rusya ile İsrail arasındaki ilişkiler tamamen kopmuş değildir. İsrail’de önemli bir Rusça konuşan nüfus bulunmaktadır ve Moskova uzun yıllardır Tel Aviv ile pragmatik bir ilişki sürdürmeyi tercih etmektedir. Suriye iç savaşı sırasında dahi Rusya ve İsrail arasında askeri koordinasyon mekanizmaları kurulmuş ve iki tarafın doğrudan çatışmaya girmesini engelleyen bir iletişim hattı oluşturulmuştur. Bu nedenle Kremlin İran ile ilişkilerini sürdürürken İsrail ile doğrudan bir gerilim hattı oluşturmak istememektedir. Bu tablo Rusya’nın krize yaklaşımında temkinli ve sınırlı bir destek politikasını tercih ettiğini göstermektedir.

Öte yandan mevcut savaş Rusya açısından bazı stratejik fırsatlar da ortaya çıkarmaktadır. ABD’nin Ortadoğu’da büyük bir askeri krizin içine girmesi Washington’un dikkatinin ve kaynaklarının bir kısmının bu bölgeye yönelmesine yol açmaktadır. Böyle bir durum Ukrayna savaşında Rusya üzerindeki baskının görece azalmasına katkı sağlayabilir. Ayrıca Hürmüz Boğazı çevresinde artan güvenlik riskleri petrol fiyatlarının yükselmesine neden olmaktadır. Enerji ihracatı Rusya ekonomisinin temel gelir kaynaklarından biri olduğu için petrol fiyatlarındaki artış Moskova açısından ekonomik açıdan olumlu sonuçlar doğurabilmektedir. Bu nedenle İran ile ABD ve İsrail arasında yaşanan çatışma Rusya açısından yalnızca riskler değil aynı zamanda bazı fırsatlar da barındırmaktadır.

Rusya’nın Stratejisinin Söylem ve Eylem Düzlemindeki Yansımaları

Bu çerçevede Rusya’nın tepkileri büyük ölçüde diplomatik kınamalar ve sınırlı güvenlik desteğiyle sınırlı kalmıştır. Savaşın başlamasının hemen ardından Rusya Dışişleri Bakanlığı ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarını önceden planlanmış ve sebepsiz bir silahlı saldırganlık eylemi olarak nitelendirmiş ve bunun uluslararası hukukun ihlali olduğunu vurgulamıştır. Dışişleri Sözcüsü Maria Zakharova Washington’un İran’ı hayali bir tehdit üzerinden hedef aldığını ve İranlılara liderlerini devirmeleri yönünde yapılan çağrıların ikiyüzlü ve insanlık dışı olduğunu belirtmiştir. Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ise saldırıların yalnızca bölgesel istikrarı bozmakla kalmayacağını aynı zamanda Ortadoğu’da nükleer silah edinme eğilimini de tetikleyebileceğini ifade etmiştir. Kremlin Sözcüsü Dmitry Peskov ise daha temkinli bir ton kullanarak söz konusu çatışmanın Rusya’nın savaşı olmadığını ve Moskova’nın doğrudan askeri bir rol üstlenmeyeceğini açıkça dile getirmiştir. Bu söylem Moskova’nın uzun süredir sürdürdüğü ABD karşıtı dış politika çizgisiyle uyumludur ancak İran açısından doğrudan askeri bir karşılık üretmemektedir.

Son günlerde gündeme gelen Moskova’nın İran’a bazı istihbarat bilgileri sağladığına dair iddialar da bu çerçevede ele alınmalıdır. Bu iddiaların doğru olduğu varsayıldığında Rusya’nın inkâr edilebilirlik sınırının altında İran’a sağladığı bu tür destek hem ABD’ye maliyet üretmekte hem de Moskova’nın stratejik duruşunu pekiştirmektedir.

Genel tabloya bakıldığında Rusya’nın ABD/İsrail-İran savaşına yaklaşımının büyük ölçüde stratejik hesaplarla şekillendiği görülmektedir. Moskova İran yanlısı ve ABD karşıtı bir tutum ve söylem benimsemiştir. Ancak Ukrayna savaşı devam ederken ABD ile doğrudan bir askeri karşılaşmaya girmekten de özellikle kaçınmaktadır. Bu nedenle Kremlin hem İran ile ilişkilerini korumaya hem de çatışmanın doğrudan tarafı olmaktan uzak durmaya çalışan dengeli bir politika izlemektedir. Savaşın seyri uzadıkça bu temkinli yaklaşımın devam etmesi muhtemel görünmektedir.

ORSAM  asdasd

Muhammet KOÇAK

Tüm Yazılarını Gör

Başlıklar

Bu Yazıyı Paylaşın
Yazdır

Benzer Yayınlar