Gül Atmaca, Araştırmacı, [email protected]
Bugünlerde İran ile haberlere bakınca daha çok nükleer programı, buna dair kuşkular ve tepkiler başı çekiyor. İran toplumunda neler olup bittiğine dair çok fazla haber yok. Oysa, bu ülke daha geçen yaz cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ardından meydana gelen gösterilerle çalkalanmıyor muydu? Ne oldu da bu haberler kesildi? Ya muhalifler “Yeşil Devrim”i yapmaktan vazgeçti ya da son derece sert önlemler yüzünden sesleri kısıldı. Tarih ve doğa yasaları bir yerde hareket başlamışsa onun artık durdurulamayacağını söyler, bu durumda bize ikinci şıkka bakmak kalıyor. İran’da yönetim, gösterileri kanlı bir şekilde bastırdıktan sonra muhalifleri üzerindeki baskısını her geçen gün daha da ağırlaştırdı. Muhalefet liderleri ev hapsine alındı, yine aralarında siyasetçi, gazeteci, sanatçı ve öğrencilerin de olduğu muhalifler gözlatına alınıyor, hapse atılıyor. Gazete ve internet sayfaları sansürleniyor. İfade ve basın özgürlüğü hiç olmadığı kadar ayaklar altına alınıyor. Bu yazının konusu olan muhalif ulema da bu baskıdan payını fazlasıyla alıyor. İran’da yönetimin bazı din adamlarına uyguladığı baskının son örneği, Büyük Ayetullah Yusuf Sanei ve Büyük Ayetullah Asedullah Bayat-Zencani’nin web sayfalarının bir kaç gün önce bloke edilmesi oldu. Yine muhalif bir başka din adamı Büyük Ayetullah Ali Muhammed Dastgheib’in sayfası geçen ayın başlarında bloke edilmişti. Söz konusu sayfaları açmak istediğinizde, İran’da bloke edilen her sayfada olduğu gibi burada da evlilikle ilgili tavsiyeler, resmi haber ajansı ya da İran Dini Lideri Ayetullah Ali Hamaney’in resmi sayfası türünden linkler olan bir filtrelemeyle karşılaşıyorsunuz. Fakat, Sanei’nin sayfasına yasal olmayan filtre çözücü programla girenler, Büyük Ayetullah’ın makamının “ibadet, siyaset ve kültürel direniş” alanlarında taraftarlarına açık olmaya devam ettiği” açıklamasını görüyorlar. Aynı açıklamada, “İfade özgürlüğünün İslamiyette vurgulandığını da belirtmeden geçmeyelim” cümlesi dikkat çekiyor. Ayetullahlardan Çağrı Ayetullahların web sayfalarına uygulanan bu sansür, İran yönetimiyle aralarının ne denli açıldığının da göstergesi. Hatırlanırsa geçen yıl ki olaylar sırasında Ayetullahlar ikiye bölünmüştü. Örneğin, Büyük Ayetullah Abdülkerim Musavi Ardabili, iktidardan cumhurbaşkanlığı seçimi sonuçlarına itiraz eden adayların şikayetini hassasiyetle incelemesini ve inandırıcı bir karar vermesini istemişti. Ardabili, konuyla ilgili yetkililerden bu şikayetleri halkı tatmin edecek şekilde çabucak, isabetli ve yansız bir şekilde değerlendirmeleri talebinde bulunmuştu. İran’da muhalif Ayetullahlar “tartışmalı” seçimlerde yeniden cumhurbaşkanı seçilen Ahmedinejad’ı kutlamamışlardı bile. Hem Sanei hem de Bayat-Zencani, seçimlerin ardından başlayan gösterilerin şiddet uygulanarak bastırılmasını kınamışlardı. İran’da yönetimin din adamlarının muhalefetini bastırmak için başvurduğu yol internetle sınırlı değil; Sanei, Dastgheib, “Yeşil Devrim”in ruhani lideri kabul edilen ve bugün hayatta olmayan Büyük Ayetullah Hüseyin Ali Muntazeri’nin makamlarına hükümet yanlısı güçler tarafından saldırılarda bulunulmuştu. Muntazeri’nin geçen yılın Aralık ayındaki cenazesi de hükümet karşıtı göstericilerle güvenlik güçleri arasındaki çatışmalara sahne olmuştu. Bu arada, İran’da din adamlarının da yer aldığı muhalif hareketin rejimle değil, rejimin işleyiş biçimiyle bir derdi olduğunu söylemeye gerek var mı bilemiyorum. Çünkü “Yeşil Devrim” in başını çeken Mir Hüseyin Musavi de dahil muhalif önderler rejimin içinden gelen, bir zamanlar Humeyni’nin yakın çevresinde bulunmuş insanlar. Bugün rejim içindeki çekişmelerin diğer bir deyişle güç savaşının kökeni de Humeyni dönemine kadar uzanıyor. Bunlardan birisi de Hamaney ile Musavi arasında yaşananlar. Tartışmaların Odağındaki Ruhani Lider İran’ın azeri kökenli Ruhani Lideri Ali Hüseyni Hamaney Meşhed doğumlu. Humeyni hareketenin içinde 1960’lı yıllarda yer almaya başladı. Şah rejimi döneminde defalarca hapse atıldı. İslam Devrimi’nden sonra Tahran’da Ebuzer Camisi’nde vaaz verdiği sırada kayıt cihazına yerleştirilen bombanın patlamasıyla yaralandı. Sağ kolu, çiğerleri ve ses telleri zarar gördü. Hamaney, 1981 yılının Ağustos ayında Cumhurbaşkanı oldu. Koyu bir muhafazakâr olan Hamaney, o günlerde Humeyni rejiminin sol tarafını temsil eden Başbakan Musavi ile anlaşmazlığa düştü. Meclis, Musavi’nin yanında yer aldı. Humeyni, müdahele ederek partiyi lağvetti. Hamaney ile Musavi arasındaki çekişmenin tohumları da o günlerde atılmış oldu. Bugün, Hamaney’e sıkça yöneltilen eleştirilerin başında dini lider olmak için gerekli vasıfları taşımaması yer alıyor. Bazı çevreler onu “güçlü pozisyondaki zayıf” adam olarak tanımlıyorlar. Muhalif Ayetullah Dastgheib, kendisinin de üyesi olduğu Danışmanlar Meclisi’ne Anayasa’nın kendisine verdiği kutsal yetkiyi kullanarak Hamaney’in performansını gözden geçirmesi gibi tabu yıkan bir çağrıda bulunduktan sonra muhafazakâr çevrelerin hedefi olmuştu. Eski Cumhurbaşkanı Hüccetülislam Ali Ekber Rafsancani de geçen yıl Kum kentine gidip Ayetullahları Hamaney’in tarafsızlığını yitirdiği konusunda ikna etmeye çalışmıştı. Bu arada, muhalif din adamlarının web sayfalarına son günlerde sansür uygulanmasının Hamaney’in Kum’a yapacağı ziyarete denk gelmesine dikkat çekiliyor. İnternetteki muhalif sayfalar, Hamaney’in Kum’dan beklediği desteği alamayacağını düşünerek geziyi bir kaç kez iptal ettiğini iddia etmişlerdi. Yani, Hamaney’in ruhani liderliği epey tartışmalı bir konu. Ne var ki din adamları ve onların ekonomik açıdan güçlü vakıflarının yer aldığı ağda geniş bir çevresi var. Devrim Muhafızları ve askerle de sıkı ilişkileri mevcut. Bu da gücü elinde bulunduruyor anlamına geliyor.
İran’da Geçen Yıl Olanlar
İran’da geçen yıl haziran ayındaki cumhurbaşkanlığı seçimlerini Mahmud Ahmedinejad’ın yüzde 62.6 oy alarak kazandığının açıklanmasının ardından rakibi Musavi taraftarları sokaklara dökülmüştü. Muhalifler, seçimlere hile karıştığını ileri sürerek seçimin iptalini istemişlerdi. Tabi ki seçimler iptal edilmedi. Gösteriler ise yönetim tarafından kanlı bir şekilde bastırıldı. Besic milisinin kurşunuyla can veren Nida Sultan adlı gösterici ise “yeşil devrim” in sembolü oldu. Musavi’nin seçim öncesi kurduğu Oy Bekçileri Konseyi'nin iddiasına göre Musavi 19 milyon ve Ahmedinejad ise diğer aday Mehdi Kerrubi’nin gerisinde kalarak sadece 5.7 milyon oy almıştı. Seçim sonuçlarının şaibeli olduğunu iddia eden Musavi'ye İran’ın Kum kentindeki dini otoritelerinden de destek gelmişti. Bugüne baktığımızda ise Musavi’nin sesini pek duyamıyoruz. Kendisine destek veren din adamlarının yaşadığı baskıları ise yazıda dilimizin döndüğünce anlatmaya çalıştık…